Oluşturulan forum yanıtları
- YazarYazılar
-
dilaraKatılımcı
höyyttt:nunu:
dilaraKatılımcıtanımam..
yiğit??
dilaraKatılımcıKimse inandıramaz beni öldüğüne sevgilerin..
dilaraKatılımcıBir daha postu benden almaya kalkarsanız şiddet uygulamaya başlayacağım:DReceple beraber
dilaraKatılımcı:p
dilaraKatılımcıkonuşma heyytt:yerlerde:
dilaraKatılımcıheytt post benimdir:nunu:
İmza: Recep İvedik’in kankisi:D:p
dilaraKatılımcıÜstteki arkadaşları tarafından çook sevilen ve sayılan biri:)Sevmeyeni yok
dilaraKatılımcıYanlış yere kırmızı kart çıkartan hakemlere inat sana kırmızı kart:p:D
dilaraKatılımcıÜstteki bu güne kadar gördüğüm en çalışkan en başarılı öğrenciii:D:D
dilaraKatılımcıeskilerden bi ağabey:D
memduh??
dilaraKatılımcı
:p:p
dilaraKatılımcıHayvanlar için gen bankası
[size=medium]100 bilim adamının işbirliğinde başlatılan “Nuh’un Gemisi” projesiyle Türkiye’de yok olan hayvanların gen bankasıyla kurtulması planlanıyor.. [/size]
Küresel ısınmanın neden olduğu çevre felaketleri nedeniyle dünya üzerinde bir çok canlı türü tehlike altında. Tükenen bitki ve hayvan türlerinin korunması için tek yol ise oluşturulan gen bankaları. TÜBİTAK-Marmara Araştırma Merkezi’nde yürütülen “Nuh’un Gemisi” projesi de Türkiye’de nesli tükenen hayvan ırklarını koruma altına almak için çalışmalar yapıyor. “Nuh’un Gemisi” projesi 10 üniversiteden, 100 bilim adamının işbirliği ile Mayıs 2006’da başlatılan bir proje. Türkiye’de nesli tükenmek üzere olan yerli büyük ve küçükbaş hayvanları koruma altına almak amacıyla oluşturulan “Nuh’un Gemisi”, 9 milyon TL.’yi bulan maliyeti ile Tarım Bakanlığı’nın da yürüttüğü en büyük proje olma özelliğini taşıyor. Nuh’un Gemisi Projesi başladığından bu yana Türkiye’nin bölgelerine ait ırklar yeni belirlendi. Bunlar arasında 13 koyun, 6 sığır, 5 keçi, 5 at ırkı bulunuyor. Projedenin işleyişi ise şöyle:
25 ERKEK, 25 DIŞI HÜCRE
Ekipler saf sürüleri bulmak için araziye çıkıyor. Her bir ırktan (Akkaraman, Morkaraman, Kıvırcık koyunu v.s.) 50 tane hayvan bulunuyor. 25 dişi, 25 erkek. Bunlar önce çiftliklere yerleşiyor. Sperm ve embriyoları dondurularak buradaki bankaya gönderiliyor. Bir soyun devamı için en az 50 adet hayvan bulunması gerekiyor. Çünkü üretim için 25 erkek, 25 dişi hücresinin olması gerekiyor. Bazı ırklarda hiç sorunla karşılaşılmadığı halde, bazılarından hiç bulunamıyor. Çoğu ırk kaybolmaya başlamış. Örneğin, Nordus keçisi, Dağlıç, ya da Hemşin gibi ırklar artık Türkiye’de bulunmuyor. Çine çapari sadece 3 yetiştiricide var. At cinslerindeki bilgi çiftlik hayvanlarına göre daha az. Eldeki veriler 10 sene öncesine dayanıyor. Bazı kaynaklarda ‘Çamardı Kulası’ adlı ırkın Niğde bölgesinde olduğu yazıyor. Alageyik neslinde de durum aynı. Türkiye’de sadece 50 tane Alageyik olmasına rağmen koruma altına alınmadıkları biliniyor. Şu an gen bankasında bir tane Alageyik hücresi var. O da Antalya’da yaşayan bir Alageyikten ölmeden önce alınan bir doku.
dilaraKatılımcı[size=medium]Kutlama programa kapsamında; Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra Dünyada ikinci olarak, TTB ile TVHB arasında imzalanan “TEK DÜNYA TEK SAĞLIK” ortak Deklarasyonu için, TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Eriş BİLALOĞLU ile TVHB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Mehmet ALKAN tarafından sembolik imza töreni gerçekleştirildi.
