Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 3,301 ile 3,315 arası (toplam 4,597)
  • Yazar
    Yazılar
  • şuna cevap olarak: nükleik asitler (DNA _ RNA) #42417
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]KLONLAMA (KOPYALAMA)
    Kopyalama konusunu açiklamadan önce bazi terimlerin en anlama geldigini belirtelim.
    Kromozom : Kromozomlar, genetik materyalin (DNA) ‘ nin yardimci proteinlerle birlikte dönümler yapip katlanmasiyla ve kisalmasiyla olusan yogunlasmis yapilardir.
    Somatik hücre : Insanin veya baska bir canlinin esey hücreleri (üreme) disindaki tüm hücrelere somatik hücre denir.Örnegin deri hücresi, karaciger hücresi, kas hücresi gibi.Bu hücrelerin tasidiklari kromozom sayisi 2n ile gösterilir.
    Esey hücresi : Esey hücreleri, bir canlinin disi ve erkek bireyleri tarafindan üretilen ve ” n ” sayida kromozom tasiyan üreme hücreleridir.Erkek canli tarafindan üretilen esey hücresi ” Sperm “, disi canlinin tarafindan üretilen esey hücresine ise ” Yumurta ” adi verilir. Örnek olarak insanin somatik hücrelerinde daima 46 tane kromozom bulunur.Ve bu 46 kromozom 2n harfiyle gösterilir.Tabii kromozom sayilari canlidan canliya degismektedir.Mesela sigir somatik hücrelerindeki kromozom sayisi 60, farede 40, kurbagada 26 dir.Sayisi ne olursa olsun eger kromozomlar somatik bir hücreye ait ise 2n harfiyle gösterilir. Canlinin esey hücrelerinde ise kromozom sayisi somatik hücrelerindekinin yarisi kadardir ve n harfiyle gösterilir.Insanin somatik hücrelerinde 46 kromozom, esey hücrelerinde ise yarisi sayida yani 23 tane kromozom bulunur.Disi ve erkek esey hücreleri birlestigi zaman (buna döllenme denir) meydana gelecek yavrunun kromozom sayilari yine 46 olacaktir. Bir yavru anne ve babasina genetik materyal düzeyinde hiçbir zaman benzemez.Çünki anne birey, esey hücrelerini (yumurta) meydana getirirken bu esey hücrelerine kendi DNA sinin yarisini nakleder.Ayni sekilde erkek bireyde esey hücrelerini meydana getirirken (sperm) somatik hücrelerindeki DNA nin yari miktarini esey hücrelerine nakleder.Dolayisiyla dünyaya gelecek yavrunun DNA si ne annenin nede babanin DNA sinin aynisidir.Yavrunun DNA si anne ve babasinin DNA larinin karisimi oldugu için bazi karakterleri annesine bazi karakterleride babasina benzer.
    [/size]

