Oluşturulan forum yanıtları
- YazarYazılar
-
Murat KUTAYKatılımcıBENDE GİRDİM AMA 70 İ GEÇEMEDİM..
Murat KUTAYKatılımcıhayvan sağlığı dışında kikonular bizim dışımızdadır..
yanlış yönlendirmeler için konu kapanmıştır..
Murat KUTAYKatılımcıçok yemek yeme (polifaji) (insülin yetersizliğinden dolayı hücrelerin ihtiyacı kadar şeker hücrelere giremez, bunun sonucunda hücrelerden beyine sürekli açlık sinyali gönderilir. Yemek yenilsede şeker hücrelere alınamadığı için açlık hissi devam eder, vücut yenilen besinleri enerjiye dönüştüremez)
İNSÜLİN iğnesi vurmanız gerekir…
geçmiş olsun..
Murat KUTAYKatılımcıÜlkemizde Siyah Yerli Hindicilik
Türk halkının yabancı olmadığı hindi, çocukların “kabaramazsın kel fatma annen güzel sen çirkin ,, tekerlemesiyle futbol maçlarında “bir baba hindi hey Allah….,, tezahuratıyla ayrıca da“hindi gibi düşünmek ,, sözüyle kültürümüzde yerini almış olup yalnızca yılbaşında bütün olarak tüketilmektedir.Ancak siyah köy hindisinin etinin sert olması, kolay pişmemesi ve çok yağlı olması bilinen kötü özelliklerindendir.
1995 yılına kadar devlet tekelinde olan siyah köy hindiciliği için gereken civcivleri üreten hindicilik istasyonları İzmit-Kandıra, Balıkesir-Bigadiç, Ankara-Keskin, Bingöl, Çorum ve Adıyaman’da bulunmaktadır.Buralardaki damızlık hindiler sonderece yozlaşmış, verimleri çok düşük ancak yaşama gücü iyi olanların seleksiyona tabi tutulmasıyla elde edilen sürülerdir. Bunlardan alınan civcivlerin bir kısmı işletmenin damızlık ihtiyacı için ayrılmakta ve büyük çoğunluğu da köylülere mart-haziran döneminde satılmaktadır. Yılbaşında yenilmek üzere beslenecek olan bu civcivler il-ilçe tarım müdürlüklerinden de temin edilebilmektedir.Civcivlerin gerek dağıtımında gerekse ilk günlerdeki olumsuz bakım şartlarından dolayı %20 den fazla bir kısmı kayıp edilmektedir.Kalan palazlar bir-iki ay köy kümeslerinde bakıldıktan sonra gündüzleri meralara salınarak veya güdülerek akşam kümese dönüşünde ise takfiye olarak mısır-buğday verilerek beslenmektedir.Tarım il-ilçe müdürlüklerinden 10-15 adet alan olduğu gibi 500 ila 10.000 adet alan kişilerde vardır.Mayıs-Haziran aylarında bakımına başlanan ve yılbaşında 7-8 Kg. canlı ağırlığa gelen hindiler canlı olarak pazara getirilmekte ve canlı olarak satılmaktadır.Yılbaşından önceki gün satılmak zorunda olan hindilerin fiyatı üretme istasyonları tarafından belirlenir(1998 yılsonu fiyatı 1 kg. canlı için 800.000.TL = 3$ olması beklenmektedir.).Bununla birlikte Bigadiç ve Kandıra hindi üretme istasyonlarında bulunan damızlık dişi ve erkek hindiler de yumurta verimi bittiğinde işletmedeki kesim yerlerinde kesilip sıcak karkas olarak satılmakta veya -18 C0 de saklanmaktadır.Yöre halkı düğün-sünnet ve davet yemekleri için istasyonlardan aldığı bu hindi karkaslarını değerlendirirken; bazı büyük marketler (Beğendik) de bu istasyonlara önceden kapora vermek suretiyle ayırttıkları 500 ile 1000 adet hindiyi yılbaşında reyonlarında satmaktadırlar.Ayrıca küçük çapta üreticilerin kümes civarında kesip tüylerini yolduğu hindiler de temizlenmiş karkas halinde mahalle kasaplarında yılbaşında satılmaktadır.Hıristiyanların 25 Aralık şükran gününde yediği hindi ülkemizde yılbaşı gecesi yenilmektedir ancak islam dini yılbaşı eğlencelerini yasakladığı için bazı evlerde yılbaşında yenilmediği gibi kimi belediyeler muhitlerinde satışına dahi engel olmaktadırlar.
Hindicilik üretme istasyonlarındaki damızlık sürüler şubat ayı başından haziran sonuna kadar yumurta verirler ve ilk civcivleri Mart ayının ortalarında çıkmaya başlar,bir adet damızlık dişi hindi başına 75 adet yumurta alınırsada bu 50 adet civcive tekabül eder.
