blank
  • Bu konu 4 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son 15 yıl önce eces77 tarafından güncellenmiştir.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #20420
    eces77
    Üye

    Merhaba,
    Benim Mayıs, 93 doğumlu bir Van kedi kızım var. Van kedisi ama gözleri farklı renklerde değil, kehribar renginde. Hiç çiftleşmedi, doğum yapmadı, 16 aylıkken kısırlaştırma operasyonu geçirdi. Çok düşkün olduğu biz dışında kimseye sokulmuyor, hatta misafir gördüğünde nereye saklandığını biz bile zor buluyoruz, başka kedilere tahammül edemiyor. 11 yaşına kadar tüm aşıları yapıldı ancak görüştüğümüz veteriner hekimler 10 yaşından sonra aşıya gerek yok dedikleri için bir daha yaptırmadık.

    Şehirlerarası taşınma sonucunda iklim değişikliğinden kulak iltihabı oldu, kulağından kahve telvesi gibi akıntı ve ağzından da şeffaf bir salya aktı ama veterineri sayesinde tedavisi çabuk sürdü ve iyileşti.

    Mama seçen bir kedi olmasına rağmen yine de pek çok şeyi iştahla yer ancak ağırlıklı olarak kuru mama (son üç yıldır profesyonel kuru mamalar, öncesinde marketlerde satılan kuru ve konserve mamalar) ile besleniyor, kokusu hoşuna gittiyse bizim yediklerimize dikiyor bakışlarını ve az miktarda da olsa yiyor. Çiğ besin yemediği ve evden dışarı çıkmadığı için son yıllarda sadece parazit tasması kullanıyoruz, ayrıca ilaç kullanmıyoruz. Süt içmeyi seven bir kedi değil, annesini de 2 ay ancak emmişti. Tesadüfen diyet süt içmeyi sevdiğini farkettik ve nadiren de olsa süt içiyor. Ancak su içmeye çok meraklı. Evde çeşitli yerlerde temiz su kabı bulundurmamıza rağmen illa musluktan akan suyu içeçek. Bu nedenle sık sık musluk başında miyavlıyor. Son zamanlarda eskiye oranla daha da çok su içer oldu, musluğu devamlı açık bıraksak hiç ayrılmayacak başından Çok su içmesinin nedeni şekerinin yüksek olmasıymış; kan tahlili sonucu aşırı yüksek çıkmadı ve veterinerimiz herhangi bir tavsiyede bulunmadı; ancak ben internette araştırıyorum neler yapmamız lazım diye.

    Dışkısında herhangi bir anormallik yok, zaman zaman ot yemeden ya da birkaç tur deli deli koşmadan kakasını yapamadığını farkediyoruz ama bunun da normal olduğunu düşünüyoruz. Ancak çok sık idrara çıkıyor ve idrarı çok kötü kokuyor. Çok titiz ve kuralcı bir kedi olduğundan kumunu çok sık değiştiriyoruz ama yine de kokuyor.

    Bir başka endişemiz de zaman zaman, mesela yataktan yere zıpladığında ya da yattığı yerden kalkıp ilk adımlarını attığında bedeninden gelen, duyması aslında zor olan çıt çıt sesleri. Tırnaklarını kestiğimiz için ve halı üzerinde yürüdüğünden patilerinden çıkıyor olamaz o sesler. Kırık, çıkık gibi bir durum da yok, öyle olsa evin içinde deli deli koşturup pencerelerden gördüğü kuşları yakalamaya çalışmaz ya da bizimle oyun
    oynayamazdı diye düşünüyoruz. Veterinere götürdük fakat muayene sonucunda bir sorun olmadığını söyledi. Bu çıt çıt sesleri normal midir ya da neden kaynaklanıyor olabilir?

    Bu arada, 2007 eylül’ünden beri bizi çok korkutuyor. Dışarıdan gelen gürültü (sokaktaki kazı çalışması, helikopter, ani fren sesi, vs.) veya ev içinde bizim telefona ya da kapıya koşmamız gibi ani hareketlerimiz sonucunda sara nöbetini andıran bir nöbet geçiriyor. Yan yatıyor, arka bacakları güçsüzleşiyor ve bisiklet pedalı çevirir gibi kıvranıyor, başını yere çeviriyor, burnunu boynuna doğru eğerek yere yaslıyor. O sırada bilinci açık çünkü kucağımıza almak istersek tepki veriyor ya da sözlerimize bakışlarıyla cevap veriyor. Bazen çok kısa sürüyor bu nöbetler, bazense beş dakikaya kadar sürüyor. Akabinde kendine geliyor ve sanki hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyor.

