Oluşturulan forum yanıtları
- YazarYazılar
-
Mehmet AKINKatılımcıZAVOT SIĞIRI
Kars yöresine Kafkasya’dan geldiler, Simental ve İsviçre Esmeri ile melezleme ile elde edildiler. Süt verimi 1500 kg. kadardır. Besi tutma özelliği Doğu Anadolu Kırmızısından daha iyidir.
resim eklenecektir
Mehmet AKINKatılımcıŞTE YÖRESEL SIĞIR IRKLARIMIZ:
Bunlar daha dar alanlarda ve az sayıda olan ırklardır. Belli bir sınırın dışına taşmamışlardır.
KIRIM SIĞIRI
Kırım Bölgesinden geldiler. Kırmızının tonlarını taşırlar. İri yapılıdırlar. İyi bakım ve beslenme ile 1500 kg süt verebilirler.
Resim eklenecektir
Mehmet AKINKatılımcıGÜNEY ANADOLU KIRMIZISI
Güney Anadolu’da yerleşmiştir. Açık sarı ile koyu kırmızı arasında renkler taşır. Tarçın rengi olanlar çoktur. Yüksek boylu, uzun bacaklıdır. Eni boyu birbirine denk olduğundan kare şeklinde bir görüntü verir. Kısa vücudu nedeniyle sallantılı bir yürüyüşü vardır. Sıcak bir ortamda yetişmiştir. Erken gelişen bir hayvandır. Yüksek süt verimi ile tanınır. Sağım yapılırken buzağısının yanında bulunmasını ister. İlk buzağısını 3 yaşında verir. Sağım süresi 210 gün kadardır. İyi bakım şartlarında sahiplerini memnun eden yüksek süt verimlerine ulaşır. Bu sütçü hayvanların bir resmini Şekil 2’de görüyorsunuz.

NE DERSİNİZ?
Diyelim ki Çukurova yöresinde oturuyorsunuz. Süt inekçiliği yapmak için Güney Anadolu Kırmızısı bir inek uygun düşer mi?
Şimdilik öyle görünüyor. Ama aşağıdaki yerel sığırlarımızı tanımadan bir karara varmasanız iyi olur.
Mehmet AKINKatılımcıBOZ IRK
Daha çok Ege ve Marmara bölgelerinde yaygındır. Açık renklidir. Gümüş rengi denilebilir. Bazıları koyu kül rengine doğru koyulaşmıştır. Boğaları koyu renklidir, gözlerinin etrafında siyah bir halka vardır. Oldukça iri yapılıdırlar. Meme, boynuz uçları ve tırnakları koyu renklidir. Boynuzları öne doğrudur. En önemli özelliği, sağlam vücut yapısı ve çok iyi besi tutmasıdır. Şekil 1’de Boz Irktan inekleri görüyorsunuz.

NE DERSİNİZ?
Bir inek almak istiyorsunuz. Renginin kara olmasını mı istersiniz, kırmızı olmasını mı istersiniz, gümüş rengi olmasını mı istersiniz?
İnsan elbise alırken renk seçer. İnek alırken rengine değil; et verimine, süt verimine, döl verimine bakılır.
Mehmet AKINKatılımcıDOĞU ANADOLU KIRMIZISI
Yaşadığı bölgeden ve renginden dolayı bu adı almış: Doğu Anadolu’da yayılmıştır.Rengi açık kırmızıdan kestane rengine kadar değişir. Boynuzları kısadır, öne doğrudur. Bedeni ve göğsü dar yapılıdır. Doğu Anadolu’nun sert iklimine uymuş bir hayvandır. Geç gelişen bir ırktır. Yediğimiz etler çoğunlukla bu hayvanın etleridir. Ufak yapılı bir hayvandır ama iyi besi tutar.
NE DERSİNİZ?
Sığır besisi yapacaksınız. Yerli Kara sığır mı alırsınız, Doğu Anadolu Kırmızısını mı tercih edersiniz.
Acele etmeyin. Daha aşağıdaki ırkı tanımıyorsunuz.
Mehmet AKINKatılımcıYERLİ SIĞIR IRKLARI
Kendi toprağımızdan yetişme, Anadolu’nun bağrından çıkmadırlar. Cefâ çekmeye alışkındırlar. Kara olanı vardır, kırmızı olanı vardır, boz olanı vardır. İşte yerli ırklarımız:
YERLİ KARA
Adı gibi kendi de karadır. Orta Anadolu’ya yayılmıştır. Alçak boyludur ama bedeni uzun yapılıdır. Boynuzları kısadır, öne doğrudur. Ufak, kara tırnaklıdır. Memeleri ve meme başları ufaktır. Memeler tüyle örtülü olabilir.
Et verimi düşüktür. Süt verimi azdır. İyi besi tutmaz.
NE DERSİNİZ?
Bir inek almak isterseniz, yerli kara inek alır mısınız? Acele etmeyin. Bir de aşağıda yazılanları okuyun
Mehmet AKINKatılımcıbu Lily neden bu kadar çok tatlı :bravo:
Mehmet AKINKatılımcıATLARIN BESLENMESİ
Büyüklüklerinin aksine atların narin bir sindirim sistemi vardır. Az miktarda besini sindirmek için uygun olan küçük mideli otobur hayvanlardır. Bir atı ahıra kapatıp kendi oluşturduğumuz bir programa göre beslemek istediğimizde ne ile nasıl besleyeceğimiz konusunda çok dikkatli olmalıyız. Atınızın ihtiyaç duyduğu besin miktarı yaptığı çalışmaya, yaşa, cinse, hava koşullarına, yem kalitesine, ahır kalitesine, dişlerin durumuna vs. Göre değişir.
ATLARI NE İLE BESLEMELİYİZ ?
Amaçlarımıza göre at yemleri 3 kategoriye ayrılabilir: taze ot, kuru ot ve konsantre yemler.
Atlar için en doğal besin kaliteli ottur. Bir alanın yeşil olması oranın bir at için yeterli ot sağlayacağı anlamına gelmez. Ayrıca yaşadığınız yere bağlı olarak yılın büyük bir kısmında taze ot bulma imkanı olmayabilir.
Ata vereceğiniz ot miktarını ünitelere bölerek ve atınızı değişik padoklarda tutarak ayarlayabilirsiniz. bu şekilde otun yeniden büyümesini ve gübrenin temizlenmesini sağlarsınız.
SAMAN
Kuru ot ahır atlarının temel besinidir. Atlarınızı her zaman sadece iyi kalitede otla besleyin. Kuru ot almadan önce balyayı açtırarak dikkatlice incelemelisiniz. Balyaların yeşil olmasına ve toz ve toprak bulunmamasına dikkat edin. Elinizi balyanın ortasına daldırarak balyanın sıcak olmadığından emin olun. Otta toprak bulunması kolik hastalığına, toz bulunması ise solunumla ilgili sorunlara neden olabilir. (tozu engellemenin bir yolu ince tabakayı çıkartıp otu vermeden önce iyice karıştırmaktır. Tedbir olarak otu vermeden önce ıslatabilirsiniz.)
KONSANTRE YEMLER
Yalnız kuru ot verilmesi ağır çalışan,hamile ve genç atlar için yeterli besin sağlamaz. Ota ek olarak konsantre yem ihtiyaçları vardır. Bununla beraber ot diyetin önemli bir kısmını oluşturur. Çok miktarda tahıl vermek sorunlar yaratabilir.
Konsantre yemler tahıl, tatlı besin (şeker pekmeziyle karıştırılmış tahıl) ve suni yem (palet) içerir. Bu tür yemleri taylardan yetişkin atlara kadar bir atın yaşamındaki tüm evrelere göre sınıflandırılmış şekilde bulabilirsiniz.
Palet yem kullanmıyorsanız aşağıdaki tablodaki yemleri dönüşümlü olarak veterinerinize danışarak verebilirsiniz.

1- KURU OT2- BUĞDAY
3- PALET YEM
4- MISIR GEVREĞİ
5- PEKMEZLİ TAHIL KABUĞU
6- ARPA
7- YULAF
8- ARPA GEVREĞİ
9- KURU ÜZÜM
ATIN BAŞKA BİR ŞEYE İHTİYACI VAR MIDIR?
