Giriş Yap

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 3,511 ile 3,525 arası (toplam 4,844)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: Bağışıklık – Aşı – Serum #42410
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Notlar:
    1-Antijen:Kan ve lenf sıvısına girdiğinde lenfositlerin antikor üreterek cevap verdiği her yabancı maddeye denir.
    Örn: Bakteri çeperi,Başka grup kan,bakteri metabolik artıkları.

    2-Antikor:Vücuda giren antijenlere karşı lenfositlerin ürettiği protein yapıdaki moleküllerdir.

    3-Toksin: Vücutta hastalık etkeni canlılar tarafından meydana getirilen ve metabolik olayları olumsuz etkileyen maddelere denir.

    4-Antitoksin: Hastalık etkeni canlıların oluşturduğu toksinlere karşı lenfositlerin meydana getirdiği protein yapıdaki maddelerdir

    5-Aşı: Zayıflatılmış veya öldürülmüş hastalık etkenleri veya onların toksinlerinden oluşur ve sağlıklı kişiye uygulanarak aktif bağışıklık kazandırılır.

    6-Serum: Belirli bir hastalık etkenine karşı aktif bağışıklık kazandırılmış kişinin veya hayvanın kanından elde edilen fibrinojeni alınmış plazmadır.

    Antikor üretim hızı:
    1-Metabolizma hızı
    2-Antijen miktarı
    3-Yaş
    4-Cinsiyet
    5-Beslenmeye bağlı olarak değişir.

    Aşının temel özellikleri:
    1-Zayıflatılmış mikroorganizma veya toksin içerir.
    2-Hastalıktan önce yapılır.
    3-Hastalıktan koruyucudur.
    4-Aktif bağışıklık sağlar

    Serumun temel özellikleri:
    1-Antikor-Antitoksin içerir.
    2-Hastalık oluştuktan sonra verilir.
    3-Hastalığı tedavi edicidir.
    4-Pasif bağışıklık kazandırır.[/size]

    yanıtla: BİLİM VE BİLİMSEL ÇALIŞMA #42409
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]Kontrollü deney: Denenen şartlardan bir veya birkaçını değişmez tutup diğer şartları değiştirerek tekrarlanan gözlemlerdir.

    Örnek:
    Hipotez:İnsan nefesinde CO2 vardır.

    Varsayım: Eğer insan nefesinde CO2 var ise İnsan nefesi fenol kırmızısını sarıya boyamalıdır

    Sonuç:Hipotezle ilgili olarak ileri sürülen varsayımların denenmesi ile ortaya çıkar.

    a)Gerçek: Deneylerle ispatlanmış bilimsel doğrular.

    b)Teori:Kökleşmiş hipotezlerdir.(Bir hipotezin farklı deneylerlede ispatlanmış halidir.) (Hipotezin yeni deneylerlede destekleniyor olması.)

    c)Kanun(Yasa):Teorinin evrensel geçerlilik kazanması.(Gerçeklerin bütün bilimlerce kabul görmesi.)[/size]

    yanıtla: BİLİM VE BİLİMSEL ÇALIŞMA #42408
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Deney: Doğal olayların; laboratuarlarda şartları hazırlanarak yapılan kontrollü gözlemlerine denir.

    Veri-Delil-Done:
    Bilimsel problemlerin çözümünde yardımcı olacak her türlü ipucu ve bilgiye denir.

    Hipotez:Bilimsel problemlerin geçici çözümüne denir

    İyi bir hipotezin özellikleri:
    Açık ve anlaşılır olmalıdır
    Problemle ilgili bütün delilleri kapsamalıdır
    Probleme çözüm getirmelidir(Çözümü olmalıdır.)
    Yeni varsayımlara açık olmalıdır

    Varsayım:Hipoteze dayalı olarak ileri sürülen genellemelere denir.
    Varsayımın cümle yapısı: Eğer….(Hipotez)….ise…(Genelleme)….dir.

    Örnek:
    Hipotez:Ahmet hastahanededir.
    Varsayım:Eğer Ahmet hastahanede ise hasta olmalıdır.[/size]

    yanıtla: BİLİM VE BİLİMSEL ÇALIŞMA #42407
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Gözlem:Doğal olayların duyu organları ile izlenip takip incelenmesine denir.İkiye ayrılır:
    1-Nitel gözlem
    2-Nicel gözlem

    Nitel Gözlem:Sadece duyu organları ile yapılan yardımcı ölçüm araçları kullanılmayan gözlemdir.

