Giriş Yap

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 3,601 ile 3,615 arası (toplam 4,844)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI #42180
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Mantarlar bitkilerde çoğunlukla hastalığa neden olurlar.
    Birçok yabani mantar doğadan toplanıp yenebilir ve çoğunun kültür türlerinden daha lezzetli olduğu söylenir. Fakat doğal yetişmiş mantarları toplayan kişi bu konuda uzman olmadığı takdirde zehirlenme ve ölümlerle karşılaşılabilir. Çünkü bazı mantarların çok küçük bir miktarı bile insanı öldürecek kadar zehirlidir. Zehirli mantarları zehirsizlerden ayırmak için genel bir kural yoktur.
    Yenebilen ve zehirli, mantarlar yan yana yetişebilirler. Bazı yenebilen ve zehirli türler birbirine o kadar benzer ki bunu ancak bir mantarbilimci ayırt edebilir. Zehirli mantarların tadı yenebilen mantarlarınkinden farklı değildir. Etinin rengi, kokusu ve tadı ile bir mantarın zehirli olup olmadığı anlaşılamaz.
    Mantarların insan ve hayvanlarda oluşturduğu hastalıklara genel anlamıyla “mikoz” denir. Tropikal ülkelerde mikozlar yaygındır. AIDS, kanser, şeker hastalıkları, organ nakli gibi durumlarda doğal veya yapay olarak bağışıklık sistemi baskılanığı için mantar enfeksiyonları ortaya çıkabilir. Mantar sporları havaya karışarak insanda alerji ve astıma sebep olabilirler. Bitkilerde parazitik mantarlar hastalıklara neden olurlar. Özellikle tek cins ürüne dayalı tarımda (patates, pirinç gibi) büyük kayıplara yol açabilirler. Örneğin 1840’lı yıllarda İrlanda’da baş gösteren kıtlığa patates mildiyösü (Phytophthora infestans) neden olmuştur. Bu felaketten dolayı bir milyondan fazla insan ölmüştür. 1943’de ise Bengaldeş’de Helminthosporium oryzae diye bilinen tür, pirinç ürününü yok ederek kıtlığa neden olmuştur.
    [/size]

    yanıtla: CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI #42179
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Ustilago maydis mantarı Şili gibi bazı ülkelerde mısır bitkisinde yetiştirilir ve gıda olarak kullanılır.
    Avrupa, Amerika, Çin ve Japonya’da gıda olarak mantar yetiştirme bir endüstri halini almıştır. Çin’de mantar yetiştiriliciği 600 yıl öncesine kadar dayanır. Avrupa’da isa 1650’li yıllarda Fransa’da kültür mantarı yetiştiriciliği başlamıştır. Şili gibi bazı Güney Amerika ülkelerinde Aztekler zamanından beri bilinen mısır rastığı (Ustilago maydis), bazı mısır tarlaları özellikle bu mantar ile enfekte edilerek üretimi yapılmakta ve yenilmektedir.
    Mantarlar gelişmek için; nem, sıcaklık, 4-7 arası pH, oksijen, az miktarda ışığa ihtiyaç duyarlar.
    [/size]

    yanıtla: CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI #42178
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Likenler mantarlar ile Alglerin birleşmesinden oluşmaktadır. Likenler ekosistem için çok faydalıdır. Burada yine karşılıklı fayda vardır. Bazı parazitik mantarlardan tarım zararlıları ve hastalıklarıyla biyolojik mücadelede yaralanılmaktadır. Bazı marketlerde “Collego” adıyla satılan ürün, yabancı otlarla mücadelede kullanılan Colletotrichum gloeosporoides türünden elde edilen bir mikoherbisitdir.
    Gerçek mantarlardan olan mayalar, fırıncılık ve fermantasyon endüstrisinin temelini oluştururlar. Alkollü içki endüstrisinin temelini de mantarlar oluşturmaktadır. Bununla beraber, sitrik asidin endüstriyel olarak üretilmesinde ve bazı peynir tiplerinin hazırlanmasında da (rokufor, gorgonzola, kamembert gibi) kullanılırlar.Penisilin gibi birçok yararlı antibiyotiğin, thiamin, biyotin, riboflavin gibi bazı vitaminlerin; ergotamin, kortizon gibi önemli ilaçların kullanılmasında yine mantarlardan yaralanılmaktadır. Amilaz, pektolaz gibi enzimler; gibberellin gibi bazı hormonlar da mantarlardan yararlanılarak üretilmektedir. Ayrıca genetik çalışmalarda kullanılan Neurospora cinsi yine bir mantardır.
    Mantarlardan insanların çeşitli amaçlarla yararlandıkları cinslerden bazıları; fermantasyon yaparak alkollü içkilerin hazırlanmasında ve ekmek yapımında kullanılan Saccharomyces türleri, antibiyotik eldesinde kullanılan Penicillium türleri ve ergot alkaloitlerinin elde edildiği Claviceps purpurea dır.
    [/size]