Atlar bol suya ve yeterli tuz ile minerale ihtiyaç duyarlar.
SU
Taze su atınızın günlük diyetinin çok önemli bir parçasıdır. Atlar günde 5-10 galon su tüketirler. Atınıza çalışmanın hemen ardından çok terli olması durumu haricinde her an temiz su sağlamalısınız. Atınızın terini soğuturken azar azar ama sık sık su içmesini sağlamalısınız. Yeterli su tüketemeyen bir atta kolik riski vardır.
TUZ ve MİNERALLER
Mineralli tuz taşı her zaman atınızın yemliğinde bulunmalıdır. Ayrıca çeşitli vitamin, mineral ve bitkisel ürünler de veterinerinize danışarak verebilirsiniz.
(Maydanoz, Havuç, Elma, Söğüt yaprağı)
ATIN NE KADAR BESİNE İHTİYACI VARDIR?
Atın ihtiyaç duyduğu yem miktarı büyüklük, yaş ve çalışma şekli gibi unsurlara göre değişir. Soğuk havalarda dışarıda yaşayan bir atın ısınmak için daha çok besine ihtiyacı vardır. ( Kışın kuru üzüm )
Genel olarak bir at ağırlığının her 45 kg.ı için 0,9-1kg. Yeme ihtiyaç duyar. Örnek vermek gerekirse 450kg. Ağırlığındaki bir atın günde 9-10 kg. Besin alması gerekir.
Haftada 5 gün 1’er saat çalışan bir atın en az 2 öğünde 0,9 -2,2 kg. yem ve 7-9 kg. ot ile beslenmesi gerekir.
Bu ölçüde değişiklik yapmanız gerektiği durumlarda ise atınızın sağlığı ve kondisyonu size yol gösterecektir. Eğer atınız zayıflıyor veya kilo alıyorsa yeminde uygun ayarlamaları yapmalısınız. Atınızın kilosu çalışma ağırlığına veya hava koşullarına bağlı olarak sabit kalmalıdır. Bu da sizin verdiğiniz yem miktarına bağlıdır. Eğer ne kadar yem vermeniz gerektiği konusunda kararsızsanız bir veterinerden yardım isteyiniz.
BİR AT ÇOK FAZLA YİYEBİLİR Mİ?
Aşırı beslenme sorun yaratabilir. Bazı atlar sadece ihtiyaçları kadar yeseler de çoğu fazla yem verildiğinde hepsini yerler. Bu da bazı hastalıklara yol açabilir.(Arpalama)
Atınızın ağırlığına dikkat edin ve gerekli miktarda yem verin. Atınızın ihtiyacı yoksa konsantre yem vermeyin. Atınız açık alanda duruyorsa ve otlama imkanı varsa günün bir kısmında onu ahıra koyun. Fazla kilolu bir at az kilolu bir ata oranla daha sağlıksız olabilir.
ATIN UYGUN KİLODA OLDUĞUNU NASIL ANLARIZ?
Bir hayvanın ne kadar şişman veya zayıf olduğunu belirlemek için “Beden Kondisyon Göstergesi” isimli bir sistem geliştirilmiştir. Kaburgalardaki et miktarına, kuyruk dibine, sağrıya ve kemik çıkıntılarına bakılarak belirlenir.
İdeal ağırlığa sahip bir atta kaburgalar hafifçe hissedilir, kuyruk dibi düzgün bir şekildedir, boyun serttir.
BİRDEN FAZLA AT OLDUĞUNDA HEPSİNİN UYGUN MİKTARDA BESLENDİĞİNDEN NASIL EMİN OLURUZ?
Eğer birden fazla at besliyorsanız her birinin yeterli besin aldığından emin olmalısınız. Atların güçlü sosyal hiyerarşileri vardır ve lider atlar kendi paylarından daha fazlasını yerler. Diğer atlara bir fırsat vermek için kuru otu at sayısından bir ünite fazla tutarak yayın. En iyi yöntem atları fiziksel olarak ayırmaktır. En azından yemlikleri geniş aralarla koyabilirsiniz. Aksi taktirde atlar birbirleriyle kavga edebilir, lider olmayan atlar dışlanabilir ve sakatlanmalar doğabilir.
AT BESLENMESİ HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKEN BAŞKA BİR ŞEY VAR MI?
Atınız için uygun beslenme diyeti bulun ve ona bağlı kalın. Yem miktarındaki değişiklikleri yavaş yavaş yapın ve birkaç güne yayın. Eğer atınız yeterli beslemenize karşın iyi performans göstermiyorsa dişlerinde bir problem olabilir, kurt bulunabilir veya atınız hasta olabilir.
Bu durumda atınızı veteriner kontrolünden geçirmelisiniz.
Bu arada, önemsemediğimiz ve çok dikkat etmediğimiz bir konu; Atımızın el ile beslenmemesi.. El ile beslemeyi sadece ödüllendirmede tercih etmeye dikkat etmeliyiz. Atımızı disipline etmekte ve eğitmekte bu önemli bir konudur.
Mehmet AKINKatılımcıAt alımı zevkli bir mücadeledir. Karar vermeden önce alıcının gerçek isteğinin ne olduğu hakkında bir fikri olması gerekir. (Özellikle yaş ve ağırlık, ve atın cinsi) kişilerin at alımındaki en büyük endişeleri atın binici için doğru at olup olmadığı ve binicinin amaçlarına uygun bir at olup olmadığıdır. Bu da binicinin ağırlığı, gücü, biniş kabiliyeti, maddi durumu, zamanı ve at bakımı hakkındaki yeteneği ile doğrudan ilişkilidir. Bir atı almak için anlaşmaya varmadan önce hassas bir veteriner kontrolünden geçirmek çok önemlidir. Uygun atı bulmak çok zaman gerektirir ve sıkıntılı bir iştir.
DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER !!!
At sahibi olmak hafife alınacak bir şey değildir. Sıkı çalışma, zaman ve maddi imkan gerektirir.
AT SAHİBİ OLABİLİR MİYİM?
At sahibi olmak dikkatle ve iyi düşünerek alınması gereken bir karardır; zaman ve maddi imkan gerektirir. Bir at almanın maliyeti onun bakım maliyetinin(yem, ahır, nal, veteriner masrafları vs.vs.) yanında oldukça azdır. Bir at almadan önce atın bakım masraflarını ve ona ne kadar zaman ayırabileceğinizi hesaplamalısınız. Eğer paranız ve daha da önemlisi zamanınız sınırlıysa at binmek istediğinizde binicilik klüplerinden birinde at kiralamanız sizin için daha çok tercih edilen bir seçenek olabilir.
Ödünç olarak alınan bir atın da masrafı benzer olacaktır bunun yanında özellikle sakatlanma gibi durumlarda sizin için sorun olacaktır. Bunu da göz önünde bulundurarak öncelikle yazılı bir sözleşmenin uygulanması tavsiye edilir. Belirli masraflardan(sakatlanma veya hastalık durumlarındaki veteriner masrafları vs.) kimin sorumlu olacağı ve atın nasıl, hangi koşullarla geri verileceği bu sözleşmede kararlaştırılmalıdır.
Malzemelerin ise asyrı bir maliyeti vardır. İkinci-el alınabilseler de iyi durumdaki ikinci-el malzemelerin fiyatı da en az yenileri kadardır.
ATI ALDIĞIM ZAMAN İHTİYACIM OLACAK MALZEMELERİN MINIMUMU NELERDİR?
Bir binek atı için gerekli malzemeler yular, ana tımar malzemeleri( maya demiri, yele fırçası, vücut fırçası, kaşağı) beslenme malzemeleri( yemlik, suluk), başlık, kantarma, eyer, kolon, üzengi demiri ve kayışı, getr ve topukluktur. Binici için ise biniş kıyafetlerinin (pantolon, tog, çizme veya bot ve chaps) yanısıra yardımcı malzemeler ( mahmuz, kamçı) gereklidir.
YARARLI DİĞER MALZEMELER NELERDİR?