    Özellikleri:
    Sadece duyu organları ile yapılır
    Ölçüm araçları kullanılmaz
    Nitelik belirtir
    Duruma ve kişiye göre sonuç değişebilir
    Yanıltıcıdır

    Örnek:Suyun ısısının elle kontrol edilip sıcak veya soğuk denmesi gibi.

    Nicel Gözlem:Yardımcı ölçüm araçları kullanılarak yapılan gözlemlerdir.

    Özellikleri:
    Yardımcı ölçüm araçları kullanılır
    Nicelik belirtir (Sayısal sonuç verir.)
    Duruma ve kişiye göre sonuç değişmez
    Bilimsel önem taşır

    Örnek:Suyun ısısının termometre ile kontrol edilmesi.[/size]

    yanıtla: slm meslektaslar #42406
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=x-small]aramıza hoşgeldin hacı_vet:flowers:[/size]

    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]k-Açık alanlarda yapılabilecek kene mücadelesi amacıyla, her bir hektara aktif madde olarak carbaryl ve propoxur hektara 2 kg, deltamethrin ve lambda-cyhalothrin 0,003-0,3 kg, permethrin 0,03-0,3 kg, pirimiphos-methyl ise 0,1-1 kg olarak uygulanabilmektedir

    Bakanlığımız il ve ilçe Müdürlüklerince ilkbahar ve sonbahar döneminde olmak üzere yılda en az iki kez ağıllar ve ahırlarda, hayvan gübrelerinin döküldüğü alanlar, çeşme başları ve hayvan durakları ile parazitlerin bulunabileceği muhtemel alanlarda pülverizatör ile ilaçlama yapılmasının yetiştiricilere iyi bir şekilde anlatılması gerekmektedir. Aynı dönemde büyük ve küçükbaş hayvanların ektoparaziter ilaçlanmanın yapılması, Kene Mücadelesinde; hayvan yetiştiricileri, Sağlık Bakanlığı, yerel yönetimleri desteğinin sağlanması sorunun çözümünde zorunluluk arz etmektedir.

    Günümüze kadar kullanılan hiç bir mücadele yöntemi (bir kaç sınırlı alan hariç), tam bir kene eradikasyonu sağlayamamıştır. İnsan ve hayvanlardan kan emen kenelerin sayısını düşük maliyetlerle kabul edilebilir sınırlara indirilmesi hedeflenmelidir.

    Akarisid ile kene kontrolünün başlıca 7 zorluğu vardır

    1. Kenelerin yoğun biçimde tarım ve orman alanları içinde yayılmış olması, çevreye zarar verecek düzeyde akarisid kullanımını gerektirmektedir.

    2. Akarisidlerin kenelerin konakları üzerinde tutundukları bölgelere ulaşabilmesi ancak konağın tüm vücudunun yıkanmasını gerektirmektedir

    3. Konak üzerinde bulunmadıkları süre içinde keneler akarisid ilaçların ulaşamayacağı yerlerde saklanmaktadır.

    4. Kenelerin yüksek orandaki üreme yeteneği (3000-7000 yumurta) ilaçlamaların düzenli bir sıklıkta yapılmasını gerektirmektedir.

    5. Kenelerin uygun olmayan çevre koşullarında çok uzun süreler boyunca canlı kalabilmeleri.

    6. Kenelerin konak seçiminde çok alternatifinin olması

    7. Akarisid direncinin oluşması[/size]

    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]d-Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması gerekmektedir. Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; vücuda yapışmamış olanlar dikkatlice toplanıp öldürülmeli, yapışan keneler ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pensle doğrudan alınmalıdır. (Isırılan yer; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra, iyotlu antiseptik sürülmelidir.)

    e- Diğer önemli hususlardan birisi de piknik amaçlı olarak su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanlar döndüklerinde, mutlaka üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaştırmalıdır. Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemelidir.

