Oluşturulan forum yanıtları
- YazarYazılar
-
FeeLinGKatılımcıhoşgeldinizzz

FeeLinGKatılımcıX-Men Origins: Wolverine
X-Men Origins: WolverineYönetmen: Gavin Hood
Senaryo: Stan Lee, David Benioff
Müzik: Harry Gregson-Williams
Görüntü Yönetmeni: Donald McAlpineOyuncular: Hugh Jackman, Ryan Reynolds, Liev Schreiber, Dominic Monaghan, Lynn Collins, Danny Huston, Daniel Henney, Taylor Kitsch, Kevin Durand, Scott Adkins
Tür: Aksiyon – Fantastik – Bilim kurgu
Yapım: ABD
Dil: İngilizce
Dağıtıcı Firmalar:
Internet adresi: http://www.marvel.com/movies/X-Men.X-Men_Origins:_WolverineX-men Origins: Wolverine, Origins serisinin ilk filmi. Wolverine’in hayatının gizli kalan ilk kısımları 1 Mayıs’ta oraya çıkıyor…� Hugh Jackman’ın canlandırdığı Wolverine karakterinin geçmişine yolculuk yapılacak olan filmde en merak edilen karakterlerden biride Gambit…
FeeLinGKatılımcıSaddamın Askerleri: Kara Güneş
Saddamın Askerleri: Kara GüneşYönetmen: Gani Rüzgar Şavata
Senaryo: Gani Rüzgar Şavata
Müzik: Saffet Uluçay
Görüntü Yönetmeni: Murat OkanOyuncular: Ayla Ötük, Gani Rüzgar Şavata, Güler Işık, Hüzeyin Beyaz, Tuğba Özay, Yalçın Dümer, Yusuf Özpolat
Tür: Dram
Yapım: Türkiye
Dil: Türkçe
Dağıtıcı Firmalar: Pinema
Internet adresi: http://Kuzey Irak’ta Saddam Hüseyin döneminde Peşmerge köylerine yapılan baskınları, işkenceleri, aşk ve acı arasındaki ince çizgiyi çarpıcı görüntü ve diyaloglarla anlatan bir film.
FeeLinGKatılımcıRumba
RumbaYönetmen: Bruno Romy, Fiona Gordon, Dominique Abel
Senaryo: Fiona Gordon, Dominique Abel
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Claire ChildericOyuncular:
Tür: Komedi
Yapım: Fransa – Belçika
Dil: Fransızca
Dağıtıcı Firmalar: Tiglon
Internet adresi: http://www.rumba-film.mk2.com/Rumba minimum diyalogları, son derece stilize tarzı ve hareketli müzikleriyle seyredenleri dansa davet ediyor. Jacques Tati’nin tarzını anımsatan filmin başrollerinde ise yönetmenlerin kendileri rol alıyor.
Filmin yönetmenlerinin canlandırdığı Fiona ve Dom, huzurlu bir taşra kasabasında öğretmenlik yapmaktadır. Latin dansına olduğu kadar birbirlerine de aşıktırlar. Bir gece eve dönerken duvara toslamalarıyla hayatları altüst olur. Zagreb’de En İyi Film seçilen Rumba stilize, neşeli ve melankolik.
FeeLinGKatılımcıKelebek
KelebekYönetmen: Cihan Taşkın
Senaryo: Mahmut Bengi
Müzik: Ömer Faruk Tekbilek, Brian Keane
Görüntü Yönetmeni: Demian BarbaOyuncular: Ghassan Massoud, Caner Cindoruk, Deniz Bolışık, Şahin Çelik, Münir Can, Tuncay Beyazıt, Gürol Güngör, Kadir Kırıcı, Sümer Tilmaç
Tür: Dram – Macera
Yapım: Türkiye
Dil: Türkçe
Dağıtıcı Firmalar: Özen Film
Internet adresi: http://www.filmkelebek.com/Yıl 1996… 11 Eylül faciasına yaklaşık beş yıl var… Ama facianın temelleri şimdiden atılıyor… Çünkü dünya karışık bir yerdir ve hiçbir şey bir gün önce başlamaz…
Yer Afganistan… İç savaşın en sıcak günleri… Canından, malından ve evlerinden olan binlerce insane çatışmaların sona ermesini bekliyor… Yusuf ve arkadaşları ise, insani yardım amacıyla oraya gitmeyi…
“Derler ki… Burada bir kelebek kanat çırpsa, Atlantik’te fırtınaya sebep olabilir… İşte biz, her birimiz tıpkı o kelebek gibiyiz; fakat bir farkla… Bizim kelebeğimiz fırtınaya sebep olmaz! O, kanatlarını açar fırtınaya karşı koyar…”
Mevlevi dedesi İbrahim, bu sözlerle yolcu eder onları; sanki olacakları biliyormuş gibi… Nitekim, Yusuflar yola çıkmak için hazırlanırken… Usame bin Ladin, yeni karargahı olan Afganistan sınırından geçmektedir…
Yusuf ve arkadaşları o yıl Afganistan’da binlerce insanla tanışır… Ve içlerinden biri, 11 Eylül 2001’de bütün dünyanın tanıyacağı genç bir adamdır!..
