blank
11 yazı görüntüleniyor - 1 ile 11 arası (toplam 11)
  • Yazar
    Yazılar
  • #19211

    Sen yoksun
    Boşuna yağıyor yağmur
    Birlikte ıslanmayacağız ki…
    Boşuna bu nehir
    Çırpınıp pırpırlanması
    Kıyısında oturup göremeyeceğiz ki…

    Uzar uzar gider
    Boşa yorulur yollar
    Birlikte yürüyemeyeceğiz ki…

    Özlemler de ayrılıklar da boşuna
    Öyle uzaklardayız

    Birlikte ağlayamayacağız ki…

    Seviyorum seni boşuna
    Boşuna yaşıyorum
    Yaşamı bölüşemeyeceğiz ki …

    Aziz Nesin

    #56951
    FeeLinG
    Üye

    Aziz Nesin, asıl adı Mehmet Nusret, 1915 yılında İstanbul’da doğdu.

    Türk gülmece yazarı. Gazetecilik, yayıncılık yaptı. Toplumun kimi tiplerini olağanüstü bir ustalıkla karikatürleştiren, bürokrasiyle alay eden, devlet çarkının işleyişindeki bozuklukları gülünçleştiren yapıtları, adının yurt sınırlarını aşarak başka ülkelerde de tanınmasını sağladı. Buna karşılık, savunduğu görüşlerden dolayı sık sık kovuşturmaya uğradı; yargılandı; hapis ve sürgün cezaları çekti. Toplumun her kesiminde, her gün yaşanan olayların çelişkili yanlarını, bunların doğurduğu gülünç durumları, her çevrede rastlanan tipleri konu edinen gülmece, romanlar yazdı.

    Yapıtlarında toplumsal bozuklukları, haksızlıkları, fırsatçılığı, bürokrasiyi, yanlış değer yargılarını kıyasıya eleştirdi. Çok geniş toplulukların kolayca sevebileceği canlı, hareketli, dolambaçsız bir anlatım yolu izledi. Bir yandan güldürürken, bir yandan da duygulandıran ve düşündüren bir yazar oldu. Onun anlattıklarına benzer terslikler, güldürücü olaylar, küçük insanı, ilerici aydını ezen bozukluklar geniş topluluklarca “Aziz Nesinlik olay” diye adlandırılmaya başlandı. Günlük olaylardan, gazete haberlerinden, politikadan esinlenen A. Nesin’e zaman zaman masallar ve halk hikâyeleri de çıkış noktası oldu. Hikâye ve romanlarındaki bu tür konular ve somut insan ilişkilerine karşılık, oyunlarında insanın kişiliği, ahlaksal, toplumsal konumu gibi temaları yer yer somutlamalara yönelerek işledi. Ancak alışılmış yapıtlarının çizgisini sürdüren oyunlar da yazdı; kimi yapıtları sahneye aktarıldı. Yapıtlarının geliriyle, kimsesiz ve yoksul çocukları meslek edininceye kadar yetiştirmek üzere Nesin Vakfı’nı (Çatalca) kurdu (1972). Mayıs 1993’te Aydınlık gazetesini çıkaran Aziz Nesin gazetenin başyazarlığını da üstlenmişti. 5 Temmuz 1995’de Çeşme’deki imza günü sonrası, saat 01.05’te öldü.[hr]
    İsmet İnönü
    İnönü, ‘Aziz Nesin’in her yazısını yeni Türkçe’nin bir ileri eseri olarak görmeye çalıştığını, bu inançla ve zevkle okuduğunu ‘ belirtikten sonra şunları söylemiştir: ‘Siyasi bakımdan bir yazısı aleyhimde olsa bile, onu da Türk Edebiyatı’nın ve dil devriminin bir başarısı sayarak değerlendiririm. Dilimizin, büyük amacına, az çok zaman geçse de mutlaka erişeceğine inanıyorum. Bu amaca varmada, Aziz Nesin adı, safta saygı kaplayanlardan biri olacaktır.(Akşam, 24.5.1969)