    f- Özelikle kırsal alanlarda dolaşılırken açık renkli vücudu örten elbise ve çizme giyilmeli veya ayakkabı giyilecekse pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır.

    g-Hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır.

    h- Hayvan sahipleri ; hayvanların sağım ve kesim zamanını dikkate alarak; hayvanlarını ve hayvan barınaklarını kene ve diğer dış parazitlere karşı uygun ektoparaziter ilaçlarla yılda iki kez ilaçlamalıdır.

    i- Gerek insanları gerekse hayvanları kene enfestasyonlarından korumak için repellent olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. (Repellentler; sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir. Aynı maddeler hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca, bu maddelerin emdirildiği plastik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir.)

    j- Kenelerin çevrede çok olması halinde; mera, çayır, çalı, çırpı ve gür otların bulunduğu yerler gibi kenelerin yaşamasına müsait alanlarda, diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, çok dikkatlice akarisid uygulamalarına başvurulabilir. Genel olarak geniş çevre ilaçlamaları faydalı görülmemektedir.[/size]

    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]Kırım-Kongo kanamalı ateşi virüs bulaştıktan ne kadar süre sonra ortaya çıkar?
    Kuluçka süresi; virüsün alınma şekline bağlıdır. Kuluçka süresi kene ısırmasından sonra 2-14 gün arasında değişmekle birlikte genellikle 1-3 gündür. Virüsü içeren kan ve diğer doku ya da atıklar ile temastan sonra genel olarak bu süre 5-6 gündür ve 14 güne kadar uzayabilmektedir.

    Kırım-Kongo kanamalı ateşine yakalanmış insanlarda hastalık belirtiler nelerdir?
    İnsanlarda; hastalık ateş, üşüme-titreme yaygın kas ağrıları, bulantı-kusma, ishal, yüzde kızarıklık, karaciğerde büyüme ve kanama ile kendini gösterir. Ateş, kırıklık, kas ağrısı, iştahsızlık, baş ağrısı, aşırı duyarlılık, sırt ağrısı, kol ve bacaklarda ağrı, mide bölgesinde ağrı, bel bölgesinde ağrı gibi belirtiler ile ani olarak başlamaktadır. Bazen bu bulgulara kusma, karın ağrısı ve ishal ilave olabilmektedir. Gövde ve kol ve bacaklarda cilt içi kanama görülebilir. Burun kanaması ve değişik alanlarda kanama bulguları bulunabilir. (Detaylı bilgi için Sağlık Bakanlığı)

    Kırım-Kongo kanamalı ateşi nasıl kontrol edilir ve nasıl korunulur?
    Tüm enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi KKKA’da da korunma ve kontrol önlemlerinin alınması çok önemli ve gereklidir.

    a- Hasta ve hastanın sekresyonları ile temas sırasında mutlaka koruyucu önlemler (eldiven, önlük, gözlük, maske vb.) alınmalıdır. Genellikle hava yolu ile bulaşmadan bahsedilmemektedir. Ancak, kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınılmalıdır. Bu şekilde bir temasın söz konusu olması halinde, temaslının iki hafta süreyle ateş ve diğer belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir. (ateşin 38,3 °C veya üzerinde olması halinde acilen tam teşekkülü hastaneye başvurulmalıdır. Hasta olan kişilerin kullandığı malzemeler ve tuvaletler çamaşır suyu ile dezenfekte edilmelidir

    b- Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas sırasında da gerekli korunma önlemleri alınmalıdır.

    c-Kene mücadelesi çok önemli olmakla birlikte oldukça zor görülmektedir. Keneler yumurta dönemleri hariç diğer biyolojik evrelerinde insanlara hücum ederek kan emebilir. Hem mera keneleri hem de mesken keneleri gelişmelerini sürdürebilmek ve nesillerini devam ettirebilmek için konakçılarından kan emmek zorundadırlar; genel olarak da konakçı spesifitesi göstermezler. Bu nedenle öncelikle konakçılar kenelerden uzak tutulmalı ve kenelerin kan emmeleri engellenmelidir.[/size]

    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]Kırım-Kongo kanamalı ateşi için kimler risk altındadır?
    Hastalık için çiftlik çalışanları, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, hayvancılık ile uğraşanlar, veteriner hekimler, Veteriner sağlık teknisyenleri, akut hastalarla temas olasılığı bulunan salgın bölgelerde görev yapan sağlık personeli, askerler, kamp yapanlar risk altındadır.

