Oluşturulan forum yanıtları
- YazarYazılar
-
FeeLinGKatılımcıyooo

alttaki mutlu

FeeLinGKatılımcıyarın evlen rızayla

a.v.d.
FeeLinGKatılımcızeki müren….
teo mu şebnem mi

FeeLinGKatılımcıyooo
kalk kendin götür 
bi biskrem versem herkesin beni rahat bırakmasını sağlarmısın
FeeLinGKatılımcıpolislere yakalanmışlar

polislere ne olmuş

FeeLinGKatılımcıcanı sıkkınnnn

FeeLinGKatılımcıbugünnn benimde var uykumm

en son ne zaman msnde yetişemedin

FeeLinGKatılımcı
noluyosa oluyo 
FeeLinGKatılımcıkekik
söylenmişti o 
FeeLinGKatılımcıA.R.O.G.’un ilk afişi basıldı
Cem Yılmaz’ın merakla beklenen filmi A.R.O.G.’un gösterimine bir ay kala ilk afişi yayınlandı.
Cem Yılmaz’ın Ali Taner Baltacı ile birlikte yönettiği A.R.O.G.’un afişi hazırlandı. Film 5 Aralık’ta vizyona giriyor.Gösterime bir ay kala ilk afiş yayınlandı. Yontma taş devrine giden ünlü komedyenin maceralarını izlemek için yaklaşık bir ay kaldı.
GORA’nın devamı niteliğindeki ‘Bir Yontma Taş Filmi’ A.R.O.G.’da Cem Yılmaz dışında Ozan Güven, Zafer Alagöz, Özkan Uğur ve Nil Karaibrahimgil de yer alıyor.
FeeLinGKatılımcıDündar ‘maksadımı aştım’ dedi
“Mustafa” filminin yönetmeni Can Dündar eleştirilere yanıt verdi. “Evet o cümle maksadını aştı” dedi. Bakın hangi cümle için bu sözleri söyledi?
“Mustafa” belgeseli ile son günlere damgasını vuran Can Dündar, eleştirileri yanıtladı.Abbas Güçlü’nün hazırlayıp sunduğu Kanal D’deki Genç Bakış isimli programa konuk olan Can Dündar, belgeselin bu kadar fazla eleştirilmesinin sebeplerini açıklarken, kimi eleştirilerin ‘eski hesaplaşma’ olduğunu söyledi.
İşte Can Dündar’ın açıklamalarından satır başları:
KABUL EDİYORUM Kİ MAKSADINI AŞAN BİR CÜMLE OLDU
Atatürk’ün laikliği ilanının anlatıldığı sırada kullandığım ‘intikam’ ifadesi maksadını aşan bir cümle oldu. ‘Keşke koymasaydım’ dedim. Çocukken hocasından yediği dayak O’nda bir kırılma noktası olduğu için böyle bir şey kullandım. Aslında çok masumane birşey ifade etmek istemiştim.ATATÜRK’Ü BİZDEN GİZLİYORLAR
Atatürk’ü bizden gizliyorlar. Kürtlerle ilgili filmde söylediğim şey Türk Tarih Kurumu’nun bastığı kitapta yok. Eğer Atatürk’ün böyle bir vizyonu varsa bu hangi hakla bizden gizleniyor?
BEN MUHAFAZAKAR BİR ATATÜRK YORUMCUSU DEĞİLİM
Deniz Baykal’ın tepkisi bu filmi AKP değil de CHP’nin iktidar olduğu bir zaman yapsaydım nasıl bir tepki alacağımı gösteriyor. Çünkü ben muhafazakar bir Atatürk yorumcusu değilim. Eğer ben CHP lideri olsaydım Atatürk’ün 1 Kasım 1937’deki Meclis açılış konuşmasında söylediği “Bizim programımız CHP programıdır” sözü herkesçe biliniyor olurdu. Baykal eleştirisinde Ergenekon bağı da kurdu. Ama ne dediğini anlamadım ben.BU FİLMİ YAPMANIN TAM ZAMANIYDI
Bence tam zamanıydı. Oğlum 10 Kasım’da benim çocukken okudğum şiiri okuyacak. Bu ülkede Atatürk’e şiir bile yazılmıyor. Bu nedenle yeni bir söyleme ihtiyaç vardı.
ELEŞTİRİLERİN BAZISI ESKİ HESAPLAŞMA
Eleştirileri saygıyla okudum. Olumsuz eleştirileri ikiye ayırıyorum. Bazıları eski hesaplaşmalar, bazıları ise “O niye yapıyor, ben yapmıyorum” düşüncesi. Ama en çok can yakan eleştiriler para ile ilgili olanlar.
ATATÜRK’Ü İÇİMİZDE YAŞATMANIN BİR FAYDASI YOK