    Leonid Lenç
    Aziz Nesin, bugün, yazdığı ve yazmakta olduğu öyküler, anlatılar, yergi romanları ve oyunlarla ülkesinin onurudur. Fakat o sadece yazar değil, tıpkı yazarlık yeteneğinde olduğu gibi, zaptolunmaz bir toplumsal canlılığa sahip toplum eylemcisidir de.(Literaturnaya Gazetta, 16.3.1983)

    Cemal Süreya
    Aziz Nesin’in, çağdaşları arasında tek kaldığı kanısındayım.(…) Kısacası, Aziz Nesin sivri, ama tek nitelikteki sanatıyla benzersiz kalıyor, tek kalıyor. Her olay, her yeni gereç onun için bir öykü kapısıdır. (Politika, 26.2.1976)

    Yaşar Kemal
    Aziz Nesin’in bütün özellikleri, daha da çok direnme gücü, onu, çağımızın büyük bir güldürü yazarı yapmıştır. Gülmesini bilen yaratık, sevmesini de, düşünmesini de, oynamasını da bilir. Aziz’de tıpkı Nasrettin Hoca gibi güldürürken düşündürür de.(Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı, 1976)

    Server Tanilli
    O bir bayraktı… Büyük bir uyarıcıydı! Sarsıp silkeleyen bir aydındı! Türkiye’nin de bir şansıydı.. Böylesi bayrak açan aydınların kıtlığını yaşıyor dünyamız da.(11 Temmuz 1995, Cumhuriyet Aziz Nesin Özel Eki)