Diğer ek malzemeler atın türüne, kullanım amacına ve durduğu yere bağlıdır. Eğer at ince derili ise( ör: Arap atı, Thoroughbred veya bu türlerin kırmaları) ve açık alanda bakılıyorsa kalın bir blanket(örtü) şarttır. Taşıma örtüleri, atın bir uyerden bir yere götürüldüğü durumlarda koruma için önemlidir. Ahır örtüleri ise atı sıcak tutmak veya ağır çalıştığı günlerde korumak için kullanılır. Ek tımar malzemeleri arasında yele ve kuyruk tarağı, tırnak yağı fırçası, havlu yer alır. Ekstra at kıyafetleri ise blanketler, koruyucu botlardır. Ayrıca lonj için lonj ipi ve kamçısı gerekir. Ahırlarda bir yangın söndürücünün bulunması da şarttır.
KISRAK, AYGIR VEYA İĞDİŞ AT SEÇİMİ NEYE DAYANIR?
İğdiş bir atın bir kısrağa tercih edilmesi tartışmalı bir konudur. Bu konuda değişik düşünceler vardır. Eğer bir at en az 2 yaşına kadar kastra edilmemişse bir kısrağa göre daha güçlü olabilir. Kas yapısı daha gelişmiştir. Bazı kişiler kısrakların talep dönemleri olduğundan binişte daha az güvenilir olduğunu düşünür. Çoğu kısrak çok az sorun yaratır ve kısrakların daha çok sorumluluk sahibi olduğu konusundaki görüşler ortaktır. Eğer iğdiş bir at kronik olarak sakatlanırsa veya biniş için uygun değilse onun kullanım alanı bitmiştir. Ancak kısraklar böyle bir durumda damızlık olarak kullanılabilir. Aygırlar veya genç atlar profesyonel ellerde yetiştirilmelidirler. Tecrübesiz kişiler için tavsiye edilmezler.
ARAYACAĞIM AT NE CİNS OLMALI?
Binek atlarının çoğu (engel atlama, dresaj, konkurkomple… ne atı olursa olsun) melez atlardır. Genellikle melez bir kısrak ile safkan bir aygırın birleşmesiyle oluşmuşlardır. Thoroughbredler ve kırmaları,hızları ve performansları için üretilir. Kemik yapıları incedir ve ince derilidirler dolayısıyla kış boyunca iyi bakım gerektirirler. Hanoverianlar gibi daha iri cinsler ise daha geniş ve kalın kemik yapıları olan ekstra ağırlık taşıyabilecek veya müsabaka koşabilecek güçlü atlardır. At türleri hakkında detaylı bilgi için sitemizin “At Cinsleri” bölümünü ziyaret ediniz.
BENİM AĞIRLIĞIMI TAŞIYABİLECEK ATIN EBATLARI NE OLMALIDIR?
Bir atın ağırlığı genel olarak büyüklüğüne bağlıdır ancak atın kemik yapısı da göz önünde bulundurulur. Kalın kemikli, iri yapılı ancak kısa bacaklı bir at bir bayanın ortalama ağırlığından fazlasını taşıyabilir. Çocuklar için uygun büyüklükte olan ponyler şu şekilde saptanabilir: 12,2 el uzunluğunda bir pony 12 yaş ve altındaki çocukları, 12,2-13,2 el arasındaki bir pony 12-14 yaş çocukları, 13,2-14,2 el arasındaki bir pony de 16 yaşına kadar olan çocukları rahatça taşıyabilir. 14,2 elden uzun bir at ise daha büyük biniciler için uygundur. Yetişkin binicilerde ise ortalama bir bayan için 15,2, erkek biniciler için ise 16 el ve daha uzun atlar uygundur. Geleneksel olarak atların kemik yapılarını ön dizin hemen altındaki kemiğin çapını ölçerek incelerler. 21,6cm. Ve daha fazla çıkan atların iyi bir kemik yapısı vardır. Bu ölçüm benzer ağırlıktaki atları karşılaştırmak için yararlıdır.
BİR ATIN UZUNLUĞUNU NASIL ÖLÇERSİNİZ VE BU ÖNEMLİ MİDİR?
Metrik oalrak atlar “el” birimiyle ölçülür. 1 el 10cm.dir. Atın boyu cidagonun en yüksek noktasından yere kadar ölçülür. Bu ölçüm için özel bir sopa kullanılır. Bu sopanın bir su terazisi olan yatay bir kolu vardır. Bu kol cidago hizasına getirilerek uzunluk ölçülür. Kusursuz bir ölçüm için bazı şartlar yerine getirilmelidir: at düzgün, hareketsiz durmalı, 4 ayak da kare şeklinde olmalıve baş aşağıda durmalıdır. Ölçüm aleti omuz ile ön ayakların arkasında tutulur ve cidagodaki uzunluk okunur.
Bazı müsabakalara girmek( özellikle showing ve pony engel atlama müsabakaları) atın uzunluğuna bağlıdır ve 12mm. lik bir fark atın müsabakaya girip giremeyeceğini belirler.(örneğin 14,2 el ve altı ..)
AT ALIMINDA AT İÇİN EN UYGUN YAŞ NEDİR?
Her ne kadar bir atın aktif hayatı 20-30 sene olsa da hayatının en iyi dönemi 5-10 yaş arasıdır. Daha yaşlı atlar daha sakin, iyi eğitimli ve kontrolü daha kolaydır. 5 yaşın altındaki atlar eğitimsiz olurlar ve tecrübeli biniş gerektirirler dolayısıyla başlangıç seviyesindeki biniciler İçin uygun değildirler. Dürüst olmayan bazı satıcılar atın yaşını olduğundan farklı söyleyebilirler. Ancak atın yaşını dişlerine bakarak öğrenebiliriz. Bununla beraber tecrübesiz biniciler için bu kolay değildir ve at araştırırken yanlarına deneyimli bir kişiyi almaları yararlı olur.
AT ALIRKEN ÖNERİLER YARARLI MIDIR?
Ata alıcı gözüyle bakarken onun görünüşüne, aksiyonlarına, kapasitesine, bir amaç için uygunluğuna bakılır. Bu da tecrübesiz bir kişinin değil bir uzmanın anlayabileceği bir şeydir. Satılan bir ata bakmak için yanınızda bir uzmana ait bir çift daha gözün olması çok önemlidir. Karar vermeden önce alıcının atı önceden görmüş kişilerle fikir alış verişi yapmak da yararlıdır.

SATILIK BİR ATIN NELERİNE BAKMALIYIM?Atın sizin amacınıza uygun yaş, ebat, ve cinste olup olmadığını, görünüşünü, aksiyonlarını ve sorun çıkartabilecek bozukluklarını değerlendirin. Halihazırdaki veya geçmişte olmuş sakatlık veya hastalık izleri dikkate alınmalıdır. Ata öncelikle kendi binicisinin binmesi sizin atı yerden izlemeniz için yararlıdır. Daha sonra atı kendiniz deneyin. Sonuç olarak atın huyunu, binişte ve yedekteki davaranışlarını değerlendirin.
GENEL BİR DEĞERLENDİRME NASIL YAPABİLİRİM?
Atın görünümüne( biçimi ve yapısı) bakarak onun fiziksel özelliklerinin ve orantılarının bir değerlendirmesini yapabilirsiniz. Değişik cinsteki atların değişik fiziksel özellikleri vardır. Atın görüntüsü hakkında bir değerlendirme yaparken onun vücudunun belirli kısımlarının büyüklüğüne ve şekline, vücut orantılarına bakılır. Ancak bundan sonra o atın türüne göre uygun özellikler taşıyıp taşımadığına karar verebilirsiniz. Atın belirli bölgelerine dokunarak da hastalık veya sakatlık olup olmadığını anlayabilirsiniz.
HANGİ FİZİKSEL ÖZELLİKLERE DİKKAT ETMELİYİM?
Baş çok önemlidir. Çoğu kişi atın huyunu ve zekasını başına bakarak anlayabilir. Gözler parlak ve büyük olmalı ve başın her iki yanında doğru yerde olmalıdır. Arası dar olan küçük gözler genellikle kötü mizaçlı bir atın göstergesidir. Zarif bir baş iyi cins ve iyi huylu bir at izlenimi verir. Baş profilden bakıldığında düz olmalıdır. Atın ilgili olup olmadığı kulaklarından anlaşılır. (dik ve alarmda olmalıdır. Geri yatırılmış kulaklar kötü huy belirtisidir.)
