Giriş Yap

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 2,086 ile 2,100 arası (toplam 2,740)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: Kedi Resimleri #33773
    blankMehmet AKIN
    Katılımcı

    kedi19ym.jpg

    kedi23ip.jpg

    kedi35jm.jpg

    kedi63hd.jpg

    kedi83tt.jpg

    kedi95gu.jpg

    yanıtla: Kedi Resimleri #33772
    blankMehmet AKIN
    Katılımcı

    cat_image_024.jpg
    cat_image_025.jpg
    cat_image_017.jpg
    cat_image_021.jpg
    cat_attack.jpg
    born.jpg
    kedi192.jpg
    cat-sleepy.jpg
    gallerykedi.jpg
    cat-75.jpg

    yanıtla: Kediler İle İlgili Genel Bilgiler #33771
    blankMehmet AKIN
    Katılımcı

    Aşılar

    Aşılama Öncesi Dikkat Edilmesi Gereken Konular

    Aşılar sağlıklı olan kedilere uygulanmalıdır.

    İç ve dış paraziti bulunan kedilere aşı uygulanmamalıdır. Aşılanacak hayvanlar parazitlerden arındırılmış olmalıdır.

    Aşılanacak yavru ve yetişkin kedilerin vücut sıcaklığı normal (38-39.5 °C) sınırlar içinde olmalıdır. Ateşin yüksek olması vücutta bir enfeksiyon olduğunun göstergesidir. Böyle durumlarda öncelikle ateşin (enfeksiyonun) nedeni bulunmalı, tedavi edilmeli ve daha sonra aşılamalara başlanmalıdır.

    Aşılanacak hayvanlara en az bir hafta öncesinden kortikosteroid (kortizon) türü ilaçlardan biri yapılmamış olmalıdır.

    Eğer kedinin devam eden bir tedavisi var ise tedavi bitimi ve bir süre sonrasına kadar aşıları ertelenebilir. Bu veteriner hekiminizin karar vereceği bir konudur.

    Hamile kedilere aşı uygulanmamalıdır. Bu dönemdeki aşı uygulamaları kedinize ekstra stres yüklenmesine neden olacaktır.

    İster yavru, ister yetişkin olsun aşılamadan 2 gün önce ve 2 gün sonrasında yıkama yapılmamalıdır.

    Kedinizin aşı programı, sağlık durumu göz önüne alınarak veteriner hekiminiz tarafından en uygun şekilde hazırlanacaktır. Aşılama için veteriner hekiminizin uygun gördüğü programı aksatmadan ve tarihlerine uyarak yerine getirmeniz yavrunuzun sağlığı açısından önemlidir . Bir iki günlük gecikmeler kedinizin sağlığını çok etkilemeyebilir fakat daha uzun zamanlı gecikmelerin risk faktörlerini arttıracağı unutulmamalıdır.

    Kedi Karma Aşısı

    Feline panleukepenia
    Kediler arasında oldukça yüksek oranda bulaşıcı olan viral bir hastalıktır. Kedilerde, özellikle yavrularda ölüme yol açan virüs kusma, iştahsızlık ve çoğunlukla kanlı bir ishalle kendini belli eder. Tek korunma yöntemi aşılamadır.

    Feline rhinotracheitis
    Ülkemizde oldukça yaygın olan bu hastalık çok bulaşıcıdır. Yetişkin kediler için ölümcül bir tehlike taşımamakla birlikte yavru kedilerde de ölümlere neden olabilir. Tek korunma yöntemi aşılamadır.

    Feline calicivirus
    Kedilerde ağız ülserlerine neden olan hastalık bulaşıcıdır. Tek korunma yöntemi aşılamadır.