    şuna cevap olarak: nükleik asitler (DNA _ RNA) #42416
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]3-) Proteini üretilen hücrenin farklilasmasi: Buraya kadar olan asamalar hücrede protein sentezi için gerekli islemleri kapsiyordu.Bundan sonra ise üretilen proteinin çesidine göre hücrenin kazandigi fonksiyondur. Bir yumurta ile bir spermin birlesmesiyle meydana gelen yapi zigot adini alir ve tek bir hücreden ibarettir.Zigot içerisinde DNA kendisinin bir kopyasini çikarir.Dolayisiyla hücrede DNA miktari iki katina çikmis olur.Fakat hücre derhal bölünmeye baslar bu DNA lardan birisi bir hücreye giderken diger DNA ise ikinci yavru hücreye aktarilir.Böylelikle hücre ikiye bölünmüs olur.Bölünmeler ta ki anne karninda bir bebegin meydana gelmesine dek sürer. Yani tek bir hücre, o kadar çok bölünme geçirirki sayilari trilyonlari bulur ve bir canli embriyoyu (anne karnindaki bebek) meydana getirir.DNA sifrelemesi ise bu noktada devreye girer. Bir önceki basamagimiz protein sentezi ile ilgiliydi.Fakat proteinler çesitli hücreler için farkli tiplerde üretilir.Bir yavru anne karninda gelisirken, yavrunun gözlerini olusturacak hücrelerdeki DNA lar yanlizca göz organi ile ilgili proteinleri üretirler.Ayni sekilde yavrunun beynini olusturacak hücrelerin DNA lari ise yanlizca beyin organi ile ilgili proteinleri üretirler. Burada önemli olan nokta sudur.Insanin kemik hücresi olsun, karaciger hücresi olsun, böbrek hucresi olsun kisacasi vücudunun her bolgesindeki hücrelerin içindeki DNA larda insanin bütün organlarini olusturacak bilgiler saklidir.Fakat saklanan bu bilgilerden yanlizca ilgili organ için üretilecek protinlerin meydana getirilmesi saglanir.Yani her hücrede insan vücudunun her organinin protein bilgileri saklanir fakat bu proteinlerin hepsi üretilmez.Yanlizca meydana getirilecek organla ilgili proteinler üretilir.Bir organda, organla ilgili proteinler disinda DNA da saklanan diger proteinlerin üretilmemesi için DNA nin üzeri ” Histon ” adi verilen özel bir proteinle örtülür. Hücrelerin programlanmis bir sekilde farkli farkli proteinler üretip farkli organlara dönüsmesi olayina Tip dilinde farklilasma (morfogenez) denir.Bugün bilim adamlarinin kafasini kurcalayan en büyük problem ise hücrelerdeki ” Histon ” larin hangi genlerin üzerini örtüp hangilerinin üzerini açik birakacagini nereden bildigidir.Çünkü proteinlerde birer moleküldür ve moleküllerde atomlardan olusur.Dolayisiyla suursuz atomlarin bu derece zekice düsünülmüs bir mekanizmayi meydana getirmesi beklenemez.[/size]

