Giriş Yap

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 541 ile 555 arası (toplam 4,844)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: Yaşlandıran 5 faktör #73865
    blankdilara
    Katılımcı

    Allah’tan yaşımdan çok küçük gösteriyorum:D
    60’ıma geldiğimde 45’imde göstereceğim:p

    yanıtla: merhabalar:) #73864
    blankdilara
    Katılımcı

    aramıza hoşgeldin :)

    yanıtla: Son PosT. #73694
    blankdilara
    Katılımcı

    ben hep güleryüzlüyümdür :happy:

    blankdilara
    Katılımcı

    bazılarına güvenilmezz..

    blankdilara
    Katılımcı

    tek kelime ile: yorumsuzz..

    yanıtla: Yeni bir fare türü keşfedildi #73697
    blankdilara
    Katılımcı

    konu açan arkadaşlar resimde ekleseler tam olacak!..

    41303231dg5.jpg

    yanıtla: Bilimi çaresiz bırakan çemberler… #73675
    blankdilara
    Katılımcı

    21968589ao6.jpg

    yanıtla: Bilimi çaresiz bırakan çemberler… #73674
    blankdilara
    Katılımcı

    25688547ng5.jpg

    60579839vq1.jpg

    yanıtla: Bilimi çaresiz bırakan çemberler… #73673
    blankdilara
    Katılımcı

    84237610ht5.jpg

    92558855rc1.jpg

    yanıtla: Bilimi çaresiz bırakan çemberler… #73672
    blankdilara
    Katılımcı

    42089254wv0.jpg

    10928448ie1.jpg

    yanıtla: Bilimi çaresiz bırakan çemberler… #73671
    blankdilara
    Katılımcı

    64029900zw3.jpg

    25813412om8.jpg

    yanıtla: Bilimi çaresiz bırakan çemberler… #73670
    blankdilara
    Katılımcı

    97346690fd0.jpg

    57732236nw3.jpg

    yanıtla: Bilimi çaresiz bırakan çemberler… #73669
    blankdilara
    Katılımcı

    59294605ak4.jpg

    76639673nq5.jpg

    yanıtla: Bilimi çaresiz bırakan çemberler… #73668
    blankdilara
    Katılımcı

    VE YILLAR ONLARI DA YORDU…

    Aradan geçen yıllar ikiliyi yaşlandırdı. 60 yaşlarına geldiklerinde her ikisi de sağlık açısından turp gibi olmalarına rağmen artık fiziki yorgunluk duyuyorlardı. Gündüzleri burnundan soluyan tarla sahiplerine bir gün yakalanacakları endişesi de onları artık korkutuyordu. Kabul etmek lazımdı ki her ikisi de tarlalara komando tatbikatı düzenlemek için artık çok yaşlı idiler. Zaten bu sırrı biraz daha gizledikleri takdirde dünyanın kendilerine inanma olasılığı da kalmayacak gibiydi.

    Ve böylece itiraflarını hazırladılar. Gazetecileri çağırarak en karmaşık şekilleri bile nasıl yaptıklarını tek tek gösterdiler. Bu konuda BBC özel bir belgesel hazırladı.

    Yaptıkları açıklamalardan sonra hiçbir muzipliğin uzun yıllar sürmeyeceğini ispatladıklarını ve uzaylı masallarının artık biteceğini umuyorlardı. Ama hiç de umdukları gibi olmadı.

    MEDYA ÜÇ MAYMUNU OYNAMAYI TERCİH ETTİ

    Yapılan şekillerin (olmayan) gizemlerini abartarak, günlerce, sayfalarca yayaınlayan basın yayın organları; gerçeği gün ışığına çıkartan habere küçük bir yer ayırmakla yetiniyor ve bilahare de bu gerçeği unutturmak için gayret sarf ediyorlardı.