    yanıtla: CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI #42177
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Mantarlar insanlık için büyük öneme sahiptirler. Ekosistemin önemli parçalarıdır. Çürükçül mantarlar; organik maddeleri parçalayarak onların tekrar ekosisteme dönmesini sağlarlar. Toprağın yapısını bitki gelişimi için uygun hale getirirler. Baklagillerin köklerine tutunarak mikoriza denilen birlikteliği oluşturular. Bu sayede mantar beslenmesini sağlarken baklagil kökününde topraktan mineral almasını sağlar. Yani burada karşılıklı fayda vardır (mutualizm). Bazı mantar türleri ise eklembacaklılarda bulunan selülozun sindirimini sağlarlar. Mantarların, hayatın devamını sağlayan buna benzer daha birçok görevi vardır.[/size]

    yanıtla: CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI #42176
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Mantarlar sporlarla ürerler. Eşeyli ve eşeysiz olarak üreyebilirler. Eşeyli üremeleri iki haploid hücrenin birleşmesi ie olur. Olgunlaşmış Mantardan dökülen sporlar rüzgarla ya da böceklerle çevreye dağılırlar. Bu sporlar toprakta yıllarca yaşayabilirler. Tek hücreli mantarlar ise tomurcuklanarak çoğalabilirler Mantarlar nemli ortamlarda gelişirler, bu nedenle yağmurlardan sonra topraktaki sporlar çimlenerek mantarları oluştururlar.
    Yaşam döngülerinde iki safha bulunmaktadır. Bunlar:
    Somatik safha ; mantarın beslenme ve besinsel aktivitelerini yerine getirdiği safha,
    Üreme safhası ; sporların üretimi, somatik yapıların diğer üreme yapılarında kullanıldığı safha.
    [/size]

    yanıtla: CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI #42175
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]FUNGİ ALEMİ(MANTARLAR):

    Mantarlar (Fungi) Tek veya çok hücreli ökaryotik canlılardır. Latince de Fungus mantar Fungi ise mantarlar, anlamındadır
    Halk arasında küf, pas, rastık, maya, mildiyö, şapkalı mantar, kav mantarı, puf mantarı gibi çeşitli isimlerle anılan bütün mantarlar, mantarlar (Fungi) alemi içersinde incelenirler.

    Dünyanın her bölgesinde, daha çokta nemli yerlerde bulunurlar. Yeryüzünde türü tanımlanan 69000 kadar mantar türü bulunmaktadır. Gerçekte ise 1,5 milyon kadar türü olduğu tahmin edilmektedir.
    Mantarlar sporlu genellikle eşeyli üreyen heteretrof olarak beslenen ökaryotik canlılardır.
    Mantarlar klorofilsiz olmalarıyla hayvanlara, aktif hareket edememeleriyle de bitkilere benzerler. Mantarlar dışardan besin alarak (heterotrof) beslenirler. Parazitik, çürükçül veya simbiyotik olarak yaşayabilirler. Besinlerini hücre dışında sindirdikten sonra absorbisyonla hücre içine alırlar. Parazit mantarlar çoğunlukla bitkileri, bazen hayvanları ve insanlarda hastalıklara neden olabilirler. Saprofit mantarlar ise bazı bakteri türleri gibi, cansız organik maddeler üzerinde yaşarlar. Hücreler zarlarının dışında hücre çeperleri vardır. Sporla ürerler. “Hif” denilen ipliksi bir yapı halinde somatik yapıları bulunur.[/size]

    yanıtla: CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI #42174
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Cıvık Mantarlar

    Cıvık mantarlar, hücre duvarı içermediğinden genel¬likle belirli bir hücre şekli olmayan, amipsi hareket eden, çekirdekli, saprofit, nadiren parazit olan canlılardır. Bu canlılar, amiplerde olduğu gibi yalancı ayaklarıyla besinlerini alır. Heterotrofturlar. Rutubetli orman altlarında, ağaç gövdelerinde ve çürümekte olan odun, gübre gibi besince zengin ortamlarda bulunur. Üremeleri eşeysiz veya eşeylidir. Eşeysiz üremeleri sporla, eşeyli üremeleri ise kamçılı iki zoosporun birleşmesi ile gerçekleşir.