Türkiyede toplam damızlık sürü adeti ortalama 16.000 adet dişi 4.000 adet erkek olmak üzere toplam 20.000 adettir.Bunlardan alınan civciv sayısı ise ortalama yıllık 600.000 adettir.Üretimde % 20 si kayıp edilen hindilerin 8 aylık mera besisi sonunda ulaştığı canlı ağırlık, erkekler 9 Kg. dişiler 5 Kg. olup ortalama 7 Kg. dır.Bu da( 600.000 – % 20 ) X 7 = 3.360 ton canlı 2.500 ton karkas üretimi demektir.
Buna ilave olarak damızlıkların kesiminden kazanılan karkas miktarı da şöyledir.Sezon sonu dişilerden 5 Kg.lık erkeklerden 10 Kg.lık karkas kazanılır.Bu da (16.000 – % 10) X 7.5 = 108 ton karkas demektir ki Türkiye’nin toplam hindi karkas üretimi 108 + 2.500 = 2.608 ton olmaktadır.Buda 2.000 ton temizlenmiş hindi eti demektir.Bu durumu tablo halinde özetlersek;
YILLIK ÜRETİM
BİGADİÇ
KANDIRA
KESKİN
DİĞER
TOPLAM
DİŞİ DAMIZLIK ADETi
6.500
4.500
4.000
1.700
16.700
ERKEK DAMIZLK
ADETİ1.400
700
500
700
3.300
TİCARİ ETLİK CİVCİV ADETi
230.000
170.000
125.000
75.000
600.000
HEPSİNİN TOPLAMI
237.900
175.200
129.500
77.400
620.000
% 20 ÖLÜM KAYBI DÜŞÜLÜNCE KALAN
190.320
140.160
103.600
61.920
496.000
KALAN X 7 Kg.
CANLI AĞIRLIK1.332.240
981.120
725.200
433.440
3.472.000
ORTALAMA %75 KARKAS
RANDIMANI KİLO999.180
735.840
543.900
325.080
2.604.000
Damızlık erkekler doğal aşım ile dişileri döllerken sürüde serbest bulunurlar.Erkekler dişilerden fazla büyük olmadığı için suni tohumlamaya gerek duyulmaz ancak erkekler aşım yaparken dişilerin sırtını tırnakları ile çizmesin diye dişilere sırtlarını koruyan bir yelek giydirilir.Hindi üretme istasyonlarından alınan bir günlük civcivler müşterilere istenirse kümes teslimi nakil edilir.Hindi yetiştiren bölgeler arasında, Siirt-Bitlis, Diyarbakır, Şırnak, Cizre, Silvan, Adıyaman-Kahta, Maraş, Antep, Kilis, Sivas, Amasya, Tokat, Tekirdağ, Edirne, Kırıkkale, Polatlı, Bursa, yer alır.(Maraşta 60.000 adet hindi bulunduğu bilinmektedir).1999 yılı civciv fiyatı 500.000 TL.( 2 $ ) olması beklenmektedir ki bu fiyatları Hindi istasyonları belirlemekte ve her yerde geçerli olmaktadır.
* Ülkemizde Beyaz Hindicilik
Türkiye’ye beyaz ırk hindi yumurtası ilk olarak 1995 yılında Bigadiç Hindi Üretme istasyonuna devlet eliyle getirilmiştir.Fransa’dan GBN 508 altıkına ait 15.000 yumurta aynı istasyondaki kuluçkaya basılmış ve % 60 randımanla 9.000 adet civciv elde edilmiştir.Bu civcivlerin 2.000 adetini alan Bolu Kalite Yem San.A.Ş. Etlik, beyaz kültür ırkı, hindi yetiştirmeye başlamış olup halen üretimine devam etmektedir.Aynı parti civcivlerin bir kısmı Antalya’ya artanı da birçok müşteriye paylaştırılmıştır.Hindicilik İstasyonu bir kısım beyaz hindiyi damızlık olarak kendilerine ayırmışsa da yetiştirmede siyah hindi gibi başarı sağlanamayınca sürü elden çıkarılmıştır.
1995 yılından itibaren İsrailden gelen döllü yumurtaları kuluçkada basıp çıkan civcivlerle
üretime devam etmekte olan Bolca Hindi ( Kalite Yem) yetiştirmenin ilk 6 haftalık dönemini kendi bünyesinde sonraki 3-4 aylık besi dönemini ise fason bakım anlaşmalı veya kiralık kümeslerde yapmaktadır.Planlanan üretim ayda 10.000 adet hindi olmakla beraber yumurtada dışa bağımlı olması vede sermayesinin küçüklüğü nedeniyle ayda 5.000 adet hindi palazından ancak 25.000 kilo karkas üretebilmiştir.Hindi etini İstanbul ve Ankara’da büyük marketlerde bütün bir yıl boyunca bulunmasını sağlamış olup ayda 100.000.Kg karkas satabileceği bir pazarı vardır.