FeeLinGKatılımcıJonas Brothers: 3 Boyutlu Konser Deneyimi
Jonas Brothers: The 3D Concert ExperienceYönetmen: Bruce Hendricks
Senaryo:
Müzik: Joe Jonas, Kevin Jonas, Nick Jonas
Görüntü Yönetmeni: Mitchell Amundsen, Reed SmootOyuncular: Gregory Robert Garbowsky, Joe Jonas, John Cahill Lawless, John Lloyd Taylor, Kevin Jonas, Nick Jonas, Robert Feggans, Ryan Matthew Liestman
Tür: Müzik – Konser
Yapım: ABD
Dil: İngilizce
Dağıtıcı Firmalar: UIP
Internet adresi: http://disney.go.com/disneypictures/jonasbrothers3d/Amerikalı pop rock grubu Jonas Brothers ‘ın turne görüntülerinden hazırlanmış üç boyutlu bir belgesel.
FeeLinGKatılımcıİşkence Tarikatı
MartyrsYönetmen: Pascal Laugier
Senaryo: Pascal Laugier
Müzik: Willie Cortés, Alex Cortés
Görüntü Yönetmeni: Nathalie Moliavko-visotzky, Stéphane MartinOyuncular: Morjana Alaoui, Mylène Jampanoï, Catherine Bégin, Robert Toupin, Patricia Tulasne, Juliette Gosselin, Xavier Dolan-Tadros, Isabelle Chasse, Emilie Miskdjian, Mike Chute
Tür: Dram – Korku
Yapım: Fransa – Kanada
Dil: Fransızca
Dağıtıcı Firmalar: Tiglon
Internet adresi: http://www.martyrs-lefilm.com/Fransa’da 1970’lerin başında bir akşam yıllarca kayıp olan kız Lucie yolun kenarında başı boş gezerken bulunur. Başına ne geldiğini bir türlü söyleyemez. Daha sonra polis hapsedildiği kimsenin kullanmadığı mezbahı bulur.
Bütün deliller kızın dondurucu odada hapsedildiğini gösterir. Pislik içinde, aç, susuz, tecavüze uğramamış Lucie dondurucu odadan nasıl kurtulmuş ve başına ne gelmiş?
Lucie kaçtıktan sonra bir yetimhaneye konur ve orda Anna ile arkadaş olur. Birkaç yıl sonra Lucie; anne, baba, çocuklar olmak üzere dört kişilik bir aileye verilir. Lucie hepsini shotgon ile öldürür ve yaratıklar tarafından saldırıya uğrar.
FeeLinGKatılımcıDevrim Arabaları
Devrim ArabalarıYönetmen: Tolga Örnek
Senaryo: Murat Dişli, Tolga Örnek
Müzik: Demir Demirkan
Görüntü Yönetmeni: Hasan GerginOyuncular: Ali Düşenkalkar, Altan Gördüm, Halit Ergenç, Haluk Bilginer, Sait Genay, Seçil Mutlu, Selçuk Yöntem, Serhat Tutumluer, Taner Birsel, Uğur Polat, Vahide Gördüm
Tür: Tarih – Dram
Yapım: Türkiye
Dil: Türkçe
Dağıtıcı Firmalar:
Internet adresi: http://www.devrimarabalari.comDevlet Başkanı Cemal Gürsel tümüyle yerli üretim bir otomobil yapılmasını emreder ve görevin TCDD işletmesine verildiği bildirilir. O gün orada bulunan 23 mühendis bu emri ‘Türk insanının makûs talihine karşı bir meydan okuma’ olarak algılarlar. En küçük bir tereddüt ya da endişe sergilenmeksizin derhal işe başlanır. Çalışma mekanı olarak Devlet Demiryolları’nın Eskişehir’deki Cer Atölyesi seçilir. Zaman müthiş dardır. Cumhuriyet Bayramı’ na kadar yalnızca 130 günü vardır ekibin. Türkiye’nin ilk yerli otomobili olacak eserin adı da konmuştur: “Devrim”.
FeeLinGKatılımcıBenim ve Roz’un Sonbaharı
Benim ve Roz’un SonbaharıYönetmen: Handan Öztürk
Senaryo:
Müzik:
Görüntü Yönetmeni:Oyuncular: Abdullah Tapkan, Aytaç Ağırlar, Bahar Ün, Leyla Batgi, Murat Batgi, Öznur Kula, Serkan Altunorak, Serra Yılmaz, Tevfik Yapıcı, Zelal Gündüz, Zerrin Arbaş
Tür: Dram – Politik
Yapım: Türkiye
Dil: Türkçe
Dağıtıcı Firmalar: Özen FilmAntik bir kasaba yapılacak baraj nedeniyle sular altında kalacak ve dünyada eşi benzeri görülmeyen bu zengin kültür de yok olacaktır… Bunu engellemek için tüm güçlerini seferber ederek mücadele eden sivil hareket ne yazık ki yenilgiye uğrar.
Bu hareketin başını Gazeteci Metin çeker. Eski bir tipo makineyle çıkarttığı yerel gazetesiyle baraj yapımından rant bekleyen çıkar çevrelerine karşı mücadele eder. Metin’de simgeleşen bu mücadelenin hedefi barajın rantını yiyen Müteahhit Sofu’dur. Metin ve çevresi ellerine geçen her fırsatta Sofu’yu teşhir ederler. Bir yandan da bu mücadele sürecinde darmadağın olmuş bireysel hayatlarını toparlamaya çalışırlar.