    Kene ısırığında ne yapılmalıdır?
    Yapışan keneler ise kesinlikle öldürülmeden, ezilmeden/patlatılmadan ve kenenin ağız kısmı koparılmadan, bir pensle doğrudan düz olarak, döndürmeden yavaşça çekilip alınmalıdır. Isırılan yere; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra iyotlu antiseptik(tendürdiyot) sürülmelidir. (şayet sabunlu su bulunmaz ise alkol içeren mendiller kullanılabilinir).

    Çıplak elle keneye temas edilmemeli eğer elle tutulacaksa eldiven giyilmeli veya naylon bir poşet yardımı ile keneler toplanmalıdır.

    Vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, klonya, gazyağı v.b) dökülmemeli, sigara veya ateş kullanarak keneler uzaklaştırılmamalıdır. Çünkü bu maddeler kenenin kusmasına sebebiyet vereceğinden hastalık bulaştırma riskini artırmaktadır.

    Isırılan kişi iki hafta süreyle ateş,yoğun halsizlik, baş ağrısı, bulantı, kusma gibi belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir. (ateşin 38,3 °C veya üzerinde olması halinde acilen tam teşekkülü hastaneye başvurulmalıdır)[/size]

    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]Keneler KKKA hastalığı dışında hayvanlarda ve insanlarda hastalık bulaştırmada biyolojik rol almakta mıdır?
    Evet rol almaktadır. Bilinen hastalıklar;

    – Rikettsia (Ehrlichia, Coxiella, Anaplasma)

    – Virus (Flaviviridae, Bunyaviridae, Reoviridae, Rhabdoiridae)

    – Bakteri (Borrelia, Frncisella, Klebbsiella, Dermatophilus, Staphylococcus)

    – Protozoon (Theileria, Babesia, Hepatozoon)

    Kırım-Kongo kanamalı ateşi hangi hayvanlarda görülür ve hastalık belirtileri nelerdir?
    Virüs, sığır, koyun, keçi, tavşan ve tilki gibi hayvanlardan tespit edilmiştir. KKKA virusu kenelerin konakladığı hayvanlara bulaşmasına rağmen hayvanlarda; bazen hafif ateş çıkabilir, bunun dışında hastalık belirtisi görülmemektedir. Buna karşılık hayvanlar hastalığın yayılmasında aracı rol (portör) oynamaktadır.

    Kırım-Kongo kanamalı ateşi salgınlarını etkileyen doğa şartları nelerdir?
    Doğu Avrupa ve Asya’daki Kırım-Kongo hemorajik ateş salgınlarının genellikle insanlar tarafından oluşturan çevresel şartlara bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir. Kırım’daki ilk salgının, İkinci Dünya Savaşı yıllarında kene ile enfekte olmuş bölgelerin tarıma açılması nedeniyle oluştuğu sanılmaktadır. Daha sonra eski Sovyetler Birliği ve Bulgaristan’ da olan salgınlarda ise ziraatçılık ve hayvancılıktaki değişmelerin rol oynadığı belirtilmektedir.

    Kırım-Kongo kanamalı ateşi hangi mevsimde görülmektedir?
    Hastalık mevsimsel özellik göstermektedir. Genel olarak mayıs ve ekim ayları arasında görülmesine rağmen, değişik aylarda da görülebilir.[/size]

    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]Bulaşmada aracı olan bir etken var mıdır?
    KKKA hayvanlardan insanlara keneler ile bulaşan bir enfeksiyondur. Güney Doğu Avrupa ve Güney Afrika arasında göç eden göçmen kuşlar üzerinde bulunabildiği gösterilmiştir. Bu kuşların virüsün iki kıta arasında taşınmasına yol açabildiği düşünülmektedir. Hyalomma soyuna ait keneler Ülkemizin de içinde bulunduğu çok geniş bir coğrafik alanda yaşamaktadırlar.