1997 yılında Pınar Et ve Çamlı Besicilik işbirliğinde ayda 20.000 üreten ikinci bir hindi entegrasyonu kurulmuş olup bu işe girmek isteyen başka girişimciler de olmuştur.Örneğin Bolu-Gerede ilçesinde bir gurup Alman işadamı GEHAT adıyla hindi üretmek istemişler ancak yatırım yapacakları araziyi devlet bedelsiz olarak kendilerine vermeyince projelerini askıya almışlardır.Ayrıca Antalya Belediyesi ile bir gurup İsrailli işadamının ortaklaşa kurdukları ANET şirketi kesimhane donanımını Antalya’ya getirtmesine rağmen İsraillilerin bencil tutumları nedeniyle projeyi durdurmak zorunda kalmıştır.
Ülkemizde bu kurumların üretiminden önce de Hindi Göğüs Füme ithal malı olarak marketlerde hayli pahalı satılmakta idi.Yerli üretim başladıktan sonra ithal etmeye gerek duyulmamış olup Almanyada faliyet gösteren Yayla Türk isimli şirketin İstanbul’da sadece hindi eti işleyen bir şarküteri tesisi bulunmaktadır ve ayda 5 ton ürün işlemektedir. Ayrıca Polenez, Pınar, Çerkezo, Şütte gibi firmalar hindi etini şarküteri ürünü olarak sürekli satmaktadırlar.Beşler, Başyazıcı, Hacıince gibi firmalarda hindi ürünleri yapmak istemektedirler.Hindi eti ülkemizde şarküteri ürünleri dışında taze- parça- paket olarak sürekli büyük marketlerde bulunmaktadır.Ayrıca ülkemizde kırmızı et üretimi her geçen gün azalmakta ve fiyatları yükselmekte olduğundan hindi eti yemek fabrikaları tarafından da fazlaca talep edilmektedir.Kırmızı etten yapılan ürünlere katılmak suretiyle kullanılması da mümkündür.
Halen Türkiye de hindi üretmekte olan firmalar şunlardır.
* Bolca Hindi – BOLU
* Pınar Hindi – İZMİR
* Van Et – VAN
* Aytaç – ÇANKIRI
* Banvit – BANDIRMAAmerika 1996 yılında dünya hindi eti pazarının yarısından fazlasına hakimdi ve üretiminin % 10 kadarını ihrac etmekte idi.Bu oran 1990 lı yılların başında % 5 ten fazla idi.Bütün ülkelerde asıl amaç et maliyetini düşürme yönünde olduğundan hindi eti mekanik debonig ( et kazanma makinası ) yöntemiyle kazanılıp diğer etlererle karıştırılarak salam sosis yapımında kullanılmaktadır.
Amerika 1997 yılında hindi eti ihracatında hızla ilerledi.Toplam ihracatın 271.000 ton olacağı tahmin edilmektedir ve buda 1996 yılının % 37 üzerinde bir rakamdır.Amerika için Meksika ve Rusya sürekli ve büyük bir pazardır ve neredeyse ihracatının 2/3 ünü oluşturur.Asya pazarı 1997 kazancının temelini oluşturur.Honkong ve Singapur’da domuz eti fiyatlarının aşırı artması üzerine özellikle de Taiwan’da talep patlaması olmuştur.İhracat hindi endüstrisinin büyümesine yaradı ve ülke içindeki hindi tüketimi kişi başına 18 pound sınırında kaldı.
1980 lerden bugüne ihracat yıllık % 28 oranında artmıştır.Bu yüksek trend ile hindi üretimi tahmini 5,4 milyar pound olacaktır. 1996 yılında bu rakam 3,1 milyar dolardı.Kuzey Karolayna, Minosota ve Missuri toplam üretimin tahmini % 40 ından fazlasını karşılamaktadır.Virginya 1996 yılında 6. Sırada idi ve 200 milyon dolarlık payı vardı.1998 yılının gidişatına göre en kötümser tahminle bile Amerika hindi endistrisi 5,5 milyar pound dolayında gerçekleşecektir.Piyasadaki diğer etlerin baskısı 1998 de tavuk fiyatları Amerika’nın doğusunda 63 pounda kadar gerilemiştir.
Murat KUTAYKatılımcıARKADAŞIM VETERİNER HEKİM İCAT OLALI KAÇ YIL OLDU HİÇ DUYMADINMI SEN…
GİDERSEN YANLARINA YARDIMCI OLURLAR SANA..
İĞNESİMİ UYGUN TASMASIMI HANGISIYSE VERİRLER SANA…
Murat KUTAYKatılımcıevet kg ve mg hesabı onlar içinde geçerlidir..
Murat KUTAYKatılımcıYAŞLANMANIN KEDİ VE KÖPEK VÜCUT SİSTEMLERİ ÜZERİNE ETKİLERİ:
Vücut sistemlerinde yaşlanma ile ilgili en yaygın karekteristik bulgular sürekli ilerleyen ve geri dönüşü olmayan değişikliklerdir. Bu değişiklikler hastalıklar, stres, hatalı beslenme ,ekzersizlerin yetersiz yapılması, genetik özellikler ve çevresel etkenler gibi faktörlerin etkisiyle kimi zaman daha da hızlanabilir.