    şuna cevap olarak: nükleik asitler (DNA _ RNA) #42415
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]2-) RNA dan protein sentezi (Translasyon): Düzeltme islemleri tamamlanmis olan mRNA daha sonra çekirdek (nukleus) den çikarak “Ribozom” adi verilen bir organele dogru yol almaya baslar.Ribozoma ulasan mRNA ribozoma baglanir. mRNA nin bir özelligi ise DNA daki gibi siralanan bazlarin 3 lü gruplar halinde ayrilmis olmasidir.Bir örnek verelim ; DNA üzerindeki kodonlar ” AATGCCGATGTA ” seklinde ise, sentezlenen mRNA nin görünümü ” UUA-CGG-CUA-CAU ” seklinde olacaktir.Dikkat ederseniz baz siralamasinda bir degisme yoktur, yanlizca bazlar 3 lü gruplar halinde taksim edilmislerdir.Taksim edilen bu 3 lü gruplara ise “Kodon” adi verilir.Tabii RNA da adenin bazina karsilik urasil bazinin, guanin bazina karsilik ise sitozin bazinin geldigini unutmamak gerekir. Bu sekilde üretilen mRNA ribozoma baglandiktan sonra 3 lü gruplarin okunmasina baslanir.tRNA adi verilen bir baska RNA çesidi ise bildigimiz mRNA veya DNA kadar uzun degildir.tRNA (Tasiyici RNA) üzerinde yanlizca 15-20 baz sirasi bulundurur.tRNA nin diger bir özelligi ise birbiri ardina siralanan bazlarin bir daire olusturacak sekilde baglanmasidir.Bunu halay çeken bir grup insana benzetebilirsiniz. tRNA halkasinin üzerinde iki önemli bölge vardir.Bu bölgelerden ilki, tasiyacagi aminoasidin taninmasini saglayan bölgedir.Diger bölge ise tRNA nin mRNA ya baglanacagi, 3 adet baz sirasindan olusan bölgedir.Bu bölgeye ise ” Anti-kodon ” adi verilir. mRNA üzerinde bazlarin 3 lü gruplar halinde dizildiginden bahsetmistik.Iste tRNA üzerinde bulunan, ” anti-kodon ” adi verilen ve yanlizca 3 adet baz sirasindan olusan bu bölge, ribozoma tutunmus mRNA üzerindeki ” kodon ” adi verilen 3 lü gruplara baglanir.Tabii tRNA larin anti – kodonlari, mRNA üzerindeki kodonlara sirasiyla baglanirken beraberlerinde tasidiklari aminoasitleride getirmislerdir.Bu yüzden tRNA ya bu isim verilmistir.” Aminoasiti tasiyan RNA ” tRNA lar aminoasitleri tasiyip sirasiyla kodonlara baglandikça, tRNA larin sirtlarindaki aminoasitlerde birbirleriyle baglanmaya baslarlar.
    .Görüldügü gibi mRNA daki kodonun baz dizilimi GCC, bu kodona baglanan tRNA nin ise anti – kodonu CGG seklindedir. tRNA üzerinde bulunan pembe halka ise ” aminoasit ” i temsil etmektedir. Yüzlerce binlerce tRNA yanyana dizildiklerinde, üzerlerindeki aminoasitlerde yanyana gelmis olur.Iste yanyana gelmis olan bu aminoasitler birbirleriyle bag yaparak proteini sentez etmeye baslar.Hatirlarsaniz protein molekülünün aminoasit zincirlerinden meydana geldigini soylemistik. Yukarida anlatmak istedigimiz olaylari yandaki sekil gayet iyi açikliyor.Sag tarafta yaklasmakta olan mavi renkli tRNA lar görülüyor.tRNA larin üzerlerinde ise yesil ve sari renklerle gösterilmis ” aminoasit ” ler görülüyor.Yesil renkli serit mRNA yi, boynuzlu gri yapi ise ribozomu temsil etmektedir. tRNA lar sirasiyla mRNA üzerine yerlestikten sonra, sirtlarindaki amino asitler bag yapar.Tam bu sirada isi biten tRNA yükünü bosaltmis olarak mRNA dan bagini kopararir ve ribozomdan ayrilir.Fakat tasidigi amino asit, kendinden önceki tRNA nin getirdigi aminoasitle bag yapmis olarak protein zinciri olusumuna katilir. Bu gerçektende insani hayranlik içerisinde birakan bir sistemdir.Bugün dünya üzerinde yapay olarak üretilen proteinler bile canli bir hücre tarafindan üretilen proteinin adi bir taklidi olmaktadir.
    [/size]

    şuna cevap olarak: nükleik asitler (DNA _ RNA) #42414
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]DNA daki sifrelerin desifre olup organizmayi meydana getirmesi asama asama meydana gelmektedir.Bu asamalar ise sirasiyla ;
    1-) DNA dan RNA sentezi (Transkripsiyon)
    2-) RNA dan protein sentezi (Translasyon)
    3-) Proteini üretilen hücrenin farklilasmasi (Morfogenez)