Atatürk’ü çok sevmiş, konuşmuş ama O’nun için hiçbirşey yapmamışız. Atatürk’ü sahiplenen çevrelere soruyorum; 70. yıldayız bugüne kadar Atatürk için neden birşey yapılmadı? Atatürk’ü içimizde yaşatmanın bize de Atatürk’e de bir faydası yok.
ATATÜRK’ÜN SAKLAYACAK BİRŞEYİ YOK
Rakı içiyor oluşu Atatürk’ün devrimlerini gölgeleyecek birşey değil. Kaldı ki filmde sofraların mektep özelliği veriliyor. Ben filmi izleyenlerin alkolik olduğu mesajını alacağını düşünmüyorum. Atatürk’ün saklayacak birşeyi yok. Bu bizim kendi kendimize yarattığımız korkular.
ATATÜRK BİZİM OKUDUĞUMUZ DÖNEMDE OKUSAYDI ŞU AN İÇERİDE OLURDU
Atatürk eğer bizim dönemimizde okuyor olsaydı, şu an içeride olurdu. Bugün gençlere yasakladığımız ne varsa, Atatürk’ün hayatında o var. Atatürk’ün Cumhuriyeti kurarken yaptıkları bugün O’nun kurduğu cumhuriyette yasaklanıyor.
12 EYLÜL’DE NUTUK BİR İŞKENCE ARACI OLARAK KULLANILDI
Askerde bitap düşene kadar, Atam artık yeter diyene kadar “Atatürk en büyük lider!” diye bağırdık. Bu Atatürk’e, O’nu benimsetmeye yakışır bir yöntem olabilir mi? Bu ülkede Atatürk adına darbeler yapıldı, 12 Eylül döneminde Nutuk bir işkence aracı olarak kullanıldı. Bunlar olsa olsa Atatürk’ten soğutur; ki öyle oluyor.
ÇEVRESİ ATATÜRK’E KARŞI VEFASIZDI
Çevresi Atatürk’ e karşı vefasızdı. Atatürk kendine ihanet edenler olduğunu düşünüyor. Hiçbir lider kendine ihanet edeni affetmez. Kaldı ki Atatürk affetmiştir de.
CORİNNE’E MEKTUPLAR
Bir liderin cepheden aşk mektubu yazmasından güzel ne olabilir. Bu neden insanları rahatsız ediyor.
MUM ALACAK PARALARI BİLE YOKTU
Atatürk; “Ben karanlıkta yatamam çocuk.” diyor. Karanlıktan korktuğunu söylemiyor filmde. Benim o sahneyi koymamamın amacı o dönem mum alacak paralarının bile olmadığını anlatmaktı. Eğer buradan Atatürk’e korkak denildiği imajı çıkyorsa bunda kötü niyet var demektir.
FeeLinGKatılımcıBakanlık kendi filmini sansürledi
Bakanlık, “Bir Türk kızı Kuzey Iraklı bir Kürt’e âşık olamaz” gerekçesiyle kendi desteği ile çekilen filmi sansürledi.
İsviçre’de dün başlayan ve bu yıl Türkiye’nin konuk olduğu “Culturescapes-Türkei” festivali sansür gölgesiyle başladı. Üstelik sansürün arkasında Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı var. İsviçre’nin Tages Anzeiger gazetesinin dünkü haberine göre, festivale 400 bin avro destek veren bakanlık, Hüseyin Karabey’in bol ödüllü “Gitmek” filminin çıkartılmasını talep etti. Festivalin yöneticisi Jurriaan Cooiman da bir süre bu baskıya dirense de, Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Yazar’ın söz verdiği parayı geri çekme tehdidinde bulunması sonucu, geri adım attı ve son dakikada “Gitmek”i festival programından çıkardı.
“Türk kızı Irak’lı Kürt’e aşık olamaz”
