Giriş Yap

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 3,001 ile 3,015 arası (toplam 4,844)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: ? İZCİLİK ? #43955
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]İZCİLİĞİN DOĞUŞU

    İZCİLİĞİN BABASI
    1- 1900 yılında, İngiliz sömürgesi olan Güney Afrika’da, Hollanda asıllı Boer’ler, isyan çıkarmışlardı. Tam yedi aydır, Mafeking isimli küçük bir kasabayı kuşatıyorlardı. Bir avuç İngiliz askeri ise İngiltere’den yardım gelmesini beklerlerken, kasabayı kahramanca savunuyordu. Başlarında Albay Robert Baden-Powell bulunuyordu. Nihayet, İngiltere’de uzun süredir beklenen haber geldi: “Mafeking kurtarıldı!” Halk sokaklara dökülmüş, sevinç gösterileri yapıyordu.

    2- Baden-Powell İngiltere’ye geldiğinde, İngiliz gençliğinin başıboş, kendi hallerinde, amaçsız yaşadıklarını gördü. O günlerdeki birkaç gençlik kurumu, genç çocuklara bazı askeri bilgiler vermekten ve onları uygun adım yürütmekten başka bir şey yapmıyordu. Aklı, yepyeni fikirlerle doluydu. Evet, İngiliz gençleri, İngiliz çocukları için bir şeyler yapmak gerekiyordu. Bu uğurda uğraşacaktı.

    3- Baden-Powell, gençliğinde, arkadaşları ile birlikte, ormanda, deniz kenarında, kırda, kamp ateşinin çevresinde ne güzel günler geçirdiğini, bunların kendisine ne büyük bir mutluluk verdiğini hatırlıyordu. Kamp hayatındaki disiplinin, dikkatin, kendine güvenin, arkadaşlara karşı bağlılığın, gençler için hem yararlı, hem eğlenceli olacağına inanıyordu. Düşüncelerini ispatlamak için Baden-Powell 21 çocuğu Dorset’teki, Brownsea adasında kamp kurmaya davet etti…

    4- Yıl 1907’di. Bu ilk “İzci Kampı” bütün yurtta büyük bir başarı kazandı. Baden-Powell ilk tecrübelerini ve bu konudaki diğer fikirlerini “İzcilik” isimli küçük bir kitapta topladı. Bu kitap, bir anda bütün gençler tarafından benimsendi. Baden-Powell, birçok gencin bu kitaptaki fikirlerden faydalanarak, kendi aralarında izci kulüpleri kurduklarını görerek, şaşkınlıklar içinde kaldı. İşte izcilik hareketi başlamıştı. Ve hızla yayılacaktı artık…

    5- İngiltere’nin dört bir yanında izci oymakları kurulmuştu… 04 Eylül 1910’da, on bir bin izci, Londra’daki Kristal salonunda bir araya gelerek, seyircilere izcilikte kullanılan çeşitli teknikleri gösterdiler. Aynı yıllarda Türkiye’de de izcilik duyulmaya başladı… Edirne Öğretmen Okulu öğretmenlerinden Ahmet Bey ilk teşkilatı kurdu… Bunları Galatasaray, Darüşafaka ve İstanbul Liselerinin taburları izledi. 1912’de ilk izci örgütü Enver Paşa’nın başbuğluğunda kuruldu.

    6-Kristal Saray’daki bu büyük toplantı, İngiltere’de ne kadar güçlü bir izcilik anlayışı olduğunu ortaya koydu. İzci olan gençlerin günlük yaşantıları, hal ve tavırları bambaşkaydı artık. İzcilerle ilgili hikâyeler arasında şöyle bir hikâyeye de rastlıyoruz. Londra’nın sisinde kaybolan bir Amerikalıya bir izci yardım etmişti. Amerikalının teklif ettiği bahşişi de kabul etmemişti genç çocuk. Amerikalı, yurduna döner dönmez, ilk iş olarak bir izci teşkilatı kurmak oldu.

    7- 1907 yılında, artık Avrupa’nın her yerinde izcilere rastlamak mümkündü. Çeşitli ülkelerden gelen Altı Bin izci, bu kez de Londra’nın büyük Olympla Salonu’nda bir araya geldi. İşte bu büyük toplantıya, “Jamburi” (Kızıl derililerden alınma bir kelime) ismi verildi. İlk Jamburi’de Baden-Powell’e, Başbuğ unvanı verildi. Baden-Powell yorulmak bilmiyor ve dünyanın her yerine izciliği yaymak için koşuyordu. Amacı gençlerin iyi çağlarını insanlık için değerlendirmekti…

    8- Artık Baden-Powell pek genç değildi. Ancak bu unvanı aldıktan sonra dünyadaki bütün izci kuruluşlarını görmek üzere bir geziye çıktı. Her yıl başka bir ülkede Jamburi’ler tertiplendi… 1931 yılında Hollanda’daki Jamburi’de, bütün ülkelerden gelen 26.000 genç izcinin önünde, dünyanın bütün izcilerine veda etti. Dört yıl sonra hayata gözlerini yumdu. Artık o yoktu. Ama ismi bütün gençler arasında yaşayacak ve her vesile ile saygı ile anılacaktır.
    [/size]

    yanıtla: ? İZCİLİK ? #43953
    blankdilara
    Katılımcı

    82695689bx2.jpg

    [size=small]LORD BADEN’DEN ÇAĞRI

    Lord Baden Powell kendisinden 33 yaş genç olan karısı ile 1930’dan 1937 yılına kadar dünyanın dört bir yanına, bir memleketten diğerine giderek izcileri ziyaret etmiştir. 1937 yılında Hollanda’nın Vogelenzang şehrinde düzenlenen beşinci jamboree’ye 54 ülkeden 28.750 izci katılmıştır. B. P.’nin veda konuşması izcileri hem duygulandırmış, hem üzmüştür.

