Oluşturulan forum yanıtları
- YazarYazılar
-
dilaraKatılımcı[size=medium]YÖNETMEN SOPHİE MARCEAU
44. Altın Portakal Film Festivali, Fransız Sineması’nın en ünlü divalarından, ilk gençlik çağından bu yana beyazperdeyle iç içe olan Sophie Marceau’yu yönetmen kimliğiyle, son filmi “ La Disparue de Deauville” ile birlikte konuk edecek. Oyunculuk kariyerine 14 yaşında Claude Pinoteau’nun yönettiği “La Boum” ile başlayan ve 3 yıl sonra “En İyi Ümit Veren Kadın Oyuncu” César’ını kazanan Marceau, kariyerinin çok erken safhalarında Jean Paul Belmondo, Gérard Depardieu ve Catherine Deneuve gibi isimlerle birlikte rol almış ve kısa sürede genç bir yıldızdan Fransız sinemasının yeni divası olmaya giden yolu tamamlamıştı.
1995’te, “Cesur Yürek” ile birlikte ilk kez İngilizce bir filmde rol alan Marceau, 2002 yılında “Bana Aşktan Söz Et” filmiyle ilk kez yönetmen koltuğuna oturmuş ve aynı yıl Montreal Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen” ödülünü almıştı. Festival kapsamında gösterilecek olan Marceau’nun yönetmenlik koltuğuna oturduğu ikinci filmi “La Disparue de Deauville” 2007 yapımı. Filmin başrollerini Christopher Lambert ile paylaşan Fransız aktris, bu yapımda, Hitchcock tarzı bir bilmeceyle kara film geleneğine özgü öğelerini harmanlayarak baş döndürücü bir gerilim öyküsü kurguluyor.[/size]
dilaraKatılımcı[size=medium]KUSTURICA’DA ANTALYA’DA
Cannes Film Festivali’nde “Altın Palmiye”yi iki kez kazanan sayılı yönetmenlerden biri olan Emir Kusturica, 1981 tarihli ilk filmiyle Venedik’te Altın Aslan, ikinci filmi “Babam İş Gezisindeyken”le de Cannes’daki ilk “Altın Palmiye” ödülünü kazanmıştı. Filmlerinde çok kereler kültürlerine ve yaşam tarzlarına yer verdiği çingenelerin öyküsünü, dünya çapında övgü toplayan 1988 tarihli “Çingeneler Zamanı” ile beyaz perdeye taşıyan Kusturica, 1993 yılında ABD’de yaptığı ilk filmi “Arizona Dream”de ise Johnny Depp ve Faye Dunaway gibi yıldızlarla çalışmıştı.
Kusturica, Cannes’da ikinci “Altın Palmiyesi”si kazandıran 1995 yapımı “Yeraltı”nda ise, İkinci Dünya Savaşı’ndan 1990’lardaki iç çekişmelere kadar geçen sürede Yugoslavya tarihini fantastik bir öykü üzerinden aktarmıştı. Ünlü yönetmen, 44. Altın Portakal Film Festivali’nde gösterilecek son filmi “Söz Ver Bana”da ise, Sırbistan taşrasından çerçevelediği, yarı fantastik, yarı gerçek ama eğlenceyi ıskalamayan özgün bir öyküyle seyirci karşısına çıkacak.[/size]
dilaraKatılımcı[size=medium]COPPOL’YA ONUR ÖDÜLÜ
TÜRSAK ve seçkin Amerikan filmlerinin Türkiye dağıtımını üstlenen Pinema Filmcilik’in sahibi Pamir Demirtaş’ın işbirliğiyle 3’üncü Avrasya Film Festivali’nin konuğu olarak ilk kez Türkiye’deki bir festivale katılacak olan Francıs Ford Coppola, festivalde Mirca Eliade’nin romanından uyarladığı “Youth Without Youth”un Türkiye ilk gösterimine katılacak ve Festival Onursal Başkanı Menderes Türel ile Festival Başkanı Engin Yiğitgil’in elinden Altın Portakal Onur Ödülü’nü alacak.
Avrupa sinemasının yetiştirdiği en yaratıcı auteurlerden, “Büyülü Gerçekçilik” akımının sinemadaki öncü temsilcisi, karnavalesk üslubu, renkli karakterleri, zengin kompozisyonları, özgün öyküleri ve yaşamın düşsel, şölensi yanına yaptığı vurguyla Balkanlar’ın kültürel zenginliğini beyaz perdeye taşıyan ve Türkiye’de hatırı sayılır bir izleyici kitlesine sahip olan Emir Kusturica, ‘Onur Konuğu’ olarak katılacağı Film Festivali’nde, festival seyircisini hem en son filmi “Söz Ver Bana”nın yönetmeni, hem de özel grubu “Emir Kusturica & No Smoking Orchestra”nın gitaristi olarak selamlayacak.[/size]
dilaraKatılımcı[size=medium]Sophie Marceau da Altın Portakal’da
Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) ve Antalya Kültür Sanat Vakfı (AKSAV)’ın işbirliğiyle, 19-28 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 44’üncü Antalya Altın Portakal Film Festivali, bu yıl da dünyaca ünlü yıldızların ve sinema dünyasına damgasını vuran usta yönetmenlerin buluşma noktası olacak.