Cooiman,bakanlık yetkilisi İbrahim Yazar’ın “Bir Türk kızı Kuzey Iraklı bir Kürt’e âşık oluyormuş” diye hem de izlemediği halde filmin programdan çıkartılmasını istediğini söylüyor. Tages Anzeiger’a verdiği demeçte “Geri adım atmamalıydım ama ben festivali kurtarmaya çalıştım, Türkiye’den gelen 400 bin Avro olmasaydı festival yapılamazdı” diyen Cooiman, geri adım attığı için üzgün ve pişman olduğunu, bu sansür durumunun festivalin geleceğini tehlikeye girdiğini düşünüyor. Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerini uyardığını ve “Böyle programa müdahale etmenin Türkiye’ye zarar vereceğini, tolerans göstermenin daha iyi olacağını” söyleyen Cooiman sözlerine şöyle devam etti: “Sansür emrinin çok yukarıdan geldiğine inanmıyorum, Türkiye’de çok büyük bir gerginlik söz konusu. Bir yandan Ekim başında yirmi askerin öldürülmesi öte yandan da Ergenekon davası nedeniyle ülke oldukça gergin. Kültür Bakanlığı’ndaki bir grup bürokratın kendi kafasına göre yaptığı bir iş bu.”
Basel, Zürich ve Bern’deki sinemalar Cuma öğleden sonra Türkiye’den gelen sansür çabasına tepki olarak “Gitmek”i programa alındığı şekliyle göstermeye karar verdiler. “Filmin festival gazetesi ve web sitesinden çıkartıldığını, iki gün önce öğrendik,” diyen sinema işletmecileri filmi programda belirtildiği gibi, Basel’de 19-26, Zürih’te 20-21 ve Bern’de de 22-23 Kasım tarihlerinde göstereceklerini açıkladı.
Sinemaların böyle bir tavırda bulunması festival yöneticisi için şaşırtıcı olmamış, çünkü Kültür Bakanlığı’nı uyarmış, “Ben bu filmi sadece programdan çıkartırım, ama sinemalarda gösterilmesini engelleyemem,” demiş.
İsviçre’de bulunan İbrahim Yazar ise “Programda bir tercih yapmamız gerekiyordu,” dedi. Yazar’ın açıklaması şöyle: “Biz bu programla ilgili olarak yaklaşık 1,5 yıldır çalışıyoruz. Çok zengin bir program çıkardık. Sınırlı bir program vardı. Bu nedenle tercih yapmak zorundaydık ve yaptık. Türkiye çok çeşitli çok zengin bir ülke. Bu zenginliğini örnekleme yöntemiyle göstermeye çalıştık. Böyle bir şeyi çıkarma veya dahil etme diye bir şey yok. Hüseyin Karabey’in filmiyle ilgili başka bir sıkıntı var, o nedenle o gazetede makale yayımlandı. Basın toplantısı yaparak, festivalinin içeriğini anlatmaya çalışacağız.”
Filmin gerçek bir hikayeden uyarlandı
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Hüseyin Karabey’in yönettiği, başrolde de oynayan Ayça Damgacı’nın gerçek hikâyesinden uyarlanan “Gitmek”in gösterimini bu şekilde engellemeye çalışması hayret verici. Çünkü Bakanlık daha önce pek çok kez filmi desteklemişti. Bakanlıktan alınan yapım desteğiyle hayata geçirilen film, ödülle döndüğü New York Tribeca Film Festivali’ne katılmak için de bakanlıktan tanıtım desteği almıştı. Ayrıca Bakanlık, uluslararası alanda başarılı olan pek çok Türk filmi gibi “Gitmek”in de İngilizce alt yazılı kopyalarını çoktan satın alıp arşivine kattı. Ayrıca film, yine Türkiye’nin onur konuğu olduğu ve bakanlık tarafından da desteklenen Frankfurt Kitap Fuarı’nda gösterilen 20 Türk filminden birisiydi.
İşte 14 Kasım’da vizyona girecek olay yaratan filmin ödülleri…
‘Gitmek’ Filminin Katıldığı Festivaller – Aldığı Ödüller
– 37. Rotterdam Film Festivali
– 27. Istanbul Film Festivali
(En İyi Kadın Oyuncu – Ayça Damgacı)
– 6. New York Tribeca Film Festivali
(En İyi Yönetmen – Hüseyin Karabey)
– 15. Adana Altin Koza Film Festivali
(En İyi Kadın Oyuncu)
– 26. Münih Film Festivali
– 54. Taormina Film Festivali
– 25. Jerusalem Film Festivali – İsrail
(FIPRECSI Ödülü)
– 5. Yerevan Film Festivali –
(FIPRECSI Ödülü – Ekümenlik Jüri Özel Ödülü)
– 57. Melbourne Film Festivali
– 14. Sarajevo Film Festivali