    Hemen bu ikiliyi sahtekar ilan eden çember gizemcilerinin ilk savuması, ´Tamam, belki bazı çemberleri gerçekten onlar yaptı diyelim. Çok sayıda ve üstelik iki insan için oldukça karmaşık şekiller var. Bu şekiller insan beynini aşan imgeler. Onları kim yaptı?´ oldu.

    Tabi ki bu savumaya basın yayın organlarında ayrılan yerin asıl ittiraflardan daha hacimli olduğunu tahmin etmek zor değil….

    VE DİĞER İTİRAFLAR…

    Ama oyunları ortaya çıktığı halde ısrarla gerçeği yalanlayanlara inat, dünyanın dört bir yanındaki çember timleri tek tek ortaya çıkarak bu çılgınlığa katkıda bulunarak eğlenip, turistik kazanç sağladıklarını itiraf ettiler. İngitere ve Macarisrtandaki ekipler ilk çemberlerin uyandırdığı heyecan üzerine bu işe kalkışmaya karar verdiklerini söylediler. Ama onların itirafları da gizem iddiacılarının seslerini kısmaya yetmedi. Zaten basın da yalanın gerçekten çok satması karşısında neyi ne kadar vereceğiniiyi hesap ederek, efsanenin hep canlı kalmasına çanak tuttu.

    Michael Hutchinson Tuhaf inanışlar üzerine kitap yazan ve UK Sceptics organisation’ın (İngiliz Şüpheciler örgütü) bir yazarı olarak bu konuda ileri sürülen tezlerin hepsini değerlendirdiklerin ancak bunların içinde çemberlerin insan yapımı olduğunu öne sürenlerin dışında hiç birisinin elle tutulur bir delil, kanıt ya da ihtimal ortaya koyamadığını itiraf ediyor.

    İngiltere’de oluşturulan tahıl çemberleri araştırma komitesinin sitesinde tahıl çemberi oluşturan ekiplerin bu şekilleri nasıl vücuda getirdiklerini izah ederken en karmaşık görünen şekillerin bile krokilere, indirgenebileceğini gösteriyor.

    1998 yılında BBC Ülke Dosyaları (Country File) adlı programında Doug Bower’ın iddialarının doğrulanıp doğrulanamayacağını gösteren bir program çekti. Lindsey Morris, bir tahıl çemberi oluşturma timi kurdu. Programda iki saat içinde, insanlar yapamaz denilen bir çember yapılabildi. Ama bu gösteri de çemberlerin gizemine inananlara göre tamamen aldatmaca ve göz boyamadan ibaretti ve akıl dışılığı savunanları tatmin etmedi.

    1999 yılında aynı bölgede birkaç tahıl dairesi daha ortaya çıksa da bular pek ilgi görmedi. Çiftçiler ve yöre esnafı dairelerin artık ortaya çıkmamasından büyük üzüntü duysalar da çemberler bu yıldan sonra hiç görünmediler. 1999 yılı Mayıs ayında BBC’de konuyla ilgili olarak yapılan bir haberde Ulusal Çiftçiler Birliği Sözcüsü Tom Bewley’nin söyledikleri bu konuda hayli dikkat çekici. Bewley, çemberler konusunun çiftçiler için çok zararlı bir problem olduğunu, ekinlerin bu çemberden hayli zarar görmesini yanı sıra, görmeye gelen turistlerinde tarlalara zarar verdiğini savunuyordu. Yani çemberler efsanesi artı kasabanın karnını doyurmuyor ve sermayeden de zarar ettiriyordu. Ama çemberlerin bölgeye bir şöhret ve hareketlilik getirmesi de inkar edilmez bir gurur olarak itiraf ediliyor…

    PROFESYONEL ÇEMBER TİMLERİ

    Hele de dünyanın uydudan karış karış izlenebildiği günümüzde çember yapımcılarının (özel gösteri ve şiparişler yapan profesyoller hariç), artık her kimseler çember yapmaktan tamamen vazgeçmiş olmaları dikkat çekici.