    Algler (SU YOSUNLARI)

    Bu grup tek hücreli algleri ve bunların bir araya gelerek oluşturduğu kolonileri ve özelleşmiş dokulara sahip ol¬mayan çok hücreli algleri kapsar. Genellikle tatlı sularda yaşamalarına rağmen denizlerde yaşayan türleri de vardır.
    Alg hücrelerinde selülozdan yapılmış bir hücre duva¬rı bulunur. Bunun yanında sitoplazmalannda fotosentez olayında görev alan kloroplastlar, ksantofil, karaten gibi pigmentler de bulunur. Besinlerin fazlasını nişasta şeklinde depolar. Kök, gövde, yaprak, iletim demeti ve gözenek taşımaz.

    Çok hücreli algler içerdikleri pigment çeşidine göre gruplandırılır. Bunlar; yeşil algler, esmer algler ve kırmızı algler olarak isimlendirilir.

    Ekolojik ve ekonomik bakımından en önemli olan algler yeşil alglerdir. Alglerde üreme eşeysiz ve eşeyli yolla sağlanır.[/size]

    yanıtla: CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI #42173
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Kökavaklılar (RHİZOPODA):

    Toprak, tatlı su ve denizel ortamlarda yaşarlar. Genellikle zararsız olmalarına rağmen parazit olan türleri de vardır. Heterotrof olarak beslenir. Bunlarda besin alma ve hareket, yalancı ayak (psödopod) denilen sitoplazma uzantıları ile sağlanır. En tanınmış örnekleri amiplerdir.
    Amip tatlı sularda yaşar, kontraktil kofullarıyla aktif su boşaltımı sağlar. Çoğalmaları eşeysiz üreme (bölünme) ile olur. Uygun olmayan ortam koşullarında şekillerini değiştirerek dış kısımlarını koruyucu bir örtü ile sarar ve kist oluşturur, Ortam koşulları normale dönünce kist erir ve eski şekillerine döner.

    Bazı amip türleri hastalıklara neden olabilir. Örneğin; Entamoeba histolytica türü kalın bağırsaklarda parazit olarak yaşar ve amipli dizanteri denilen bir hastalığa neden olur.

    Sporlular (SPOROZOA) :

    Omurgalı ve omurgasız hayvanların vücûdunda parazit olarak yaşar. Hareket etmek için özelleşmiş bir yapıları yoktur. Vücutlarının esnek yapısı sayesinde (kasılıp gevşeyerek) hareket edebilir. Parazit olarak yaşadıkları için besin kofulu ve kontraktil koful bulundurmaz. Üremelerinde eşeyli ve eşeysiz üreme birbirini takip eder. Buna metagenez de¬nir. Sporluların en iyi bilinen örnekleri, insanda sıtma hastalığına neden olan plazmodium dur.[/size]

    yanıtla: CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI #42172
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Silliler (CİLİATA) :

    Bir hücreli canlıların en gelişmiş sınıfını oluşturur. Vücutlarının etrafında pelikula denilen sert bir örtü bulunur. Pelikula üzerinde sil veya kirpik denilen uzantılar bulunur. Pelikulanın iç kısmında yakıcı özellikte olan ve trikosist denilen yapılar bulunur. Bu yapılar avı uyuşturmaya ve avın kolayca yakalanmasına yardımcı olur. Sitoplazmalarında biri büyük, diğeri küçük olmak üzere iki çekirdek bulunur. Büyük çekirdek beslenme ve metabolizma olaylarını kontrol ederken, küçük çekirdek üremede görev alır. Ayrıca bu canlılar hücre ağızı, yutak ve boşaltım açıklığı (anüs) gibi yapılara da sahiptir. Besinler, besin kofulu şeklinde yutaktan hücreye alınırken, artık maddeler boşaltım açıklığından (anüs) dışarıya atılır. Ayrıca bu canlıların tatlı sularda yaşayan türlerinde kontraktil kofullar da bulunur. Kontraktil kofullar, hücre içindeki fazla suyu dışarı atarak hücre içi su dengesinin ayarlanmasında görev alır.
    Bu grupta yer alan canlılar genellikle eşeysiz yolla yani bölünerek çoğalır. Ancak bununla birlikte, çekirdek değişimi şeklinde (konjugasyon) bir çeşit eşeyli üreme ile de çoğalabilir. Sillilerin en tanınmış örneği terliksi hayvan dır (=Paramesyum=Paramecium caudatum).[/size]