    kaynak:aziznesin.net[hr]
    – 1935’te Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirdi.
    -1937’de Ankara’da Harp Okulu’nu bitirip asteğmen oldu.
    -1939’da Askeri Fen Okulu’nu bitirdi. Bu dönemde bir yandan da Güzel Sanatlar Akademisi Süsleme Bölümü’ne devam etti. Bir röportajında ona bu eğitim hayatının ‘Fikri takip’ dedikleri şeyi getirdiğini belirtmiştir. Yaşamı boyunca sürdürdüğü ciddiyet ve iş disiplinini aldığı askeri eğitime borçludur.
    -1941’den başlayarak 2. Dünya Savaşı yıllarında 2 yıl Trakya’da çadırlı ordugahta görev yaptı
    -1945 yılında gazeteciliğe başladı
    -1946’da Sabahattin Ali’yle birlikte “Markopaşa” mizah gazetesini çıkardı.hararetle eleştirdiği Amerikan yardımının Türkiye üzerindeki emellerine değindiği henüz yayınlanmamış olan “Nereye Gidiyoruz?” adlı yazısı nedeniyle; 12 Ağustos 1947’de on ay ağır hapis ve üç ay on gün de Bursa’da “emniyet-i umumiye nezareti” altında bulundurulma cezasına çarptırıldı.
    -1948’de 2. kitabı olan ‘Azizname’ yi çıkardı.aşlamalardan oluşan bu kitap için İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı. 4 ay tutuklu olarak süren dava sonunda mahkumiyet almadı; ancak 1949 yılında İngiltere Prensesi Elizabeth, İran Şahı Rıza Pehlevi, Mısır Kralı Faruk birlikte Ankara’daki elçilikleri aracılığıyla Türkiye Dışişleri Bakanlığı’na resmen başvurarak, bir yazısında kendilerini aşağıladığı iddiasıyla aleyhine dava açınca 6 ay hapse mahkum edildi
    -1952’de İstanbul’da Levent’te bir dükkan kiraladı ve Oluş Kitabevi’ni açtı
    -Dolmuş”, (1955); “Yeni Gazete” (1957), “Akşam” (1958), “Tanin” (1960), “Günaydın” (1969), “Aydınlık” (1993) gibi dergi ve gazetelerde yayımlanan gülmece öyküleri, röportajlar ve fıkralarla Çağdaş Türk edebiyatının tanınmış ve en verimli kalemlerinden biri durumuna geldi.
    -1956’da Kemal Tahir’le birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.1958’de “Dolmuş-Karikatür” dergisi ile birleşerek 1963’e dek yayıncılığı tek başına sürdürdü. Bir yandan da Yeni Gazete, Akşam ve Tanin’de günlük köşe yazıları yazdı. 1962’de 42 sayı yaşayacak olan “Zübük” adlı mizah dergisini çıkardı.
    -1956 yılında İtalya’da (Bordighera’da) yapılan ve 22 ülkenin katıldığı Uluslararası Gülmece Yarışmasında ilk ödülü olan Altın Palmiye’yi ‘Kazan Töreni’ adlı öyküsüyle kazandı. Ertesi yıl aynı ödülü ‘Fil Hamdi’ adlı Öyküsüyle ikinci kez kazandı. İlk ödülünü 1960 yılında devlet hazinesine bağışladı.
    -Şubat 1963’te Yayınevinin yanması üzerine yazarlığı tek uğraş edindi.
    -1966’da Bulgaristan’da yapılan uluslararası gülmece yarışmasında birincilik ödülü olan Altın Kirpi’yi “Vatani Vazife” adlı öyküsüyle kazandı.
    -1968’de Milliyet Gazetesi’nin açtığı Karagöz oyunu yarışmasında “Üç Karagöz” oyunuyla birincilik ödülü aldı.
    -1969’da Moskova’da yapılan uluslararası gülmece yarışmasında “İnsanlar Uyanıyor” adlı öyküsüyle Krokodil birincilik ödülünü kazandı.
    -1970’de de Türk Dil Kurumu’nun oyun ödülünü “Çiçu” adlı oyunuyla kazandı
    -1972’de Nesin Vakfı’nı kurdu. Vakıf’ta, her yıl belirli sayıda alınan kimsesiz ve yoksul çocukların bakım ve eğitimlerini üstlendi.Kitaplarının tüm gelirini vakfa bıraktı
    -1974’te Asya-Afrika Yazarlar Birliği’nin Lotus ödülünü kazandı
    – 1976’da Bulgaristan’da Gabrovo kentinde düzenlenen gülmece kitabı uluslararası yarışmasında birinciliği elde ederek Hitar Petar ödülünü kazandı.
    -1977’de Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı seçilen Nesin, bu göreve uzun yıllar devam etti
    -1978’de “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” adlı romanıyla Madaralı roman ödülünü kazandı.
    -1982 Vietnam’daki Asya-Afrika Yazarlar Birliği toplantısından dönüşte Moskova’da kalp hastalığından hastaneye kaldırıldı. ‘Kalp Hastalıkları Araştırma Merkezi’nde bir ay kalarak tedavi gördü.
    -1983’de Amerika Birleşik Devletleri’nde Indiana Üniversitesi’nin düzenlediği uluslararası toplantıya çağrılan Nesin, pasaportu geri alındığı için bu toplantıya katılamadı
    -1984te Aydınlar Dilekçesi girişiminde bulundu
    -1985te İngitere’de PEN Kulüp onur üyeliğine seçildi.
    -1985te TÜYAP’ın düzenlediği ‘Halkın Seçtiği Yılın Yazarı’ ödülünü kazandı.
    -1989’da Sovyet Çocuk Fonu’nun ilk kez verilen ‘Tolstoy Altın Madalyası’na değer görüldü.
    -söyleşi ve imza günü için gittiği Çeşme Alaçatı’da, (Sivas Katliamı”nın 3. yıldönümünden 3 gün sonra) 5 Temmuz’u 6 Temmuz’a bağlayan gece sabaha karşı geçirdiği kalp kriziyle yaşama veda etti. Cenazesi Çeşme Cumhuriyet Savcısı’nın isteğiyle otopsi yapılmak üzere 6 Temmuz’da İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’ne getirildi. 7 Temmuz 1995’de vasiyeti gereği hiçbir tören yapılmaksızın ve yeri belli olmayacak şekilde Çatalca’daki Nesin Vakfı’nın bahçesine gömüldü[hr]
    ACILI GECENİN BİTİMİNDE