    Adından da anlaşılabileceği gibi karma aşı, yukarda saydığımız hastalıklara karşı bağışıklık oluşturan maddeleri içermektedir. Hastalıklara karşı verilen bağışıklık sürelerinin yavrunun anneden aldığı maternal antikor seviyesine bağlı olarak değişiklikler gösterebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle karma aşı uygulamasına yavru 6-7 haftalık olduğunda başlanmalı, aşı 3-4 haftalık aralıklarla yavru 15-20 haftalık yaşa ulaşıncaya kadar tekrarlanmalıdır. Bu programla yavruların yaklaşık %95inde güvenli bir bağışıklık oluşturulabilmektedir. Karma aşı yıllık olarak tekrar edilir.

    Kuduz Aşısı

    Kuduz; merkezi sinir sistemine saldıran, hızlı gelişim gösteren, bilinç kaybı, huzursuzluk, salya akıntısı, yutkunma güçlüğü ve çeşitli felçlerle karakterize, ölümle sonuçlanan viral bir hastalıktır. İnsan dahil olmak üzere tüm sıcakkanlı canlılarda görülebilir. Hastalık; kuduz bir hayvanın sağlıklıları ısırması ve salyasında bulunan kuduz virusunu ısırma sonucu meydana gelen açık yaraya nakletmesi ile bulaşır. Ancak virus salyaya zaman zaman geldiğinden dolayı her ısırılan hayvan kudurmaz. Bu nedenle her ısıran hayvana da kuduz gözüyle bakılmamalıdır. Kuduzun tedavisi yoktur. Aşılama tek engelleyici faktördür. Kuduz hastalığı, etkili bir aşı programı ile büyük oranda kontrol altına alınmıştır.
    Yavru kedilere ilk kuduz aşısı 3 aylık yaşta uygulanmalı ve her yıl periyodik olarak tekrar edilmelidir.

    Leukemia Aşısı

    Hastalığın etkeni Feline leukemia virusudur.(FeLV). Leukemie özellikle kan hücrelerinin oluşumu ile ilgili lenfoid dokularda tümör ile karakterize öldürücü bir viral hastalıktır.Virus genellikle salya ile bulaşır. Tükürük, burun akıntısı, dışkı, vajinal akıntı, süt ve kan yolu ile de bulaşma olabilir. Virusun taşınmasında bulaşık su ve mama kapları da rol oynamaktadır.

    Hastalığın yayılmasında virus miktarı, konakçının direnci, yaşı ve immun sistemi etkili olmaktadır.

    Hastalığın spesifik bir tedavisi yoktur. İmmun sistemi destekleyici tedaviler yanında semptomatik tedaviler de yapılabilir. Ancak olumlu bir sonuç almak pek mümkün değildir.

    Hastalığın yayılmasını önlemede en etkin yol aşılamadır. Bu amaçla başlangıçta 2 doz uygulanır. Yılda bir kez yapılan tekrarlama ile hastalıktan korunma sağlanabilir.

    Kist Aşısı

    Genellikle kist aşısı diye bilinen bu uygulama aslında bir antiparaziter ilaçlamadır. Bu uygulama iç parazitlerinden (dahili parazitler) kaynaklı enfestasyonların engellenmesine ve sağaltımına yöneliktir. Halkalı (tenya), kancalı parazitler ve şeritler bu iç parazitlere örnektir.

    Bu uygulama hayvan sağlığı açısından olduğu gibi insan sağlığı açısından da önemlidir. Bilindiği gibi kediler tüy döken canlılardır. Bu tüylerin üzerine bulaşmış parazit yumurtaları özellikle de Echinococ yumurtaları insan sağlığı açısından önemlidir. Bu parazit, kedilerin ince bağırsağında yaşar ve yumurtalarını dışkıyla dış ortama çıkarır. Bulaşma, parazite karşı aşılanmamış kedilerin, tüylerine bulaşan yumurtaların veya enfekte hayvanın dışkısıyla kontamine olmuş yiyeceklerin (marul, maydanoz), insanlar tarafından herhangi bir şekilde ağız yoluyla alınması sonucu olur. Bu Echinococ yumurtalarının ağız yoluyla alınması sonucunda insanlarda hidatik kist şekillenir. Kistler karaciğer, böbrek, kalp, pankreas, beyin ve göz gibi organlara yerleşir, değişik boyutlarda kistler oluşturur ve yerleştiği organlarda işlevsel bozukluklara neden olurlar. İlerlemiş olaylarda kistin patlaması ölüme neden olabilir.