    1-) DNA dan RNA sentezi (Transkripsiyon) : Erkek bir canlidan gelen spermin tasidigi bir miktar DNA ile disi bir canlidan gelen yumurtanin tasidigi DNA birleserek tam bir DNA yi verir.Bu DNA meydana gelecek yavrunun tüm özelliklerini içinde barindirir.Mesela bu canlinin DNA sinda 1 milyar gen var ise bu genlerin 500 milyontanesi anneden 500 milyon taneside babadan gelir.Yumurta ile spermin birlesmesinin ardindan DNA daki o essiz sifreler çözülerek, küçücük bir yumurta (zigot) dan kocaman bir canliyi meydana getirmeye baslar. Ilk asama RNA sentezidir.Bu islem DNA nin açilmasiyla baslar.Biliyoruzki DNA daki bazlar karsi karsiya gelip el ele tutusarak her iki omurgayi birlestirmislerdi.Fakat bu bazlar ellerini birakarak yani aralarindaki baglari kopararak DNA nin çift zincirli yapisini tipki bir “fermuar” gibi açmaya baslar. DNA çözülmeye basladikça “RNA polimeraz” adi verilen özel bir protein DNA nin üzerinde gezerek onu okumaya ve RNA yi sentezlemeye baslar.
    Büyük mavi bölge RNA polimerazi temsil etmektedir.Yesil serit ise sentezlenen RNA dir. Anlasilacagi gibi DNA zinciri açilmis ve RNA polimeraz enzimi vasitasiyla DNA daki bazlara karsilik gelen diger bazlar birbirlerine eklenerek RNA üretilmektedir. Üretilen RNA nin DNA dan tek farki Adenin bazinin karsisina Timin yerin ” U ” harfiyle gösterilen ” Urasil ” bazinin gelmis olmasidir.Üretimi tamamlanan RNA daha sonra DNA üzerinden ayrilarak bir dizi isleme tabii tutulur. Bu islemler sirasinda RNA kaba olarak DNA dan üretildikten sonra üzerinde düzeltmeler yapilir.Nasilki bir marangoz kestigi tahtalari düzeltmek için yontuyorsa, hücrede ayni sekilde üretilen kaba RNA yi düzeltmek için bir dizi enzimi görevlendirir. Not: Üretilen bu RNA, mRNA (mesajci RNA) dir.[/size]

    şuna cevap olarak: nükleik asitler (DNA _ RNA) #42413
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]DNA zincirine bakacak olursaniz a,t,g ve c olmak üzere 4 farkli bazin birbirleriyle karsi karsiya gelerek baglandigini görürsünüz.Bu baglanmalar belirli bir düzene göre yapilir.
    “a=adenin”
    “t=timin”
    “g=guanin”
    “c=sitozin”
    bazlari arasinda adenin bazi yanlizca timin ile guanin bazi ise yanlizca sitozin(c) ile bag yapar.Bunun nedeni ise oldukça ilginçtir. Adenin ve Guanin bazlari yapisal olarak büyük boylu moleküllerdir.Timin ve Sitozin ise küçük boylu moleküllerdir.Adenin ve timin bazlarini bir futbol topu, guanin ve sitozin bazlarini ise tenis topu olarak düsünebilirsiniz. Eger adenin bazinin karsisina timin degilde guanin gelseydi heliks yapisinin düzgün ilerlemesi mümkün olmayacakti.Fakat DNA da küçük bazlara karsi büyük bazlarin gelmesiyle aradaki mesafenin her noktada sabit olmasi saglanmistir. DNA nin yapisi bazlarin bu sekilde ardi ardina siralanmasiyla uzayip gider.
    [/size]

    şuna cevap olarak: nükleik asitler (DNA _ RNA) #42412
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]GENLERIN DÜNYASI…
    DNA nin canlilarin genetik sifresi oldugunu siklikla duyariz.Belgesellerde, dergilerde gazetelerde vs..Fakat genlerle ilgili olarak her zaman kafamizda soru isaretleri kalir.DNA ne demek?, genler insanin neresinde bulunur veya genlerle nasil oynarlar gibi sorulardir bunlar.Aslinda pekte bahsedildigi kadar karmasik bir konu degildir.En azindan burada anlatilanlardan DNA ve genler hakkinda kaba ama öz bilgiler edinebilirsiniz.

