Giriş Yap

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 1,426 ile 1,440 arası (toplam 2,970)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: Rimadyl kullanım şekli ve dozu #58741
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    adszbf2.jpg

    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    Calphon® Enjeksiyonluk Çözelti
    Enjeksiyonluk Çözelti
    Veteriner Mineral
    calphon.jpg
    BİLEŞİMİ
    100 ml’de
    Kalsiyum glükonat 19.0 gr
    Kalsiyum glükoheptonat 4.5 gr
    Kalsiyum D-sakkarat 1.0 gr
    Magnezyum klorit 6.0 gr
    Butafosfan 0.4 gr
    Borik asit 4.2 gr içerir.
    FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ
    Calphon® 3 değişik kalsiyum tuzu, magnezyum ve butofosfan minerallerini içeren ve özellikle sığırların hipokalsemi (süt humması) magnezyum eksikliklerinden kaynaklanan hastalıklarının tedavisi için hazırlanmış bir mineral madde kombinasyonudur. Akut kalsiyum eksikliği süt humması başta olmak üzere birtakım hastalıklara sebep olur. Magnezyum eksikliklerinde ise çayır tetanisi gibi hastalıklar görülür. Butafosfon organik bir fosfor bileşiğidir, özellikle enerji metabolizması için ihtiyaç duyulan bir elementtir. Butafosfan sentral sinir sistemini kuvvetlendirmekte raborant ve metabolik stimülan olarak görev yapmaktadır. Calphon uygulamasının ardından serumdaki kalsiyum oranı yaklaşık 10 dakika sonra en yüksek %20 mg düzeylerine ulaşır ve 12 saat sonra %12 mg düzeylerine düşer. 24 saat sonra ise, %10 mg gibi normal serum kalsiyum düzeylerinde seyretmektedir.ENDİKASYONLARI
    Sığır, dana, koyun, keçi, at, tay ve köpeklerde ;
    Hipokalsamik felçler: doğum humması, paresis puerperalisde
    Tetaniler: Sığırlarda gebelik veya laktasyon tetanisi, seyahat, ahır, çayır tetanileri ve diğer hayvanların tetanilerinde
    Sığır, koyun ve keçilerde, vitamin ve mineral madde noksanlığına bağlı hastalıklar, dekübitis vakalarında
    Alerji, toksikoz ve nevrozlar, puerperal hemoglobinurie, köpeklerde eklampsie, morbus maculosus, urticaria, serum hastalığı ve anafilakside’de, nokra anafilaksisi, egzantem, yem intoksikasyonuna bağlı pododermatitis, haemorhagic diathesis, hematurielerde
    Raşitizm, sığır, koyun ve keçilerin osteomalacia’ları, asetonüri, belirli bir sebebe bağlı olmayan dekübitis hali, yeni doğanlarda gelişim yetersizlikleri, genel metobolizma bozuklukları, doğum kontraksiyon yetersizliğinde
    Magnezyum klorit ilavesiyle, magnezyum noksanlıklarından ileri gelen felçlerde tedavi amaçlı,
    Kloroform, karbontetraklorür, organik fosforlu insektisitler başta olmak üzere civa, kurşun, bakır, kalay, kadmiyum gibi metallerle meydana gelen zehirlenmelerde kullanılır.
    1 ve 3 nolu endikasyon durumlarında her 6 saattte bir, yatan hayvan ayağa kalkıncaya veya ayakta durabilir hale gelinceye kadar ilaç uygulaması tekrarlanmalıdır. Hastalığın tekrarı halinde başarı elde edinceye kadar tedaviye devam edilir.
    UYGULAMA ŞEKLİ VE DOZU
    Veteriner hekim tarafından başka bir şekilde tavsiye edilmediği taktirde;
    Calphon® damar içi, subkutan ve adale içi olarak aşağıdaki dozlarda uygulanır:

    Sığır, at (500 kg canlı ağırlığa kadar) 300-500 cc.
    Koyun, keçi, tay, dana (50-100 kg canlı ağırlığa kadar) 50-100 cc.
    Köpek (5-20 kg canlı ağırlığa kadar) 5-20 cc
    Hafif hayvanlarda küçük, ağırlarda yüksek dozu seçilmelidir.
    Vücut ısısındaki solüsyonun yarısı yavaş yavaş damar içi, yarısı deri altı, küçük hayvanlarda hatta kas içi enjekte edilir.
    Deri altı enjeksiyonunda doz bir kaç farklı bölgeye enjekte edilmelidir.

    GEBELİKTE KULLANIM
    Gebe hayvanlarda kullanımı uygundur.

    İLAÇ KALINTI ARINMA SÜRESİ
    Et ve süt için sıfır (0)’dır.

    TİCARİ TAKDİM ŞEKLİ
    250 ml ve 500 ml’lik şişelerde satışa sunulmuştur.