Boyun vücudun geri kalanıyla orantılı olmalıdır. Kısa ve kalın boyunlu bir at güçlü ele sahip bir binici ister ve zor bir at olabilir çünkü eyer önünde çok az bir yer vardır. Uzun boyun ise güçsüz olur ve güzel bir baş-boyun duruşu sağlamak zordur. Gırtlak problemleri uzun boyunlu geniş atlarda daha yaygındır. Boyun hafif eğimli olmalıdır ve omuzlardan net bir şekilde ayırt edilebilmelidir. Düz bir boyun çalışmayla geliştirilebilir ancak; içbükey bir boyun hep güçsüzdür. Eğer içbükeylik boynun daha alt kısmındaysa bu atın başını yukarıda tutmasına ve bu da rahatsız binişe neden olur.
Cidagoyu şekillendiren sırt omurları geniş ve çıkıntılı olmalıdır. Ayrıca atın sırtı boyunca uzanmalıdır böylece uzun ve eğimli omuzlarla ilişkili olabilir. Eğimli omuz idealdir ve atın uzun, geniş fuleler atmasını sağlar. Bu da atı binişi rahat yapar ve hem düz koşuda hem de atlamada aranan bir özelliktir. Dik omuzlar kısa fulelere, sarsıcı aksiyonlara ve rahatsız bir binişe neden olur. Bununla beraber omuzlar yüksek çekiş gücüyle bağlantılıdır ve dik omuzlu atlar genellikle atlı arabalarda kullanılır. Göğüs kafesinin derinliği ve genişliği de önemlidir çünkü; burası kalp ve akciğerler için yeterli yer sağlamalıdır.
İDEAL SIRT YAPISI NASIL OLMALIDIR?
Sırt yukarı veya aşağı kıvrımlı değil düz olmalıdır. Kısa, kaslı, geniş, derin bel hem düzkoşuda hem de atlamada tercih edilir. Uzun bir sırt güçsüz olur. Sağrının yan tarafının açısı( pelvisin omur ile birleştiği yerin açısı) arka ayaklar tarafında üretilen gücü etkiler. Örneğin düzkoşularda sprinterlerin daha yukarı çıkık sağrıları vardır. İyi atlama atlarında sağrı şişkin, yuvarlak, kaslı ve geniş olmalıdır.
ZAYIF BACAK YAPISI OLAN ATLARDA HANGİ PROBLEMLER OLUŞABİLİR?
Bacak yapısı oldukça önemlidir. Atın aksiyonlarına çok önemli etkisi vardır ve sakatlıklar daha sık görülür. Ön bacaklarda diz düz olmalıdır. Eğer diz önde doğru duruyorsa etkisi çok büyük olmamakla beraber sorun çıkartabilir. Eğer diz geride duruyorsa bu tendonlara fazladan baskı uygular ve ciddi bir kusurdur.
Önden bakıldığında ön bacaklar omuzdan dizin orta noktasına ordan da inciğe kadar düz bir çizgide olmalıdır. Bu çizgiden sapmalar bacağın değişik kısımlarına fazladan baskı yapar ve ayak üzerindeki ağırlık dağılımını bozar. Dizler bu hattın dışında veya içinde kalabilir ve bu da diz eklemlerine olan baskıyı arttırır. Atın tırnakları içe veya dışa doğru dönük olabilir. İçe dönük olma durumu dışa dönük olma durumundan daha kötüdür.
Dar göğüslü atlarda ayaklar normalden daha geniştir. (Omuzlardan aşağı inen hattın dışında kalır) bu da yine fazla baskıya ve kireçlenmeye neden olabilir.

İDEAL BACAK YAPISI NASIL OLMALIDIR?Ata arkadan bakıldığında sağrıdan bilek ortasına oradan da bilek eklemine ve tırnaklara doğru olan bir çizgi düşünün. Yandan bakıldığında ise yine sağrıdan hock noktasına ordan da cannon kemiğinden aşağı düz bir çizgi düşünün. Bu ideal yapıda at bulmak zordur. Arka bacak kusurları daha yaygındır ancak ön bacaklarda görülen kusurlardan daha az etkilidir. Hock (arka ayak dirseği) çok önemli bir eklemdir ve vücutta en çok çalışan yerlerden biridir. Arka bacaklardaki sarsıntının büyük kısmını absorbe eder. Arka bacak çok fazla düz olmamalıdır. Aksi takdirde atın çok sarsan, rahatsız bir binişi olur. Aşırı eğimli veya açılı hock’lar güçsüzdür ve eklemin arka tarafına çok fazla baskı gelmesine neden olur. Ön bacaklarda olduğu gibi arka bacakların üst kısmının çok kaslı olması da tırnakların normalden daha kapalı, hock’ların ise daha geniş olmasını sağlar. Bu da bacağın dış tarafına çok baskı binmesine neden olur. Tam tersi bir durumda ise ayaklar daha açık, hock’lar daha dar olur ve bu da bacağın iç tarafına özellikle de hock eklemine fazla baskı binmesini sağlar ki bu da kemik hastalıklarının ana nedenidir.
AYAK YAPISINI NASIL DEĞERLENDİREBİLİRİM?
Ayak yapısı da oldukça önemlidir. Ön ve arka ayaklar simetrik olmalıdır. Sağ ile sol ayak arasında bir fark varsa bunun üzerinde kuşkuyla durulmalıdır. Tırnaklar tam karşıya bakmalıdır. İçe veya dışa sapmalar atın aksiyonlarını etkiler. Dışa dönük tırnaklar sakatlanmalara neden olabilir ve koruyucu bot kullanımı gerektirir ve içe dönük olma durumundan daha ciddidir. İçe dönük tırnaklar ise bilek eklemlerine daha fazla baskı olmasını sağlar. Yandan bakıldığında tırnağın ön kısmı incik ile paralel doğrultuda olmalıdır. Benzer şekilde topuk da tırnağın ön duvarı ile paralel olmalıdır. Bu tırnak-incik ekseni oldukça önemlidir çünkü; hareket sırasında tırnağın havalanmasını etkiler. Eğimli veya yukarı doğru olan bir eksen ciddi değişikliklere neden olur. Ancak çoğu durumda bu kusuru örtebilecek törpüleme ile bu duruma çözüm bulunabilir. Aşırı uzun tırnaklar ve kısa topuklar navikuler ve tendon sakatlanmaların temel nedenidir. Dik tırnak yapısı ağırlık taşıyan yüzeyi küçültür, sarsıntının etkilerini arttırır ve bu hayvanlar ağır işlerde çalışamazlar. Arka ayağın normal açısı ön ayağa göre biraz daha büyüktür.(yandan bakıldığında yer ile 50°lik bir açı yapar.)
Tırnak duvarı düzgün, pürüzsüz ve çatlaksız olmalıdır.
BİR ATIN AKSİYONLARI NE KADAR ÖNEMLİDİR?
Atın aksiyonları önemlidir. Atın ne kadar iyi performans gösterebileceğini ve binişinin ne kadar rahat olduğunu gösterir. Özellikle dresaj’da güzel bir aksiyon ilk ve en önemli gerekliliktir. Her durumda güzel, düzgün, serbest aksiyonlar rahat bir biniş getirir. Kısa ve düzensiz aksiyonlar(atın bacaklarını düzgün uzatmadığı durum) binici için rahatsızdır. Atın aksiyonları onun görünümüne bağlıdır. Geçirilmiş sakatlık veya hastalıklar da bunu etkiler. Atın hareketleri hakkında bir karara varmak için önce onu yürürken izleyin: önden, yandan ve arkadan
ATIN YÜRÜYÜŞLERİNDE NELERE BAKMALIYIM?
Süratli, aksiyonu değerlendirmede çok önemlidir. Sakatlıkların çoğu süratlide belli olur. Her ne kadar fiziksel kusurlar at dururken belirlense de bunların bazıları atın yürüyüşlerinde anormalliklere neden olur. Bu da en iyi yürüyüşü tam önden veya arkadan izleyerek belli olur. Atın ayağının dairesel hareketlerle öne-içe, öne-dışa gitmesi tırnağın içe baktığı yapısal kusurla bağlantılıdır. Ayağın diğerine göre yere çapraz ve içe doğru basması tırnağın dışa dönük olduğu yapısal bozukluğu gösterir ve tökezlemelere neden olur. Bir at düz adımlarla yürümelidir. Yürüyüşlerde sallanma ve bükülmeler eklemlerde fazla baskıya neden olur.