    DNA nedir, nerede bulunur?:
    DNA “Deoksi Ribo Nükleik Asit” isimli bir tür molekül grubunun kisaltilmis isimidir.DNA’nin çift zincirli ip merdivene benzediginden bahsetmistik.Çift zincirli yapidaki DNA zinciri oldukça uzun bir zincirdir.Bu zincir hücre içindeki özel enzimler ve proteinler araciligi ile paketlenir. Nasilki uzun bir ipi makaraya düzenli bir sekilde sariyorsaniz, hücrede buna benzer bir mekanizma ile DNA yi paketleyerek çekirdeginin (Nukleus) içine yerlestirir.DNA her hücrede bulunur.Örnegin su an ekrana bakan gözlerinizdeki her hücrenin içinde DNA zinciri paketlenmis bir vaziyette yerlesik olarak bulunur.Veyahut klavyeyi kullanan ellerinizdeki herbir hücrenin içerisinde ayri ayri DNA molekülü bulunur.Böbreklerinizin hücrelerinde, karacigerinizin hücrelerinde, kemik hücrelerinizde kisacasi vücudunuzdaki her hücrede DNA molekülü mevcuttur. DNA uzun bir zincir olmasina karsilik üzerindeki baz siralari bir düzen içerisinde taksim edilmistir. Taksim edilen bu baz gruplarina ise” Gen “denir.Mesela bir canlinin DNA zincirinde 15.000.000 adet baz(Nukleotid) dizisi olsun ve bu baz dizileri 1000 ‘ er adet olmak üzere 15 gruba ayrilmis olsun.Iste bu 15 tane grubun her biri birer “gen” dir.Insan hücresinde ise yaklasik olarak 3 milyar adet gen bulunur.Tabii her genin içinde binlerce nükleotid dizisi vardir. Bir canlinin bütün karakterleri ise DNA daki genlerde saklidir.[/size]

    şuna cevap olarak: nükleik asitler (DNA _ RNA) #42411
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]DNA Nedir?
    DNA çekirdekte bulunan ve taşıdığı genler sayesinde hücredeki hayatsal faaliyetleri yönetir. Yapısında Adenin, Guanin, Timin ve Sitozin bulundurur. Yapısında taşıdığı şeker ise Deoksiribozdur. En önemli özelliği kendini kopyalayabilmesidir. Sarmal iki nükleotit dizisinden oluşmuştur. Bu nedenle A=T ve C=G olur. DNA’nın iki ipliği biribirine hidrojen bağlarla bağlanır. Bir iplikteki Adenin diğer iplikteki Timin ile birleşir. Guanin ise diğer iplikteki Sitozin ile birleşir. A ile T birleşirken 2, C ile G birleşirken 3 hidrojen bağı oluşur.

    RNA Nedir?
    Çekirdek ve sitoplazmada bulunur. DNA’nın yönetimindeki protein sentezinde önemli görev yapar. Yapısında riboz şekeri ile beraber Adenin
    Urasil, Sitozin ve Guanin bulunur. DNA üzerinden sentezlenir. Sarmal bir nükleotit dizisinden oluşur. Bu nedenle Adenin Urasile ve Guanin Sitozine eşit değildir.

    Elçi RNA(mRNA): Kromozom üzerindeki genlerde 20 değişik amino asidin nasıl dizilerek protein yapılacağını şifreler halinde yazar ve bunları ribozoma götürerek protein yapılmasını sağlar.
    Taşıyıcı RNA(tRNA): Elçi RNA’daki şifrelere uygun amino asitleri ribozomlara götürür.
    Ribozomal RNA(rRNA): Proteinlerle beraber Ribozomu yapar.[/size]

    şuna cevap olarak: Bağışıklık – Aşı – Serum #42410
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Notlar:
    1-Antijen:Kan ve lenf sıvısına girdiğinde lenfositlerin antikor üreterek cevap verdiği her yabancı maddeye denir.
    Örn: Bakteri çeperi,Başka grup kan,bakteri metabolik artıkları.

    2-Antikor:Vücuda giren antijenlere karşı lenfositlerin ürettiği protein yapıdaki moleküllerdir.

    3-Toksin: Vücutta hastalık etkeni canlılar tarafından meydana getirilen ve metabolik olayları olumsuz etkileyen maddelere denir.