    BU PREPARAT DENEDİKLERİM ARASINDA EN İYİ SONUÇ VERENİDİR…ŞİDDETLE TAVSİYE EDERİM…

    SAYGILAR…

    yanıtla: SELAM VETERİNER HEKİM ARKADAŞLAR #57626
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    TEŞEKKÜRLER..ARAMIZA HOŞ GELDİNİZ….

    yanıtla: samsun çarşambadan selamlar #57271
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    ARAMIZA HOŞ GELDİNİZ….

    yanıtla: böyle torpil olur mu..? #57270
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    BUNLARA ÇAIŞAN KAFALARINI BİRAZ DA İLİM İÇİN HARCASALAR….

    BİZİ KİMSE TUTAMAZ HERHALDE….

    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    SEVGİLİ ARKADAŞIM….

    HAYVANLARDA PARVOVİRAL ENTERİTİS ( KANLI İSHAL ) E BAĞIŞIKLIK OLUŞTURMAK İÇİN AŞININ 1,5 AYLIKTAN İTİBAREN 21 GÜN ARAYLA EN AZ 3 KERE TEKRARLANMASIYLA BAĞIŞIKLIK ELDE EDİLEBİLİR….

    BU AŞILAMALAR ÖNCESİNDE VEYA ARA DÖNEMİNDE HAYVANIN KANLI İSHAL E NEDEN OLAN VİRUSLA KARŞILAŞMASI HAYVANIN HASTALANMASINA NEDEN OLABİLMEKTEDİR….

    SAYGILAR…

    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    Kesit.jpg
    A.)Birinci dönem: 0 – 2½ yaş arası

    10. ay itibariyle tüm süt dişleri çikar ve 16 –18. aylar arasında kullanılmaktadır
    2 yaşında, tüm süt dişler çıkmıştır ve kullanılmaktadır
    B.) İkinci dönem (2½ – 5 yaş arası)

    At 2½ yaşındayken, ön taraftaki geçici kesici dişler düşer ve yerine kalıcı olanlar çıkmaktadır. 2 – 5 yaş arasındayken dişlere göre yaş belirleme en doğru sonuçlar alındığı dönemdir. Süt dişlerinin dökülmesi ve kalıcı dişlerin çıkması eş zamanlı gerçekleşmemektedir.
    3½ – 4 yaş arası. kalıcı yan kesiciler çıkar.
    4½ – 5 yaş arası. Kalıcı köşe kesiciler çıkar.

    Dis.jpg
    C.)Üçüncü Dönem

    6 yaş; bu dönemde yaş tayini dişlerin ebadına, şekline ve aşınmasına göre belirlenmektedir. Ön dişlerin uç kısmının aşınması genellikle düzenli bir biçimde alt çenedeki ön kesicilerle başlamaktadır.
    8 yaş; alt çenedeki ön ve arka kesicilerin diş başları aşınmıştır.

    Dis1.jpg
    D.)Dördüncü dönem

    10 – 12 yaş arası; 9. yaştan sonra yaşı belirlemek zorlaşmaktadır. bu yaşlarda dişlerin öne doğru uzaması genç atlara göre daha belirginleşmektedir. 12. yaşına kadar üst üst çenedeki diş başları aşınmış olup atın üst ve alt kesicileri eşitlenmiştir.
    15 yaş; dişlerin orta kısmında daha küçük ama belirgin yıldız olarak adlandırılan lekesi mevcuttur.
    20 – 21 yaş arası; bu yaşta dişleri daha kısa ve diş başları daha çok üçgen biçimde olabilmektedir. Kesicilerin arasındaki boşluklar daha belirgin ve yıldızlar geniş ve merkezi bir yerde bulunmaktadır. Özellikle hayatı boyunca düzgün beslendiği ve sağlığı yerinde olan atlardaki dişler bu yaşlarda aldatabilecek kadar düzgün bir görünüme sahip olabilmektedirler.

    Dis2.jpg
    …….

    [img]http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/7/76/Palatum_horse.JPG[/img]
    1.) Papilla incisiva
    2.) Palatum durum
    3.) Rugae palatinae
    4.) Raphe palati
    5.) Palatum molle
    6.) Tonsilla veli palatini
    [size=large][/size]

    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    Veba(taun), özellikle küçük hayvanlar ve pireler tarafından taşınan zoonotik bir hastalıktır. Etken, insanlar için de patojen olan Yersinia pestis’tir ve insanlar ile hayvanlar arasında; infekte pirelerin ısırması, direkt temas, solunum yolu ve nadiren de infekte materyallerin yenmesiyle taşınır. Veba insanlarda; tedavi edilmezse %30-60 oranında ölüme yol açan şiddetli bir hastalığa neden olabilir.

    Hastalık genellikle 3-7 günlük inkübasyon periyodundan sonra grip benzeri semptomlar ile başlar. Hastalarda tipik olarak ateş, baş ağısı, kırgınlık, bulantı ve kusma görülür. Klinik olarak veba, bulaşma yoluna bağlı olarak bubonik, septisemik, pnömonik olmak üzere üç farklı formda görülür.