    yanıtla: CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI #42171
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]B)ÖKARYOT CANLILAR

    Protista Alemi:
    Protistalar canlılar dünyasının ökaryot hücreli en ilkel organizma grubudur. Çoğunlukla tek hücre halinde yaşamakla birlikte koloni halinde yaşayanları da vardır. Protistalar kamçılılar, silliler, kökayaklılar, sporlular, cıvık mantarlar ve algler olmak üzere gruplara ayrılırlar.

    Kamçılılar (FLAGELLATA):

    Tek hücreli yapıda olup vücudun ön tarafında bir ya da birkaç kamçı bulundurur. Bu kamçı hücrenin hareketini sağlar. Tatlı sularda yaşar. Bazıları kloroplast bulundurduğu için ototoftur. Bunların en tanınmış örneği Öglena’dır. Öglena; kloroplast taşıdığı için fotosentez yapar. Ancak ışık olmadığı zaman heterotrof olarak da beslenir. Bu nedenle hem bitkilere hem hayvanlara benzerlik gösterir. Besin kofulu ve kontraktil kofulları vardır. Çoğalmaları ikiye bölünme şeklinde olur. Tamamen heterotrof beslenen kamçılıların en tipik örneği tripanosomadır. Bu tür kamçılılar parazittir. Omurgalı hayvanların kanında yaşar ve hastalıklara neden olur.[/size]

    yanıtla: CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ #42170
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]İ. EVRİMSEL UYUM VE VARYASYONLARIN KALITIMI
    Tüm canlılar genlere sahiptir ve genlerin tümü de mutasyonla değişebilir. Bu, aynı türün farklı bireylerinin kalıtsal olarak değişmesini sağlar. Dolayısıyla o anda faydalı olan mutasyonları taşıyan bireyler seçilir, zararlı olanlar uyum yapamadığı için ortadan kaldırılır ve evrimsel bir yönlendirme ortaya çıkar. Bu, zamanla türün değişmesine neden olur; özellikle çevre koşulları değiştiği zaman. Kalıtsal uyumlar meydana gelmeseydi, hiçbir tür yaşamını sürdüremeyecekti; çünkü çevre koşulları devamlı olarak değişmektedir.

    I. BÜYÜME
    Çevresindeki anorganik (ham) maddeleri kendi protoplazma yapısına çevirme, büyüme olarak bilinir. Bitkilerde (çok yıllık) kural olarak sınırsız bir büyüme görülmekle beraber, hayvanlarda her türün kendine özgü şekil ve büyüklüğe ulaşmasına kadar devam eder. Çok hücreli hayvanlarda genellikle bir büyüme evresi vardır. Bu evrede büyüme hızlıdır. Daha sonraki evre olgunluk evresidir, büyüme yoktur; fakat protoplazmanın yenilenmesi için devamlı besin yadımlaması (asimilasyonu) vardır. Protoplazma, metabolik tepkimeler sonucu sürekli olarak yıkılır, eğer yaşam devam edecekse bu protoplazmanın yenilenmesi gerekir. Birhücrelilerde büyüme, çoğalma ile sonuçlanmasına karşın; çokhücrelilerde vücudun gelişmesini ve irileşmesini sağlar.
    Yaşlılık evresinde protoplazmanın yenilenmesi gittikçe azalır; hücre yavaş yavaş işlevini; ilerlemiş ve yaygınlaşmış durumlarda da yaşamını yitirir. Bu bozulma herhangi bir yaşta, yeterince besin alınmadığında veya nitelik bakımından doyurucu olmadığında da ortaya çıkabilir. Yenilenmenin kusursuz olması protoplazmanın içerdiği maddelerin eksiksiz olmasıyla sağlanabilir. Büyüme her türde kalıtsal yapıyla sınırlandırılmıştır. Bunun alt ve üst sınırları çevre koşullarıyla belirlenmiştir.[/size]