Festival’in dünyaya açılan yüzü 3’üncü Uluslararası Avrasya Film Festivali, “Onur Konuğu” usta yönetmen Francıs Ford Coppola’yla birlikte, ’Büyülü Gerçekçilik’ akımının beyazperdedeki öncü temsilcisi ünlü yönetmen Emir Kusturica ve Fransız Sineması’nın güzel yıldızı, 2007 yılında yönetmen olarak ikinci filmine imza atan Sophie Marceau’yu içeren bir yıldızlar topluluğunu ağırlamaya hazırlanıyor.[/size]
dilaraKatılımcı[size=large]İŞTE O KONUŞMALARDAN…
Ürolojiden aldım raporu
Deda: Abi, izne çıkmadan benim rapor işini halletsek ya…
Öksüz: Ne raporu lan?
C.D.: Demiştim ya gitmeden önce kamp. Kamptayken rapor lazım diye.
T.Ö.: İyi de şimdi mi aranır Cem, Allah aşkına.
C.D.: Ama sen dedin ya 27’sinde ara diye.
T.Ö.: Bugün ayın kaçı?
C.D.: 27’si.
T.Ö.: Adamı sinir ediyosun. Bu saatte arıyorsun olacak şey mi?
C.D.: Ya tamam boş ver ya. Tamam tamam kusura bakma, başkasından hallederim.
T.Ö.: Arama kimseyi, hallettim.
C.D.: Nereyi hallettin?
T.Ö.: Aldım raporunu. Sana kalırsa ooooooo…
C.D.: Anasını satayım. Alacağımıza, arayacağımıza pişman ettin beni zaten.
T.Ö.: Tamam ben senin raporunu ürolojiden aldım. Tamam.
C.D.: Tamam hı, sağ ol abi. İyi bakalım, valla yusuf yusuf attırdın.[/size]
dilaraKatılımcı[size=x-large]Babası için de istiyor
Yine Öksüz ile yapılan bir başka görüşmede de Deda, eski hakem olan babası Sadık Deda için de bir rapor almak istiyor. 60 yaşını dolduran babasının maçlarda gözlemcilik görevi üstlenebilmesi için TFF’nin “Seyahat engeli yoktur” raporu istediğini belirten Deda’ya bu raporu nereden alabileceğini soruyor.
Doktora gerek olmadığını belirten Öksüz, Deda’dan raporda nelerin yazılı olması gerektiğini öğrenmesini istiyor. Deda, babasına ait kimlik bilgilerini veriyor. Bunun üzerine Öksüz, “Gerek yok doktora, kaşesi olacak değil mi? Ben yazıveririm o zaman” diyor. Bunun üzerine Deda da “Ooooo mis tamam” yanıtını veriyor. Dedalar hakkında dava açılabileceği belirtildi.[/size]
dilaraKatılımcı[size=small]Lapseki, İntepe ve Tevfikiye’de çocuklar coşacak
Festival geçen sene olduğu gibi bu yıl da festival coşkusunu İstanbul dışına taşıyor. Bu yıl 29 Ekim – 6 Kasım tarihleri arasında Çanakkale’ye bağlı Lapseki, İntepe ve Tevfikiye’ye taşınacak olan festival, bölgenin çocuklarını sinemanın büyüsüne ortak edecek.
Festival, http://www.cocuksepeti.com, Sodexho, Hürriyet Gazetesi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beykent Üniversitesi, Gode Reklam, Ünite İletişim, Kök Yayıncılık, Çoluk Çocuk Dergisi nin destekleri ve Cinecity Sinemaları’nın ev sahipliğiyle gerçekleşiyor.[/size]
dilaraKatılımcı[size=small]Penceremden Afiş Atölyesi
Festivalde gerçekleşecek Penceremden Afiş Atölyesi ise çeşitli yaş gruplarından oluşan 40 çocuğun biraraya gelerek bir sinema filminin izleyiciye ulaşana dek geçtiği tüm aşamaları öğrenecekleri samimi ve sıcak bir ortam.
Atölye çalışmasında, programda yer alan bir film izlenip üzerinde tartışılacak; ardından katılımcı çocukların, izledikleri filmle ilgili hayallerine kolaj tekniği ile biçim verecekleri bir afiş tasarımı çalışması gerçekleştirilecek ve çalışma sonunda ortaya çıkan tüm tasarımlar bir mini-sergi ile izleyicilerle buluşturulacak.