Bu süreçte Metin eski bir militan olan Berfin’le tanışarak kısa bir sürede onunla evlenmeye karar verir. Teyzesinin yanına sığınmak için gelen Berfin adeta kasabada hayalet gibi saklı yaşamıştır. Metin, yenilgiyi kabul etmediğini belirtmek istercesine Sofu’ya karşı bir gövde gösterisine dönüştürdüğü düğünün gecesinde ne yazık ki onun adamları tarafından vurulur. Berfin vurulan kocası Metin’i hemen hastaneye götürür. Ancak hastanede onları bir başka sürpriz bekler. Sorgu sırasında Berfin’in hala aranan bir suçlu olduğu ortaya çıkar ve tutuklanır. Bu olay yenilginin psikolojini üzerinden atmaya çalışan Metin’i bir kez daha yıkar. Ama bir yandan da Sofu’ya karşı duyduğu kini biler.
FeeLinGKatılımcıYedi Kocalı Nurgül!
Yedi Kocalı Hürmüz filminde Hürmüz’ü canlandıracak olan Nurgül Yeşilçay ‘Vicdan’ dan sonra sinemaya devam ediyor…
Filmde Nurgül Yeşilçay’ın kocalarından birini oynaması için teklif götürülen Erkan Can “Senaryoyu okuyorum, çok beğendim. Tiyatro oyununun sinemaya uyarlanıyor olması güzel. Zamanımı ayarlarsam kesin o filmin içinde olacağım” dedi.
Filmde koca olarak düşünülen diğer isimler ise Haluk Bilginer, Tardu Flordun ve Sarp Apak. Nurgül Yeşilçay ve eşi Cem Özer, bu isimlerden Tardu Flordun ile Bebek’te bulunan Happily Ever After isimli mekanda buluştu. Flordun’u ikna eden çift, geri kalan 3 koca konusunda ise hala bir karara varamadı.
Haziran ayında çekimlerine başlanacak film için Yeşilçay profesyonel hocalarla dans ve müzik dersleri alıyor. Geçtiğimiz sezon eşinin yapımcılığını yaptığı proje için rap söyleyen Yeşilçay bu filmde de bol bol dans edecek.
FeeLinGKatılımcıTarık Akan müzisyen olursa!
‘Deli Deli Olma’ filminde başrol oynayan Tarık Akan, ilk kez bir sinema filminde kendi sesiyle şarkı söyledi, piyano çaldı…
‘Deli Deli Olma’ filminde başrol oynayan Tarık Akan, ilk kez bir sinema filminde kendi sesiyle şarkı söyledi. Filmde piyano çalıp, parçalar söyleyen Akan, bunun nedenini şöyle açıkladı: “Bu sahnelerde herhangi bir teknik destek ya da dublajın, filmin bütünlüğünü bozacağını düşündüm. O nedenle bu işin üstesinden gelmeye çalıştım.”
Birikimimi kullandım
Filmde Rusça ve Türkçe sözlü şarkı okuyan Akan, ‘Bir Sarmaşık Olsaydım’ isimli parçanın provasını da tek başına yaptı. Oyunculuk hayatı boyunca potansiyelini çok iyi tanıdığını belirten Akan, sahip olduğu birikimleri ne zaman, nerede ve nasıl değerlendireceğini artık çok iyi öğrendiğini belirtti.
FeeLinGKatılımcıDisney çocukları kandırmış…
Walt Disney’in uzun aralıklarla yaptığı farklı çizgi filmlerde, aynı kareler tekrar tekrar kullanılmış.
Robin Hood ve Winnie The Pooh gibi Walt Disney’in en sevilen çizgi filmlerindeki bazı sahneler, stüdyonun daha önceki çizgi filmlerindeki bazı karelerin bire bir tekrarından oluşuyor.
Animasyonda ‘geri dönüşüm tekniği’ olarak bilinen bu uygulamada, daha önce hazırlanmış sahneler, sadece arka planı değiştirilerek yeni filmde aynen kullanılıyor.
Bu tür yapılan çizgi filmlerin biri 1973 yapımı Robin Hood… Bu çizgi filmdeki pek çok sahne daha önce, 1937 yılında gösterilen ‘Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’, 1967 yapımı ‘Ormanın Kitabı’ ve 1970 yapımı ‘Aristokrat Kediler’ adlı çizgi filmlerde kullanılan sahnelerin tekrarından oluşuyor.
1977 yapımlı ‘Winnie The Pooh’ adlı çizgi filmdeki Christopher Robin’nin bir tepeye çıkışının aynısını, on yıl önce yapılan ’Ormanın Kitabı’ adlı çizgi filmin kahranı Mowgli yapmıştı.
Mowgli’nin bir köpek tarafından yalandığı sahnenin aynısı, dört yıl önce gösterilen ‘Taştaki Kılıç’ adlı çizgi filmde kullanılmıştı.
FeeLinGKatılımcıEmeğin sinema bayramı!
Yaklaşan 1 Mayıs işçi bayramı ile birlikte 3. İşçi Filmleri Festivali de geri sayıma başladı…
25 ülkeden 50 Film ile Emek Perdedeki Yerini Alıyor ..
1-7 Mayıs Emeğin Sinemasının da Bayramı…
Bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, 1–7 Mayıs 2009 tarihleri arasında İstanbul, Ankara ve İzmir’de eş zamanlı olarak izleyicilerle buluşacaktır.
Bu yıl Festival, Halkevleri, Sine-Sen (DİSK), Dev Sağlık-İş (DİSK), Birleşik Metal-İş (DİSK), Hava-İş (TÜRK-İŞ), Petrol-İş (TÜRK-İŞ), Ses (KESK), Sendika.Org ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından düzenlenmektedir.
