Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 2,356 ile 2,370 arası (toplam 4,597)
  • Yazar
    Yazılar
  • şuna cevap olarak: Son PosT. #46014
    blankdilara
    Katılımcı

    :icon6: :icon6: :icon6:
    :icon6: :icon6:
    :icon6:

    şuna cevap olarak: BU İSİM NEYİN OLUYOR #46013
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]lise mat. öğretmnm:icon6:
    mesude??
    [/size]

    şuna cevap olarak: Son PosT. #46008
    blankdilara
    Katılımcı

    :bravo:

    şuna cevap olarak: BU İSİM NEYİN OLUYOR #45998
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]arkadaşım..
    caNay??
    [/size]

    şuna cevap olarak: Son PosT. #45996
    blankdilara
    Katılımcı
    irresistable wrote:
    evet ama artık bende :D

    :bravo:

    şuna cevap olarak: Son PosT. #45991
    blankdilara
    Katılımcı

    haa haaa ha:icon6:bendee

    şuna cevap olarak: Son PosT. #45959
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=large]:icon6:hiçbirinizde değil…
    çünkü bende:icon6:
    [/size]

    şuna cevap olarak: SON HARFTEN KELİME SÖYLE #45958
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]eskici..[/size]

    şuna cevap olarak: _üsküDar_ #45946
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Bu efsaneler mi KızKulesini aşkın, sevginin sembolü yapmıştır yoksa insanlar KızKulesi’ni görüp de bu hikayeleri yakıştırmışlardır bilinmez ama Kız Kulesinin insanı romantik bir ruh haline soktuğu kesindir. Bu yüzdendir ki KızKulesine gittiğinizde orada bulunan çiftlerden kendinize yer bulamayabilir veya onların rahatsız olduklarını anlatan bakışları altında kalabilirsinizJ Bu yüzden benim tercihim KızKulesi’ni serin havalarda Salacak’tan seyretmek yönünde.(Bu arada anlayacağınız üzere KızKulesi’ni salacaktan dinlemek içine turistik gezi yapmaktan çok daha keyiflidir çoğu zaman benim için, onu uzaktan sevmek misali…). Sanırım KızKulesine genelde canım sıkkınken gitmemin bu tercihimde etkisi büyük. Böylece KızKulesi ve ben başbaşa kalıyouz.Araya kimse girmiyor. O anlatıyor ben dinliyorum. Şöyle boğazın hafif estiği bir havada önce Eminönü’nden Üsküdar vapuruna biniş ve boğaza şöyle bir merhaba demeyle başlıyorum. Vapurda oturacağınız yön çok önemlidir öncelikle. Tamamen bunalmışsanız ve herşeyi bırakıp kaçma planlarınız varsa vapurda Topkapı Sarayına dolayısıyla Marmara Denizine açılan tarafa oturmalısınız. Buradaki uçsuz bucaksız sular “işte yolun açık, buradan terk edebilirsin bu şehri” der size. Yok kalıp savaşmaya niyetliyseniz boğaza bakan tarafa oturmalısınız. Böylece o ihtişamı görüp kuvvet bulursunuz kendinizde. Yahut neşeniz yerinde ise ve de böyle düşünceler içinde değilseniz yine Boğaza bakan tarafa oturmalısınız ki bir kat daha gözünüz gönlünüz açılsın. Zaman da önemli tabi. Şöyle gün batımına 1-2 saat kala geçmeli Üsküdar’a. (Sebebi malum, o muhteşem güzelliği gün batımında izlemek…) Herneyse; vapurda doğru tarafa oturduktan sonra : ) bir süre sonra gözlerinizin yaşardığını hissedeceksiniz. Bunda her nekadar bu güzelliklerin de etkisi olsa da esas sebep yüzünüze vuran boğaz rüzgarıdır. Bu arada herhalde söylememe gerek yok, vapurda güverte haricinde durmak öyle salonlarda oturmak falan bana İstanbul’a ihanet gibi gelir. Sevgiliden kaçılmaz çünkü… Kaçıyorsanız aşık değilsiniz, öyle gönül eğlendiriyorsunuz demektir bu. İstanbul öyle bildiğiniz şehirlerden değildir oysa. Ayrıca güverte dışına oturursanız size eşlik eden martılara simit atamayacaksınız, onlar da simit lokmalarına sortiler yapamayacak demektir. Böyle olmayacaksa gidiniz köprüye, boğaz trafiğine takılınz efendim ne lazım ozaman vapur… Neyse vapurda oturdunuz, artık içenler için bir sigara yakma vakti.. Tavsiye etmiyoruz tabi : ) ama içiyorsanız en içilesi mekanlardan biridir şehir hatları vapuru… O 15 -20 dakikalık yolculukta artık tarif edilemez manzara eşliğinde dalınız gidiniz efendim… Vapurun Üsküdar iskelesine yanaşmasıyla düşüncelerinizden sıyrılmak zorunda kalcaksınız. İndiğinizde yönünüzü sağa çevirip yürümeye başladığınızda kalbinizin daha hızlı atmaya başladığını farkedeceksiniz. Çünkü az sonra ona kavuşacaksınız. Edebiyat bir yanaJ Salacak sahilinde denizi seyrede seyrede gezinmek insanın ruhunu dinlendirecek en güzel şeylerden biridir. Vapur, su ve martı sesleri arasında ilerlersiniz. ( İşe eğlence katmak isteyenler sahilde atış yaptıran amcaların balonlarını vurabilirler : ) Nihayet Kız Kulesi gözükür ve siz de gözünüze sahilde oturacak bir köşe kestirirsiniz. Sahilde bulunan merdivenlerdeki halıların üzerinde oturduğunuzda, paraya kıyıp çay söyleyiniz. Çünkü biraz sonra içenler 2. sigarayı yakacak. E o da çaysız gitmez : ) Buradaki halet-i ruhiyeyi tarif edemeyeceğim maalesef, yaşamalısınız. Artık hüzünlenirmisiniz, yoksa kafa mı dağıtırsınız, ya da sadece hayran hayran boğaza mı bakarsınız, orası size kalmış. Güneşin batışıyla birlikte tasalarınızı hüzünlerinizi de gömer havanın serinlemesiyle de yerinizden kalkarsınız. Geldiğiniz gibi dönerken ruhunuzu ferahlamış bulacaksınız. Hele dönüşte vapurda boğaz köprüsünü renk değiştirirken seyrettiğinizde ve ışıkların boğaza vuruşunu gördüğünüzde kendinizi dünyanın en mesut insanı hissedebilirsiniz ki amacımız da buydu zaten.
    [/size]