Yaşlı hayvanların tek bir hastalık nedeni ile sağlıklarının bozulması ender olarak rastlanan bir durumdur, fakat bunun yerine birçok organın değişik düzeylerde fonksiyonunu yitirmesi ile seyreden kombinasyon halinde bir hastalık tablosu izlenir.DERİ: Derinin elastikiyeti ve esnekliği ortadan kalkar. Foliküler atrofi neticesinde tüy kaybı , pigment hüçrelerinin atrofiye olmaları ile de beyazlaşma oluşur.
Sebum prodüksiyonu azalır, bunun sonucunda hayvanın tüyleri kuru, kepekli, donuk ve mat olabilir ve düzensiz tüysüz bölgeler oluşabilir.
Geriatrik hayvanlarda nasal ve digital yastıklarda hyperkeratosis şekillenebilir.
Deride neoplastik oluşumların görüldüğü ortlama yaşlar kedilerde 12 köpekler de 10.5 yaş civarındadır.SİNDİRİM SİSTEMİ:
Yaşın ilerlemesi ile dental calculus ve tartar oluşumu ile beraber gingival hyperplasie veya gingival retraksiyon’la birlikte periodontitis, atrofi ve kemik doku kaybı artarDiş kaybı genellikle kalsiyum eksikliğine bağlı alveolar demineralizasyon veya peridontitis neticesinde meydana gelir.
Temel dental hijyen yaşlı hayvanlarda aşağıdaki iki unsurdan oluşur:
1-Köpeğin dişlerinin en az haftada iki kez fırçalanması gerekir,
2- Rutin dental koruyucu uygulamaların gerçekleştirilmesi.
Geriodonti(yaşlılık çağındaki diş hastalıkları ve tedavileri ) şidetli diş ve periodendal hastalıklara sahip köpeklerde görülen bakteriemi neticesinde oluşan iç organ hastalıklarının insidensini azaltmakta önemli bir rol üstlenmektedir.
Oral tümörler 10 yaş ve üstündeki köpeklerde ve kedilerde yaygın olarak görülmektedir
Yaşlı hayvanların gastrik ve hepatik fonksiyonları azalmaktadır.
Barsağın kolon kısmında motilite yaşın ilerlemesi ile birlikte azalır ve bu dak geriatrik hayvanları konstibasyona (kabızlık) karşı predispoze hale getirir.KARDİYOVASKÜLER SİSTEM
VE
SOLUNUM SİSTEMİYaşlı kedi ve köpeklerin yaşamının son üçte birinde kalp randımanı %30 oranında azalmaktadır. Yaşın ilerlemesi ile birlikte egzersiz sırasındaki maksimum kalp verimi ve maksimal oksijen tüketimi de azalmaktadır..Yaşlı hayvanların %33 ‘ünde değişik kalp hastalıkları tesbit edilmiştir.
Yaşı ilerlemiş hayvanlarda solunum sistemi ile ilgili en yaygın olarak görülen problemler , enfeksiyona karşı duyarlılık(pneumonia) ve pulmoner hava yollarında bir çok patolojik kondisyonu bir arada içeren (astım, kronik bronşitis, bronşiektasis ve amfizem gibi )kronik obstrüktif pulmoner hastalık kompleksidir..Yaşlanmış akciğerlerde hava alma kapasitesi azalır.ÜRÜNER SİSTEM:
Böbrek fonksiyonlarında kademe kademe azalma meydana gelmesi yaşlılıkla birlikte normal durumdur. Geriatrik köpeklerde en önemli dört ölüm sebebinden biri renal yetmezliktir. Geriatrik kedilerde ise böbrek yetmezliği en başta gelen ölüm nedenidir.Renal yetmezlik prosesi nefronların fonksiyon kaybına uğraması, renal kan akışının azalması ve glomerular filitrasyon oranının düşmesi ile başlar.
İdrar tutamama geriatrik kedi ve köpeklerde en sık rastlanan bozuklardan birisidir. Bunun da en önemli sebepleri üretral yetmezlik, idrar yolları enfeksiyonu, polidipsi ve poliüri ile seyreden hastalıklardır.
Üriner sistemde en sık rastlanan tümörler idar kesesi tümörleridir. İdrar kesesi tümörleri köpeklerde kedilere göre daha yaygın olarak görülmektedir.İSKELET VE KAS SİSTEMİ :
Kas ve kemik kütlesi hem de kas ve kemik hücrelerinin sayısında azalmaya bağlı olarak yaşın ilerlemesiyle birlikte azalır. Yaşlılıkla birlkte kemik fonksiyonları da azalır. Barsaklardan kalsiyum emiliminin azalması sonucunda kemikler daha ince , daha yoğun ve daha kırılgan bir yapıya bürünür. Yaşlanmış olan kıkırdak doku gerilime karşı direncini yitirir ve çatlak ve kırıklara karşı eğilimi artar.