Sembolik imza töreninde ilk olarak söz alan TVHB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Mehmet ALKAN yaptığı konuşmada Tek Dünya Tek Sağlık kavramının çıkışı ve önemine ilişkin bir değerlendirme yaptı. “İnsanlar dünyada değişen koşullara bağlı olarak ortaya çıkan ve global çözümleri gerektiren önemli halk sağlığı sorunlarıyla karşı karşıya bulunmaktadır. Bu sorunların en önemlilerinden birisi insanlar, hayvanlar ve bunların yaşadıkları eko-sistemler arasında yeni veya yeniden ortaya çıkan (emerging and reemerging infectious disease: EID) infeksiyon hastalıklarının yayılmasıdır.
Tek Dünya Tek Sağlık (TDTS) konsepti insan, hayvan ve çevre sağlığının korunması için özellikle zoonotik hastalıklarla mücadelede yerel, ülkesel ve uluslararası düzeyde tabip ve veteriner hekimlerin işbirliği içerisinde çalışması yaklaşımıdır. Aslında, Tek Dünya Tek Sağlık yeni bir konsept olmayıp özellikle son yıllarda ortaya çıkan yeni zoonotik hastalıkların insan, hayvan ve çevre sağlığı ile uluslararası ticaret ve ekonomi üzerine oluşturduğu global etkiler sonucu gerek ABD gerekse AB’deki girişimler sonucu önem kazanmıştır.
Tek sağlık, tek tıp yaklaşımının kısa tarihsel gelişimi irdelendiğinde, modern patoloji ve komparatif tıbbın banisi olan Alman patolog Dr. Rudolf Virchow’un (1821-1902) domuz kas dokusunda Trichinella spiralis’in yaşam siklusu ve zoonotik önemi ile sığırlarda sistiserkoz ve tüberkülöz üzerine deneysel çalışmaları yürüttüğü ve 1849 yılında hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar için zoonozis tanımını kullandığı görülmektedir. Yine modern tıbbın ve veteriner patolojinin öncü isimlerinden Kanadalı Doktor Sir William Osler’de (1849-1919), Dr. Virchow ile birlikte Berlin’de bu konular üzerine beraber çalışmışlar tıp ve veteriner hekimliği arasında çok yakın ilişki olduğunu ortaya koymuşlardır. Dr. Virchow’un çalışmalarının etkisi ve veteriner hekimliğe olan desteği sonucu önce Avrupa’da daha sonra ABD’de veteriner hekimler tarafından düzenli et muayenesi uygulaması başlamıştır. Veteriner epidemiyolojinin öncüsü olarak kabul edilen, Veteriner Hekimliği ve Halk Sağlığı (Veterinary Medicine and Human Health) adlı eserin yazarı ve tek sağlık konseptini modern anlamda formüle eden Amerikan veteriner epidemiyolog ve parazitolog Dr. Calvin W. Schwabe (1927–2006), 1960’larda tek tıp yaklaşımını, zoonotik hastalıklara karşı mücadelede doktor ve veteriner hekimlerin işbirliği olarak tanımlamıştır.”
TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bilal ERİŞOĞLU da deklarasyonu çok önemsediklerini ülkemizdeki mevcut sağlık politikasının yanlış olduğunu, tedavi edici hekimliğin yanında esas olanın koruyucu hekimlik olduğunu ve bu konseptin öne çıkartılması gerektiğini, bu çerçevede halk sağlığı konusunda veteriner hekimlerle birlikte çalışmanın önemini vurguladı. Erişoğlu konuşmasında bunun sadece imza ile sınırlı kalmamasını, ileriye dönük ortak çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etti.
Yapılan konuşmalar ve sembolik imza töreninden sonra Dünya Veteriner Hekimleri Birliği Türkiye Temsilcisi Prof. Dr. İrfan EROL Deklarasyon metnini kamuoyuna açıkladı.
2007 yılında ilki verilen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Bilim, Onur, Hizmet Ödüllerinin sahiplerine verilmesi ile Kutlama Programına devam edildi.
TVHB Ödül jürisi tarafından yapılan değerlendirmeler sonucu; 2009 yılı Hizmet Ödülü Prof. Dr. Ahmet NOYAN’a, MHP Afyon Milletvekili, Bayındırlık ve İskan Eski Bakanı Prof.Dr.Abdulkadir AKÇAN tarafından takdim edildi. Onur Ödülü sahibi merhum Prof. Dr. Selahattin BATU’nun ödülü, oğlu Emekli Büyükelçi, 22. Dönem CHP milletvekili İnal BATU tarafından alındı. Ödülü; 56. Koalisyon hükümetinde Devlet Bakanı olan Prof. Dr. Mehmet KOCABATMAZ tarafından takdim edildi. İkinci Onur ödülü sahibi merhum Prof. Dr. Mustafa TEMİZER’in ödülü; kızı, Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sema TEMİZER OZAN’a, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim BURGU tarafından verildi. Dünya Veteriner Hekimleri Günü kutlamalarına katılan tüm meslektaşlarımız özellikle Ödül töreni sırasındaki konuşmalarda duygulu anlar yaşadılar.
[/size]
dilaraKatılımcı:yerlerde:
- YazarYazılar