    Yaşadığımı işitmek istiyorum
    Bir ses uzaktan yakından ya da içimden
    Düşen yaprak örneğin
    Kağıt hışırtısı olsun
    Ya da eski tahtaları içten kemiren bir kurdun çıtırtısı
    Bir inilti derinden
    Damlayan su
    Bir elektrik düğmesi çıt diye
    Çok uzaklardan yankılanan duyulur duyulmaz
    İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
    Her ne olursa olsun bir ses
    Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

    Yaşadığımı görmek istiyorum
    Bir ışık uzaktan yakından ya da içimden
    Sesindeki pırıltıya
    Gözündeki ışıltıya benzer
    Bir kibrit çakımı
    Bir yanıp sönse yeter
    Sabahın yağan toz mavisi göğsünde çıplak
    Ya da gün batımı pembesi dudak
    Bir yıldırım hızında çizilsin
    Bir şimşekçe yazılsın karanlığım
    Bir fener ki uzaklığı bilinmeyen
    Bir yıldız parlayıp sönen
    Dişlerinin aydınlığını
    İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
    Her ne olursa olsun bir ışık
    Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

    Yaşadığımı duymak istiyorum
    Bir ısı uzaktan yakından ya da içimden
    Tenine ilk dokunduğum zamanki
    Elini ilk tuttuğum
    Yüreğimi kanatlandıran o titreşim
    Kanı geçiyor kanıma sandığım
    Öyle bir değdin ki varla yok arası
    Ve yanarken ateşten ellerim
    Yatak çarşafının apaklığında duyduğum serinlik
    Ve sevgiyi sende bulduğum ilk
    O ılıklığa değinmek yerine
    Uzak düşlerde olsa da yeter
    İçindeki mağaralarda besler büyütürüm
    Her ne olursa olsun bir değini
    Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

    Yaşadığımı koklamak istiyorum
    Bir koku uzaktan yakından ya da kendimden
    Kulak memelerinde şebboy
    Saçlarında o koku
    Ki öptükçe öpüldükçe büyüyen
    Her yel estikçe getirir düşlerime
    Koklarım çok uzaklardaki anılardan seviyi
    Bir yel esmiş mi esmemiş mi
    Bir kıpı dal oynasa
    Bir yaprak kıpırdasa
    Duyulur duyulmaz olsa da
    İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
    Her ne olursa olsun bir koku
    Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

    Yaşadığımı tatmak istiyorum
    Bir tat ki uzaktan yakından ya da kendimden
    Ağzımda dilimde damağımda
    Bir buruksu mutluluk sandığım
    Salt benim diye aldandığım
    Kendi yalanlarıma kandığım
    Arttı yaşadıkça duyduğum acı
    Yitirmemek için o acıyı çoğaltırım
    İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
    Her ne olursa olsun bir tat
    Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

    AZİZ NESİN

    #77335
    FeeLinG
    Üye

    Ölüme Eğilmek

    Uyumaya değil
    Rüyalarıma gidiyorum
    Orada yaşayacağım isteğimce
    Uyanıkken hiç yaşayamadığım

    Hepsi de gençti güzeldi
    Sevdim sevildim diye aldanarak
    Son gördüğüm onlar olacak
    Bunca yıldır sevgiye dayanamadığım

    Ölüme değil
    Sonsuzluğa gidiyorum
    Orda dinleneceğim gönlümce
    Yaşarken hiç mi hiç dinlenemediğim

    Kalemim yine elimde
    Kağıtlarım da önümde
    Son uykusunda düşecek başım
    Sağlığımda hiç eğmediğim

    Aziz Nesin

    #77336
    FeeLinG
    Üye

    Sen Söylemeden de Biliyorum

    Seziyorum ki kaçacaksın..
    Yalvaramam koşamam
    Ama sesini bırak bende
    Biliyorum ki kopacaksın
    Tutamam saçlarından
    Ama kokunu bırak bende
    Anlıyorum ki ayrılacaksın
    Cok yıkkınım yıkılamam
    Ama rengini bırak bende
    Duyumsuyorum ki yiteceksin
    En buyuk acim olacak
    Ama isini birak bende
    Ayrimsiyorum ki unutacaksin
    Aci kursun bir okyanus
    Ama tadini birak bende
    Nasil olsa gideceksin
    Hakkim yok durdurmaya
    AMA KENDINI BIRAK BENDE