    Virüs, sığır ve koyun gibi Hyalomma keneleri için konak olan hayvanlarda belirtisiz enfeksiyon ve bir hafta kadar süren geçici viremi (kanda virüsün bulunması) oluşturmasına rağmen, insanlarda hastalığa neden olmaktadır. Küçük memeli hayvanlarda da viremi ve hafif enfeksiyon oluşup keneler için kaynak oluşturabilmektedir. Bir bölgede, kenelerin ve keneler kan emdiğinde bulaşmayı sağlayacak kanında virüs bulunan hayvanların bol olması salgın için önemli bir faktördür.

    Hyalomma soyuna ait keneler en etkin ve yaygın olmakla birlikte, 30 kene türünün KKKA virusunu bulaştırabileceği bildirilmektedir. KKKA virüsunun bazı vektör kene türleri arasında, transovaryal ve venereal olarak bulaştığı belirlenmiştir. Bu da virusun doğada dolaşımla korunmasına katkıda bulunabilecek bir mekanizmadır. Henüz ergin olmamış Hyalomma soyuna ait keneler, küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde de muhafaza eder.

    Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusu insanlara nasıl bulaşmaktadır?
    İnsanlar virüsü; Enfekte kenelerin yapışması/kan emmesi sırasında salgıladıkları tükürük salgısı ile, Enfekte kenelerin çıplak elle ezilmesi sırasında temasla, Viremik hayvanların kan ve dokuları ile temasla, Viremik hastalarla (kan ve diğer vücut sıvıları)temas ile olmaktadır.

    KKKA virusunun bulaşmasına etken olan kene nedir? yer yüzünde kaç türü bilinmektedir?
    Ülkemizde halk arasında kene, sakırga, yavsı, kerni gibi isimlerle bilinmektedir. Keneler zorunlu kan emici artropodlar olup dünyanın her bölgesinde yaşamaktadırlar. Keneler morfolojik olarak diğer artropodlardan farklı olup, vücutları tek bir parçadan oluşmuştur. Vücudun ön tarafında ağız organelleri yer almaktadır. Günümüzde yeryüzünde yaklaşık 850 kene türü bilinmektedir.[/size]

    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]Kırım-Kongo kanamalı ateşinde(KKKA) etken nedir?
    Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirus soyundan virüslerin meydana getirdiği, Bu grup virüsler, 100 nm (nanometre) büyüklüğünde, Ribonükleik asit (RNA) içeren, heliksel kapsidli ve zarflı virüslerdir.

    Kırım-Kongo kanamalı ateşi nedir?
    Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA), Nairovirüslerin neden olduğu ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreden kene kaynaklı bir enfeksiyondur. Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen, bu enfeksiyonlarda ölüm oranları hala yüksektir.

    İnsanlarda klinik ve subklinik olarak seyreden, kenelerin vektörlük yaptığı ve insanlarda sendromlar halinde görülen önemli bir enfeksiyondur. İnsanlarda başlıca ensefalitler, kısa süren ateşli hastalıklar, kanamalı ateşler, poliartrit ile ön plana çıkan sendromlar şeklinde görülür.

    Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusunun kimyasal ve fiziksel etkenlere karşı duyarlılığı nedir?
    Nairoviruslar dayanıksızdır, konakçı dışında yaşayamazlar. Bu viruslar 56ºC’de 30 dakikada inaktive olur, kanda 40 ºC’de 10 gün yaşayabilir, %1 hipoklorit ve %2 gluteraldehite duyarlıdır ve ultravviyole ışınları ile hızla inaktive olur. Ribavirine invitro duyarlıdırlar.

    Kırım-Kongo kanamalı ateşi hastalığı ilk nerede tanımlanmıştır?
    Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA) ilk kez 1944 ve 1945 yılı yaz aylarında Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet askerleri arasında görülmüştür. Hastalığa Kırım hemorajik ateşi adı verilmiştir. 1956 yılında Zaire’ de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edilmiştir. 1969 ise Kongo virüsu ile Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs olduğu belirlenmiş ve Kırım-Kongo kanamalı ateşi olarak hastalık yeniden adlandırılmıştır.