Atın aksiyonları yandan izlendiğinde ayak yerden düzgün kalkmalı ve yarı dairesel bir yay şeklinde havalanmalıdır. Ayağın yerden az kaldırılıp kısa atılması kısa fulelere ve tökezlemelere neden olur. Eklemler, özellikle dizler serbest hareket etmelidir. Ancak dizlerde aşırı hareketlilik istenmez. Arka ayak her adımda düz olarak vücudun altına doğru atılmalıdır. Bu iyi bir ileri itiş gücü sağladığından önemlidir. Sağ ve sol yanda dörtnal hareketleri de incelenmelidir. Bu atın ayaklarını nasıl kullandığını gösterir. Dairede çalışmak da atın sırtını nasıl kullandığı konusunda bilgi verir. Küçük bir dairede lonj yapmak da atın sırtının esnekliği hakkında fikir verir. Ayrıca atın adeta, süratli ve dörtnal yürüyüşlerini doğru yapıp yapmadığına da dikkat edin.
DOĞRU ATI BULMAK
Sizin isteklerinize uygun bir at bulmak en az sağlıklı bir at bulmak kadar önemlidir.
HASTALIK VEYA SAKATLIK İZLERİ ARAMALI MIYIM?
Eğer ne aradığınızı biliyorsanız elinizi atın bacak ve tırnaklarında gezdirin. Ne hissettiğinizi bilmiyorsanız yapacağınız hareketler satıcı tarafından anlaşılacaktır. Sorunları belirlemek ve işaretleri değerlendirmek bir veterinerin işidir ve ona bırakılmalıdır. Bir veteriner benzer sorunlarla her gün karşılaşır ve doğal olarak değerlendirme yapmak ona bırakılmalıdır.
Bir eli ön bacaklardaki tendonlardan aşağı doğru kaydırarak sıcaklık veya burkulma nedeniyle oluşmuş olabilecek bir şişlik olup olmadığına bakılır. Ön bilek eklemleri sakatlıkların veya kireçlenmenin oluştuğu yerlerdir ve buralar da sıcaklık, bastırıldığında ağrı veya şiş bakımından kontrol edilmelidir. (Hock) eklemindeki şişlik veya yuvarlaklıklar varsa bunların üzerinde ciddiyetle durulmalıdır. 4 ayak da incelenmeli ve tırnak yapısının yanında nalın doğru çakılıp çakılmadığı da kontrol edilmelidir.
ATIN UYGUNLUĞU
Karar vermeden önce atı ne amaçla almak istediğiniz ve o at türünün bu amaca uygunluğu konusunda gerçekçi bir fikriniz olmalıdır. Atın görünümü, aksiyonları ve huyunu beğendiğinizi ve atı sevdiğinizi düşünüyorsanız kendinize bu atın gerçekten uygun olup olmadığını sorun.
Kafanızdaki hedeflerinize bağlı kalın ve gerçekten istediğiniz için biraz daha fazla masraf yapmayı, uygun olmayan bir alışveriş yapmaya tercih edin.
Eğer keyifle binmek için bir at aramaya gitmişseniz bir yarış atıyla dönmeyin.
SATICIYA SORMAM GEREKEN SORULAR NELERDİR?
Satılık at aradığınızda atın huy ve davranışlarını tam olarak belirleyemeyebilirsiniz. Satıcıya her zaman birkaç soru sormalısınız. Örneğin atın vana bindirilip indirirken, nal çakımında, bağlıyken sakin olup olmadığını sorabilirsiniz. Cinsi, yaşı ve boyunu öğrenin. Ayrıca aşılarının yapılıp yapılmadığı ve eğer yapıldıysa hangi aşıların ne zaman yapıldığını ve belgesinin olup olmadığını sormak da yararlıdır. Bunlara ek olarak atın beslenme şeklini de öğrenmelisiniz ki yeni evine geldiğinde ani değişiklikler yapılmasın.
ATIN MALZEME VE NALLARINDAN NELER ANLAŞILABİLİR?
Atın o zamanki sahibinin atta kullandığı malzemelere de ayrıca dikkat edin. Mesela atın basit, yumuşak bir kantarmayla mı binildiği –basit kantarma kullanılmıyorsa bunun nedeni- ; atı kontrol için ek malzemelerin kullanılıp kullanılmadığı –kullanılıyorsa nedeni-; göğüslüğün veya eyer pedinin kullanılıp kullanılmadığı önemlidir. Ayrıca atın nallarını da inceleyin. Eşit mi çakıldığı, normal nalların mı kullanıldığına bakın. Ön ayaklarda kullanılan nalların topuk kısmında ek parça olması naviküler bir hastalığın belirtisi olabilir. Arka ayakta aynı şeyin bulunması ise atın arka ayağını iyi kaldırmadığı anlamına gelir ki bunun nedeni de eklemindeki bir sorun olabilir. Özel nallar yürüyüşteki bazı kusurların düzeltildiği anlamına gelir ve dikkatle incelenmelidir. 3-çeyrek nallar ayağın sürülmesi durumunda, yuvarlatılmış arka nallar arka ayağın öne yetiştirilmesi durumunda kullanılır. Çok büyük ve geniş nallar ise genellikle kronik Founder’ı olan atlarda görülür. Bu durumdaki sıkıntılı atların nallarının topuk kısmında dolgu bulunur. Ayrıca koruyucu tırnak-pedleri kullanılıyorsa bu da dikkatle göz önüne alınmalıdır.
BAŞKA NELERE DİKKAT ETMELİYİM?
Atı size gösteren kişinin performansından fazla etkilenmeyin. At binicisinin iyi tanıdığı ve koşullara alışkın olduğu için iyi bir performans gösterebilir. Ayrıca binici atın zayıf olduğu noktaları, yapmayı istemediği çalışmaları göstermeyecektir. Ata siz bindiğinizde diğer binicinin yaptıklarını tekrarlamamaya çalışın, değişik şeyler yapın. Ata ahırın önünde binin ve gitmeye hevesli olup olmadığına bakın. Atın yemine de dikkat etmelisiniz. Canlı, sakin olmayan bir at kuru ot ve su ile beslenirse sakinleşir. Onun gerçek halini ona yem verdiğinizde görürsünüz. Benzer şekilde siz oraya gitmeden hemen önce ata binildiyse bunun atı sakinleştirmek için,veya ısıtarak bir sorunun kapatılması için yapılıp yapılmadığını kendinize sorun. En iyisi atı ahırda malzemeler takılmadan ve binilmeden görmektir. Ot ve samandaki toza karşı alerjisinin olması akciğer sorunlarına neden olabilir.
Eğer atın böyle bir sorunu varsa özel yataklık ve yem kullanılır ve atta ciddi nefes alma sorunları ve öksürme görülür. Bu tür bir sorun otlakta görülmez. Eğer at sağlıklı görünüyorsa ahıra girdiğinde sert ve kuru kuru öksürüyorsa bu önemli bir sorun olabilir.
VETERİNER KONTROLÜ
Kendi veterineriniz atın hasta veya sakat olup olmadığını belirleyecek en iyi kişidir. Kontrolden sonra attaki kusurları belirleyecek ve ileride önemli sorun çıkartıp çıkartmayacaklarını size anlatacaktır.
VETERİNER KONTROLÜ NELERİ GEREKTİRİR?
Veteriner kontrolü satıcı tarafından değil alıcı tarafından yaptırılır. At belirli amaca uygunluğu bakımından incelenir. Dolayısıyla veterinerinize alım amacınızı ve beklentilerinizi anlatmanız önemlidir. Ayrıca atta sizi kuşkulandıran başka taraflar varsa onu da anlatmalısınız. Standard bir kontrol yapılır. Ücret harcanan zamana göre belirlenir. Veterineriniz masraflar hakkında da size önceden bilgi vermelidir.