    “Jamboree’mizin sembolü Jakob hacıdır. Efsaneye göre, eski zamanda denizciler yollarını bu sembolle bulurlardı. Günümüzdeki insanların doğru yolu bulabilmelerine de aynı sembol yardım etsin. Hıristiyan olanlar için haç bir umut kapısıdır. Jakob hacının kolları, Hıristiyan haçından daha uzun ve daha güçlüdür, başka dinlere bağlı olan izcileri de koruyacaktır. Sekiz kolu ile taban ve kaidesi bana türenin on maddesini hatırlatıyor. Bu sembolün getirdiği mutluluk ve doğruluk prensibini yaymaktan hiçbir zaman vazgeçmeyin. Artık sizlere hoşça kalın demek sırası gelmiştir. Hepinize mutlu bir yaşam dilerim. Biliyorsunuz ki, birçoğunuz bir daha karşılaşma imkanı bulamayacaksınız. Ben de 81. yaşımı doldurdum, artık hayatımın sonuna yaklaşmaktayım. İçinizden çoğu henüz hayat çizgisinin daha başında bulunmaktadır. Ben hepinize şans ve başarı dileklerimi bir daha tekrarlarım. Eğer izcilik türesine her şart ve durumda uymak için elinizden geleni yaparsanız, eminim ki başarı şansınızı arttırırsınız. Üniformanızda taşıdığınız jamboree ambleminin hepinizi korumasını yürekten diliyorum. Ümit ederim ki, bu işarete inanır ve değer vererek saklarsınız. Her şeyden öte bu sembol kamptaki mutlu günlerinizi ve burada edindiğiniz birçok arkadaşınızı hatırlatacak tatlı bir anı olmasinin yanında izcilik türesinin on maddesini aklınıza getirecektir.

    Öte yandan Tanrımın biz insanlar için yarattığı banş dünyasında, kardeşlik duyguları içinde dost elini uzattığımız yeni arkadaşlıklarınızı da unutmayınız. Evet, tekrar Allaha ısmarladık. Tanrı sizi korusun.”

    Baden Powell bu özlü ve son resmi konuşmasında izcilikten anladıklarının büyük bölümünü dile getirmiştir. Izciliğin din ve ulus ayırt etmeyen bir kuruluş olduğunu açıkça belirtmiştir.

    Jamboree’den sonra Lord Baden Powell sosyal çevresinden koparak bir Doğu Afrika ülkesi olan Kenya’da Nyeri şehrine yakın vahşi tabiatın içinde yaptırdığı eve taşındı. Orada sık sık beyaz ve zenciler ziyaretine geliyor, kabile reisleri fikirlerini alıyordu. Tüm dünyadan erkek ve kız izciler de Nyeri’ye akın ediyorlardı.

    B. P. kulübesine bir isim vermeyi uzun süre düşünerek, Paxtu isminde karar kılmıştır. Bu gelişmeyi şöyle anlatır: “Birinci dünya savaşından sonra satın aldığım evime Pax ismini vermiştim. Kenya’daki kulübeme Pax’dan sonra yerleşeceğim için Paxtoo’dan türeyen Paxtu ismini verdim.*

    8 Ocak 1941 Lord Baden Powell of Gilwell’in ölüm günüdür. Nyeri’deki mezarlığa defnedilişinde kız ve erkek izciler üniformalı olarak hazır bulundular. Altı Scoutmaster tabutunu taşırken İngiliz subayları emekli generallerine askeri tören düzenlediler. Vasiyeti üzerine cenaze töreni çok sade yapılmıştır; sadece bir trompet İzci ti’sini çalmıştır.

    Baden Powell’in mezar taşında ortasında bir nokta bulunan bir daire vardır. Bu işaret, dilleri ne olursa olsun tüm izcilerin iz sürmede haberleşme için kullandıkları bir semboldür. Baden Powell’in haberinin anlamı şudur: “Görevimi bitirdim ve eve gidiyorum” Artık ölümünün yakın olduğunu hissettiği bir gün, evinin balkonunda salıncaklı koltuğunda oturup tüm Boy Scout ve Girl Guide’lere şu mektubu, veda mektubunu kaleme aldı:

    “Aziz izciler!

    Eğer ‘Peter Pan’ adlı temsili gördünüzse, ihtiyar korsan şefinin, ölme zamanı gelince hançeresinden çıkacak zaman bulamayacağı endişesiyle nasıl hep son konuşmasını yaptığını hatırlarsınız. Benim de durumum buna çok benziyor, her ne kadar şu anda ölmüyorsam da önümüzdeki günlerin birinde öleceğimden sizlere veda etmek istedim.

    Bunun, benden işittiklerinizin sonuncusu olduğunu hatırlayarak üzerinde çok düşünün. Ben, son derece mesut bir hayat geçirdim ve her birinizin de hayatta mutluluğa kavuşmanızı dilerim.

    Ben, Tanrının bizi bu dünyaya mesut olmak ve hayattan zevk almak için gönderdiğine inanıyorum. Saadeti ne zenginlikten, ne sadece mesleğinizdeki başarınızdan ve ne de zevke dalmanızdan elde edebilirsiniz. Saadete doğru ilk adım, kendinizi çocukken kuvvetli ve sıhhatli yapmanızdır. Böylece adam olduğunuz zaman hayatın tadını çıkarabilir ve işe yarar bir insan olabilirsiniz.

    Tabiatı incelemek size, Tanrının hayattan zevk almanız için ne kadar güzel ve harikulade şeylerle doldurmuş olduğunu gösterecektir. Sahip olduğunuz şeylerle yetinin ve elinizdekileri en mükemmel şekle sokun. Her şeyin olumsuz ve karanlık tarafına bakacak yerde aydınlık ve olumlu yönlerini görmeye çalışın.