    Aziz Nesin

    #77337
    FeeLinG
    Üye

    Yaşıyorum demek

    Cok merak edıyorum kendımı
    Basıma bırsey mı geldı
    Öldum mu kaldım mı
    Hıcbır haber yok kendımden
    Bu sabah kapımı caldım
    Kapıyı acan kendım
    Bır sure kendıme baktım
    Bu gulec yuz bendım
    Oh ne guzel bır sabah
    Bugun de yasıyorum demek
    Benden baska yok kımsem
    Benı merak edecek

    Aziz Nesin

    #77340
    FeeLinG
    Üye

    Aslında bu denli güzel kokmaz hiç bir karanfil,

    Onda seni kokladığımdan bunca güzel.

    Aslında bu denli güzel olmaz hiç bir Sarıyer,

    Orda seni öptüğümden bunca güzel.

    Aslında bunca güzel olmaz hiç bir dünya,

    Seni sevdiğim için dünya da böyle güzel.

    Aslında bu denli deli değildim sor kime istersen,

    Sevince seni delilik bile bak ne güzel.

    Aslında sen dünya güzeli değilsin,

    Sevdiğim için dünyada tek güzelsin…

    AZİZ NESİN

    #77341
    FeeLinG
    Üye

    DAR DÜNYA

    Yüreğim gövdeme sığmıyor
    Gövdem odama
    Odam evime sığmıyor
    Evim dünyaya
    Dünyam evrene sığmıyor
    Patlayacağım

    Acımın acısından susmuşum
    Ki suskunluğum göklere sığmıyor
    Böyle bir acıyı kimlere nasıl anlatacağım
    Gönül dar geliyor sevgime
    Kafam beynime
    Ah şakaklarım
    Çatlayacağım
    Anladım artık anladım
    Kimselere anlatamayacağım

    Aziz NESİN

    #77349
    FeeLinG
    Üye

    KENDİME ÖĞÜT

    Uslanma hiç hep deli kal
    Büyüme sakın çocuk kal
    Es deli deli böyle kal
    Son harmanında sevdanın
    Tüken toz toz savrula kal
    Suçüstü bulmalı ölüm
    Ölürken de sevdalı kal …

    #77350
    FeeLinG
    Üye

    EN GÜZEL

    Bu müze var ya bu müze
    Seninle gezerken güzel
    Kimseler yoksa salonda
    Seni öpmek en güzel
    Bu rakı var ya bu rakı
    Seninle içerken güzel
    Kimler olursa olsun varsın
    Rakılı ağzından öpmek en güzel
    İşte bu dünya var ya bu dünya
    Seninle yaşarken güzel
    Sen varsın ya sen
    Ancak benimleysen güzel

    #77352
    FeeLinG
    Üye

    Bağışla
    Ya zamanından çok erken gelirim
    Dünyaya geldiğim gibi
    Ya zamanından çok geç
    Seni bu yaşta sevdiğim gibi

    Mutluluğa hep geç kalırım
    Hep erken giderim mutsuzluğa
    Ya herşey bitmiştir çoktan
    Ya hiçbir şey başlamamış

    Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın
    Ölüme erken seviye geç
    Yine gecikmişim bağışla sevgilim
    Sevgiye on kala ölüme beş

    #77353
    FeeLinG
    Üye

    Hepsi Aynı…

    Kaç sevgiliyi sonuncu saydıysam
    Hepsi de aynı kadındı
    ßiLmiyorLardı kendiLerini
    Ama ben biLiyordum
    Çünkü hep aynı bendim.
    Kaç kadını seviyorum dedimse
    Hepsi de aynı kadındı
    ßiLmiyorLardı birbirLerini
    Ama ben biLiyordum
    Çünkü hepsini seviyordum.
    Kaç kadın ihanet ettiyse
    Hepsi de aynı kadındı
    ßiLmiyorLardı kaç yaram oLduğunu
    Ama ben biLiyordum
    Çünkü vuruLan hep bendim.

11 yazı görüntüleniyor - 1 ile 11 arası (toplam 11)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.