    Günümüzde artık bir gecede aniden ortaya çıkan tahıl çemberleri yok. Ama çok daha karmaşık ve şaşırtıcı geometrik şekiller içeren çemberler çizen özel ekipler varç. Siparişler üzerine hassas hesaplarla hemen her şekli tarlalara makul ücretlet karşılığında çizdirmek mümkün. Bu profesyonel ekiplerle çalışan şirketler de hayli fazla… (Günümüzdeki ekipler, geçmişte çember yapanlar ve çember yapım teknikleri hakkında ayrıntılı bilgileri, bu çemberlere kafa yoranların oluşturduğu http://www.circlemakers.org/ adresinden edinebilirsiniz)

    Buna rağmen çemberlerin gizemini savunanların varlığı sürüyor. İnatla bilinmeyen ve ispat edilemeyen tezleri savunuyor ve insanların bu daireleri yapmadıklarında diretiyorlar..

    GERÇEK NEDEN PEK ÖNEMSENMEDİ?

    Tahıl bilimcilerin bu konudaki kulis baskılarını göz ardı etmemek gerekiyor. Onlara göre, insanların mucizevi olaylar düşleme keyfi ellerinden alınmamalıydı. Bu konuda basın zaten müthiş gerçeği bir kez ortaya atıp tiraj kazanmaktansa, her zaman hatırlı tiraj sağlayan, çok satan ve servet kazandıran efsaneleri yaşatmayı çıkarlarına uygun görmüştü.

    O gün bugündür bazı muzipler, tarlalara öncülerinin yaptığı estetik inceliklerden çok geri şekillerle UFO bilimcilerin dikkatini çekmeye devam ediyor. Gizemli dairelerin mucitlerinin adı ise unutturulmaya çalışılıyor.

    İBLİS ÇOK SATIYOR AMA GERÇEĞE DÖNÜP BAKAN YOK

    Carl Sagan ve Jim Schnabel gibi gerçek avcılarının, onların isimlerini yaşatıp, gizemcilerin maskelerini düşürme çabaları ise beklenilen ilgili görmüyor. Uydurma tezlerin yok sattığı ülkelerde bile dairelerin sırrını ortaya çıkartan Round in Circles (Dairelerin izinde) adlı kitap bile istenilen ilgiyi görmedi. Schnabel’in Penguen kitaplar’dan (Penguin books) yayınlanan kitabı bir eleştirmen tarafından ‘yıllardır okuduğum en komik kitap’ olarak niteleniyordu.

    Carl Sagan’ın deyimi ile tam anlamıyla ‘İblisler çok satarken, işe karışan itirafçı muziplerin varlığı kimsenin hoşuna gitmiyor’

    Aslında bu gerçeğin kabul edilmemesinin ardında kibirin de rolü çok büyük. O kadar karizmatik söylem, o kadar esrarengiz iddia, o kadar iddialı meydan okumadan sonra bu kadar basit bir çözümü kabul etmek insanoğlunun gururu için o kadar kolay değil. Ama hayatta her zaman böyle değilmidir, O kadar karmaşık görünen, o kadar çok büyütülen pek çok sorunun aslında basit bir açıklaması yok mudur?

    İnanmıyorsanız siz de sanalda bir gezinti yapın. Bu konuda gerçeğe yer veren İnternet sitesi iki düzineyi bile bulmuyor. Efsaneleri konu alan siteler yüzlerce… Türkçe yayın yapan birkaç gizemci sitede de efsaneler bilime meydan okuyor. Yahoo ve Google’da kayıtlı tek bir Türkçe sitede bu gerçek henüz yok…

    TAHIL ÇEMBERİ ÇİZEN UZAYLILAR NEREDELER?

    Günümüzde artık bir gecede ortaya çıkan gizemli çemberler yok. Özellikle radar ve uydudan izleme sonrasında bu çemberlerin birden bire ortadan kalkması pek de şaşırtıcı değil.