At önce ahırda incelenir. Hayvanın her yeri dikkatlice incelenir ve anormallikler dikkatle kaydedilir. Kalp ve akciğer önce ahırda dinlenme esnasında Daha sonra at dışarı çıkartılır ve görünümü incelenir. Yedekte adeta ve süratlideki aksiyonlarına bakılır, sonra binişte dörtnalına bakılır. Çalışma sırasında kalp ve akciğerler tekrar dinlenir. Eğer at atlama için kullanılacaksa çalışmada atlama da yapılabilir. En sonunda da at ahıra götürülür ve 15dk. Dinlendirilir. Bu sırada görme ve işitme duyuları kontrol edilir. Daha sonra tekrar yedekte süratli yaptırılır ve çalışmada sakatlık veya burkulma olmadığına dair son bir inceleme yapılır.
Atı belirlemek için bir sertifika düzenlenir. Burada tüm anormallikler, fiziksel kusurlar ve önemi hakkındaki görüşler belirtilir. Son unda da veteriner atın belirlenen amaca uygunluğu konusunda kendi fikrini söyler.
Genellikle veteriner kontrolünden sonra atın sağlığı ve uygunluğu konusunda hala şüpheler kalır. Nihai kararı vermeden önce ekstra incelemeler gerekebilir. Bu incelemeler röntgen, elektrokardiyografi, bronşların endoskopisi gerekebilir. Değerli atlarda eklemlerin ve tırnakların röntgenlerinin çekilmesi önemlidir.
Tekrarlamak istiyorum ki bir atta görülmüş olabilecek sakatlık ve hastalıkları, kusurları en iyi bir veteriner saptar ve ileride doğabilecek sorunlar konusunda ufak işaretlerden fikir edinebilir. At almadan önce veteriner kontrolü için ödeyeceğiniz ücret sizi daha sonra oluşabilecek bir çok sorundan kurtaracaktır.
Mehmet AKINKatılımcı[align=center]ATINIZ KIŞA HAZIR MI ?

[/align]Kışın yaklaşması ile birlikte Atların da kışa hazırlanması gerekmektedir.
1)- TRAŞ : Havaların soğuması ile atların tüyleri de hızla uzamaya başlar. Dolayısı ile biniş sonrası terleyen atın kuruması zor olur. Bu da hastalanması için risk teşkil eder. Bu nedenle atınızın tıraşının yapılması gerekir. Normalde 3 tıraş şekli vardır ancak bizde genel olarak tek tip tıraş uygulanır. A)- BLANKET (sırtta blanket bölgesi bırakılır, diğer yerler tıraş edilir.)
– TRACE (çok az bir bölgenin tıraşı) C)- HUNTER (sadece eğerin altı ve bacaklar bırakılır,diğer yerler tıraş edilir.)
2)- BLANKET : Bölgesel iklim koşullarına göre değişik türde blanketler kullanılır.Atın ahırdan dışarı çıkışı ve çalışma sonrası terli olarak ahıra dönüşünde blanket kullanılmalıdır. Ayrıca soğuk havalar da da “Ahır Blanket” i kullanmak gerekir.
3)- AŞI : İnsanları dahi bir hayli hırpalayan Grip’e karşı atlar korunmalıdır. Zira atlar için Grip ciddi bir risktir. Çok ağır seyreden ve iyileşmesi uzun zaman alan bu hastalık ölümcül sonuçlarda oluşturmaktadır. Bu nedenle kışa girerken Grip aşısı mutlaka yaptırılmalıdır. Aşı yapıldıktan sonra atınızın 3-4 gün istirahat etmesi gerekmektedir.
Gıdalarında enerji arttırıcı katkı yemleri kullanılması yerinde olur. Örneğin kuru üzüm, pekmez karışımı yulaf. Ahır pencerelerinin gözden geçirmeyi de unutmamalıyız.
Mehmet AKINKatılımcıGÖRME ENGELLİLER ve MİNYATÜR ATLAR

Bildiğiniz gibi tüm hayvanların hissetme ve algılama duyuları, İnsanlardan daha kuvvetlidir. Günümüzde, özellikle köpeklerin bu yönleri ve sahibine karşı olan bağlılıklarından da faydalanmak suretiyle görme engellilere rehber olarak eğitilmişlerdir. Bu amaçla onların günlük yaşamlarını kolaylaştırmada kullanılmaktalar.
Son zamanlarda Amerika da aynı amaç doğrultusunda minyatür atlar eğitilerek kullanılmaya başlanmıştır. Minyatür atlar sahibine en az köpekler kadar bağlı ve koruyucudur. İşitme duyuları insanlara oranla çok gelişmiştir. Örneğin ; 25 yaş altı bir insanın duyma kapasitesi 20 Hz. İle 20 KHz. Arasında iken bir atın işitme kapasitesi 55 Hz ile 35 KHz. Arasındadır. Bu da onların bizim duyamayacağımız frekanstaki sesleri duyabildikleri anlamına gelir. Aynı şekilde koku alma duyuları da çok gelişmiştir. İnsanlara kıyasla atın görüş açısı , daha geniştir ancak derinliği daha azdır. Gözler başın her iki yanında olduğundan etrafı 1600 – 1700 açı ile görebilir. Bu da atın kuyruğunun arkası hariç etrafındaki her şeyi görebildiği anlamını taşır.

Bütün bu özelliklerinin yanı sıra atlar son derece zeki olup, sahibinin o anki duygularını hissedebilme yeteneğine sahiptirler.Bundan dolayı minyatür atlar, özel eğitimle görme engellilere rehberlik amaçlı olarak Amerika da yaygın olarak kullanılmaktalar.

Mehmet AKINKatılımcıGELİŞİMSEL BİNİCİLİK TERAPİSİ
( DRT – DEVELOPMENTAL RIDING THERAPY )
İnsanoğlu ve At birlikte bir geçmişi birlikte paylaşmıştır. Yiyecek kaynaklarının temininden, ilkel taşımacılığa, güçlü tarımsal aletlerden, günümüzde kullanılan tedavi yöntemlerine kadar atlar insanlık için değerli olmuştur.
1500’lü yıllarda eski yunanlılar atların tedavideki değerini algıladılar. Eski yunan fizikçileri kronik sağlık sorunu olan insanları motive etmek amacıyla biniciliği kullandılar. 1600 – 1800 yılları arasında binicilik ; tüberkulaz ve Goud (damla hastalığı) da vücut metabolizmasını etkileyerek zayıf vücutlarda direnci arttırarak , psikolojik sorunların çözümüne katkıda bulunarak vücut ve ruhun sağlığına katkıda bulunmuşlardır.
Günümüzde terapik Biniciliğin geniş kapsamlı Özürlülerin tedavisinde organize olarak kullanılması 1950 den beri gelişme göstermiştir. Alman fizikçi ve terapistler günümüzde HT olarak bilinen terapötik binicilik programlarını başlatmışlardır. Amerika da ise 1970 lerin sonunda HT kabul görmüştür. O günlerde bir çok terapist Barbara GLASOW dahil olmak üzere( Almanya da HT öğrenimi görmüş bir fizyoterapist ) amerikan HT si konusunda fikir vermiştir.
Kuzey Amerika da Theourapetic Riding ( TR.) 4 kategoride incelenir. Her birininde kendi alt bileşkenleri vardır.
1). HEKİM YAKLAŞIMI ;( MEDİCİNE ) Bu yaklaşım alman HT. metodunu içerir. Hipoterapinin klasik biçimi , üç boyutlu salınma hareketi olarak tanımlanan atın yürüyüşünün pasif kullanımını vurgular. Atın yürüyüşü ileri derecede engelli hastanın motor – kontrol tepkilerini tetikleme bakımından faydalı olduğu düşünülmektedir.(Spink 1993)
2)- PSİKOLOJİK EĞİTİM YAKLAŞIMI ; Tedavi bu yaklaşımda duygusal ve davranışsal özürlü hastalara özeldir. Seanslar sırasında özel bir eğitmen atı tutar. Bu yaklaşımın amacı hastaya güven ve cesaret vermek, endişelerini azaltmak kendine güven ve sosyalleşme becerilerini öğretmektir.
3)- DAHA FONKSİYONEL HASTALAR İÇİN SİSTEMATİZE EDİLMİŞTİR ; Atla bütünleşme olarak düşünülebilir. Yaygın olarak kullanılan bu yaklaşımda amaç hastanın atı vücut ve ses komutlarıyla kontrol etmesidir. Bu yaklaşım daha yaratıcıdır ve hatta binicilik müsabakalarını da içerebilir.