Ülkemizde ilk kez denenen bu atölye çalışması, sanatçı Gül Cengiarslan tarafından, 31 Ekim ve 7 Kasım saat 12.00 de Beykent Üniversitesi Sanat Merkezi Beylikdüzü’nde gerçekleştirilecek.[/size]
dilaraKatılımcı[size=small] farklı yaş kategorisi
Çocukların, kendi yaşlarına uygun filmleri izlemeleri ve kendi yaş grupları ile birlikte izledikleri filmlerden daha fazla keyif almaları için, festival filmleri 7 farklı yaş kategorisinde gösterilecek
3 ve üzeri, 4 ve üzeri, 6 ve üzeri, 8 ve üzeri, 10 ve üzeri, 11 ve üzeri, 12 yaş ve üzeri çocuklar, kendi yaş gruplarına özel olarak çekilen filmleri izleyebilecek.
1960’lı, 1970’li ve 1980’li yılların çizgi filmlerine özel yer veren festival programında, Kanada yapımı ve çocuklarda obezite sorununu anlatan bir ‘XXL Jenerasyon’ belgeseli; Kültürleri ve jenerasyonu aşarak göreneklere uymayan büyükanne öğütleri ve her türlü koşulun altında yaşamın güzel yanlarını görmemizi sağlayan Büyükanne Gabai’nin torunuyla olan ilişkisini anlatan sıcak bir Japonya yapımı olan ‘Büyükanne Gabai’; Yaşadıkları kasabada anne ve babası iş bulamadığı için başkente taşınmak zorunda kalan Animana’nın, kasabadaki bırakacağı atı, arkadaşları ve çok sevdiği vadisinden ayrılma öykünün anlatıldığı Arjantin yapımı ‘Kısa Bir Süre Önce’; Günümüz animasyonlarına örnek olacak ABD yapımı ‘Küçük Mavi Penguen’, Slovakya yapımı ‘Canavar’, Hollanda yapımı ‘Cadde’, İsveç yapımı ‘Willy ve Vahşi Tavşan’ yer alıyor.
Tunus’tan katılan ‘Kartaca Kazazedeleri’ günümüz animasyonlarının en güzel örneklerinden biri. Filmde, 10 yaşında bir çocuk tarafından yönetilen macera ruhlu grup üyeleri, zamanı geri çevirerek tılsımlı bir gemiye binerler. Gemiyle yolculuklarında eski bir Akdeniz hikayesinin önemli zamanlarını keşfederler.[/size]
dilaraKatılımcı[size=small]Devrim Erbil resimleri Çırağan’da:
Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi ressam Devrim Erbil’in resimlerini İstanbullular ile buluşturmaya hazırlanıyor.
Mayıs ayında açılışı yapılan galeri, saray bölümünün alt girişindeki içi içe üç avlusunda Devrim Erbil’in 30’a yakın eserini sanatseverlerle buluşturacak.
2009 yılında sanat yaşamının 50’nci senesini kutlamaya hazırlanan Devrim Erbil’in son yaptığı işlerin ağırlık taşıdığı, en son resimlerinin de bulunduğu ‘Teknikler ve Renkler’ adlı sergisi 23 Ekim – 4 Aralık 2007 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.
50 yıllık sanat yaşamına resim, seramik, mozaik, halıresim, vitray, özgün baskı sanatlarındaki eserlerini sığdırmayı başaran ve bu sene 70 yaşında olan Devrim Erbil’in eserlerindeki dinamizm ve mükemmel uyum, uluslararası kazandığı ödülleri, yurtiçi ve yurtdışı sergileri onu dünya çapında bir sanatçı olma yolunda öncü kıldı.
Kent ve doğa görünümlerini, soyutlamacı özellikler içinde, çizgisel bir üslupla yorumlayan resimleriyle, Türk resim sanatının, yaşayan en büyük ustalarından biri.
İlk sergisini 1953 yılında henüz lise öğrencisi iken açan Devrim Erbil, sanat yaşamına sayısız sergi ve ödüller sığdırdı.
2004 yılında Doğuş Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi’nin kurucu dekanı olarak görev yapan sanatçı, hala aynı üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapıyor.
Biyografi
1937: Uşak`ta doğdu.
1955:İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü`ne girdi. Galeride Halil Dikmen`in, atölyede Bedri Rahmi Eyüboğlu`nun öğrencisi oldu.
1959: İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü`nü bitirdi. “Soyutçu 7`ler” grubunu kurdu.
1962: Akademi`ye asistan oldu. Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cemal Tollu ve Cevat Dereli Atölyeleri’nde görev aldı.
1963: Tülay Tura, Altan Gurman, Adnan Çoker ve Sarkis`le “Mavi Grup” u kurdu.