    yanıtla: CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ #42169
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]G. ÇEVREYE UYUM
    Canlılar kural olarak yaşadığı ortamın koşullarına uyum yapabilecek yeteneğe sahiptir. Bu durum homeostatik tepki olarak bilinir. Değişik koşulların bulunduğu ortamda en uygun yeri seçmeye çalışır; şayet tam anlamıyla uygun ortam bulamazsa, yapısal değişikliklerle (mutasyonların yardımıyla) bu uyum sağlanmaya çalışılır. Günlük uyumlardan binlercesini farkında olmadan yaparız. Örneğin gözün karanlığa ve aydınlığa uyum yapması gibi. Çevre koşullarının değişmesi canlı bünyesine en az etki bırakacak şekilde iletilmeye çalışılır (özellikle sıcakkanlılarda); örneğin çölde ve kutuplarda insan kanı her zaman aynı sıcaklıktadır. Canlı, uyum yapabildiği oranda hayatta kalma şansına sahiptir. Bu oran ise kalıtsal yapı ile saptanmıştır. Bu sınırların dışındaki uyumlar ancak mutasyonlarla sağlanabilir.
    H. ÜREME
    Hiçbir canlı sonsuz olarak yaşamını devam ettiremez. Herhangi bir şekilde, üremeyle, kalıtsal materyal gelecek kuşaklara aktarılır. Birhücrelilerde bölünme aynı zamanda çoğalmayı sağlamasına karşın, çokhücrelilerde üreme belirli vücut kısımlarına özgü bir yetenek olarak ortaya çıkmıştır. Bazı canlı gruplarında gen değişimi olmaksızın
    (eşeysiz) üreme görülmesine karşın (birhücrelilerde mitoz bölünme; çokhücrelilerde tomurcuklanma, dallanma, partenogenez çoğalma, bitkilerde çeliklenme vs.) kural olarak eşeyli üreme çok daha sıktır. Bu şekilde değişik gen kombinasyonları ortaya çıkarak daha başarılı döllerin meydana gelmesini sağlar. Bu, evrim mekanizmasının en önemli ögelerinden biridir.
    [/size]

    yanıtla: CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ #42168
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]E. HAREKET
    Beslenme, korunma, üreme, yayılma, en rahat edebileceği bölgeyi bulma vs. gibi yaşamın temel işlevlerini yürütebilmek için, ilkel organizmalarda ya vücudun tamamıyla protoplazmik hareket ya bir kısmıyla sil ve kamçı hareketi ya da yüksek organizmalarda görülen, yürüme, yüzme, ve uçmanın sağlanması için belirli organ oluşumları görülür. Birçok canlı tüm yaşamı süresince belirli bir yere bağlı kalmasına karşın, vücudun değişik kısımlarının çevre koşullarına göre değişimi de hareket olarak kabul edilir. Örneğin; bitkilerde ışığa (fototropizm), yerçekimine (geotropizm), neme (higrotropizm), vs. ye yönelim bir hareket kavramı içerisinde değerlendirilir.