4)- AMERİKAN HIPOTERAPİSİ ( AMERİKAN GELİŞİMSEL BİNİCİLİK TERAPİSİ ) ; Bu yaklaşım alman ekolüne göre daha belirgin sistemler üzerine kurulu olup “Gelişimsel Binicilik Terapisi “ olarak tanımlanır. Amerikan ayrımı yapılmasının sebebi daha geniş , daha dinamik tedavi yöntemi kullanması ve daha çok sağlık uzmanına yer verilmesidir.
GELİŞİMSEL BİNİCİLİK TERAPİSİ :
Bu tedavi şekli uzman terapist kadrosuyla , doğal bir terapi unsuru olan atın birleştirilmesi ihtiyacından ortaya çıkmıştır. ( At bir tıbbi malzeme olarak kullanılır).
Gelişimsel binicilik tedavisi ; mesleki terapi , fiziksel terapi, rehabilitasyon terapisi, konuşma terapisi , özel eğitim ve psikolojiyi kapsar.
Uzman ekip , Hasta ve At tam bir bütünlük içinde hareket eder.
Hastanın hem fiziksel, hem psikolojik semptomlarının birlikte değerlendirildiği bir tedavi şeklidir. Amerikan gelişimsel binicilik tedavisi , hastanın fiziksel, psikolojik ve toplumsal ihtiyaçları üzerinde yoğunlaşır. Üç temel hedefi vardır.
1) – Duygusal ve motor beceriler
2) – Kognitif bozukluklar
3) – Duygusal beceriler
1) – Duygusal motor becerileri bir insanın beş duyu organından aldığı algıları koordine edilmiş biçimde , gerekli motor tepkileri göstermesine yol açan bir kabiliyettir. Hasta at üzerine çıktıktan sonra Hasta ve At , fonksiyonel ve motorize bir birim haline dönüşür. At hareket ettikçe insan vücudu da aynı şekilde tepki göstermeye zorlanır. bazı otomatik bilinçsiz somatik tepkiler ; at – insan ünitesi değişik yön, ritim , ve hızda hareket ettikçe hastaya da yansır. Terapist atın hareket şekillerini gözlemleyip değiştirerek hastanın durumuna göre uyarlar. Atın adeta yürüyüşünde hastanın ileri – geri kontrolü harekete geçirilir. Bu şekilde atın hareketleri hastanın pelvisinde İnteriyer posteriyer eğikliğe sebep olur. Bu da hastanın extensor – flexor ün kontrolüne ve geliştirilmesine başlanan temel metottur. Atın gövdesi iki yönde hareket ettikçe hastanın ağırlık merkezi de bir yandan diğer yana değişeceğinden bu harekete uyum göstermektedir. Lonj da terapist yanal flexorler de artan reaksiyonları tespit ederek yanal kontrolleri arttırabilir.
2) – Kognitif beceriler ikinci amaçtır. Burada hedef hastanın motor bazlı hareket öğrenimi üzerinedir. Etki – tepki mantığı örneği , terapi sırasında ortaya çıkan birçok etki konumları neticesinde gelişir. Terapist ve At üzerindeki hasta ; dengeli hareketlerin kontrolünü sağlamaya çalışırken aynı zamanda hareket ve planlı aksiyonun başarılı sonuçlar üretmek için nasıl birlikte çalıştığını gözlemlerler. Bu tarz gözlem faaliyetleri mantıksal problem çözmeyi de geliştirir. Bunun da ötesinde At hastayı empati ve takım çalışması konusunda eğitir. Çünkü at pozitif dürtülere olumlu yanıt verirken , negatif dürtülere olumsuz tepki verir. Bu hastaya terapi alanı dışında da sosyal beceriler kazandırır.
3) – Hastanın duygusal gelişimini arttıran bir çok yararı vardır.
Gelişimsel binicilik terapisi ; hastanın dikkatini kendisinden uzaklaştırıp ata yoğunlaşmasını sağlar. Böylece hastanın günlük olaylarda kazandığı deneyim, utanç, endişe , izolasyon , ve dışlanma gibi duyguları ortadan kaldırır.
Hastanın birçok terapetik aktivitelerde başarı göstermesine olanak sağlar. Başarabilme duygusu kendine daha fazla güven duymasına neden olur.
Hastaların genelinde tecrübeyle kanıtlanmıştır ki , hastalar bir terapi seansında yaşayan , nefes alan , bir partnerle iletişim kurabildikleri için artan bir heyecan ve motivasyon kazanırlar.
Duygusal bozuklukları olan çocuklarda yeni durumların verdiği endişe ve korkuya sıklıkla rastlanmaktadır. Terapinin bir yönü de bu tarz çocuklara bunun üstesinden gelebilme becerisi sağlar. Bu ve birçok başka nedenlerden dolayı araştırmalar göstermiştir ki terapetik binicilik teknikleri hastaların duygusal becerilerini geliştirmekte son derecede başarılıdır.
Gelişimsel binicilik terapisi özel bir tedavi sistemi olarak gelişiminin henüz başındadır. Bu nedenle bu yaklaşımın etkinliği ile ilgili sayısal çalışmalar çok fazla değildir. Ancak medikal yayınlarda bu tarz çalışmalar mevcuttur.
Bu yayınlar ; Journal of visual impeairement and blindness , Journal of rehabilitation
Developmental medicine and chıld neurology.
Bu tarz çalışmalarda , standardize edilmiş ölçüm aletlerinin eksiklikleri nedeni ile istatistiksel rakamlar belirlenememektedir. Örneğin : Pelvisteki hareketleri arttırdığı gözlemlenir ancak bir ölçüm aleti olmadığından ne kadar arttırdığı ifade edilemez.
Mehmet AKINKatılımcıBİNİCİLİĞİN TEDAVİDEKİ YARARLARI
At üzerine çıktıklarında bu insanlar özürlerinin sınırlarını terk etmekte ve özgür olmaktadırlar. Onlar kontrolde oldukları fikrinden hoşlanmamaktadırlar.Bu özgürlük , özürlü hayatlarındaki mucizeler için bir katalizör görevi görmektedir.
Programlara katılan fiziksel engelli (özellikle tekerlekli sandalyeye bağımlı) çocukların hepsinin aynı cümleyi kullandıkları gözlemlenmiştir.
“ At üzerindeyken sanki yürüyen bir çift bacağım olduğunu hissediyorum ”
1). Doğal hareket kabiliyetinden yoksun tekerlekli sandalyeye bağımlı çocuklarda biniciliğin faydası kaçınılmazdır.Atın hareketi kullanılmayan kasları harekete geçirerek kas perdelerini yapılandırır, vücuttaki koordinasyon ve dengeyi geliştirir.
2). Öğrenim bozuklukları olan hastalarda kendine güven duygusunun kazanımını sağlar. Bu hastalar hayatlarında belki de ilk kez kendi başlarına bir şey başarmanın sonucu ile kendine güvenlerini kazanırlar.
3). Zihinsel engelliler ve ruhsal bozukluğu olan hastalarda Binicilik eğitimi (atın yürüyüş şekilleri, at bakımı , at malzemelerini kullanma , tımar etme , dokunma vs.) ilgi çekici olmakta ve hastaların hoşlandığı ve ilgisini çeken bir şeye yönelmesini dolayısı ile öğrenme arzusunu arttırarak onları yaşama kazandırmaktadır.
HIPPOTHERAPY İLE TERAPETİK BİNİCİLİK ARASINDA NE FARK VARDIR
Hippoterapy ; Atın klasik HT. metodolojisi üzerine kurulu hareketini,uzman terapistin ilgi alanı ile ilave tedavi prensipleriyle beraber kullanarak hizmet veren bir tedavi yöntemidir. Bir HT. seansında hasta sadece medikal tedavi görmez, hastaya binicilik eğitimide verilmez. Ancak uzman hekim ve terapistler den oluşan bir ekip hastanın kontrollü olarak tedavisini üstlenir.