Festivalin Onur konuğu İshak Işıtan
80’li yıllardan itibaren Kanada’da yaşayan belgesel yönetmeni İshak Işıtan Kanada’dan Uluslararası İşçi Filmleri Festivali için geliyor. 2008 yapımı ödüllü Brukmanlı Kadın’lar (The Women of Brukman) festivalimizde gösterilecek ve yönetmen İstanbul, Ankara ve İzmir’de film sonrası izleyicilerle söyleşiler yapacak.
Festivalin açılışı 2 Mayıs 2009 Cumartesi akşamı Saat 19.30’de İstanbul Beyoğlu Yeni Melek Gösteri Merkezi’nde yapılacaktır.Gecenin sunuculuğunu oyuncu Bennu Yıldırımlar yapacaktır. Yaptığı sinema ile emeğin yanında duruş sergileyen sanatçı dostalara teşekkür plaketleri verilecektir.
Şevval Sam ve Hilmi Yarayıcı müzik dinletisinde işçi şarkı ve türküleri söylenecek.
Festivalin açılış filmi 1990-1991 yıllarındaki büyük Zonguldak grevi ve yürüyüşünü konu edinen “100bin Kişiydiler”. Türkiye galası gerçekleştirilecek. Film gösterimleri gibi açılış gecesine katılım da ücretsizdir.
Filmler ve Gösterimler
Festivalde bu yıl dünyanın dört bir köşesinden 12’si uzun metraj, 38’i ise belgesel olmak üzere toplam 50 film gösterilecektir. Gösterimler İstanbul’da, Fransız Kültür Merkezi, Beyoğlu Yeşilçam Sineması, İstanbul Barosu, Kollektif Kültür Merkezi, İstanbul Halkevi, Kazım Koyuncu Kültür Merkezi’nde ve ayrıca Gültepe, Avcılar, Soğanlı’da yaygın gösterimler gerçekleştirilecek. Ankara’daki gösterimler Alman Kültür Merkezi’nde ,Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde, Ankara Barosu’nda, TMMOB Mimarlar Odası’da düzenlenecektir. İzmirli izleyiciler ise Dr. Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nden, Alsancak Kültür Merkezi’nden, Gültepe Halkevi’nden ve Çiğli Halkevi’den takip edebilecektir. Ayrıca üç kentte de birçok mahalle, sendika ve işyerinde özel gösterimler gerçekleştirilecektir.
Festival Kot Kumlama işçileri üzerine 2 adet 2009 yapımı belgesel ile güncel bir konuyu izleyicilere taşıyor. Türkiye’den gösterilecek belgesel ve kısa filmlerin ymnetmenleri ile özel söyleşiler düzenlenmiştir.
Ünlü işçi filmleri yönetmeni Ken Loach’un son filmi “İşte Özgür Dünya”, İranlı yönetmen Bahman Gobadhi’nin “Sarhoş Atlar Zamanı”, Finlandiyalı yönetmen Aki Kaurismaki’nin işçi üçlemesinin ikincisi olan “Ariel”, Kanada’da yaşayan Türk Yönetmen İshak Işıtan’ın Arjantin’deki işgal fabrikalarını anlatan filmi “Brukmanlı Kadınlar”, Robert Guediguian’ın “Şehir Sakin” isimli filmi, Micheal Moore’dan Sicko, Herbert Biberman ‘in 1954 yapımı işçi filmi klasiği Salt of the Earth, “Toprağın Tuzu”, Lübnan’dan Harvesting Orange, “Portakal Hasadı”, Güney Kore’den bir işçi filmi olan “Hello! Mr. Huh Dae-soo”, Küba’lı yönetmne Rolando Almirante Castillo’nun filmi “Guantanamo diye bir yer”, Bolivya’dan “Cocalero” isimli yapım bu yıl yurtdışından gelen 27 filmden sadece bazılarıdır. Türkiye’den ise ,Köy Enstitüleri üzerine yapılmış bir film olan “Mandolinli Kız”, Yavuz Özkan’ın “Demiryol”u, Şerif Gören’in “Almanya Acı Vatan” filmi, Duygu Sağıroğlu’nun “Bitmeyen Yol”u ve Çağrı Kınıkoğlu ile Gloria Rolando’nun yönettiği “Nazım’ın Küba Seyahati”, Ethem Özgüven, Petra Holzer, Selçuk Erzurumlu’nun kot kumlama işçileri üzerine yaptığı Silikozis ise Türkiye’den festilvale katılan 23 adet filmden bazılarıdır.
FeeLinGKatılımcıAta Demirer’den yeni bir film geliyor
Ata Demirer yeni filmi ile ilgili önemli ipuçları verdi…Film yaz aylarına yetişecek…
Beykent Üniversitesi öğrencilerinin belirlediği 8’inci İletişim Ödülleri, önceki gün Ayazağa Kampusü’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu.
FİLMİN ADI, ‘EYVAH EYVAH’
‘En İyi Stand-up’ kategorisinde ödül alan Avrupa Yakası’nın Volkan’ı, ünlü komedyen Ata Demirer, tören sonrasında, yaz aylarında yeni bir komedi filmiyle hayranlarının karşısına çıkacağını açıkladı. Demirer, “Bir komedi filmi yazdım. Bitirmeye çalışıyorum, yaza yetiştireceğim. Filmin ismi ‘Eyvah Eyvah’ olacak” dedi.