Dejeneratif eklem hastalığı yaşlı hayvanların iskelet- kas sisteminde tek başına en çok görülen problemlerdir.SİNİR SİSTEMİ :
Yşlı hayvanlarda bunama ile ilgili ilk belirtiler ev içinde edindiği terbiye ve alışkanlıkların yavaş yavaş ortadan kalkmasıdır. Diğer bunama belirtileri bilinç ve kavrama ile ilgili belirtilerdir. :uyuma uyanma ile ilgili çemberin bozulması ,yemeğe karşı ilgisizlik, daha önceden tanıdığı ve bildiği yerleri ve insanları tanımama gibi çevreye karşı ilgisizlik, ismine ve bildiğinden emin olunan komutlara yanıt vermemesi v.s. Yaşlanmış bir beyinde uyarılar karşı yanıt verme süresi uzar.
ENDOKRİN VE GENİTAL SİSTEMLER:
Yaşlı hayvanlarda troid, testis, ovarium , bezlerinden yapılan salgılarda azalma olur. Testis , ovarium ve meme bezlerinde tümöral gelişimler gözlenebilir.
Prostat hiperplazisi, neoplazisi,kist formasyonları ve enfeksiyonları en sık rastlanan yaşlılık problemlerindendir.kedilerde prostat problemleri nadiren görülür.YAŞLANMANIN VÜCUT ÜZERİNE ETKİLERİ
METABOLİK ETKİLER:
Metabolik hız azalır ve aktivite düşer böylece kalori ihtiyacı %30-40
Oranında azalır.
Bağışıklık sistemi zayıflar, hastalıklara direnç azalır.
Autoimmune hastalıklar gelişir.FİZİKSEL ETKİLER:
Vücut ağırlığına oranla yağ miktarı artar.
Deri kalınlaşmış elastikiyetini yitirmiş ve hyperpigmente olmuştur.
Taban yastıkları hyperkeratinize olmuştur.
Kas , kemik ve kıkırdak doku kütlesi azalmıştır.Artritis gelişmiştir.
Dental calculuslar sonucunda diş kaybı ve gingival hiperplazi oluşur.
Periodontitis sonucunda gingival retraksiyon ve atrofi oluşur
Mide mukozası atrofik ve fibrotiktir.
Hepatosit sayısı düşer ve hepatik fibrozis oluşur.
Pankreas enzimi azalır.
Akciğer elastikiyetini kaybeder, vital kapasite düşer.
Böbrekler küçülür, glomerular filitrasyon oranı düşer.
Sıklıkla idrar tutamama oluşur.
Prostat bezi büyür, testisler atrofiye olur.
Ovaryumlar büyüri meem bezleri fibroplastik ve neoplastik olabilir.
Kalp verimi düşer.
Sinir sistemindeki hücrelerin sayısı azalır. Bunmaya bağlı belirtiler
Oluşur.7 yaşına gelimiş bir köpeğin yaşlanmaya başladığını göz önüne alırsak…bulgulardada bir şey çıkmamışsa yaşlılığa bağlı belirtiler olabilir..
Murat KUTAYKatılımcıgeçmiş olsun..
idrar yapamama sorunlarının nedenleri çok çeşitlidir…
-idrar kesesi tümörleri
-idrar kesesi kaslarının gelişememesi
-idrar yollarında tıkanıklık
-idrar kesesi ve yolları iltihaplanması
-idrar kesesinde plak veya kristal oluşumuplak veya kristal oluşumlarını önlemek için
idrar Ph’sını asidik ve ya alkalik tutmak için, yani konulan teşhise göre, gıdayı düzenleyebilirsiniz. Yani asit bir idrar elde etmek istiyorsanız, mamasına methionin veya C vitamini katabilir, protein ağırlıklı( et ve et ürünleri ile besleyebilir, ya da alkalik bir idrar elde etmek istiyorsanız, tahıl ve tahıl ürünleri ağırlıklı bir diyet ile beslemeniz gerekebilir.) Veya daha sağlıklısı ve kolayı, kuru mama verirken, market grubu değil, veterinerinizin önereceği, düşük magnezyumlu, profesyonel kuru mama yedirmenizi yerinde olacaktır.. Bu tür profesyonel mamaların prescription (reçete)mamaları vardır. Ve bunlar, oluşan veya oluşmaya başlayan taşların veya plakların erimesini sağlar. Bu şekilde, hastalık nüksünü önlemiş, idrar yollarındaki kristal veya plakların, tekrar taş formuna dönüşmesini engellemiş olursunuz.
Murat KUTAYKatılımcısığırlarda kullanılan aşılar onlardada kulanılır…
en yakın veteriner hekim den temin edilebilir..