    Ama bu, dünyayı parmağında oynatan, fizik kurallarına müdahale edebilen uzaylılar, periler yok anlamına anlamına gelmiyor. Bir türlü bilimsel gerçeklere teslim olmamaya koşullanmış beyinlere sorarsanız, bu onların ne kadar zeki olduklarının bir delili bile sayılabilir. Keşfedildiklerini anlayınca kamufle olup, taktik değiştirerek kendilerini gizlemek ismekte oldukları savunulmaktadır?

    ´İyi ama bu mahluklar varsa ve keşfedilmek istenmiyorlarsa, ne diye geride bu kadar çok iz bırakıyorlar?´ diye sormak gerekiyor değil mi? Korkmayın, bunun da cevabı hazırdır: ´Henüz insanlar onları doğru kavrayacak zeka seviyesine ulaşamamıştır. Onlar sabırla insanların o bilinç seviyesine ulaşmasını beklemektedirler..´

    Peki siz gerçekten bu kadar basit olan bilimsel açıklamaya inandınız mı, yoksa beyninizde hâlâ İblisleri haklı çıkaran tezler mi ağır basıyor?…

    yanıtla: Bilimi çaresiz bırakan çemberler… #73667
    blankdilara
    Katılımcı

    ‘ALTERNATİF BİLİM’ EFSANELERİ

    Bilim adamlarının akıl ve mantıkla çözemediği bu oluşumlar, kendilerini ‘alternatif bilimciler’ olarak lanse eden, ‘cinci, falcı, ve uzaylı bilimcilerin’ ekmeğine yağ sürüyordu.

    Onlara göre, bu çemberler, “O kadar gelişmiş ve komplike tasarımlara sahiplerdir ki, bu birdenbire beliren devasa ve kusursuz şekillerin insan yapımı olabileceğini düşünmek imkansızdı. Bunun kanıtlanması için, bu şekillerin bazıları kopya edilmeye çalışılmış, fakat küçük bir daire bile düzgün yapılamamıştı.

    Şekiller zamanla daha da karmaşıklaşmış; DNA spiralini temsil eden şekillerden, oldukça komplike matematiksel figürlere kadar uzanan bir çeşitlilik göstermişti. Bu yüzden ekin çemberlerinin sahtekarlık ürünü olduğu teorisi de bu şekillerin oluşumunu açıklamakta yetersiz kalmaktaydı. Bu konuda en çok destek gören ve artık kabul edilmesi imkansız olan görüş; bu şekillerin dünyamızı ziyaret eden insan dışı zeki varlıklar tarafından yapıldığı görüşüydü ve insanlar buna iman etmeliydi. İnkarın etmek inançsızlıktı…

    Alternatif bilimcilere göre, münkirler, UFO olaylarını örtbas etmeye çalışıyordu. İstihbarat birimleri gerçeği halktan gizlemek için, kamuoyunu yanlış yönlendiriyor ve bilgi kirliği oluşturuyordu. Tek amaçları bu oluşumların insanlar tarafından sahtekarlık amaçlı yapıldıklarını kabul ettirmekti….

    Yani açıkça buyuruluyordu ki, ‘Ey ötekilere iman edenler, günün birinde bu şekillerin insanlarca yapıldığı iddia edilebilir, aman imanınızda o zaman bir sarsılma olmasın’

    ÇEMBER UÇMAZ MÜRİT UÇURUR

    Aşağıda yer alan iddiaların hiç biri bilimsel olarak kanıtlanamadı ve polisiye kayıtlarda yer almadı. Ama zaten bilim ‘gayba’ düşmandı ve gizli istihbarat örgütleri de garip gerçekleri halktan gizlemeye programlıydı. Dolayısıyla bu bilgiler polis katıtlarına yansımış olsa bile silinmesi zordeğildi. Bu yüzden bilimin ve resmi makamların bu olayları reddetmesi bile, aslında bu olayların gerçekliğinin temel kanıtı idi (!). Bu kanıt göstermeye gerek duymama özgürlüğü nedeniyle iddialar, kendisine rahat pazar buluyor ve günden güne inananı artıyordu.(Bu taktiğin, bölgemizde cin çıkartan hoca ve ermiş(!) kadınlarca, bilim ve din alimlerine karşı aynen kullanılıtor olması da ayrıca dikkate değerdir)

    VE İŞTE ÇEMBERLERİN GİZLEDİĞİ SIRLAR!