    Bir kere de masadan aşağı inmeye çalışırken parke üzerinde kaydı ve arka
    bacakları kasıldı, ön bacak hizasından arkası tutmadı bir süre ve yana doğru kaydı, arka sağ bacağı özellikle tutulmuş gibi kaldı. O telaşla en sevdiği yere doğru ön bacaklarıyla yürümeye çalışarak ama aslında sürüklenerek çıktı, tutmamıza izin vermeden. Kırık olabilir endişesiyle de apar topar kucaklamak istemedik. Bir süre çok ağır hareket ederek, hatta sol ön bacağını havada asılı tutarak oturdu, başını öne eğdi. Kanı çekildi resmen, kulakları pespembeyken bembeyaz oldu.

    İki ayrı veterinere götürdük, ikisi de tam bir teşhis koyamadı ancak sakin olmamızı, nöbetleri takip etmemizi, serin ya da yağışlı havalarda daha çok oluyorsa hemen elektrik sobası önüne getirip bacaklarına masaj yapmamızı ve kızımızı okşayarak onu sakinleştirici sözler söylememizi tavsiye ettiler. Bu nöbetleri bazen aylarca geçirmiyor, bazense günaşırı geçiriyor ve haliyle hiçbirisi veterinerdeyken denk gelmiyor; o anki telaşla nöbeti videoya çekmeyi akıl edemiyoruz. Bir veteriner ise 24 saat açlık sonrası kan tahlili yaptı ve sonucunda şekerinin üst sınırın az üstünde olduğunu ama daha önemlisi fosfor ve kanındaki alyuvarların azaldığını söylemişti. Mama değişimi yapıldı ve bu mamayla (Purina-Ördek) bu sorunların giderileceği belirtildi. Bu yeni mamayla birlikte takiplerimiz sonucunda uzunca bir süre hareketlerinde bir anormallik yoktu. Belirgin şekilde kilo verdi ve kilo vermesiyle birlikte nöbet geçimez olmuştu ama yine başladı nöbetleri.

    Zaman zaman bacaklarından kaynaklanan bir sorunu var; otururken, yatarken ve gerinirken zorluk çekiyor; akabinde ayaklandığında da hafif topallayarak yürüyebiliyor. Bazen yatarak gerinmeye çalışırken arka bacakları kasılıyor, başını dik tutamaz gibi oluyor, burnu yere düşüyor.

    Geçen mayıs ayında ise birden bire halsizleşti, iştahı azaldı ve kabız oldu. İlk gün hava ısısındaki ani artıştan kaynaklanabileceğini düşündük ancak geçmeyince veterinere götürdük. US ile incelendi ve kan tahlilleri yapıldı. Zehirlenmeden şüphelendi. O sırada İzmir şehir sularındaki arsenik miktarındaki fazlalıktan kaynaklanıyor olabilir çünkü her ne kadar düzenli olarak temiz içme suyu versek de o yine de musluktan içmek için yapmadığını bırakmıyor. İnsanlarda sarılığa neden olan bakterinin yüksek miktarda çıktığını söyleyerek bunun için bir antibiyotik verdi. İştahını açmak içinse diazem verdi. Bir de vitamin. Böbrek ve bağırsak fonksiyonlarında herhangi bir azalma yokmuş. On gün sonunda iyileşti.

    Bu arada, sol bacağında, tam dizinin dış tarafında bir yağ bezesi oluşmuştu, önce mercimek tanesi kadardı ama sonra biraz daha büyüdü, şimdi bir fındık kadar. Veterinerimiz bunun bir yağ bezesi olduğunu söyleyerek içimizi rahatlattı ve arada parmaklarımızla kontrol etmemizi öğütlemişti; eğer bilye gibi tutabiliyorsanız yağ bezesidir; yok eğer
    tutamıyorsanız, deriye yapışıksa tümördür demişti. Şükür elimize geliyor ancak yürümesini ve hareketlerini engelliyor bence.

    Tüm bunların üstüne, son iki haftadır nedenini çözemediğimiz bir miyavlama sendromu var. Her gece yarısı ve her gece bir gece öncekinden daha erken bir saatte miyavlamaya başlıyor. Azgın ya da kavga eden kedilerin hani kalın bir tondan miyavlaması vardır ya, onun gibi. Kapalı bir kapı varsa orayı açtırıyor, odaya girip anında dışarı çıkıyor, koridorda miyavlıyor, pencerenin önünde miyavlıyor, kurtlar gibi başını tavana kaldırıp miyavlıyor, sevilsin diye miyavlıyor, sevince de kucağımızdan inmek için miyavlıyor, mama kabının önünde miyavlıyor, zaten maması var ama yine de miyavlıyor, başka mama veriyoruz, ona da miyavlıyor… Gardroba girmek istiyor, açıyoruz kapısını, yatıyor, beş dakika geçmeden kalkıp yine miyavlıyor. Ne istiyorsa yapıyoruz ama yine de miyavlıyor. Herkesi uyandırıyor, hepimizi uyku sersemi ediyor, uykumuz kaçıyor, biz oturuyoruz, bu sefer de o birimizin yatağına girip kendisi uyuyor ve bütün gün hiç ses çıkarmadan yatıyor, camdan sokağı, kuşları seyrediyor, mamasını yiyor, uyuyor; gece 3 oldu mu başlıyor miyavlamaya. Kedim delirdi mi? O delirmediyse bile biz delirmek üzereyiz; yakında apartmandan atılabiliriz!