    Fakat saadeti kazanmanın hakiki yolu başkalarının mesut etmekten geçer. Çalışın ve bu dünyayı bulduğunuzdan biraz daha iyi bırakın. Ölüm gelince, zamanınızı hiçbir vakit boşa harcamadığınız, elinizden gelenin en iyisini yaptığınız hissiyle mesut olarak gözlerinizi kapatabilirsiniz. Bu şekilde mesut yaşamaya ve mes’ut ölmeye daima hazır olun, çocukluk çağını geçtikten sonra dahi izci andımıza sadık kalın. Allah size yardım edecektir. “
    [/size]

    yanıtla: ? İZCİLİK ? #43952
    blankdilara
    Katılımcı

    87756741rb4.jpg

    [size=medium]Bu arada ünü İngiltere’de de duyularak ~toplumun sevgi ve saygısını kazandı. İngiltere, 1901 yılında yurduna dönen bu generali bir kahraman gibi kar5ıladı. Malta’da askerliğini yaptığı sıralarda istihbarat subayı olarak da çalışmış ve görevi gereği bir çok Akdeniz ülkesine kılık değiştirerek girmişti. Bu ülkeler arasında Türkiye’de vardır. İngiltere’ye döndüğünde ilk olarak askerler için bir kitap yazdı. Adı, izciliğe Yardım (Aids to Scouting) o (an bu kitap okullarda ders kitabı olarak okutulduğu gibi oldukça da ilgi gördü. Bundan sonra Baden Powell’de ülkesinin çocuklarına yardım etme duygusunun yoğunlaştığını görüyoruz. Aslında bu duyguyu Mafeking’deki yerli çocuklar yaratmıştı ve izciliğin doğması fikrinin ilk temelleri de o sıralarda oluşmuştu. Bu çocuklar savaşlarda haberci olarak kullanılmaktaydılar ve doğa ile sıkı bir işbirliği içinde idiler. Bunun yanı sıra İngiliz gençliğinin de durumu pek iyi sayılmazdı. Böylece B. P. ordudan ayrıldı ve izciliği kurma çalışmalarına başladı. İlk kampı 19Q7 yılında 20 izci ile Pool limanı açıklarındaki Brownsea adasında yaptı. Daha sonra 1908 yılında Scouting For Boys (Erkek Çocuklar İçin İzcilik) adlı kitabını yayınladı. Bu kitap İngiltere’de büyük ilgi gördü. Bu ilgi daha sonra bütün dünyaya yayıldı ve bir çok ülkede milyonlarca basıldı. İzcilik fikri dünya gençliğini oldukça etkilemişti. Baden Powell’e izciliğin kuruluşundan bir süre sonra İngiltere Kraliçesi tarafından SIR ünvanı verildi. Bundan böyle amaçları saptanan izcilik tüm dünyada bir kardeşlik havası içinde hızla yayıldı.

    Kendisine Gilwell Lordu da denilen B.P. son yıllarını çok sevdiği Kenya’da geçirdi. 8 Ocak 1941 yılında öldüğünde kendi isteği üzerine Afrika’da askeri bir törenle Nyer’deki mezarlığa gömüldü. Bu törende tabutu dört asker ve dört Afrika’lı izci tarafından taşınmış, Avrupa, Asya ve Afrika’dan gelen 50 izci de dünya izciliğini temsilen törene katılmıştı.
    [/size]

    yanıtla: ? İZCİLİK ? #43950
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]Asıl adı Robert Stephenson Smyth Baden Powell’dir. Dünya izcilerince kısaca B.P, diye tanınır. 22 Şubat 1857 de Londra’da doğmuştur. Babası H. G. Baden Powell, Oxford Üniversitesinde değerli bir ( profesör, annesi ise bir İngiliz amiralinin kızı o (an W. T. Smyth’dir. !1 Baden Powell’in çocukluğu bir çok güçlükler içinde geçti. Daha üç yaşında iken babasını kaybetti. Yedi kardeştiler ve en büyükleri on dört yaşında idi. Ailenin bütün yükü annenin üzerine kalmıştı. Doğaya karşı çok küçük yaşından beri hayranlık duyan küçük Robert’in çocukluğu kamplar ve kır yürüyüşleri ile geçti. Bu, 1870 yılında Charterhause okuluna girene kadar böyle sürdü. B. P. bu okulda burslu olarak okuyordu. Çok yönlü ve etkin bir öğrenci olarak tanınırdı. Futbola olan ilgisi ve yeteneğinden dolayı okul takımında kalecilik bile yapmıştı, Bütün bunların yanı sıra arkadaşlarının hayranlığını kazanmasını da bilmişti. Çünkü elinden her iş gelen bir gençti. Örneğin güzel resim yapması ve müzik konusundaki yeteneği de bunu kanıtlıyordu.

    On dokuz yaşına geldiğinde okulu bitiren B.P. asteğmen rütbesi ile Hindistan’a giderek CRIMEAN savaşında süvari olarak görev aldı. Katıldığı süvari alayı bu savaşta oldukça yararlıklar göstermişti. Yirmi altı yaşına gelip yüzbaşı olduğu zaman bile doğaya olan ilgi ve sevgisini yitirmemişti. 1887 yılına göz attığımızda onu Afrika’da Ashanti ve Zulu gibi güçlü kabilelerle Matabel’in kurtuluşu için yapılan savaşlarda görüyoruz. Afrika yerlileri onun cesaretini görüp bir de ad takmışlardı; IMPEESA, bu «Uyumayan Kurt» anlamına gelen bir sözcüktür. B. P. 1899 yılında albaylığa atandığında oldukça ünlü bir kişi durumuna gelmişti. O yıllarda ise Powell’ı Mafeking savaşında görüyoruz. Güney Afrika’da oluşan ayaklanma sonucu İngiltere ile Transvaal hükümeti arasındaki ilişkiler bozulmuştu. B. P. iki kıta askerle Mafeking kasabasına gelerek 2t7 gün süren ve 13 Ekim 1899 da başlayan kuşatmada üstün yararlıklar göstererek kasabayı Boer’lerin saldırılarına karşı savunmuş ve bu başarısından dolayı generalliğe yükseltilmişti.
    [/size]

    yanıtla: ? İZCİLİK ? #43949
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]BADEN POWELL KİMDİR..?