(En İyi Kadın Oyuncu)
– 5. Euroassia Film Festivali – Kazakistan
– 24. Uluslararasi Warsaw Film Festivali – Polonya
– 35. Uluslararasi Ghent Film Festivali – Belçika
– 45. Antalya Film Festivali
(En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu – Volga Sorgu)
-21.Tokyo Uluslararasi Film Festivali
(En İyi Asya-Ortadoğu Film)
-Borderlands – 4Filmfestival
(En İyi Film)
FeeLinGKatılımcıSon Cellat
Son CellatYönetmen: Şahin Gök
Senaryo: Hülya İniş, Macit Koper
Müzik: Mazlum Çimen
Görüntü Yönetmeni: Ali UtkuOyuncular: Atilla Saral, Erol Demiröz, Jülide Kural, Kadir İnanır, Mehmet Çepiç
Tür: Dram
Yapım: Türkiye
Dil: Türkçe
Dağıtıcı Firmalar:Yusuf’un ve Bayram’ın yolları bir hapishanede kesişir. Yusuf ülke yönetiminin askeri cunta ile yapıldığı bir dönemde savcıyken hapishaneye girer. Arabacılık yapan Bayram ise cinayetten yargılanıyordur. Bu savcı ve cahil köylü, dört duvar arasında birbirlerine yoldaş olur.
Filmde Yusuf ve Bayram’ın dostlukları üzerinden, o dönemin insanlık acıları anlatılırken aynı zamanda idamın, idam eden ve idam edilen olarak iki taraflı bakış açısı da yansıtılmıştır.
Kambur bir arabacıyı büyük bir başarıyla canlandıran Kadir İnanır’ın yanısıra, ülkemizin önemli tiyatrocularından; savcının eşi rolüyle Jülide Kural ve cellat emeklisi rolüyle Erol Demiröz de filmin dramatik anlatımını güçlendiriyor.
FeeLinGKatılımcı
Issız Adam
Yönetmen: Çağan Irmal
Senaryo: Çağan Irmak
Müzik: Aria
Görüntü Yönetmeni: Gökhan TiryakiOyuncular: Aslı Aybars, Cemal Hünal, Goncagül Sunar, Gözde Kansu, Melis Birkan, Şerif Bozkurt, Yıldız Kültür
Tür: Dram
Yapım: Türkiye
Dil: Türkçe
Dağıtıcı Firmalar: Most ProductionALPER 30’lu yaslarda, gurme sayılacak düzeyde yemek kültürü olan kendi restoranının sahibi iyi bir aşçıdır. Lüks yaşamayı seven, işinde başarılı ama özel yaşantısını her gün farklı kadınlarla birlikte olarak düzene koyamamış, hayatını; yaptığı yemekler, günübirlik ilişkiler, paralı kadınlar üçgeninde yaşayan birisi iken… Hayatının akışı, bir gün Beyoğlu’nun arka sokaklarında, aradığı eski plak için bir kitapçıya girmesiyle değişir.
ADA 20’li yaşlarının sonlarında, güzel, çocuk kostümleri tasarlayıp diken, Alper’in modern yaşamının aksine çok mütevazı, hayatta fazla inişleri çıkışları olmayan genç bir kadındır. Bir gün eski bir kitabi bulabilmek için Beyoğlu’nda dolaşırken Alper ile ayni kitapçıya girer. Çapkın bir adam olan Alper, Ada’nın güzelliğinden etkilenir ve Ada’yı takip etmeye başlar. Ada’nın aradığı kitabi bulmuştur. Ada’nın işyerine kadar devam eden takip, Alper’in tanışma bahanesiyle aldığı kitabı Ada’ya vermesiyle son bulur.
Ada ve Alper ‘in yaşamlarında ilk defa karşılaştıkları tutkulu aşkın ilk sinyalleri bu kitapla başlar. Alper kopamadığı özgür hayatinin içersinde Ada’ya yer açmaya çalıştıkça, yaşamının daraldığını fark eder. Aşkı ve özgürlüğü arasında kalan Alper’in sessiz çığlıklarını duyamayan Ada, kendini aşkın rüzgârına kaptırmıştır bir kere…
Ve yaşam bir kere daha aşk oyununun perdelerini Ada ve Alper için açacaktır…
ISSIZ ADAM, modern hayatın yalnızlaştırdığı insanları anlatan, yemekler, anneler, eski şarkılar ve aşk üzerine bir film.