    şuna cevap olarak: _üsküDar_ #45945
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Kız Kulesi; mavi gözlü, çok güzel bir kıza takılan bir nazar boncuğu… Öyle ki o güzel kızın henüz yüzüne doyamamışken gözlerinizi o nazar boncuğuna takılmış yakalarsınız… Ve siz ne kadar gözlerinizi ondan ayırıp diğer güzelliklere kanmak isteseniz de, o gözünüze çarpar durur. Tıpkı Kız Kulesi gibi… Dünyanın en güzel şehrinin sağ yakacığına kondurulmuş bir nazar boncuğudur o… Siz Sarayburnu’ndan boğazı süzerken, Fındıklı’da boğaza doğru düşüncelere dalmşken, Kadıköy vapurunda evinize dönerken veya İstanbul’a veda ederken boğaza köprünün üzerinden attığınız son bakışta kendinizi hep onu seyrederken yakalarsınız… Kendinizi ondan alıp boğazın kalanını seyre çabalasanızda nafiledir. O kendine çeker sizi… Ve onda kaybolup gidersiniz. Düşünceleriniz ve hayallerinizle başbaşasınızdır. Ya sevdiğinizle olan bir anınız canlanıyordur gözlerinizde veyahut onunla kurduğunuz bir hayali yaşıyorsunuzdur İstanbul’un eteklerinde… Bir sevgilinizin olması şart değildir. Zira onu seyrederken insan İstanbul’a aşık olur. Aşık olunmayacak gibi de değildir hani… Dünyanın en güzel mavi gözlü kızıdır İstanbuldur çünkü… Ve Kızkulesi de onun nazar boncuğu…