    “Çatal çubuklarla su arayanlar dairelerde ‘orgon enerjisi’ buldular ve bunu yapan varlıklar ile telepatik iletişim kurulabileceğini savundular”

    “Ekin çemberlerinin içine giren kişiler, buradayken ya da buradan çıktıktan sonra farklı hisler duyduklarını bildirmişlerdir. Bu kişiler, çemberlerin içindeyken aşırı baş dönmesi ve mide bulantısı yaşadıklarını söylerler. Hatta bazıları bu deneyimin ayaklarını yerden kestiğini söylemektedir. Yeni yüzyıl insanları, ekin çemberlerinin içindeyken kendilerinde iyileştirici güçler hissettiklerini iddia etmektedirler”

    “Ekin çemberleri sadece insanları değil hayvanları da etkilemektedir; yakın çiftliklerdeki büyükbaş hayvanlar çemberlerin ortaya çıkmasından saatler önce hırçınlaşmaya ve sinirli hareketler yapmaya başlamaktadırlar”
    “Çemberler, aynı zamanda çevrelerindeki elektronik aletlerin bozulmasına neden olmaktadırlar. Çemberlerin üzerinde uçan uçakların içindeki elektronik donanımlar zaman zaman arızalanmaktadır”

    “Çemberler, ortaya çıktıkları alanı tümüyle etkilemektedir; bir çemberin içindeki ve çevresindeki ekinlerin manyetik yapısı ve yaydığı enerji değişmekte, ürünlerin kromozomları ciddi dönüşümlere uğramaktadır”

    “Manyetik alan değişimleri dolayısıyla bölgede pusulalar çalışmamaktadır. Çemberlerin ortaya çıktığı gecenin sabahı araba aküleri arızalanmakta, Geiger sayaçları bölgede oldukça yüksek oranlarda radyasyon belirlemekte, voltmetreler yüksek seviyede enerji oluşumu tespit etmektedirler. Bu enerji bölgede çok uzun bir süre boyunca, ekinler toplanıp yeni tohumlar ekildikten sonra bile kalmaktadır”

    “Ekin çemberlerinin geçmişi 1670’lere kadar uzanmaktadır, fakat bunların varlığına ilişkin kanıtlar ancak yakın zamanlarda elde edilmeye başlamıştır. Kayıtlara geçen ilk ekin çemberi 1966 yılında, İngiltere’nin Hertfordshire kasabası sakinleri tarafından bulunmuştur”

    “1976 yılında, Langenburg’lü bir çiftçi olan Edwin Fuhr, tarlası üzerinde uçan kubbe şeklinde araçlar görmüştür. O gece tarlayı araştıran Fuhr, burada dört ekin çemberinin oluştuğunu farketmiştir. Bu olayı takip eden üç gün boyunca UFO’lar gözlemlenmeye devam etmiş ve çemberlerin sayısı yediye ulaşmıştır”

    “Yapılan araştırmalarda çemberlerin içine giren köpekler hastalanmış, turuncu ışıklar yayan cisimler görülmüş, esrarengiz sesler duyulmuştur. Colin Andrews bu çemberlerin birinin içindeyken “statik elektriğin hışırtılı sesini” duyduğunu söylemiştir.”

    TAHIL ÇEMBERLERİ BİLİM DAİRESİ KURULUYOR

    1983 yılında şu anda dünyanın en önde gelen ekin çemberleri araştırmacılarından biri olan İngiliz mühendis Colin Andrews, Ekin Çemberleri Araştırma örgütünü (CPR) kurdu. Andrews ve kafadarları, bu oluşumlarla ilgili detaylı araştırmalar yaptılar, çiftçiler ve diğer tanıklarla görüştüler, şekillerin çeşitli açılardan fotoğraflarını çektiler ve elde ettikleri bulguları değerlendirdidir. 1973 yılından 1997 yılına kadar ortaya çıkan ekin çemberlerinin hemen hepsi CPR arşivlerinde kayıtlıdır.