    Bubonik Form:

    İnfekte pirelerin ısırması sonucu ortaya çıkan en yaygın formdur. Veba basilleri, ısırma bölgesinden deriye girerek lenf sistemi yolu ile en yakın lenf nodülüne ulaşır ve burada üreyerek inflamasyona neden olur. Çok şişmiş ve ağrılı lenf nodülüne “bubo” denir ve infeksiyonun ileri aşamasında açık iltihabi hale gelir.

    Septisemik Form:

    İnfeksiyon, bubo oluşmaksızın direkt kan yolu ile bulaşmış ise septisemik form olarak adlandırılır. Çoğunlukla bubonik vebanın ilerlemiş safhasında Y. pestis kanda bulunur. Septisemik veba infekte pirelerin ısırması veya infekte materyalin bütünlüğü bozulmuş deri yolu ile alınması ile olabilir.

    Pnömonik Form:

    Vebanın pnömonik formu az görülmekle birlikte en virulan olan formdur. Tipik olarak bubonik formun ileri safhasında sekonder yayılım sonucu gelişir. Primer pnömonik veba damlacık infeksiyonu şeklinde taşınabilir. Tedavi edilmeyen pnömonik vebada ölüm oranı çok yüksektir.

    Veba, Afrika, Rusya, Amerika ve Asya kıtasında birçok ülkede endemiktir. 2003 yılında 9 ülkeden 2118 vaka ve 182 ölüm bildirilmiş olup vakaların %98.7’si ölümlerin ise %98.9’ü Afrika’dadır.

    Tedavi:

    Hızlı tanı ve tedavi, komplikasyonlar ile ölüm oranlarının azaltılması için esastır. Eğer tanı zamanında konmuş ise etkili tedavi yöntemleri ile tüm veba hastaları tedavi edilebilir. Etkili tedavi antibiyotik kullanımı ve destekleyici tedavi ile mümkündür.

    Koruma:

    Zoonotik vebanın aktif olduğu bölgelerde halk bilgilendirilmeli, endemik bölgelerde pire ısırmalarına karşı önlem alınmalı ve hayvan karkasları ile temas ederken dikkatli olunmalıdır. İnfekte dokularla direkt temastan ve pnömonik vebalı hastalarla yakın ilişkiden sakınılmalıdır.

    Vakaların bulunduğu bölgelerde infeksiyon kaynağı tanımlanmalıdır. Genellikle bu bölgelerde çok sayıda küçük hayvan ölüsü kümeleri dikkati çekmektedir. Uygun sanitasyon ve kontrol önlemlerinin uygulanması infeksiyon kaynağına maruziyeti engelleyecektir.
    Aktif veba bölgelerinde çalışan sağlık çalışanlarına veba taşıyıcılığı, hastalığın klinik özellikleri ve vaka tanımı hakkında bilgi verilmelidir.
    Doğrulanan hastalar uygun antibiyotik tedavisine alınmalıdır.
    Pnömonik vebalı hastalar izole edilmelidir.
    Laboratuvar doğrulması için örnek temin edilmelidir.

    Laboratuvar Çalışması:

    Veba hastalığının tanısı ve doğrulanması için laboratuvar çalışması gereklidir. Hastadan alınan kültür örneğinde Y.pestis’in izolasyon ve identifikasyonu en güvenilir yöntemdir. Bu amaçla hastalığın yerleşim yerine göre bubo aspiratı, balgam veya kan uygun örneklerdir. İnfeksiyonun erken ve ileri aşamalarında alınan serum örnekleri hastalığın doğrulanması için kullanılabilir. Sahada hızlı tarama yapmak amacı ile Y.pestis antijeni ile hazırlanmış dipstik testleri geliştirilmiştir.

    Aşılama:

    Geçmişte veba aşıları yaygın kullanılmış olmakla birlikte etkili bir koruma sağlanamamıştır. Salgın durumunda koruma amaçlı acil aşı uygulaması önerilmemektedir. Aşı yalnızca yüksek risk grupları için profilaktik amaçla önerilmektedir.

    Sürveyans ve kontrol:

    Vebanın enzootik siklusuna giren hayvan ve pire türlerinin araştırılması ve hastalığın muhtemel yayılımının önlenmesi için program oluşturulmalıdır. Zoonotik kaynak için aktif uzun süreli surveyans aktiviteleri ve epizodik salgınlarda maruziyeti azaltmak için hızlı cevap insan vebasının azaltılmasında başarılı olmaktadır.

    Türkiye bu nedenlerle fazla risk taşımadığından taun a karşı aşılamalar çok zorda kalmadıkça yapılmamaktadır…Ama aşının zararı olmaz..İnsanlarda tehlikeli olabilecek taun için hayvanınızı aşılamanız hayvanınız ve aile sağlığınız için faydalı olmuştur..

    geçmiş olsun…

    yanıtla: Eurovision’da Hadise var #57472
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    kesin birinci……

    zaten güzeller hep kıskanılır :D

    yanıtla: IBR hakkında bilgisi olan var mı? #57419
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı
    yanıtla: malt posası #57390
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    winam.jpg
    Winam

    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    wfulani.jpg
    White Fulani

    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    Watsui.gif
    Watusi

15 yazı görüntüleniyor - 1,426 ile 1,440 arası (toplam 2,970)