    KızKulesi asırlardan beri İstanbul’un simgelerindendir. Ve doğal olarak da bir çok efsane anlatılır hakkında. En bilineni, kulenin zamanın kralının kızına yapıldığını anlatan efsanedir. Efsaneye göre bir kahin zamanın kralına, kızını 18 yaşına geldiğinde bir yılanın sokacağını haber verir. Kızını her şeyden çok seven kral onu korumak için denizin ortasına bir kalecik yaptırmaya karar verir. Ve kızını buraya yerleştirir. Ancak kral kaderin önüne geçemez ve yılan kuleye gönderilen bir üzüm sepetinin içine gizlenerek kralın kızını böylece zehirler. Yine efsaneye göre bugün Ayasofya’da bulunan tabut bu kıza aittir ve üzerindeki delikler de yılanın öldükten sonra bile bu genç kızı rahat bırakmadığını gösterir. Diğer bir efsanede ise (bu efsanenin Çanakkale Boğazında yaşandığı da anlatılır) Hero ve Leandros isimli birbirine aşık iki genç anlatılır. Hero Afrodit’in rahibelerindendir ve görevi Kız Kulesi’ndeki kumruları beslemektir. Bir ilkbaharda kulede yapılan bir şenlikte Hero ve Leandros birbirlerini görürler ve birbirlerine aşık olurlar. O günden sonra her gece gizlice yüzerek kuleye gelen Leandros gizli gizli Hero’yla buluşur. Bunu kıskanan bir rahibe de bir gece kulede yanan feneri söndürür ve Leandros yolunu bulamadığı için boğazın sularında boğulur. Hero için de yaşamın anlamı kalmamıştır ve o da kendini kuleden boğazın sularına bırakır. Ve benim geçenlerde ilk defa okudğum efsanede (belki de ben rastlamadım ama çok da bilinmiyor galiba) Battal Gazi hakkında. Bu hikayede de Battal Gazi’nin burada saklanan ganimetleri elde etmek için kuleye saldırdığı ve kulede bulunan tekfurun kızını da kaçırdığı anlatılır. Ve atıyla Üsküdardan kopuk uçurtma misali sür’atle ayrıldığı… : ) Hatta atı alan Üsküdarı geçti sözü de buraya atfedilir. KızKulesinin bilinen yapılış amacı ise Bizans zamanında boğazdan geçen gemilerden vergi almaktır.
    [/size]

    şuna cevap olarak: _üsküDar_ #45944
    blankdilara
    Katılımcı

    33787164ub1.jpg

    şuna cevap olarak: _üsküDar_ #45943
    blankdilara
    Katılımcı

    81046864at9.jpg

    şuna cevap olarak: _üsküDar_ #45942
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Tarihte, anıt mezar, gümrük istasyonu, askeri depo, deniz feneri olarak kullanılmış olan Kız Kulesi 2000 yılında restore edilerek turizmin hizmetine sunulmuştur. Kız kulesine ulaşım Salacak ve Ortaköy’den sandallarla yapılmaktadır.

    Çok eski tarihi geçmişi olan Kız Kulesi, bir zamanlar, Boğazdan geçen gemilerden vergi alınmak maksadı ile kullanılmıştır. Kule ile Avrupa Yakası boyunca büyük bir zincir çekilmiş ve gemilerin Anadolu Yakası ile Kız Kulesi arasından geçişine(o zamanlar gemi boyutları küçük olduğu için geçebilmekteydi) izin verilmiştir. Bir süre sonra Kule, zinciri taşıyamamış ve Avrupa Yakasına doğru yıkılmıştır. Kuleden suyun içinde bakıldığında yıkıntıları görülmektedir.
    [/size]

    şuna cevap olarak: _üsküDar_ #45941
    blankdilara
    Katılımcı

    70248693wz5.jpg

    [size=medium]Kız Kulesi, hakkında çeşitli rivayetler anlatılan, efsanelere konu olan, İstanbul Boğazı’nın Marmara Denizi’ne yakın kısmında, Salacak açıklarında yer alan küçük adacık üzerinde inşa edilmiş yapıdır.

    İstanbul’un sembollerinden biri haline gelen kule, Üsküdar’da Bizans devrinden kalan tek eserdir. M.Ö. 2475 yıllarına kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahip olan kule, Karadeniz’in Marmara ile kucaklaştığı yerde minicik bir ada üzerinde kurulmuştur. Bazı Avrupalı tarihçiler buraya Leander Kulesi derler. Kule hakkında pek çok rivayetler bulunmaktadır. Evliya Çelebi kuleyi şöyle tarif eder: “Deniz içinde karadan bir ok atımı uzak, dört köşe, sanatkarane yapılmış bir yüksek kuledir. Yüksekliği tam seksen arşundur. Sathı mesehası ikiyüz adımdır. İki tarafına bakan yerde kapısı vardır.”

    Bugün gördüğümüz kulenin temelleri ve alt katın mühim kısımları Fatih devri yapısıdır. Kulenin etrafındaki sahanlık geniş taşlarla kaplanmıştır. Üstündeki madalyon halindeki bir mermer levhada, kuleye şimdiki şeklini veren Sultan II. Mahmut’un, Hattat Rasim’in kaleminden çıkmış 1832 tarihli bir tuğrası vardır. Kulenin Eminönü tarafı daha genişçe olup burada bir de sarnıç vardır.
    [/size]

    şuna cevap olarak: BU İSİM NEYİN OLUYOR #45905
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]yok:whistling:
    ceylan?
    [/size]

15 yazı görüntüleniyor - 2,356 ile 2,370 arası (toplam 4,597)