    1990’lardan itibaren çemberlere adeta sanatçı parmağı değiyor ve şekiller artık birer grafik tasarım harikasına dönüşüyordu. Bunların en ses getiren örneği, 1994’te Stonehenge’in bir mil kadar güneyinde ortaya çıkan oluşumdur.

    Ekin çemberlerinin en dikkat çekicisi, 17 Temmuz 1991’de İngiltere’de, Barbury Kalesi yakınlarındaki bir buğday tarlasında ortaya çıktı. Bu oluşumda, merkezi, dairesel bir alan düzleştirilmiş ve iki eşmerkezli daire ile çevrelenmiştir. Bu dairelerin üstüne ikizkenar bir üçgen yerleştirilmiştir; bu üçgenin her bir köşesinde farklı bir dairesel model bulunmaktadır. Bunlardan biri basit bir çember, diğeri 6 kollu bir fırıldak, sonuncusu ise ilginç bir spiral şeklindedir. Tüm oluşum 190 metre genişliğindedir.

    Kimilerine göre bu dört ayağı ile alana konmuş bir uçan dairenin bıraktığı izdi. Bazı şekillerde ise uçan dairelerin gövdeleri üç ayaklı idi.

    Bu durumda tek model bir uçan daireye değil, model model UFO çeşidi vardı(!)

    Şüpheler bu yönde yoğunlaşınca ‘ufoloji’ uzmanları konuya balıklama dalış yapıyorlardı. Bilimsel düşünceden taviz vermeyenler ise şekillerin geceleri birkaç içinde ortaya çıkmış olmasından şüphelenmeye devam ediyorlardı.

    Ancak ufoloji uzmanlarına göre şekillerin büyüklüğü bir insanın bunu birkaç saat içinde vücuda getirmesini imkansız kılıyordu. Resim yazılarının çevresinde başka iz de yoktu. Zaten kim böyle bir şeyi, neden yapmış olabilirdi ki?

    … VE SIR PERDESİNİ ARALAYAN İTİRAF

    1991 yılında Southamtonlu iki kafadar bütün bu krizin kendi muzipliklerinden kaynaklandığını açıkladıklarında önce kimse olanlara inanmak istemedi.

    Doug Bower ve Dave Chorley, 15 yıldır tarlalara şekiller yaptıklarını itiraf ediyorlardı. Rahat yaşam koşullarında mutlu bir evlilik hayatları olan, ama çocuk sahibi olamadıkları için hayatlarını renklendirecek iki kafadarın itirafları ilginçti. Ama her nedense en uyduruk dairenin peşine muhabir ordusu takan basın onları görmeye yanaşmıyordu.

    VE İŞTE GİZEMLİ TAHIL ÇEMBERLERİNİN MİMARLARI

    1970’lerde her zaman rutin olarak gittikleri The Percy Hobbes adlı birahanede sıradanlaşan hayatlarına renk katmak ikili, bir gece dünyanın bayına böyle bir çorap örmeye karar vermişlerdi. Okudukları bir UFO romanından etkilenen iki kafadar, kendiliğinden oluştuğuna inandırıldıkları şekiller çizerlerse insanların şaşırtıp eğlenebileceklerine karar verdiler. Sanatkar ruh taşıyan ve özünde zanaatkar olan ihtiyarlar hemen harekete geçtiler.

    Başlangıçta işleri kolaydı. Bower’ın çerçeve dükkanının arkasında bulunan ağır bir çelik çubuk vasıtasıyla buğday başaklarını düzleştiriyorlardı. Sonraları tahta ve ip kullanmanın daha şaşırtıcı sonuç doğurduğunu keşfettiler. Başlangıçta işleri sadece 5-10 dakika sürüyordu. Ama işaretlerin ünü arttıkça ve dairelerin sırrıyla ilgili tezler çoğaldıkça daha karmaşık şekiller için bu işe daha fazla zaman ayırmaya mecbur kalıyorlardı.