ÖZCAN’I UNUTAMADIM
Bundan sonra komedi filmlerinde rol almak istediğini anlatan Demirer, “Osmanlı Cumhuriyeti’nde oynadığımiçin pişman değilim. Ama tamanlamıyla bir komedi filmi olmadı. Bu yaşlarda bol bol komedi filmi yapması lazım komedyenlerin. Şimdi bir drama teklifi gelse, kolay kolay kabul edeceğimi zannetmiyorum. Zaman ilerliyor, yaşlanıyoruz.
Başladığımda 28’dim, şu an 32 yaşındayım. Daha elle tutulur çok komik bir film silsilesi yakalayamadım” diye konuştu. Şubat ayında kaybettiğimiz usta sanatçı Gazanfer Özcan’ı çok özlediğini de belirten ünlükomedyen, “Gazanfer Abi’yi unutamadım. Setin içinde sürekli varlığını hissediyorum” dedi. Demirer, Kurtlar Vadisi’nin birçok ödül alması hakkında ise, “Bence bizim halkımız Kurtlar Vadisi’nden etkilenmiyor, onunla eğleniyor” yorumunda bulundu.
FeeLinGKatılımcıTürk Sineması’nın geleceği konuşuyor!
Türk Sineması’nın son yıllardaki önemli yapıtlarına imza atmış genç yönetmenlerimiz kendi sinemalarını anlattılar…
1) Birinci kuşak sinemacılardan nasıl bir ilham aldınız? Siz genç yönetmenlerin ortaya çıkmasında onların doğrudan ya da dolaylı olarak bir katkıları olduğunu düşünüyor musunuz?
2)Eğer bu yeni yönetmenleri bir kuşak olarak kabul etmek mümkünse bu kuşağın ne gibi özellikleri öne çıkıyor ve birinci kuşaktan ne gibi farkları var?
3)Birinci kuşak yönetmenlerin siz genç yönetmenlere yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
4)Filminizden yola çıkarak genel olarak yapmak istediğiniz sinemayı kısaca anlatabilir misiniz?
Farkında mısınız her ulusal festival, adeta yeni ve genç yönetmenlerin kendilerini fark ettirdiği bir şölene dönüştü. Hani o, Türk sinemasını uluslararası arenaya taşıyan yönetmenler kuşağının ‘bizden sonraki gençler’ olarak tabir ettikleri genç sinemacılar, gümbür gümbür geldi. Artık Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Derviş Zaim, Yeşim Ustaoğlu, Tayfun Pirselimoğlu, Ümit Ünal, Semih Kaplanoğlu, Kutluğ Ataman, Reha Erdem, Handan İpekçi ve Reis Çelik’ten oluşan gruba Yeni Türk sinemasının birinci kuşak yönetmenleri bile denmeye başladı. Çünkü ikinci kuşak çoktan hazır. Kimdir bu yönetmenler, nasıl bir sinemanın peşindeler, kendilerinden önce gelenlerden neler öğrenip nasıl feyz aldılar, kendilerine nasıl bakıyorlar? Son bir yıl içinde ilk filmini çekmiş yönetmenleri arayıp bulduk. İşte size yeni Türk sinemasının genç yönetmenleri… Artık platolar onlara emanet.
ASLI ÖZGE
(KÖPRÜDEKİLER)
1975 doğumlu. Marmara Üniversitesi Sinema TV Bölümü mezunu. BüYük HARF C adlı kısa filminden sonra ilk uzun metraj filmi Biraz Nisan’ı çekti. Hesperos’un Çömezleri adlı bir belgeseli de var. Köprüdekiler filmi, İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Yarışma’da en iyi film seçilerek Altın Lale Ödülü’nü kazandı.
CEVAPLAR
1) Son dönemde elde edilen uluslararası başarının Türk sinemasına karşı bir ilgi uyandırdığını düşünüyorum.
2) Bence hepimiz daha kolektif ve paylaşımcı bir çalışma tarzına inanıyoruz. Mesela ‘iş adamı’ prodüktörden çok ‘yaratıcı yapımcı’yla çalışma isteği, görüntü yönetmenini sadece düğmeye basan bir teknik kişiden farklı olarak, filmin senaryosu üstüne cesurca tartışan ve filmin vizyonuna ortak olan biri olarak görmek, kurgucuyu sadece senaryoya göre planları arka arkaya bağlayan bir asistandan çok, ikinci bir ‘göz’ olarak görmek vs.
3) Köprüdekiler’in gösteriminden sonra bir tek Nuri Bilge Ceylan gelip benimle filmim üzerine konuştu. Ayrıca bundan sonra izleyeceğim yolda nelere dikkat etmem konusunda tecrübelerini paylaştı.
4) Ben hikâyeden yola çıkıyorum, öncelikle yazdığım senaryonun kâğıt üstünde işlemesi gerekiyor. Ancak sette senaryoyu bir kenara koyuyorum. Karakter yaratmak benim için çok önemli, onun için oyuncularla yazdığım rol arasında ortak özellikler bulup, onları doğaçlamaya zorluyorum. Çünkü herkesin kendinde tanıdığı ama başkalarında kolayca tanık olmadığı ‘mahrem, gerçeklik ve samimiyet’ beni çok ilgilendiriyor.
İNAN TEMELKURAN
(MADE IN EUROPE)
1976 doğumlu, İspanya’da TAI Görsel Sanatlar Okulu Sinema Yönetmenliği Bölümü’nde okudu. Soğuk Bir Gecede adlı kısa belgeseliyle adını duyurdu. Geçen yıl Adana Film Festivali’nde Made in Europe ile En İyi Yönetmen ve Yılmaz Güney Jüri Özel Ödülü’nü aldı.