    4-Antitoksin: Hastalık etkeni canlıların oluşturduğu toksinlere karşı lenfositlerin meydana getirdiği protein yapıdaki maddelerdir

    5-Aşı: Zayıflatılmış veya öldürülmüş hastalık etkenleri veya onların toksinlerinden oluşur ve sağlıklı kişiye uygulanarak aktif bağışıklık kazandırılır.

    6-Serum: Belirli bir hastalık etkenine karşı aktif bağışıklık kazandırılmış kişinin veya hayvanın kanından elde edilen fibrinojeni alınmış plazmadır.

    Antikor üretim hızı:
    1-Metabolizma hızı
    2-Antijen miktarı
    3-Yaş
    4-Cinsiyet
    5-Beslenmeye bağlı olarak değişir.

    Aşının temel özellikleri:
    1-Zayıflatılmış mikroorganizma veya toksin içerir.
    2-Hastalıktan önce yapılır.
    3-Hastalıktan koruyucudur.
    4-Aktif bağışıklık sağlar

    Serumun temel özellikleri:
    1-Antikor-Antitoksin içerir.
    2-Hastalık oluştuktan sonra verilir.
    3-Hastalığı tedavi edicidir.
    4-Pasif bağışıklık kazandırır.[/size]

    şuna cevap olarak: BİLİM VE BİLİMSEL ÇALIŞMA #42409
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]Kontrollü deney: Denenen şartlardan bir veya birkaçını değişmez tutup diğer şartları değiştirerek tekrarlanan gözlemlerdir.

    Örnek:
    Hipotez:İnsan nefesinde CO2 vardır.

    Varsayım: Eğer insan nefesinde CO2 var ise İnsan nefesi fenol kırmızısını sarıya boyamalıdır

    Sonuç:Hipotezle ilgili olarak ileri sürülen varsayımların denenmesi ile ortaya çıkar.

    a)Gerçek: Deneylerle ispatlanmış bilimsel doğrular.

    b)Teori:Kökleşmiş hipotezlerdir.(Bir hipotezin farklı deneylerlede ispatlanmış halidir.) (Hipotezin yeni deneylerlede destekleniyor olması.)

    c)Kanun(Yasa):Teorinin evrensel geçerlilik kazanması.(Gerçeklerin bütün bilimlerce kabul görmesi.)[/size]

    şuna cevap olarak: BİLİM VE BİLİMSEL ÇALIŞMA #42408
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Deney: Doğal olayların; laboratuarlarda şartları hazırlanarak yapılan kontrollü gözlemlerine denir.

    Veri-Delil-Done:
    Bilimsel problemlerin çözümünde yardımcı olacak her türlü ipucu ve bilgiye denir.

    Hipotez:Bilimsel problemlerin geçici çözümüne denir

    İyi bir hipotezin özellikleri:
    Açık ve anlaşılır olmalıdır
    Problemle ilgili bütün delilleri kapsamalıdır
    Probleme çözüm getirmelidir(Çözümü olmalıdır.)
    Yeni varsayımlara açık olmalıdır

    Varsayım:Hipoteze dayalı olarak ileri sürülen genellemelere denir.
    Varsayımın cümle yapısı: Eğer….(Hipotez)….ise…(Genelleme)….dir.

    Örnek:
    Hipotez:Ahmet hastahanededir.
    Varsayım:Eğer Ahmet hastahanede ise hasta olmalıdır.[/size]

    şuna cevap olarak: BİLİM VE BİLİMSEL ÇALIŞMA #42407
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Gözlem:Doğal olayların duyu organları ile izlenip takip incelenmesine denir.İkiye ayrılır:
    1-Nitel gözlem
    2-Nicel gözlem

    Nitel Gözlem:Sadece duyu organları ile yapılan yardımcı ölçüm araçları kullanılmayan gözlemdir.

    Özellikleri:
    Sadece duyu organları ile yapılır
    Ölçüm araçları kullanılmaz
    Nitelik belirtir
    Duruma ve kişiye göre sonuç değişebilir
    Yanıltıcıdır

    Örnek:Suyun ısısının elle kontrol edilip sıcak veya soğuk denmesi gibi.