FeeLinGKatılımcıGüneşin Oğlu
Güneşin OğluYönetmen: Onur Ünlü
Senaryo: Onur Ünlü
Müzik:
Görüntü Yönetmeni: Aras DemirayOyuncular: Ahmet Kural, Bülent Emin Yarar, Ferit Kaya, Görkem Yeltan, Haluk Bilginer, Hümeyra Akbay, Köksal Engür, Levent Öktem, Özgü Namal, Tansu Biçer
Tür: komedi
Yapım: Türkiye
Dil: Türkçe
Dağıtıcı Firmalar: TiglonBütün hayatını bir mucize bekleyerek geçiren Fikri Şemsigil, sonunda bu mucizeyi yaşar ve ‘Güneşin Oğlu’ olduğunu öğrenir. Fakat yaşadığı mucize, düşündüğünün aksine Fikri Bey’in hayatını alt üst eder. Fikri Bey’in ruhu artık, çevresindeki insanların bedenlerine girip çıkmaktadır. Ve sonunda Fikri Bey, bu kez, yıllarca beklediği mucizeden kurtulmak için, gerçeklerin peşine düşmek zorunda olduğunu anlar. Olaylar çığırından çıkmıştır. Peki, karşı apartmandaki komşusu dünyalar güzeli kız ne olacaktır?
Etkileyici kadrosu ve şaşırtıcı konusu ile dikkat çeken, yılın ses getiren yapımları arasında yer alması beklenen “Güneşin Oğlu” 7 Kasım’da sinemaseverlerle buluşuyor. - YazarYazılar