    42298610os1.jpg

    56082377ha0.gif
    [/size]

    yanıtla: ? İZCİLİK ? #43948
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]30 Haziran 1927

    Ankara Erkek Lisesi ve Gazi Oymağı izcileri Reisicumhur Hazretleri’ni Gazi İstasyonu’nda karşıladılar.

    01 Ekim 1929

    Gazi hazretleri bugün saat 12.20’de trenle Ankara’ya döndüler. İstasyon dışında izcilerin çaldığı selam borusu, iki taraftan çınlayan alkışlar arasında kayboluyordu. Gazi, izcileri selamladıktan sonra otomobille Çankaya’ya döndü.

    29 Ekim 1929

    Bayram için yurdun birçok yerinden gelen izciler geçit törenine katıldılar.

    29 Ekim 1930

    İzciler, bu yıl daha başarılıydılar. Yurdun dört bir tarafından gelen yüzlerce vatan yavrusu, en önlerinde Türk Bayrakları olduğu halde Riyaseti cumhur Bandosu’nun çaldığı marşa uyarak geçtiler. İzcilerin çok düzenli, ahenkli yürüyüşü Büyük Reis’in önünden geçerken selam tavırları pek güzeldi.

    Afyon Lisesinde

    03.03.1931 tarihinde Afyon’u ziyaret eden Gazi Paşa’nın programında lisenin ziyareti yoktu. Afyon Lisesi Müdürü Ahmet Sami (Onur) Bey ilginç bir tedbirle Gazi Hazretleri’nin programını değiştirdi. Gazi’nin geçeceği yolun iki yanına izciler dizerek yolların diğer kısımlarını kapattırdı. Yolun kapatıldığını gören polis, jandarma kuvvetleri yolu açmaya çalışırken Gazi, durumu anlayarak güvenlik görevlilerine engel oldu. İzcilerin açtığı yolu takiben liseye girerken izciye “Bu yol nereye gider?” diye sorunca izci “İrfan yuvasına Paşam.” cevabından Gazi çok memnun oldu.

    29 Ekim 1932

    Yurdun dört yanından gelen 1 500 genç izcinin Cumhur reisi tribünü önünden geçerken adımlarındaki sertlik, yüzlerindeki vakur ciddiyet göğüs kabartıyordu. İstanbul, Bursa ve İzmir izcileri daha fazla dikkat çektiler.

    İzcilere İltifatı

    Reisicumhur Hazretleri, izcilerin geçit töreninde gösterdikleri intizamdan dolayı Maarif Vekili Dr. Reşit Galip Bey’e memnuniyetlerini belirtti. O da Maarif Vekaleti Umumi Müfettişi Selim Sırrı Bey’le birlikte izcilerin başında bulunan Beden Eğitimi öğretmenlerini kabul ederek gazi Hazretlerinin bu memnuniyetini onlara bildirdi.

    29 Ekim 1933

    Gazi, askeri kıtaları, izcileri, öğrencileri teftiş ederek alkışlar arasında tribündeki yerini aldı. İstiklâl Marşı’ndan sonra ünlü 10. Yıl Söylevi başladı.

    17 Haziran 1934

    16.06.1934 Cumartesi günü Ankara’ya gelen İran Şehinşahı Rıza Pehlevi şerefine saat 16.00’da Ankara yarış sahasında askeri, kıtaların, izcilerin ve öğrencilerin katıldığı büyük bir geçit töreni yapıldı. Askeri kıtaların geçişinden sonra başta Ankara ve Gazi Liseleri ile İnönü, Porsuk, Erciyes, Konya Oymakları izcileri geçti.

    29 Ekim 1936

    Bu yıl Cumhuriyet Bayramı, Cumhuriyet’in 13. yıldönümü örneği görülmemiş bir kalabalığın coşkun gösterileri ile kutlandı. Sadece geçit töreninde 100 binden fazla kalabalığın bulunmuş olması, Ankara’daki kutlamanın büyüklüğü hakkında bir fikir verebilir 150’si kız olmak üzere 2 bin izci, birbirinden düzgün bir halde alkış toplayarak geçtiler.
    [/size]

    yanıtla: ? İZCİLİK ? #43947
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]11 Ağustos 1923

    İstanbul’dan Ankara’ya gelen izciler T.B.M.M. önünde bir resmi geçit yaparak Gazi Paşa’nın teftişinden geçtiler. Dört gündür Ankara’da bulunan İstanbul İzcileri Türk Ocağı salonunda bir müsamere verdiler.

    Müsamereye Gazi Paşa, Bakanlar, Kazım Karabekir Paşa ve Milletvekilleri izlediler.

    Eylül 1924

    Gazi Hazretleri, Bursa’da iken, İstanbul Erkek Lisesi Sakarya İzcilerinin verdiği müsamereyi şereflendirerek oymağa bağışta bulundu.