    Nicel Gözlem:Yardımcı ölçüm araçları kullanılarak yapılan gözlemlerdir.

    Özellikleri:
    Yardımcı ölçüm araçları kullanılır
    Nicelik belirtir (Sayısal sonuç verir.)
    Duruma ve kişiye göre sonuç değişmez
    Bilimsel önem taşır

    Örnek:Suyun ısısının termometre ile kontrol edilmesi.[/size]

    şuna cevap olarak: slm meslektaslar #42406
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=x-small]aramıza hoşgeldin hacı_vet:flowers:[/size]

    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]k-Açık alanlarda yapılabilecek kene mücadelesi amacıyla, her bir hektara aktif madde olarak carbaryl ve propoxur hektara 2 kg, deltamethrin ve lambda-cyhalothrin 0,003-0,3 kg, permethrin 0,03-0,3 kg, pirimiphos-methyl ise 0,1-1 kg olarak uygulanabilmektedir

    Bakanlığımız il ve ilçe Müdürlüklerince ilkbahar ve sonbahar döneminde olmak üzere yılda en az iki kez ağıllar ve ahırlarda, hayvan gübrelerinin döküldüğü alanlar, çeşme başları ve hayvan durakları ile parazitlerin bulunabileceği muhtemel alanlarda pülverizatör ile ilaçlama yapılmasının yetiştiricilere iyi bir şekilde anlatılması gerekmektedir. Aynı dönemde büyük ve küçükbaş hayvanların ektoparaziter ilaçlanmanın yapılması, Kene Mücadelesinde; hayvan yetiştiricileri, Sağlık Bakanlığı, yerel yönetimleri desteğinin sağlanması sorunun çözümünde zorunluluk arz etmektedir.

    Günümüze kadar kullanılan hiç bir mücadele yöntemi (bir kaç sınırlı alan hariç), tam bir kene eradikasyonu sağlayamamıştır. İnsan ve hayvanlardan kan emen kenelerin sayısını düşük maliyetlerle kabul edilebilir sınırlara indirilmesi hedeflenmelidir.

    Akarisid ile kene kontrolünün başlıca 7 zorluğu vardır

    1. Kenelerin yoğun biçimde tarım ve orman alanları içinde yayılmış olması, çevreye zarar verecek düzeyde akarisid kullanımını gerektirmektedir.

    2. Akarisidlerin kenelerin konakları üzerinde tutundukları bölgelere ulaşabilmesi ancak konağın tüm vücudunun yıkanmasını gerektirmektedir

    3. Konak üzerinde bulunmadıkları süre içinde keneler akarisid ilaçların ulaşamayacağı yerlerde saklanmaktadır.

    4. Kenelerin yüksek orandaki üreme yeteneği (3000-7000 yumurta) ilaçlamaların düzenli bir sıklıkta yapılmasını gerektirmektedir.

    5. Kenelerin uygun olmayan çevre koşullarında çok uzun süreler boyunca canlı kalabilmeleri.

    6. Kenelerin konak seçiminde çok alternatifinin olması

    7. Akarisid direncinin oluşması[/size]

    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]d-Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması gerekmektedir. Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; vücuda yapışmamış olanlar dikkatlice toplanıp öldürülmeli, yapışan keneler ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pensle doğrudan alınmalıdır. (Isırılan yer; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra, iyotlu antiseptik sürülmelidir.)

    e- Diğer önemli hususlardan birisi de piknik amaçlı olarak su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanlar döndüklerinde, mutlaka üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaştırmalıdır. Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemelidir.

    f- Özelikle kırsal alanlarda dolaşılırken açık renkli vücudu örten elbise ve çizme giyilmeli veya ayakkabı giyilecekse pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır.

    g-Hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır.