    F. ENERJİ KULLANIMI
    Canlılığın en önemli öğelerinden biri büyüme, üreme, yenilenme vs. için enerjiye olan gereksinimleridir. Hücre kendi başına enerji üretemez; dışarıdan kaynak sağlamak zorundadır. Hayvanlar enerji bağları içeren molekülleri yıkmak (katabolik tepkimeler) suretiyle gerekli enerjiyi sağlarlar. (karbonhidrat, yağ ve proteinden). Küçük molekülleri büyük moleküller halinde bağlayarak (anabolik tepkimeler) yapı taşlarını ve enerji depolanmasını da yapabilirler. Bu tepkimelerin tümüne birden biyoenerjitik denir. Bir moleküldeki enerjinin büyük bir kısmını kullanma oksijen kullanmakla olur; yani tamamıyla oksitlenmelidir (aerobik solunum=oksijenli solunum). İlkel canlıların bir kısmı (bazı mikroorganizmalar, özellikle mayalar) ve bazı endoparazitler (bağırsak solucanları gibi) bu kaynak maddeleri oksijensiz yıktığı için enerjinin pek az bir kısmından yararlanabilir (anaerobik solunum=oksijensiz solunum). Pek az bir organizma grubu da bazı inorganik maddeleri yıkmak suretiyle enerji elde eder; azot, demir ve kükürt bakterileri bunlara tipik örneklerdir. Dünyada serbest oksijenin olmadığı devirlerde, canlılar enerjilerini bu yollarla sağlıyorlardı. Bitkiler ise (saprofit ve parazit olanların bir kısmı hariç) enerji kaynağı olarak güneş ışınlarını kullanır. Güneş ışınlarının kuantlarındaki enerjiyi kimyasal bağlar halinde (nişasta) tutarlar ve bu kimyasal bağlar tüm adrıbeslek (heterotrof) canlıların enerji kaynağını ve yapı maddelerini oluşturur. İlk evrelerde (bitkiler oluşmadan önce) enerji kaynağı olarak UV ışınlarının katalizlediği bazı ilkin organik moleküller kullanılmıştır. Ozon perdesi oluştuktan sonra bu kaynak büyük ölçüde kurumuştur.[/size]

    yanıtla: CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ #42167
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]C. ORGANİZASYON
    Canlıların vücut kısımlarının görev bölümüne ve belirli kurallar içerisinde canlılık etkinliğini devam ettirmelerine organizasyon denir. Bütün hayvan ve bitkilerin vücudu, yapısal ve işlevsel olarak birim kabul edilen hücrelerden yapılmış olmasına karşın homojen değildir. Farklılaşmış vücut kısımları değişik görevleri üzerine almıştır. Hatta birhücreli canlılarda, ergin evrede, boy ve şekil sabit olmakla beraber, hücrenin farklı kısımları farklı görevleri üzerine almıştır.
    D. UYARILMA
    Bütün canlıların çevrelerindeki fiziksel ve kimyasal koşulların değişmesine karşı tepkileri kalıtsaldır. Basit organizmalarda uyarı, genel olarak bütün vücutla algılandığı halde, yüksek organizmalarda duyu organlarının yeri merkezileşmiştir. Örneğin; ışık gözle, koku burunla, tat dille, basınç ve sıcaklık deriyle vs. Uyarının alınması ve gerekli tepkinin gösterilmesi, canlının evren içerisinde en uygun yerde ve koşullarda yaşamasını sağlamayı yaratmaktadır.
    [/size]

    yanıtla: CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ #42166
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]A. ÖZEL BİR KİMYASAL DİZİLİME SAHİP OLMALARI
    Cansızlar, kimyasal bağların izin verdiği ölçüler içerisinde bir bileşime sahiptirler. Canlılar ise bu kimyasal bağların dizilimini özel bir şekilde saptarlar. Tüm canlılar genleri oluşturan çekirdek asitlerini –genellikle DNA (bazı virüslerde RNA)- içerirler. Gensiz bir canlılık düşünemeyiz. Çünkü genler değişik yaşam formlarının sentez ve replikasyonundan (eşlenmesinden) sorumludur. Tüm genler aynı birimlerden; fakat değişik dizilimlerden oluşmuştur. Dolayısıyla tüm canlıların yapısına giren protein, bu genlerin yapısal değişikliğine uygun olarak, her hücrede farklı amino asit dizilimine sahip olurlar. İlave olarak karbonhidrat, yağ, ve su içerirler. Tüm bu maddelerin özel karışımı protoplazmayı meydana getirir.

    B. HÜCRESEL DİZİLİM
    Canlıların büyük bir kısmı (kural olarak çokhücreliler) hücre olarak bilinen birimlerden yapılmıştır. Her hücre çok ince zarla (plazma zarı) çevrilmiştir. Bu zar erimiş maddelerin ve suyun hücre içerisine girip çıkmasına izin verir. Her iki yönde de geçirim bakımından çok özelleşmiş seçici bir yeteneği vardır. Hücre bir çok kimyasal değişimin yapılabilmesi için değişik enzimleri ve en önemlisi yalnız başına kendinin aynını üretebilecek yeteneğe sahiptir.[/size]

15 yazı görüntüleniyor - 3,601 ile 3,615 arası (toplam 4,844)