Murat KUTAYKatılımcıYOZGAT
İlin asıl adı BOZOK olup zamanla Yozgat olarak değiştirilmiştir. Oğuzların BOZOK koluna mensup Türkmenlerin bu bölgeye akınıyla birlikte yöre BOZOK ismiyle anılmıştır. 1800’lü yıllara doğru bu ismin yanı sıra YOZGAT adı da telaffuz edilmiştir.
Türkmenler ot’a yoz derler. Horasan’dan gelip Çapanoğlu Aşireti bu bölgeye geldiklerinde yemyeşil uzanıp giden bir otlakla karşılaşınca sürülerini bu otlağa bırakıp çadırlarını kurmuşlardır. Zamanla çadırların yerini taş ve kerpiç binalar almış ve küçük bir kasaba meydana gelmiştir. Türkmenler bu kasabaya Yoz Kant (Otlak Kenti) ismini vermişlerdir. Zamanla bu kelime Yozgat olarak halk diline yerleşmiştir.
Yozgat ili ile ilgili efsane şöyledir:
Çapanoğlu aşireti henüz Yozgat bölgesine varmış, sürüler otlağa bırakılmıştı. Çadırların yanında aşiretin en yaşlısı Cabbar Ağa koyunlarını otlatırken bir yandan da elinde tespih kalben zikrederken, nur yüzlü ak sakallı bir bir derviş Cabbar Ağa’dan su istedi “Suyum yok ama buz gibi bir bakraç süt var. Az önce gelinim Gülsüm Hatun getirdi. Kabul edersen çok sevinirim.” dedi. Nur yüzlü zat oturdu ve üç nefeste bütün bakraç sütü içince Cabbar Ağa hepsini içtiği için çok memnun oldu.
Nur yüzlü zat Cabbar Ağa’nın sırtını okşadı ve “Gönlü gani, mülkün de fâni olsun. Yozuna yoz katılsın, köyün oban Yozkent olsun.” dedi ve kayboldu. Bakraç içinde süt ise eksilmemiş halde duruyordu. Bu hâdiseyi, Aşiret Beylerine anlattı ve hepsi bu zatın Hızır aleyhisselâm olduğuna inandılar ve bulundukları yerde kalarak Yozkent kurmaya karar verdiler.Efsanenin diğer bir söylentisine göre de: Aşiret Reisi Ömer Cabbar Ağa’nın yüzü çopurdu. Bu yüzden kendisine Çopur veya Çapar Koca derlerdi. Söylentiye göre Cabbar Ağa, sürülerini bir yaz günü yaylakta otlatırken karşısına Hızır (AS) çıkıyor ve davar sahibi Cabbar Ağa’dan içmek için süt istiyor. Güler yüzlü Ömer Ağa hemen misafirine ikramda kusur etmeyerek, gönül hoşluğu ile sütü ikram eder. Hızır (AS) sütü içtikten sonra çok memnun kalır ve Cabbar Ağa’ya “Çobanoğlu, yozuna yoz katılsın, memleketinin adı Yoz-Kat olsun” diyor. Bu sözü söyleyerek kayboluyor. Temeli böyle olan Yoz-Kat söylene söylene Yozgat halini alıyor
Birinci Büyük Millet Meclisinde Kütahya Mebusu Cemil Bey tarafından verilen bir takrir ile Yozgat ismi Bozok olarak değiştirilmiş, bilahare 23 Haziran 1927 tarihinde Bozok Mebusu Süleyman Sırrı (İÇÖZ) Bey ve arkadaşlarının verdiği bir takrirle Bozok ismi tekrar Yozgat olarak değiştirilmiştir.
Murat KUTAYKatılımcı1..ahirplani
2..100_bas_sut_inek_prj_
3..HayvanBarinaklari
4..TSE’NİN HAYVAN BARINAKLARI İÇİN ÖNERİLEN STANDARTLARIVeteriner Hekim Murat KUTAY
Murat KUTAYKatılımcıKAŞAR PEYNİRİ

Kars’ta kaşar peynirinin yapımı Cumhuriyet’imizin kuruluşunun ilk yıllarına dayanmaktadır. İlk kaşar peyniri, 1926 yılında Filibeli Fehmi Bey ile Süleyman Bey’in mahiyetindeki Nigalay, Nuri, Bünyamin ve Nesim adlı dört işçi Kars merkez Kümbetli köyünde yapılmıştır (Hanak ve Posof ilçeleri dışında) hemen hemen bütün ilçe ve köylerinde mandıralarda yapılmaktadır. Kaşar peynirinin, yağ ve protein bakımından zengin olan koyun sütünden yapılması gerekirken, günümüzde daha çok inek sütünden yapılmaktadır.