    Güvenilir veteriner bulabilmek de ayrı bir mesele. İzmir’den (özellikle Karşıyaka-Bostanlı) okuyanlar varsa ve önerebilecekleri isimler varsa çok memnun olurum.

    Detaylı anlattım ama yorumlayabilmeyi kolaylaştırmak için çok net bir pisi profili çizmek istedim.

    Yorumlarınız için şimdiden teşekkürler.

    #72521

    Merhabalar….

    Öncelikle Kedilerin 7-8 yaşlarından sonra yaşlanmaya başlayan kedi olduklarını kabul ederek başlayalım…..

    …………………kan tahlili sonucu aşırı yüksek çıkmadı ve veterinerimiz herhangi bir tavsiyede bulunmadı; ancak ben internette araştırıyorum neler yapmamız lazım diye. ……….

    –Kedilerde aşırı derecede su içme normal bir davranış değildir…Bu davranış diyabet hastalığını düşündürsede böbrek rahatsızlıkları ve bazı metabolik hastalıklarda da fazla su içme isteği görülebilir ..Bu nedenle detaylı bir muayeneden geçmesi ve sorunun bulunması gerekir.Tabi en önemlisi yaşlanmaya bağlı oluşması normal olan böbrek yetmezliğide unutulmamalıdır…

    ……………..kumunu çok sık değiştiriyoruz ama yine de kokuyor. …………….
    –Pis kokulu idrarın değişik nedenleri vardır…Çiftleşme isteğindeki kedilerdeki hormonsal düzensizlikler,Üşütme ve gıda kaynaklı olan idrar kokmaları görülebilir..Bu ayrımı yapmak gerekir..

    ………..Bu çıt çıt sesleri normal midir ya da neden kaynaklanıyor olabilir? ………..
    –Bu yaştaki kedilerde eklem kireçlenmeleri normaldir, bol bol hareket ettirin,oynayın Korkuya gerek yok…

    ….Belirgin şekilde kilo verdi ve kilo vermesiyle birlikte nöbet geçimez olmuştu ama yine başladı nöbetleri.
    …..yine başladı nöbetleri.
    …..Kedim delirdi mi?
    –Bu anlattığınız durumlar özellikle yanlış gıda ile beslenen ve yaşlı kedilerde sıkça rastlanan bir durumdur…Hyperesthesia dediğimiz bu aşırı duyarlılık olayı çeşitli nedenlerle ortaya çıksa bile en önemli nedenleri dediğimiz gibi yaşlılık ve yanlış gıda beslenmeleridir…
    Tedavi olarak ise gıda düzenlerinin değiştirilmesi ve kedinizi gündüzleri fazlaca yormanızı tavsiye ederiz…

    #72549
    eces77
    Üye

    Cevabınız için ne kadar teşekkür etsem azdır; hemen ilgilenmeniz bizi çok memnun etti ve içimizi rahatlattınız.

    Dün akşam erkenden uykusu geldiği halde uyutmamak için çabaladık ve çok şükür bu sabah 6,5’da başladı miyavlamaya. Bu saate razıyız, çalar saat gibi uyandırmış olur hem de bizi.

    Yanlış besleniyor olasılığı pek çok sorun için vermiş olduğunuz neden olduğundan öncelikli olarak gıda değişimi yapmaya karar verdik. Son bir senedir veterinerimizin önerdiği “Royal Canin Exigent 35/50 Fussy Cats” yiyordu ağırlıklı olarak. Ondan önce de Purina Proplan Ördek.

    Diyabet, kireçlenme, yaşı, ekrem kireçlenmesi gibi sorunlarını göz önünde bulundurarak uygun mamayı araştırıyorum. Kızım mama konusunda seçicidir; başka kedilerin bayıldığı mamaları sevmeyebiliyor; bu nedenle önce küçük bir paket alıp denememiz gerekiyor; beğenirse devam ediyoruz. Sizin mama öneriniz varsa çok memnun oluruz.

    #72550

    Mamalar da artık çok çeşitlendi biliyorsunuz…

    “Özellikle üzerinde 7 yaş ve üzeri düşük aktiviteye sahip kediler için”

    yazan ürünleri tercih etmeniz yerinde olacaktır…

    #72717
    eces77
    Üye

    Tavsiyelerinize uyarak yeni bir mama deneyeceğiz bugün.
    Sonsuz teşekkürler Murat Bey!

5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.