1965: İspanya Hükümeti`nin verdiği sanat bursunu kazanarak gittiği Madrid ve Barcelona`da başladığı meslek araştırma ve incelemelerine, Paris ve Londra`da devam etti.
1969:Türkiye Çağdaş Ressamlar Derneği’nde başkanlık görevinde bulundu.
1970:İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi`nden doçentlik ünvanı aldı.
1975:Görsel Sanatçılar Derneği Başkanlığı yaptı.
1979:İstanbul Resim Heykel Müzesi Müdürlüğü`ne atandı.
1981:İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi`nde Profösörlüğe yükseldi.
1985:Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Başkanlığı yaptı.
1988:Yıldız Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Başkanlığı yaptı.
1990:Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevine getirildi.
1991: Devlet Sanatçısı Ünvanı ile onurlandırıldı.
2004: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.
2004: Doğuş Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanlığı görevine getirildi. Hala aynı üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.[/size]16 Ekim 2007: 07:24 yanıtla: Bariş Mançonun Canli Yayinda Küstah Fransiz Spikerine Verdiği Ders #42250
dilaraKatılımcı:bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo:
dilaraKatılımcı[size=small]hasta…:sm_cry:
(sol kolum çatladı,grip oldum ve de ateşim var)[/size]
dilaraKatılımcı[size=medium]Esas olarak defansın solunda yer almasına rağmen başarılı şekilde sol kanat ve özellikle İnter’de ön libero olarak da görev almıştır. Bir defans oyuncusu olmasına rağmen agresif futbolu benimsemiş, defansif özelliklerinden çok hızı, temposu, tekniği, ani deparları, atağa katkısı, attığı serbest vuruş golleri, isabetli ortalar ve uzak mesafe golleriyle akıllarda yer etmiştir. Bir başka özelliği ise uzun taç atışları kullanabilmesi olarak gösterilmektedir. Bu özellikleriyle takımına ofansif anlamda çok şey katsa da defansif yönden görevini aksattığı yönünde eleştiri almakta, bu da sahada eleştiri adına kendisine yöneltilebilecek tek yorum olmaktadır. Carlos’un 1997 yılında Fransa Milli Futbol Takımı’na serbest vuruştan attığı golü en bilinen ve en tanınmış golü olmakla beraber tüm zamanların en güzel gollerin biri olarak gösterilmektedir.
Başarıları:
1993 Brezilya Ligi Palmeiras ile
1996 Olimpiyat Oyunları Bronz Madalya Brezilya ile
1997 İspanya Ligi Real Madrid ile
1997 Copa América Brezilya ile
1998 UEFA Şampiyonalr Ligi Real Madrid ile
1998 Kıtalararası Kupa Real Madrid ile
1998 FIFA Dünya Kupası İkinciliği Brezilya ile
1999 Copa América Brezilya ile
2000 UEFA Şampiyonlar Ligi Real Madrid ile
2001 İspanya Ligi Real Madrid ile
2002 UEFA Şampiyonlar Ligi Real Madrid ile
2002 UEFA Süper Kupa Real Madrid ile
2002 Kıtalararası Kupa Real Madrid ile
2002 FIFA Dünya Kupası Şampiyonluğu Brezilya ile
2003 İspanya Ligi Real Madrid ile[/size]
dilaraKatılımcı
[size=medium]03 – Roberto Carlos Da Silvia
Forma İsmi: R. Carlos
Şube: Futbol
Mevki: Defans
Doğum tarihi: 10.04.1973
Doğum yeri: Brezilya
Boy: 1.68
Kilo: 73Roberto Carlos Internazionale, Palmeiras, Real Madrid CF takımlarında forma giymiş, 125 kez Brezilya Milli Takımının formasını giymiş ve bu forma ile rakip fileleri 11 kez havalandırmıştır.
10 Nisan 1973’te doğan Roberto Carlos defansın sol kanadında oynamasına rağmen attığı frikik ve uzaktan gollerle tanınır. 1997 yılında Fransa Milli Futbol Takımı’na attığı frikik golü hayatında bir dönüm noktası olmuştur.Brezilyanın son dönemde yetiştirdiği en büyük futbolculardan biri olarak görülen Roberto Carlos ülkesinde Palmeiras takımında yıldızı parladıktan sonra millî takıma çağrılmış, burada adını duyulmasıyla Avrupa’nın dev kulüplerinden İnter Milan’a transfer olmuştur. Burada da çıkışını sürdüren Roberto Carlos, geçirdiği başarılı sezonun ardından Real Madrid’e transfer olmuş ve burada on bir sene takımına hizmet etmiştir. Esas mevki olarak sol bek oynamakta, ayrıca sol kanat olarak da görev yapabilmektedir. 2006 FIFA Dünya Kupası’ndan sonra millî takımı bıraktığını açıklamıştır.[/size]
dilaraKatılımcı
- YazarYazılar