    İzci Lideri Samih Nafiz’in (Tansu) anlatışına göre:

    “İlk kurulan oymağımız 22 izciden oluşmakta idi ve adını büyük zaferin ismini ölümsüzleştirmek amacı ile Sakarya olarak tespit etmiştik. 1924 yılında Dumlupınar’da Meçhul Asker abidesinin temel atma törenine katılacak 200 İstanbul izcisinin içinde 30 kişilik bir kontenjan ayrılmasına rağmen tren vagonlarında yer bulamadığımız için Haydarpaşa Garından geri dönmeyi gururumuza yediremeyip Okul Müdürünün izni ile Mudanya yolu ile Bursa’ya giderek Erkek Lisesi’nde misafir kaldık. Dumlupınar’a buradan da askeri bir araç bulamayan izciler, Gazi Paşa’nın Bursa’ya teşriflerini büyük fırsat olarak kabul edip kendilerini müsamerelerine davet ettiler. 09 Eylül 1924 akşamı Bursa Milli Sineması salonundaki müsamereye bütün maiyetiyle teşrif eden Gazi Mustafa Kemal, yapılan izci tablolarını, oynana zeybek oyunlarını ve Reşat Nuri Güntekin’in Ümidin Güneşi dramı ve aynı yazarın Gazeteci Düşmanı komedisini son derece beğenerek teşekkürlerini ifade etmiştir. Oymağın yöneticilerini Çekirge’deki evine davet ederek oymağa 100 lira hediye etmişlerdir. 10 Eylül 1924 günü Gazi Mustafa Kemal, oymağı temsil eden izcilerin başarılarının çok iyi, ancak okul zamanı geldiği için Dumlupınar’a gitmelerinin zorluğuna dikkat çekmiştir. Ertesi gün izciler Gemlik-Yalova-İzmit yolu ile İstanbul’a dönerek 100 lirayı oymağın kasasına koymuşlardır.

    Ankara Erkek Lisesine “Gazi Oymağı” Adını Vermesi

    25 ekim 1926 tarihinde yeni kurulan Ankara Erkek Lisesi izci oymağının Gazi Oymağı adını almasına izin verilmesi iletildiğinde Gazi Mustafa Kemal derhal izin vererek sonucu okul müdürlüğüne telefonla bildirmişlerdir. İznin verilesi üzerine 26 Ekim 1926 tarihinde okul müdürlüğünce Cumhurbaşkanlığına teşekkür mektubu göndererek O’ nun ilkelerine bağlı, O’nun adını yaşatacak bu oymağın ilelebet faal olacağı sözü verilmiştir.

    29 Ekim 1926

    Cumhuriyet Bayramını kutlamak amacı ile bütün yurttan temsilen gelen çeşitli izci grupları ayrı ayrı, çok düzgün, şapkalarıyla Gazi’nin önünden geçmeye başladılar. İzciler geçerken gözleri yaşarıyordu. İzciler bu geçişleri ile Gazi Paşa Hazretlerinin takdirini kazandılar.
    [/size]

    yanıtla: ? İZCİLİK ? #43946
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Atatürk, Nezaketi Osmanlı Harbiye Genç Dernekleri Müfettişi İken:

    “Son zamanlarda Avrupa’da genç neslin fikri ve bedeni eğitimlerini geliştirmek amacı ile kurulan derneklerde izciliğe çok fazla önem verilmektedir.

    Bu amaçla resmi makamlar oluşturularak bu kurumların her türlü siyasi etkinliklerden uzak tutulması sağlanarak ilmi bir çalışma yapmalarına özen gösterilmektedir.”

    Raporu zamanın Osmanlı idaresine ulaştırılarak resmi ağızdan ilk işaret vermektedir.

    İzciliğin gerekliliğini ise: “Yurt savunması bakımından bu derece önemli olan izcilik, ferdi ve milli eğitim bakımından da o oranda önemlidir. Bütün devletlerde izcilik teşkilatları adeta yarışırcasına yayılmakta, genişlemekte ve mensuplarını fikren, ahlaken, ilmen ve bedenen yetiştirmektedir.” sözleri ile ifade etmiştir.

    İlk Resmi Tören

    23 Nisan 1922 Ankara

    Türkiye Büyük millet Meclisi’nin açılış töreninde İzci elbisesi ile Ümidi Teceddüt Erkek Mektebi ile Menbaı Füzuyat Mektepleri katılmışlar ve Atatürk’ün övgülerine mahzar olmuşlardır.

    20 Mart 1923 Adana

    Adana izcilerinin yemin törenine katılan Gazi Mustafa Kemal Paşa “duygularınıza tercüman olan arkadaşlarınızı dinledim. Çok memnun oldum. Maddeten ve manen kuvvetli olmak için çalışınız, çok çalışınız. Çalışmalarınızın meyvesi tüm memleket çocukları için örnek olsun. Ana ve babalarınız, saygı değer Milletimiz, sizler sayesinde, güven içerisinde yaşasınlar. Geleceğin sizlerden beklediği budur. Bunu sağlayacağınıza ve buna layık olacağınıza güvenim vardır. Bunu memnunlukla tekrar ederim.

    13 Temmuz 1923

    Kurtarılan yurtları görmek için Batı Anadolu ve İstanbul’a gidecek olan Ankara İzcileri, Türkiye İzcilerinin Başı olan Paşa Hazretlerini ziyaret ederek kendisine veda ettiler.

    36 izci trampet eşliğinde ve öğretmenlerinin nezaretinde Çankaya Köşkü’nün bahçesinde yerlerini alarak Gazi Paşa’yı selamladılar.

    Türkiye İzcilerinin Başı Gazi Paşa, bahçeye çıkarak kendileri ile görüştü ve nerelere gideceklerini sordu. İzciler:

    “Kurtardığınız yurtları gezeceğiz, zulme uğrayanların dertlerini, yaşadıklarını öğreneceğiz, düşmanın açtığı yaraları göreceğiz, cevabını verdiler.”