Terapetik Binicilik (Equitherapy – Riding Therapy) ; ise Bir tedavi yöntemi değildir.bunun yanı sıra lisanslı rehabilitasyon terapistleri gözetiminde uygulanma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bir terapetik binicilik seansında terapistlerden sadece danışman olarak yararlana bilinir. Terapetik binicilik derslerinde Antrenör binicilik becerisi ve atın nasıl kontrol edileceği konusunda öğretim verir. Bu sistem daha çok binicinin fiziksel engelli olmadığı ancak cognitive konularda ör ; konsantrasyon bozukluğu,hiperaktivite, duygusal ve davranışsal durumlar, problem çözme sorunları, sıralama zorlukları,kendine güven ve oto kontrol yetersizlikleri bulunduğu durumlarda kullanılır.
GELENEKSEL YAKLAŞIMLAR YERİNE NEDEN HIPPOTHERAPY UYGULANMAKTADIR ?
HT. seanslarında hasta geniş kapsamlı terapötik faydalar görür. Binicinin at yardımıyla oluşan hareketi, sinir sistemi ve beyin dahil olmak üzere tüm vücuda uyarılar gönderir.bunlara eklem hareketinin algılanması,denge hissi , dokunma, tatma, ve görme duyusu da dahildir.
Atın dinamik hareketi (ileri – geri , yukarı – aşağı ve bir yantan – diğer tarafa ) hastanın sinir sistemini organize eder. Bundan dolayı vücudun çevreye karşı nasıl uyum sağladığı konusunda algılama oluşur.
Sinir sistemi tarafından sağlanan organizasyon sayesinde hasta lisanını daha iyi kullanmakta , plan yapabilmekte ve motor hareketlerini otomatik bir şekilde yönetebilmektedir. Lisan ve motor hareketler otomatikleştiğinde ise sinir sistemi duyumsal girdileri proses etme ve organize etmede daha verimli olmaktadır.
Mehmet AKINKatılımcı[align=center]NEDEN ATLAR İLE TEDAVİ …?

[/align]At önemlidir, çünkü At eleştirmez , At yargılayıcı değildir. Atlar sadece dinler ve hisseder. Onlar herkes için gerçek bir dosttur. Atlar son derece hassas hayvanlar olup çevresindeki her şeye dikkat gösterir ve hareketlerini ona göre ayarlarlar. “At binicisine göre kişner “ atasözü de buradan gelmektedir. Kendisinden büyük ve güçlü bir hayvanı yönlendiriyor olmak binicinin özgüvenini arttırır.
Atın yürüyüşü ; Değişken , Ritmik ve Tekrar eden hareketler aracılığıyla binicisine etkili ve duyumsal girdiler sağlamaktadır. Hastanın bileşke hareket tepkileri
İnsanın yürüme esnasında oluşan pelvis hareket şekillerine benzemektedir. Atın yürüyüşünün değişkenliği terapistin hastanın duyumsal girdisini (sensory input)
Ölçmesine ve bu değerleri de klinik tedavilerle birleştirerek istenen sonuçlara ulaşmasını sağlar.
At terapisi iyileşme sürecini hızlandıran denge ve kas kontrolünü geliştirir.
Atın gövdesinin yavaş ve ritmik hareketi tedaviye yöneliktir ve omurga çevresindeki kasların gelişimini sağlar.
Bir Atın yürüyüşünün çok boyutlu salınma ritmi,hastanın Leğen kuşağı kemiklerine normal insan yürüyüşünün iki katı kadar etki etmektedir.
Hastalar bu eğlenceli tedavi şekline büyük bir uyumla ve istekle cevap vermektedirler. Terapide olduklarının bile farkına varmamaktadırlar.
Fiziksel olarak HT. denge, hareketlilik, fonksiyonalite ve duruşu geliştirir.
At yardımlı tedavi tüm yaşlardaki hastaların psikolojik, davranış ve iletişim fonksiyonlarını da etkiler.
At terapisinde, binicinin atı kontrolünden ziyade, At biniciyi etkilemektedir.
Hippotherapy her türlü hasta için uygun değildir. Her potansiyel hasta, özel eğitim almış sağlık uzmanları tarafından bireysel olarak değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Mehmet AKINKatılımcıHIPPOTHERAPY TARİHÇE
Özürlülerin atla tedavisi alanında uzmanlaşmanın ne zaman başladığı net değildir, ama tarihi kayıtlar ata binmenin fiziksel ve duygusal yararlarının antik yunan zamanına dayandığını göstermektedir. MÖ 460 – 377 yılları arasında Hipokrat “Doğal Egzersiz” adlı yazısında ata binmekten bahsetmiştir. 1569’da, İtalyan Merkurialis “Jimnastik Sanatı” adlı eserinde ve 1780’de Fransız Tissot “Medikal ve Cerrahi Jimnastik” adlı eserlerinde ata binmenin en faydalı yürüyüş şekli olduğunu yazmışlardır.
Bu yüzyılın başlarında, İngiltere özürlülerin ve ikinci dünya savaşında yaralanan askerlerin terapileri için atları kullanmanın faydalarını keşfetti. 1950’li yıllarda İngiliz fizyoterapistleri her türlü özürün ata binerek tedavi edilebileceğini keşfetmeye başladılar. 1952’de Liz Hartel ’in çocuk felci olmasına rağmen, Helsinki at terbiye olimpiyatlarında gümüş madalya kazanması medikal ve at uzmanlarının dikkatini çekti. Avrupa’da atla terapi yapan merkezler kurulmaya başladı.
Atla terapi merkezleri 1960’lı yıllarda Avrupa, Kanada ve Amerika’da yayılmaya başladı. Aynı dönemde Almanya, Avusturya ve İsviçre Hippotherapy ‘yi (Atı terapist olarak kullanarak fiziksel terapi) medikal model olarak kullanmada ve geliştirmede başı çektiler. 1969’da İngiltere’de özürlüler için at binme derneği, kraliyet ailesinin desteği ile kuruldu. Aynı yıl Kuzey Amerika özürlüler için at binme birliği (NARHA) çeşitli atla terapi gruplarının merkezi oldu.
1970’lere gelindiğinde Birleşik Devletler at hareketleriyle tedaviyi geliştirmeye başladı. 1987’de Amerikalı ve Kanadalı terapistlerden oluşan 18 kişilik bir grup Hippotherapy eğitimi ve bu alanda bir standart oluşturabilmek için Almanya’ya gitti. Sonraki 5 yıl içinde Ulusal Hippotherapy Müfredat Geliştirme Komitesi, Hippotherapy’ye standartlar getirmek için çalıştı. 1992 ‘de Amerikan Hippotherapy Birliği Kuruldu (AHA). AHB terapi ve uygulamaya 1994 yılında belli standartlar getirdi. Aynı yıl, Amerikan Hippothery Sertifikasyon Birliği ve ilk Hippotherapy Klinik Uzmanı (HPCS) sınavı uygulamaya konuldu.
Günümüzde at yardımıyla terapi dünyanın bir çok ülkesinde uygulanmaktadır. Özürlü biniciler dikkate değer başarılarını ulusal ve uluslar arası binicilik yarışlarında göstermektedir. Hippotherapy büyük ülkelerde medikal alanda tanınmaya başlamıştır. ABD’de doktorlar, psikiyatriler, fizik terapistleri, konuşma terapistleri ve öğretmenler hep birlikte hastalarına binicilik terapilerini önermektedirler.Narha onaylı öğretmen yetiştirme kurları, NARHA merkezlerinde mevcuttur. Bu kurslar 170 saatten fazla teorik ve pratik ders vermektedir. Eğitim konuları şunlardır: insan davranışı, psikoloji, anatomi, özürlü eğitimi, yapılar ve donanımlar, özel ekipmanlar, terapi atları, ders planları, binme, inme, gönüllü personelin idaresi, eğitim teknikleri ve yönetim. Sadece ABD ve Kanada’da 600’den fazla NARHA merkezi vardır.
Terapi biniciliğinde kariyerler izlenmektedir. Batı Michigan Üniversitesi gibi üniversiteler ve St. Andrew koleji gibi okullar programlarına at terapisini eklemişlerdir. Bu program sınıf içi dersleri, pratik atlı terapisi ile birleştirmektedir.
Özürlüler için binicilik, özürlerinin kendilerini sınırladığını kabul etmeyip, kendini geliştirmek isteyenler için tanınmış ve takdir edilen bir metot olmuştur
- YazarYazılar