Yapılışı:
Süt, sağılır sağılmaz, 3-4 katlı bezden süzülür ve sağım kolaylığıyla kaşar yapılan işletmelere getirilir. Mayalama kaplarına aktarılan sütlere el daldırılarak sıcaklık kontrolü yapılır. Genellikle sütler sağım sıcaklığında mayalanırlar. Eğer sütün sıcaklığı düşük veya ortam soğuk ise bir miktar süt, biraz ısıtıldığı kazan sütüne katılarak sütün sıcaklığı mayalama derecesine (27-33) yükseltilir. Daha sonra “100 lt süte 10 gr hesabıyla” ticari maya, suyla sulandırılarak katılır. Ucunda haçvari kısmı bulunan tahta sopalarla iyice karıştırılarak mayanın her tarafa dağılması sağlanır. Mayalanan sütlerin üzerlerine toz, toprak, sinek vb. şeylerin düşmemesi ve sütün soğumaması için birkaç saat cendere bezi kapatılır ve pıhtılaşmaya bırakılır. Pıhtılaşma sürecinde pıhtılaşmanın oluşup oluşmadığını kontrol edilmesiyle karar verilir. Bunun için, pıhtı bir bıçak ile kesilir. Kesilen yere bıçak yatay olarak sokulup pıhtı yukarı doğru kaldırılır. Eğer pıhtı düz olarak kalkıyor, bıçağa süt bulaşmıyor, kesilen yere berrak yeşil su birikiyor ise pıhtılaşma tamamlanmış demektir. Aksi durumda pıhtılaşma tamamlanmamıştır. Bu süre tahmini 40-90 dakikadır. Bazı kişiler bu işlemi parmaklarıyla yapmaktadırlar. Pıhtılaşma tamamlanınca, pıhtı yine ucunda haçvari kısmı bulunan sopalarla pirinç tanesi büyüklüğü ulaşıncaya kadar parçalanır. Pıhtı parçalama işi tamamlanınca parçaların dibe çökmesi için 5-10 dakika beklenir. Sonra mayalama kabının üzerine bir cendere bezi örtülerek, bezin üzerine çıkan peynir suyu kepçelerle dışarı alınır. Altta kalan kısım ise “şalaşpur” denilen süzme bezinin içerisine aktarılarak bir tezgaha konur. Sonra bezin dört ucu bağlanır, arasına bir değnek geçirilir ve değnek döndürülerek bez sıkılır. Böylece peynir suynun önemli kısmı süzülür. Sıkılan bez daha sonra 2 tahta arasına alınır. Üzerine ağırlıklar konularak 3-4 saat süzülmeye bırakılır. Sonra süzme bezinin kenarları toplanıp kare şeklinde yapılarak üzerine ağırlık konur ve 16-25 derece odalarda 3-8 saat süreyle baskı uygulanır. Böylece kalan suyun da tamamen çıkması sağlanır. Süzülme işlemi tamamlanınca teleme, bezden çıkarılarak bir tezgah üzerine konur. Teleme daha sonra büyük parçalar halinde (10*20*40 cm) kesilerek fermantasyona bırakılır. Fermantasyonun olup olmadığı şu şekilde kontrol edilir:

Parmak kalınlığında ve el büyüklüğünde 2 peynir parçası alınıp sıcak su içinde bir süre tutulduktan sonra birbirine yapıştırılır. Eğer peynirler birbirine kolayca yapışıp yoğrulacak hal alırsa olgunlaşmanın bittiğine kadar verilir. Telemenin ilk olgunlaşmasını tamamladığı, bu tecrübe ile anlaşıldıktan sonra bütün peynirler tahta talaşı büyüklüğünde doğranır. Karıştırılarak harman edilir. Doğrama işlemi bitirilip, haşlama işlemine geçilmeden önce, başka bir yerde çember şeklindeki madeni kapların iç ve dış kısımları bir başka bezle silinerek, “soğuklama” denilen” düz bir masanın üzerine dizilir. Önlerine imalathanenin markasını taşıyan tahtalar yerleştirilir. Doğranan peynirler delikli bir madeni sepete doldurularak %5 tuz içeren 75 derecelik suda haşlanır. Halama esnasında sepetteki peynirler bir sopa ile devamlı karıştırılırlar. Peynirler birbirine yapışıp bir kitle haline geldiğinde, sepet sudan çıkarılır ve fazla suların tekrar haşlama kazanına akması için karıştırma içinde kullanılan sopayla sağa sola döndürülür.