    Gazi Paşa, izcilere hitaben bir konuşma yaparak onlara bir ay süren yolculuklarında başarılar diledi.[/size]

    yanıtla: ? İZCİLİK ? #43945
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]TÜRK İZCİLİK TARİHİNDE “ATATÜRK”
    Yıl 1922 Atatürk’ün 1916 yılından altı yıl sonra merkezi İstanbul’da bulunan ve “Kalkay” adı ile tanınan M. Sami (Karayel)’ in başkanı bulunduğu “ İzci Ocağı ”, 1922 mayısında Atatürk’e bir telgraf çekerek “ bağlılıklarını ” belirtmiş, ayrıca bu günkü “ Baş İzcilik ” görevini teklif etmiştir. Atatürk, bundan çok duygulanmış ve çektiği telgrafa şunları yazmıştır;

    “ İstanbul Türk İzcileri Riyasetine ” ,

    “ Vatana yüksek seciyeli ve metin ruhlu gençler yetiştirmesini temenni eylediğim İstanbul Türk İzcileri Ocağı’nın başbuğluk teklifini büyük bir hisse-i iftiharla kabul ediyorum. Genç arkadaşlarıma teşekkür ve selamlarımın tebliğini rica ederim efendim.”

    Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Mustafa Kemal.

    Bu telgrafın üzerinden bir süre geçtikten sonra Ankara’ya yaptığı seyahati “İstanbul İzcilerinin Ankara’ya Seyahatleri” başlığı altında 21 Ağustos 1922 tarihli “ Spor Alemi ” adlı dergide, derginin sahibi Çelebi Zade Sait Tevfik Bey imzası ile okuyoruz : “ O gün hala gözlerimin önündedir. Galatasaray Oymak Beyi olarak Mustafa Kemal Paşanın elini öpmemi hiç unutamayacağım. Heyecandan tir tir titriyordum. “ Nasılsın? ” diye sorduğunu ve bir hayal alemi içinde; “ Teşekkür ederim Paşam.” Diye cevaplandırdığımı hatırlayabiliyorum.” Elbette, az heyecan değil. Ne mutlu O’na ki, Atatürk’ün elini öpme, yüzünü görme mutluluğuna erişmiş.

    İstanbul İzcileri Ankara’ya beş oymak olarak giderler. Bu seyahatleri trenle yapılır ve yaklaşık 28 saat sürer. Ankara’da Millet Meclisi’nin karşısında bulunan Millet Bahçesinde yerleşirler. Milletvekillerinin dağılma saatinde izciler hemen dizilir. Yanında Kazım Karabekir Paşa ile Hamdullah Suphi Bey olmak üzere Atatürk , izcileri teftiş eder, ayrı ayrı hatırlarını sorar, sonra resmi geçitle izcilere tahsis edilen yere uğurlar. Ertesi akşam Türkocağı’nda gösteri yaparlar. Gösteride Mustafa Kemal Paşa, Kazım Karabekir Paşa, İsmet Paşa, Süleyman Emin Paşa, milletvekilleri, bazı ileri gelenler hazır bulunur. Çelebi zade yazısına şöyle devam ediyor :

    “Ankara’da yegane güzel gördüğümüz Türk Ocağı binasında ertesi gün müsameremizi verdik. Bu binanın salonunda, Gazi Mustafa Kemal Paşa, Latife Hanım, Kazım Karabekir, İsmet Paşa, Kazım Paşa, Süleyman Emin Paşa ile mebuslar ve ekabir hazır bulunuyorlardı.”

    Bu konuda o zamanlar “ Makri köy ” adı ile anılan (Bugünkü Bakırköy) Kulübü başkanı ve oymak beyi Mehmet Bey imzası ile, l5 Ekim 1923 Perşembe günü yayınlanan 118/6 sayılı “ Spor Alemi ” dergisinin 12. Sayfasında “ Son ve en güzel seyahatimiz nasıl oldu ve geçti? ” Başlığı altında Atatürk ile bir Amerikalı Oymak beyi ve gazeteci profesör arasında izcilik konusunda geçen olayı şöyle anlatmaktadır: “ Büyük bir azim ve celadetle başardığımız ve izciliğin tarihinde ilelebet şerefli bir sayfa teşkil edecek olan Ankara seyahatinden avdet edeli çok olmamıştı. Ankara’da milli kahraman Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinden itibaren bütün kıymetli kumandanlarımızdan, mebuslarımızdan, erkanı hükümetimizden mazharı tebrik ve takdir olmuş, Anadolu’da yeni seyahatlere teşvik edilmiştik. İlk seyahatimiz Tavşancıl, Hereke, İzmit oldu. İkinci seyahatimiz Ankara’da idi.”

    Her sahada olduğu gibi İzcilikte de ilk söz ve işaret gene Atatürk’ten gelmiştir. Mustafa Kemal 1915 yılında Harbiye Nezareti (Milli Savunma Bakanlığı) tarafından Osmanlı Genç Dernekleri Umumi Müfettişliğine getirilmiş, bu konuyu içeren önemli bir raporu o zamanın Başbakanına vermiştir. Atatürk’ün hazırladığı bu rapor Harbiye Nezareti tarafından büyük bir ilgi ile karşılanmış, kısa zamanda da hazırlanan bir kanun ve talimatname 17 Nisan 1916 da yürürlüğe konmuştur.
    [/size]

    yanıtla: ? İZCİLİK ? #43944
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]ATATÜRKÇÜLÜK VE GENÇLİĞİN

    ATATÜRK’ÇÜ DÜŞÜNCE DOĞRULTUSUNDA YETİŞTİRİLMESİ

    Coğrafi konumu nedeniyle dünyanın stratejik yerlerinden biri olan Türkiye uzun yıllardır emperyalist güçlerin gizli ve açık saldırılarına hedef olmuştur. Ulusal Kurtuluş Savaşımız açık saldırılarının en önemlisidir.

    Bu savaşta Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşlarının üstün gayretleri ve ulusun azmi ile başarılı olundu. Böylece Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Cumhuriyetin temeli olan Atatürk ilke ve devrimleri, geleceğimizin teminatı olan genç kuşaklara iyi anlatılmalı ve benimsetilmelidir. Bu gerçek bilerek veya kasıtlı olarak göz ardı edilirse ya da çarpıtılırsa ulusumuzun başına nelerin gelebileceği çok yakın geçmişteki acı olaylar göstermiştir. Bundan dolayı o karanlık günlere yeniden dönmemek için gençlerimizi Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda yetiştirmemiz şarttır. Zaten günümüzde bir çok ideoloji çekiciliğini yitirdi. Ancak Kemalizm yeniden güncellik ve çekicilik kazandı.

    ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEDE İZCİLİK

    Atatürkçülük demek çağdaşlık demek, ilericilik demek, laik demektir. Atatürkçülük demek, doğruluk demek, dürüstlük demek, düzen demektir. Atatürkçülük demek, düne değil, hatta bugüne değil, yarınlara bakar, ona göre kendimizi ve toplumumuzu hazırlamak demektir.

    Atatürkçülük demek, bugün dünden daha çok aradığımız O eşsiz insanın, O dünyanın gelmiş geçmiş en büyük devlet adamının, O eşsiz askeri dehanın daima yolundan, izinden gitmek demektir.

    Atatürkçülük demek, O’nun ilke ve inkılâplarına, bütün gücümüzle, sahip çıkmak demektir. O’nun dünya görüşünü benimsemek demektir.

    Atatürkçülük demek, bilim, mantık ve akıl, modern düşüncelerle dolu Türk gençliğinin yetişmesi demektir.

    Atatürk bilim ve tekniğin ilerleme, gelişmeleri yürütme, vatanını seven ona gönül veren bir gençliğin yetiştirilmesini istemektedir. Kaybetmeyen, parçalamayan, başka ideallere asla saplanmamış, bunlara asla iltifat etmeyen bir gençliğin, Türk gençliğinin yetişmesi ve var olması için elinden geleni yapmıştır. Çağdaş ve ileri milletlerin seviyesine çıkacak bir gençlik istemektedir, Atatürkçülük.
    [/size]

    yanıtla: ? İZCİLİK ? #43943
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]*Ormansız bir yurt düşünülemez.
    *İzci bitkileri ve hayvanları sever ve korur.

    *Din vardır ve lüzumludur.
    *Tanrıya karşı görevlidir.

    *Millete hizmet eden onun efendisi olur.
    *İzci vatanına, milletine ve ailesine sadıktır.

    *Tek bir şeye ihtiyacımız var, o da çalışmaktır.Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Vatan, insanların omuzları üzerinde yükselir.
    *İzci çalışkandır. İzci daima hazırdır. İzci topluma hizmet eder.

    *Yurt sulh, cihanda sulh.
    *Bütün dünya izcileri kardeştir.[/size]

    yanıtla: ? İZCİLİK ? #43942
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]ATATÜRK ÖZDEYİŞLERİ VE İZCİLİKTEKİ BAĞLANTISI

    *Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını severim.
    *Kendini bedence sağlam, fikirce uyanık, ahlakça dürüst olmak için elimden geleni yapmalıdır.

    *Hatta müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh da vatan toprakladır. Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk cumhuriyetin ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
    *İzci yurduna ve milletine sadıktır. İzci vatanına karşı vazifelerini yerine getirir.

    *Türk, öğün, çalış, güven.
    *İzci çalışkandır, başkalarına yardımcı ve yararlı olur.

    *Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.
    *İzci bedence sağlam, fikirce uyanıktır.

    *Ben fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller isterim.
    *İzci fikir, öz ve hareketlerinde açık ve dürüsttür.
    [/size]

    yanıtla: ? İZCİLİK ? #43941
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]6. Spor kulüplerin ıslahı ile müdavimlerine Gençlik Dernekleri Teşkilatı ile de münasebet tesis etmeleri kabul ettirilmelidir.

    7. Gerek okullarda, gerek spor kulüplerinde ve cemiyetlerde genç dernekleri kıyafetlerinin kabulü, sağlığı koruma, sosyal eğitim, fizyoloji ve anatomi derslerinin öğretimi ve umum için gece derslerinin ihdası temin edilmelidir.

    8. Az da olsa bütçenin müsaadesi nispetinde ödenek sağlanmalıdır.

    9. Bütün Genç Derneklerinin teşkilatına girecek olan fakir çocuklarına memleketin sanatı ile mütenasip iş bulup sanatkar olarak yetiştirilmek suretiyle kişisel çalışmalarına dayanan geçimlerini sağlamaları öngörülmektedir.

    10. Terbiyevi ve içtimai Genç Dernekleri mecmuasının eskiden olduğu gibi yayına devam etmelidir.

    11. Vaktiyle Astsubay okullarının 13-14 yaşındaki öğrencinin bile çantasız ve silahsız talim ve terbiyeyi ifaya muktedir olduğunu tecrübe edilmesini istemiştim. Bu talebim isaf edilmiştir.

    12. İzci, Keşşaf veya Spor Kulübü adı altında vücuda getirilecek bütün teşkilat genç dernekleri meyanında addedilerek Dernekler Genel Müfettişliğine bağlı olmalıdır.

    Ordunun tahdidi mecburiyetinin yukarıdaki maruzatım ile kısmen olsun telafi edilebileceğine halisane inanmadığımı yüce makamlarına arz ederim.”

    Atatürk, mutlu yarınlar için sevgi ve güven duyduğu Türk izcilerini resmi bayramlardaki geçit törenlerinde görmeyi özellikle arzulamış, bunun sonucu olarak da Atatürk devrinde yurdun dört yanından gelen izci oymaklarının Ankara’da Atatürk’ün önünde yapılan Cumhuriyet Bayramı geçit törenlerine katılmaları bir gelenek halini almıştır.

    Atatürk ayrıca Türk izcilerinin kıyafetleri ve yetiştirilmeleri konularında verdiği direktiflerle de izciliğin olumlu yönde çevrilmesinde önemli rol oynamıştır.