    Kırım-Kongo kanamalı ateşi bugüne kadar hangi ülkelerde tanımlanmıştır?
    Hastalık sıklıkla Afrika, batı Asya ile Ortadoğu ve doğu Avrupa’da görülmektedir. Kırım-Kongo hemorajik ateş virüsünün Bulgaristan, Makedonyada, Pakistan, Irak, Afganistan, İran, Kosova, Kazakistan, Sahra altı Afrika ülkeleri, eski Sovyetler Birliği, Yugoslavya, Yunanistan, Arap yarımadası, Dubai, Kuveyt, Çin ve Moritanya’da salgınlar yaptığı bildirilmiştir.

    Bu sendromlardan kanamalı ateşler grubunda yer alan Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA), 2002 yılında bahar ve yaz aylarında bazı illerimizde görülmüş ve Sağlık Bakanlığının yapmış olduğu çalışmalar neticesinde hastalığın KKKA olduğu doğrulanmıştır.[/size]

    yanıtla: SON HARFTEN KELİME SÖYLE #42365
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]mezokord[/size]

    yanıtla: hangi takımı tutuyorsonoz neden? #42358
    blankdilara
    Katılımcı
    reco61 wrote:
    siz ne sıklıkla maçlara gidersiniz
    daha doğrusu o mağbetinizi hayatınızda kaç defa gördünüz:D
    maç nasıl izlenir bilirmisiniz
    maç arasında hiç kolbasti horon oynadınızmı

    eminim yapmamışsınızdır

    [size=x-small]fırsat buldukça maçlara giderim.şükrü saraçoğlu stadı bana çok yakın…
    maç nasıl izlenir onu da çok çok iyi biliyorum…
    [/size]

    yanıtla: hangi takımı tutuyorsonoz neden? #42357
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=x-large]Efsane olmak bir kupayı almak ise,o zaman galatasaraya bu paye verilirdi.Ama neden efsane Fenerbahçe’dir?
    çünkü…
    Efsane olmak kuruluş gününden itibaren onurun,sportmenliğin adı olmaktır.
    Efsane olmak ülkenin kurtuluşu için yetiştirdiğin fidanları gözünü kırpmadan cepheye yollamak,şehitlerinin ardından döktüğün gözyaşları ile yeni fidanları sulayabilmektir.
    Efsane olmak ülkeni zapta gelen düşmana,onun Turk bayrağını çiğneyerek İstanbul’a inen komutanlarına meydan okumak ve onları futbol sahasında perişan ederken ülkenin insanına ‘Korkma,bu memleket bu namertlerin boyunduruğu altına girmeyecek!’ mesajını verebilmektir.
    Efsane olmak bir ülkenin en zor gününde karanlıklara ateş yakanlara o ülke insanının bağladığı yüreklerdir.
    Efsane olmak 100sene evvel edilen bir yeminin bir miras gibi babadan oğula,deden toruna,anadan kıza geçmesidir.
    Efsane olmak isyankar olmaktir.Haksızlığa,adaletsizlige,namussuzluğa karşı gelek,onursuz birincilikleri reddetmek,başarıyı yalnızca alın teriyle ve bilek gücüyle kazanınca mübah saymak demektir.
    Efsane olmak milyonlarca insanın bir anne gibi,bir baba gibi,bir sevgili gibi bazen bir din gibi seni sevmesi demektir.
    Efsane olmak,sana olan inancın yandaşlarınca hiç bitmemesi,’gitti’ denilen şampiyonlukların geri gelmesi,’kaybedildi’ denen maçların kazanılması,’yenilmez’ denilen rakiplerin yenilmesi demektir.
    Efsane olmak,tüm rakiplerin sana karşı birleşmişken,kendinden ve Allah’ından başka kimsen yokken yanında,tek başına rakiplerinin üzerine gidip zaferi elde etmektir.
    Efsane olmak nokta kadar menfaate,virgul kadar eğilmeyi reddetmek,rüzgarlar sert eserken bile bir çınar gibi dimdik durmak demektir.
    Efsane olmak,en zor günlerinde alaycı sözlere,kinli gözlere yüreğinden gelen bir haykırışla karşı gelmek ve asla ve asla boyun eğmemek ve sevgiline ihanet etmemek demektir.
    Efsanenin bir yani sarı,bir yanı laciverttir.

    Ve efsane FENERBAHÇEdir…[/size]

15 yazı görüntüleniyor - 3,511 ile 3,525 arası (toplam 4,844)