    BASIN DAİRELERİ KEŞFETTİĞİNDE…

    Aslında ilk çizdikleri şekiller pek de ilgi görmemiş ve UFO’cuların dikkatini çekmeyi başaramamıştı.

    İkili bunun üzerine iki ahbap çavuş, gizemli daireler yapma işini bir yana atıp, duygusal yönden daha doyurucu bir kandırmacının planları üzerinde çalışmaya bile başlamıştı. Ama tam o günlerde UFO’cular daireleri keşfetti.

    Sazanlar oltaya gelmişti.

    Bu gelişme üzerine çember mimarları yaptıkları şekillere karmaşık ve sanatsal öğelerle zenginleştirmeye karar verdiler.

    Yaşanan şaşkınlık, kopan fırtınalar, üretilen tezler onları müthiş eğlendiriyordu.

    Özellikle de bilim adamlarının ‘bilimsel izahları’ ve ‘insan zekasının üstündeki geometri tezleri’ onları zevkten dört köşe ediyordu.

    Gece çıkacakları her geziyi dikkatle planlıyor, kimi kez önceden sulu boya şablonlarla titiz planlar hazırlıyorlardı. Bu arada yapılan yorumları dikkatli takip ediyor ve taktiklerini ona göre geliştiriyorlardı. Bir meteoroloji uzmanı tüm tahılların saat yönünde bükülmüş olmasının bu işi hortumların yaptığını ispatladığını ısrarla savunması üzerine, şekillerin dış halkasını saat yönünün tersinde çizmeye başladılar.

    İKİ KAFADARI DA ŞAŞIRTAN MEÇHUL ÇEMBERLER

    Kısa süre sonra muziplerin beklemediği bir gelişme oldu. Güney İngiltere başta olmak üzere başka yörelerde de benzer şekiller ortaya çıkmaya başlamıştı. Demek ki, taklitçi muzipler onların şöhretinden kendilerine pay çıkarmak istiyorlardı.

    Bunun üzerine iki kafadar tüm dünyayı ayağa kaldıracak projelerini geliştirdiler ve tarlaya İngilizce olarak ”yalnız değiliz” (we dont alone) yazısını kazıdılar. Etkisi büyük oldu. Ama iki ahbap çavuş bu cümle ile bile insan aklının ne kadar körleşebileceğini gözlerönüne seriyordu.

    İlk önce hiç kimse “Yalnız değilsiniz” (you dont alone) değil de “yalnız değiliz” yazıldığına bile dikkat etmemişti. Sonrq bu fark edilince bunu da dünya dışı varlıkların kasıtlı yaptığı ve evreni bir bütün olaraak algıladıkları ileri sürüldü.

    Doug ve Dave eserlerine birleştirilmiş iki D ile imza atıyor, UFO’cular bu imzanın da uzaylıların özel bir simgesel mesajı olduğunda ısrar ediyordu.

    ÇEMBER TİMİ ÇOĞALIYOR

    Ama ikilinin hesaba katmadığı bir gelişme oldu. Bower’ın geceleri ortadan kaybolmasından şüphelenen eşi Ilene onlardan kuşkulanmaya başladı. Ve gerçeği keşfetmekte de gecikmedi. Foyalarının ortaya çıkmasından korkan ikili bu kez Ilene’yi de yanlarına aldılar.

    Artık üç kişi çalışıyorlardı. Bu ikilinin pek hoşuna giden bir durum değildi ama gece yaptıkları şekillere gündüz hayran kalan İlene de artık ekibin bir parçası olmuştu. Zaten ikilinin sırrını korumak için bu ortağa itiraz etmeleri pek mümkün değildi..

15 yazı görüntüleniyor - 541 ile 555 arası (toplam 4,844)