CEVAPLAR
1) Öncelikle ilhamı sadece onlardan almadığımı söyleyeyim. Başka yönetmenlerden de etkilendim. Eric Zonca, bize çok iyi öykülerin, sade ve ucuza mal olacak bir dille anlatılabileceğini gösterdi. Ama birinci kuşak Türk yönetmenlerin filmlerine bakıldığında genç bir film bulmak zor. Tabii istisnaları çıkıyor, 9 (Ümit Ünal), Tabutta Röveşata (bence ilk doğru düzgün şehir filmidir), İki Genç Kız (Kutluğ Ataman). Zeki Demirkubuz’un Masumiyet’i var. Yumruk etkisi yapan filmdi. 90’lar acayip yıllar zaten, komünizmle internet arası yıllar herhalde.
2) Birinci kuşağın bir kısmı işe Yeşilçam’da başladı. İkinci kuşak için öyle bir durum yok.
3) Bu konu hakkında pek bir fikrim yok galiba. Derviş Zaim’le sokakta karşılaştık, ben Mehmet Kılıçer’in (sesçi) bürosundan geliyordum, filme başladığımı söyledim. “Basit düşün, iki üç haftada çek, HD çek,” dedi. Ümit Ünal baba adamdır, sanattan anlar.
4) Ucuza, güzel şeyler ortaya çıkarmak isterim. Sinema dilini (bir dil mühendisliği olarak yönetmenliği) aramak gerekir. İzlenecek bir şeyler yapıp bununla geçinmek için arayış sineması yapmak iyi bir yöntem değil. Sonu kötü olur. Belki de kısa filmlere dönmek gerekiyor.
ÖZCAN ALPER
(SONBAHAR)
1975 doğumlu. İstanbul Üniversitesi Fizik ve Bilim Tarihi Bölümü mezunu. Momi adlı kısa filmiyle adını duyurdu. İlk filmi Sonbahar, Adana Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü aldı. Ulusal ve uluslararası festivallerde, değerlendirmelerde 20’nin üzerinde ödülle döndü.
CEVAPLAR
1) Öncelikle inandığın hikayeyi çekme meselesinde bize cesaret verdiler, üç kişiyle de olsa gidip film çekilebileceğini göstererek inanılmaz bir özgürlük hissiyatı yarattılar. Ayrıca Lütfi Akad, Atıf Yılmaz, Yılmaz Güney’den sonra 80’lerde sekteye uğrayan sıradan insanı anlatma ve kendi gerçekliğinden beslenme meselesini yeniden gündeme getirdiler. Ama bize en büyük katkıları kendi içine kapanan bir sinema yerine tüm dünyaya açık bir sinema yapma peşinde olmalarıydı.
2) Bence hepimiz bir önceki kuşaktan besleniyoruz ama başka yöne doğru da yöneliyoruz. Bizim yaptığımız filmler içerik ve biçim olarak birbirine benzemiyor. Belki bu farklı olma hali bir özelliktir. Bu, sinemamız adına bir zenginlik. Bizim kuşak, seyirciye de daha fazla ulaşma çabasında. Dünyayla ilişki kurma konusunda açıklar.
3) Birinci kuşakla bütünsel olarak bir ilişki kurulmadı. Ama bunun yeni yeni zemini yaratılıyor. Ben asistanlık yaptığım için biraz şanslıydım.
4) Biçimsel olarak kendi dünyamdan beslenen bir sinema dili yaratmak isterim. İçerik olarak da 100 ya da bin kişiyi ilgilendiren orta sınıf aydın problemlerinin yerine bu coğrafyanın kanayan yaralarının hikâyelerini anlatmayı tercih ederim. Sokağın, memleketin ve bu ülkenin sorunlarına dair hikayelerden bahsediyorum.
HÜSEYİN KARABEY
(GİTMEK)
1970 doğumlu. Marmara Üniversitesi Sinema-TV mezunu. Boran ve Sessiz Ölüm adlı ödüllü iki belgeseliyle adını duyurdu. Pina Bausch’la Bir Nefes İstanbul, Bekar Hanları, 1 Mayıs 2 Film gibi ödüllü belgesel ve kısa filmleri var. İlk uzun metrajlı filmi Gitmek’le ulusal ve uluslararası alanda 15’ten fazla ödül kazandı.
CEVAPLAR
1) İlk destek, sinemanın her şeye rağmen yapılabileceğini ispat etmeleri. Yaptıkları filmler kalite açısından da o dönemin konvansiyonel sinemasının sığlığından çok uzaktı, bu da bizi sanatsal açıdan besledi. Onlardan daha farklı ve daha iyi bir sinema yapmamız için bizi cesaretlendirdiler. Uluslararası sinema camiasında yeni Türk yönetmenlerine karşı bir ilginin oluşmasına fiilen katkıları oldu.
2) Bazı farklılıklarımız şimdiden var. En önemlisi herhalde daha geniş bir çerçeveden bakıyoruz hayata filmlerimizde. Daha kaliteli ilk filmlerle başladık. Yani çıtayı biraz daha yukarı çektik (3. kuşağın vay haline!) Bence henüz karakteristik bir özelliğimiz yok.
3) Bize gerçekten saygılı, sevecen ve çok samimi bir destek veriyor. Umarım onları utandırmayız.