    Türk izciliği, Atatürk’ün emir ve direktifleriyle vücut bulan bir örgüt olarak doğdu, faaliyet gösterdi. Atatürk’ün ilgi ve güvenini kazanmakla da ebedi bir gurur ve şerefe mahzar oldu. “Keşşaflık” Atatürk ile “izcilik” şekline dönüştü.
    [/size]

    yanıtla: ? İZCİLİK ? #43940
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Hükümet idaresinin yeniden teşkilini kararlaştırdığı şu günlerde genç dernekleri teşkilatının kurulmasına, yayılmasına ve bu konunun yüksek makamlarca ele alınmasına mutlak bir zaruret vardır. Binaenaleyh:

    1. Orduyu ıstırabında bulunan yeni hükümet 12 yaşından itibaren gençleri vatani ve milli bir gaye ile terbiye ile, yaşları mütenasip, fennî ve yeknesak bir surette yetiştirmek mecburiyetindedir. Bu bakımdan milletin en aydınlarını teşkil eden subaylardan okullarda ve genellikle dernekler teşkilâtında öğretmen ve rehber sıfatıyla tercihen kullanılması lazımdır. Bu suretle subaylarımız hükümete malî bir yük teşkil etmeyecekleri gibi en yararlı bir vazife ile görevlendirilmiş olacaklardır.

    2. Genç dernekleri Teşkilâtı’nı verimli esaslara istinat ettirmek için Millî Savunma, Millî Eğitim ve Evkaf Bakanlıkları ile mahalli belediyeler ve teşkili düşünülen Cemaat-ı İslami’yenin müştereken yardımı sağlanmalıdır.

    3. Genç Dernekleri Umumî Müfettişliğine bağlı olmak üzere bölgelere göre dernekler müfettişlikleri ihdas edilmelidir.

    4. Okullarımızda meslekî ve bedenî eğitim konusunda esaslı bir program ve faaliyet yoktur. Kulüplerde gençler basit oyunlar ve fikirleri zedeleyen politikayla meşgul oluyorlar.

    Gençliğin gelişmesine yarlı başak bir cemiyet hemen hemen yok gibidir. Bu gibi kulüp ve cemiyetlerde sağlığı koruma, iyi geçinme, fikri eğitim, anatomi, fizyolojiye ait umumi derslerin konusu dahi yer almıyor. Sözü edilen kulüp başkanlarını siyasetin dışında kalmaları, aydın ve gerektiğinde beden eğitimi öğretmenliği yapmaya dahi muktedir kişiler olmaları, kulüplere yaşça küçük olanların kabul edilmemeleri ve okul öğrencilerine kulüplerin kapalı olması şarttır.

    5. Son zamanlarda Milli Eğitim okullarında sınırlandıran beden eğitimi ders saatleri arttırılarak, genç dernekleriyle alakalı görev ve kuruluşlar devam ettirilmeli ve köylere kadar esaslı bir şekilde yayılmaları sağlanmalıdır.
    [/size]

    yanıtla: ? İZCİLİK ? #43939
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Atatürk, izcilik konusu üzerinde de büyük önemle durmuş ve Türk izciliğine de, okullar içi izcilik faaliyetleriyle olumlu bir yön vermişti. Daha miralaylığı sırasında resmi görevi itibariyle başlayan bu ilgi ömür boyu sürmüş ve hiçbir zaman eksilmemişti.

    Yurtta izciliğin amaçlarının gerçekleştirilmesini yeterli bulmayan Harbiye Nezareti 15 Haziran 1914 tarihinde “Genç Osmanlı Cemiyetleri” adı altında bir teşkilat meydana getirmiştir. Bu örgütün Genel Müfettişliği görevine de Mustafa Kemal atanmıştı. İşte Atatürk, Gençlik Cemiyetleri Umumi müfettişi olarak çalışmış olmasının verdiği yakınlıkla izci meselesi üzerinde önemle durmuş; izcileri Cumhuriyetin yarınlarının bekçileri olarak görüp kabul etmiş, disiplinli bir biçimde yetiştirilen izcilerden yurt savunması yönünden de büyük yararlar sağlanabileceğine inanmıştı.

    Atatürk’ün Gençlik Cumhuriyetleri Umumi Müfettişi olarak, “Makam-ı Celiliye” hitaben “Mahrem” kaydıyla kaleme aldığı rapor, O’nun izcilik hakkındaki görüş ve düşüncelerini anlama bakımından önem ve değer taşımaktadır. Rapor şöyledir:

    “Son zamanlarda Avrupa’da yeni neslin fikri ve bedeni eğitimi maksadıyla ihdas edilen genç derneklerine ve izciliğe fevkalade emek vererek azami fedakarlıkta bulunulmuş, maddi, manevi her türlü yardım yapılmıştır. Harpten önce kara ordusu bulunmayan bazı devletler ancak bu sayede ve az zaman içerisinde büyük bir orduya malik oldukları gibi bugünün ordusunu dağıtmak gereğinde olan Almanya ileride mevcudiyetini ve hayatiyetini muhafaza edebilmek için terhis ettiği subayları istihdama devamla 1908’de ihdas edilen Almanya Gençlik Teşkilatı’na muhteşem ordusu derecesinde ihtimam göstermeye önem vermektedir. Yurt savunması bakımından bu derece ehemmiyeti haiz olan izcilik, ferdi ve milli eğitim bakımından da son derece önemlidir. Bütün hükümetlerce izcilik teşkilatı birbiriyle adeta yarışırcasına yayılmakta ve mensupları fikren, ahlâken, ilmen ve bedenen yetiştirmektedir.

    İzcileri himaye ve teftiş için izci ve keşşaf cemiyetleri, genç dernekleri kurulmakta, resmi makamlar ihdas edilerek, bütün bu teşekküllerin her türlü siyasi ihtirastan ve parti münakaşalarından tamamen münezzeh kalmalarına münhasıran ilmi bir sahada çalışmalarına bilhassa itina gösterilmektedir.
    [/size]

15 yazı görüntüleniyor - 3,001 ile 3,015 arası (toplam 4,844)