Haşlama sırasında peynirlerin tuzu da kontrol edilir. Bu esnada, bu kez torba içerisine tuz konup, haşlama kazanına zaman zaman sarkıtılarak, haşlamanın sonuna kadar kazandaki tuz oranının sabit kalması sağlanır. Ortalama 2-3 dakika arasında haşlanan peynirler işleme masasının üzerine konup, usta tarafından hamur gibi iyice yoğrulur. Bu yoğurma işleminde önce hamurun tümü 1-2 kez bohça sarar gibi katlanır. Arada boşluk kalmaması ve hava kabarcıklarının olmaması için üzerine elle bastırılır. Sonra bir kez daha katlanıp francala biçimi verilerek bıçak ile bir kalıp dolduracak miktarda hamur kesilir ve hemen “göbek bağlatma” denen işleme geçilir. Göbek bağlatma işlemine usta, kesip eline aldığı peynir hamurunu, iki elinin baş parmaklarıyla üstten sıvazlar ve diğer parmaklarıyla üstten uzayıp gelen peyniri iç tarafa iterken diğer taraftan da iki elinin baş parmaklarıyla yanlardan bastırarak peynirin uç kısmını koparır. Elde edilen hamurun göbek kısmı alta gelecek biçimde, soğuklama masasının üzerinde önceden sıralanmış madeni kalıpların içerisine konur. Bazı mandıralarda ise teleme haşlandıktan sonra göbek bağlatma yapılmadan doğrudan kalıplara konur. Kalıba konulan peynirler soğumadan bir tel ile çeşitli yerlerinden delinerek, peynirde kalan suyun da dışarı çıkması sağlanır. Peynirlerinin yüzeyinin düz olması için soğuyup sertleşmeden kalıplar sık sık alt üst edilir.
Peynirler soğuyunca göbek kısımları alt alta gelecek şekilde 1 gün kalıpta bekletilir ve ertesi gün kalıptan çıkarılarak tuzlama-olgunlaşma odasına götürülür. Bu odada raflara dizilen peynirler, 1 bir gün daha bu şekilde bekletildikten sonra ertesi (3. gün) altına ve üstüne iri kaşar tuzu serpiştirilerek 2 gün daha bırakılır ve bu esnada kalıplar sürekli alt üst edilir. Beşinci gün peynir kalıpları kontrol edilerek sertleşmiş olanların ikisi üst üste getirilerek ikilik yapılır. İkilikte 2-3 gün kalan peynirlerin yine daha kurumuş olanlarından üçlük yapılır. Aynı zamanda toz durumu kontrol edilir. Bu şekilde peynirler dörtlük ve beşlik yapılıp, yaklaşık 15-21 gün bekletilerek olgunlaştırılır. Peynirlerin tuzlanmasının belli bir zamanı olmayıp kalıpların üst üste istiflenmesi sırasında kontrol edilerek karar verilir. Peynirin küçük kalıpları 8-9 kez, büyük kalıpları ise 12-15 kez tuzlama işlemine tabi tutulur. İlk olgunlaşmasını tamamlayan peynirler, bu süre bitiminde ya taze olarak satışa sunulur yada eskimesi için soğuk depolarda bekletilir. Bunun için kalıplar, önce bir kazanda kaynatılmış peynir altı suyu içinde sert fırçalarla ovularak, yıkanırlar.
Sonra süzülmeleri için uzun tahta biçiminde “kerevetlerin” üzerine dizilerek burada 1-2 saat bekletilir ve daha sonra tahtadan yapılmış ve ince telle çevrilmiş (sinek ve böceklerin girmesini engellemek için) kurutma kafesine alınırlar. Kuruyan peynirler, buradan olgunlaşma odasına alınarak, bu kez raflarda yan yana, dik konularak tekrar kuruması için 2 gün daha bekletilirler. Tam olarak kurumuş peynirlerin aynı büyüklükte olanlarının 5-10 tanesi bir araya getirilerek telislere doldurulur ve peynirlerin taşınması sırasında zarar görmemesi için çuvalın en alt ve en üst kısmına yuvarlak eksilmiş tahtalar konur. Çuvallardaki bu peynirler eski kaşar elde etmek için soğuk depolara konulup, 2-12 litre arasında değişen bir süre bekletilerek olgunlaştırılır. Bu olgunlaşma evresinde yüzeylerinde büyük ölçüde küflenme oluşur.
Kaşar peyniri buralarda 2-3 yıl saklanabilir. Yalnız inek sütünden yapılan peynirler bu kadar uzun süre dayanmaz.
Kaşar peyniri yapımında randıman yaklaşık %10 olup, 100 kg inek sütünden 10kg, inek koyun sütünden 12 kg, koyun sütünden 18 kg, koyun-keçi sütü karışımından 11 kg kaşar elde edilir.




Bilgiler Kafkas Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yard. Doç. Dr. Ufuk KAMBER’in “GELENEKSEL ANADOLU PEYNİRLERİ” kitabından alınmıştır.
Veteriner Hekim Murat KUTAY…
Murat KUTAYKatılımcı
KOLAY GELSİN …..
Murat KUTAYKatılımcı[size=large]TAVUKÇULUK ISLETMELERINDE
SORUNLARA YOL AÇABILEN BAZI ÖNEMLI HASTALIKLAR[/size]
Murat KUTAYKatılımcıhttp://shiftdelete.net/site/component/option,com_docman/task,doc_download/gid,429/Itemid,94/
bu program çevirmeye yardımcı olacaktır..(Türkçe)
- YazarYazılar