4) Ben var olmayan, var olamayan bir sinemaya özeniyorum. Bu geniş bir kitleyi hedefleyen, Türkiye’de yaşanan sorunlara sırtını çevirmeyen bir sinema. Bununla beraber sinemayı çok seven ve her filmi ile ona bir katkı yapmaya çalışan bir sinema, hayal ettiğim. Seyrederken heyecanlandığım bir sinema yapmaya çalışıyorum. İçerik ile biçimin iç içe geçtiği birinin diğerinden daha önemli olmadığı bir sinema (iddialı oldu yahuu!)
MURAT DÜZGÜNOĞLU
(HAYATIN TUZU)
1969 doğumlu. Mimar Sinan ve Marmara Üniversiteleri’nin Sinema- TV bölümlerinde öğretim gördü. Ayrılık adlı kısa filmiyle adını duyurdu. Dizi ve TV filmleri yönetti. Hayatın Tuzu ilk uzun metraj çalışması.
CEVAPLAR
1) Sinema yapmak için büyük ekiplerin ve çok paranın şart olmadığını, kendince güzel bir hikâye anlatmanın mümkün olduğunu gördüm. Bu konuda Nuri Bilge Ceylan ve Zeki Demirkubuz isimlerini verebilirim. Bu yönetmenlerin benim veya benim gibi ilk filmini çeken yönetmenlerin ortaya çıkışında doğrudan bir katkıları olmasa da dolaylı bir ilham verişlerinden söz edebiliriz.
2) Biz yeni yönetmenleri diğerlerinden ayıracak özellikler henüz şekillenmedi gibi geliyor bana. Yönetmenlerin yeni sinemasal yaklaşımları henüz ortaya çıkmadı. Ben ilginç birtakım çıkışların olabileceğini seziyorum.
3) Genelde Türk sinemasının içinde var olan yardımlaşma çabası burada da geçerli. Kimisi daha çok kimisi daha az yapıyor bunu. Ama ben zihinsel ve sanatsal bağlamda yeterli alışverişin olmadığını söyleyebilirim. İletişimin arzu ettiğim boyutlarda olmadığı net. Çünkü herkes kendi gemisini yüzdürmek derdinde. Bir diğeri ile tam anlamıyla temas halinde değil.
4) Filmlerimin, kişisel bir dili olan, anonim bir sinematografiden uzak, yalın ve fısıltıyla konuşan bir yapısı olsun istiyorum. Hayatı ve kendimi anlamaya dönük hikâyeler anlatmak gibi bir niyetim var.
MAHMUT FAZIL COŞKUN
(UZAK İHTİMAL)
1973 doğumlu. California Üniversitesi Sinema-TV Dijital Medya Bölümü mezunu. Aliya, Komünizm ve İmam Hatipliler adlı belgesellerinden sonra Uzak İhtimal’i çekti. Uzak İhtimal, Rotterdam Film Festivali’nde Altın Kaplan Ödülü aldı. İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Yarışma’da Mahmut Fazıl Coşkun en iyi yönetmen seçildi.
CEVAPLAR
1) Onların yaptığı filmler sayesinde film yapma cesaretimiz ve isteğimiz oluştu, diyebilirim. Sanırım sinemamıza hakim olan minimalizm ve sıradan insanların hikâyesini anlatma isteği de onlardan bize miras kaldı. Yeni yönetmenlerin çıkmasında pek çok etken var, bunlardan biri de onlar. Birinci kuşağın yaptıkları bize rehber oldu.
2) Öncelikle hepimiz (neredeyse) ’80 sonrası kuşaktan, yani apolitik. Bir de yeni kuşak çok film izliyor.
3) Ben çok olumlu olduğunu düşünüyorum. Film yaparken bize en çok Semih Kaplanoğlu yardım etti. Ayrıca Zeki Demirkubuz da bizi hep destekledi. Sonradan tanıştığım Derviş Zaim, Yeşim Ustaoğlu ve Sırrı Süreyya Önder de cesaretlendirici ve olumlu şeyler söyledi. Onların bu kucaklayıcı tavrı nedeniyle İstanbul Film Festivali’nde aldığım ödülü Semih Kaplanoğlu’na armağan etmek istedim.
4) Sıradan insanların hikâyelerini, büyük mesajlar verme kaygısı duymadan, duyguları ve durumları doğal halleriyle anlatmak istiyorum, tabii küçük detayların enerjisini de gözden kaçırmadan…
ATALAY TAŞDİKEN
(MOMMO – KIZ KARDEŞİM)
1964 doğumlu. Selçuk Üniversitesi Fizik Bölümü mezunu. 300’ün üzerinde reklam filmi çekti. Güneş Bile Zor Ayrılır Bu Şehirden adlı belgeseli bulunuyor. İlk uzun metraj filmi Mommo – Kız Kardeşim dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yaptı.
CEVAPLAR
1) Şüphesiz etkileri oldu. En azından cesaretimizi artırdılar. Dijital teknolojideki yüksek kalite, mütevazı bütçelerle film yapma olanağını artırdı.
2) Sadece, son dönem yönetmenlerin hikaye anlatma konusunda evrensel bir sinema dili arayışının olduğunu söyleyebilirim.
3) Birinci kuşak yönetmenlerin yeni yönetmenlere yaklaşımı konusunda bir fikrim yok.
4) Tamamen bize özgü, tamamen yerli ve tamamen insana özgü bir sinema yapmak istiyorum.