    h- Hayvan sahipleri ; hayvanların sağım ve kesim zamanını dikkate alarak; hayvanlarını ve hayvan barınaklarını kene ve diğer dış parazitlere karşı uygun ektoparaziter ilaçlarla yılda iki kez ilaçlamalıdır.

    i- Gerek insanları gerekse hayvanları kene enfestasyonlarından korumak için repellent olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. (Repellentler; sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir. Aynı maddeler hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca, bu maddelerin emdirildiği plastik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir.)

    j- Kenelerin çevrede çok olması halinde; mera, çayır, çalı, çırpı ve gür otların bulunduğu yerler gibi kenelerin yaşamasına müsait alanlarda, diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, çok dikkatlice akarisid uygulamalarına başvurulabilir. Genel olarak geniş çevre ilaçlamaları faydalı görülmemektedir.[/size]

    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]Kırım-Kongo kanamalı ateşi virüs bulaştıktan ne kadar süre sonra ortaya çıkar?
    Kuluçka süresi; virüsün alınma şekline bağlıdır. Kuluçka süresi kene ısırmasından sonra 2-14 gün arasında değişmekle birlikte genellikle 1-3 gündür. Virüsü içeren kan ve diğer doku ya da atıklar ile temastan sonra genel olarak bu süre 5-6 gündür ve 14 güne kadar uzayabilmektedir.

    Kırım-Kongo kanamalı ateşine yakalanmış insanlarda hastalık belirtiler nelerdir?
    İnsanlarda; hastalık ateş, üşüme-titreme yaygın kas ağrıları, bulantı-kusma, ishal, yüzde kızarıklık, karaciğerde büyüme ve kanama ile kendini gösterir. Ateş, kırıklık, kas ağrısı, iştahsızlık, baş ağrısı, aşırı duyarlılık, sırt ağrısı, kol ve bacaklarda ağrı, mide bölgesinde ağrı, bel bölgesinde ağrı gibi belirtiler ile ani olarak başlamaktadır. Bazen bu bulgulara kusma, karın ağrısı ve ishal ilave olabilmektedir. Gövde ve kol ve bacaklarda cilt içi kanama görülebilir. Burun kanaması ve değişik alanlarda kanama bulguları bulunabilir. (Detaylı bilgi için Sağlık Bakanlığı)

    Kırım-Kongo kanamalı ateşi nasıl kontrol edilir ve nasıl korunulur?
    Tüm enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi KKKA’da da korunma ve kontrol önlemlerinin alınması çok önemli ve gereklidir.

    a- Hasta ve hastanın sekresyonları ile temas sırasında mutlaka koruyucu önlemler (eldiven, önlük, gözlük, maske vb.) alınmalıdır. Genellikle hava yolu ile bulaşmadan bahsedilmemektedir. Ancak, kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınılmalıdır. Bu şekilde bir temasın söz konusu olması halinde, temaslının iki hafta süreyle ateş ve diğer belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir. (ateşin 38,3 °C veya üzerinde olması halinde acilen tam teşekkülü hastaneye başvurulmalıdır. Hasta olan kişilerin kullandığı malzemeler ve tuvaletler çamaşır suyu ile dezenfekte edilmelidir

    b- Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas sırasında da gerekli korunma önlemleri alınmalıdır.

    c-Kene mücadelesi çok önemli olmakla birlikte oldukça zor görülmektedir. Keneler yumurta dönemleri hariç diğer biyolojik evrelerinde insanlara hücum ederek kan emebilir. Hem mera keneleri hem de mesken keneleri gelişmelerini sürdürebilmek ve nesillerini devam ettirebilmek için konakçılarından kan emmek zorundadırlar; genel olarak da konakçı spesifitesi göstermezler. Bu nedenle öncelikle konakçılar kenelerden uzak tutulmalı ve kenelerin kan emmeleri engellenmelidir.[/size]

15 yazı görüntüleniyor - 3,301 ile 3,315 arası (toplam 4,597)