AYDIN BULUT
(BAŞKA SEMTİN ÇOCUKLARI)
1968 doğumlu. Mimar Sinan Üniversitesi Sinema ve TV Bölümü mezunu. Babaanne adlı kısa filmi ile Gazi Mahallesi belgeseli var. Birçok önemli diziyi yönetti. İlk uzun metrajlı filmi Başka Semtin Çocukları, Antalya Film Festivali’nde prömiyer yaptı. Aydın Bulut Genç Yetenek Ödülü’nü aldı. İstanbul Film Festivali’nde ise Ulusal Yarışma’da Radikal Halk Ödülü kazandı. Film şu an vizyonda.
CEVAPLAR
1) Ustalarım, Lütfi Akad ve Duygu Sağıroğlu’dur.
2) Yeni kuşak yönetmenler kendi kişisel hikâyelerini, yaşadıkları dünya, yaşadıkları ülke, yaşadıkları sokakla ilişkilendiren filmler yapıyor.
3) Bizler meslektaşız.
4) İnsanların izlediklerinde kendileriyle yüzleşecekleri hikâyeler anlatmak istiyorum. Onları sarsacak, hayal dünyalarını harekete geçirecek hikâyeler…
SELİM EVCİ
(İKİ ÇİZGİ)
1975 doğumlu. Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. İFSAK, Maltepe ve Beykent Üniversiteleri’nde kısa film üzerine dersler veriyor. İlk uzun metraj filmi İki Çizgi’nin dünya prömiyeri Venedik Film Festivali’nde yapıldı.
CEVAPLAR
1) Yönetmenlerin, genç kuşak yönetmenlere tecrübe, bilgi paylaşımı konularında açık olmalarının, cesaret verici etkisi olduğunu söyleyebilirim.
2) Yeni yönetmenlerin ikinci filmlerini beklemek gerekir.
3) Cesaretlendirdiklerini söyleyebilirim.
4) İstediğim sinema budur gibi bir söylemim yok. Sinema dili gibi konularda zaman gerekiyor bence, çünkü ben de keşfediyorum, deniyorum.
SEYFİ TEOMAN
(TATİL KİTABI)
1977 doğumlu. Polonya Sinema Okulu Lodz’da yönetmenlik okudu. Apartman adlı kısa filminden sonra ilk filmi Tatil Kitabı ile ulusal ve uluslararası alanda dikkat çekti, birçok ödül kazandı.
CEVAPLAR
1) Özünde insanlığa dair bir meselesi, bir derdi olan ama aynı anda da çok kişisel bir damardan ilerleyen bir sinemanın mümkün olduğunu göstermeleri oldu.
2) Henüz erken.
3) Gençlere karşı bu kadar açık ve içten davranmalarından etkilendim.
4) Ahlaki bir duruşu olan, insanlığa dair felsefi, düşünsel ya da politik bir meseleyi kendine dert edinen, bu meseleyle ilgili doğru soruları soran, sıradan insanların yaşantıları üzerinden anlatısını derinleştiren, biçimi fetişleştirmeyen filmler yapmak isterdim.
PELİN ESMER
(11’e 10 KALA)
1972 doğumlu. Koleksiyoncu ve ulusal ve uluslararası alanda toplam 14 ödül alan Oyun belgeselleriyle tanıyoruz. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu. İlk uzun metrajlı kurmaca filmi 11’e 10 Kala. Film, İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma’da Jüri Özel Ödülü aldı.
CEVAPLAR
1) En başta cesaret. Çok pahalı bir sanat dalı olan sinemanın, farklı yollarla da yapılabileceğini gördük. Onlarla alternatif anlatım biçimleri tanıdık, izledik, izliyoruz.
2) Biz 35 mm ile tanışmadık bile, direkt videoyla başladık.
3) Belirgin genel bir yaklaşımdan bahsedemeyiz. Ama Semih Kaplanoğlu ve Zeki Demirkubuz’la sinemaya ve hayata dair yaptığımız sohbetlerden çok beslenmişimdir.
4) Karakter üzerine kurulu sinemadan daha çok etkilendiğimi fark ediyorum. Gerçek ya da kurgulanmış… Orası önemli değil. Ben insanı merak ediyorum. Hem çok karmaşık hem de çok basit.
MEHMET BAHADIR ER
(KARA KÖPEKLER HAVLARKEN)
1982 doğumlu. Mimar Sinan Üniversitesi Sinema TV Bölümü’nde okuyor. Goygoy, Zilzal, Umut, Araf gibi kısa filmleriyle tanınıyor. Kara Köpekler Havlarken dünya prömiyerini Rotterdam Film Festivali’nde yaptı.
CEVAPLAR
1) Prodüksiyon anlamında üzerimizde etkileri oldu. Klasik yapımcı geleneğinin çark edebileceğini gösterdiler. Cesaret verdiler.
2) Bu yeni yönetmenlerin bir ortak özelliği olduğunu düşünmüyorum.
3) Zeki Demirkubuz Goygoy’u izlediği zaman benimle filmim üzerine motive edici konuşma yapmıştı.
4) Sosyal gerçekçi bir sinema peşinde koşuyorum. Taşrada yaşasam da kendimi bulduğum yer şehir. Bunun için şehre dair hikâyeler benim ilgimi çekiyor. Ama tabii insan odaklı hikayelerden bahsediyorum.
Kaynak: Sabah / OLKAN ÖZYURT
- YazarYazılar