    Bu nedenle kediler parazitlere karşı düzenli olarak ilaçlanmalıdır. Kist aşısı kedinin yaşadığı ortam, dışarıya çıkıp çıkmaması, hastalığa yakalanma riski gibi faktörler göz önüne alınarak 2 veya 3 aralıklarla tekrarlanır. Parazitin çok yoğun olduğu bölgelerde uygulama sıklığı daha da artırılabilir.

    Kist aşısının enjektabl (iğne) formu yağlı bir eriyik olduğundan dolayı yakıcıdır. Bu nedenle yapıldığı yerde ağrı veya şişlik oluşabilir.

    yanıtla: Kediler İle İlgili Genel Bilgiler #33770
    blankMehmet AKIN
    Katılımcı

    Kedilerde Beslenme

    Kedilerin Beslenmesi

    Bilinçli ve dengeli bir beslenme yaşamın temel şartlarından birisidir. Bu konuda yapılabilecek yanlışlar yaşam üzerinde ciddi olumsuz etkiler (kas ve iskelet gelişim eksikliği, immun sistem yetersizliği, bozuk tüy yapısı gibi) doğuracak ve bir çok soruna yol açabilecektir.

    Özellikle kedi beslenmesi söz konusu olduğunda daha dikkatli olmak bir zorunluluk halini almaktadır. Çünkü kediler daha seçicidirler ve bu nedenle onları belli diyetlere uydurmak oldukça zordur. Yapıları gereği kediler daha fazla protein tüketmek zorundadırlar. Yine yapıları gereği bazı maddeleri (Taurin, A vitamini, Arakidonik asit gibi) hayvansal kökenli gıdalardan karşılamak zorundadırlar. Ayrıca kediler köpeklerden daha sık yemek yeme ihtiyacındadırlar.

    Örneğin yetişkin bir köpek günde bir veya iki öğün yemek yiyerek yaşamını sürdürürken bu kedilerde 4-5 öğün olmak zorundadır. Ayrıca kedilerin enerji ihtiyacı vücut ağırlıklarına kıyaslandığında çok fazladır. Yavru bir kedinin enerji ihtiyacı ise yetişkin bir kediye göre daha fazladır.
    Beslenme yaşamın değişik dönemlerinde farklılıklar gösterir.

    Yeni Doğan Yavruların Beslenmesi

    Doğumun hemen sonrasında annenin memelerinden salgılanan kolostrum (ağız sütü), içerdiği antikor ve diğer immun maddeleri ile yavru kedi ve köpeklerin hastalıklara karşı korunmasına yardımcı olur. Bu koruyucu maddeler sadece ilk 24 saat içerisinde yavrunun barsaklarından emilebildiğinden, doğumdan hemen sonra anne tarafından emzirilmeleri gelecek günler için büyük önem taşımaktadır.

    Doğumu takiben ilk 24 – 72 saat içerisinde annenin sütü kolostrumdan normal süte dönüşür. Yavrular ilk 3 – 4 hafta boyunca, günde minimum 4 ya da 6 kez emzirilmelidir. 4 haftalığa ulaşıncaya kadar anne sütü normal gelişim için yeterlidir. Bu sürenin sonunda anne sütü yavrunun artan yüksek miktardaki kalori ihtiyacını tek başına karşılayamayabilir. Bu yüzden yavrulara anne sütünün yanı sıra takviye olarak yavrular için hazırlanmış süt tozlarından ve takriben 5 haftalıktan sonra yumuşak mamalardan verilebilir.

    Ancak doğum sonrası herhangi bir nedenle anne sütü sağlanamıyorsa o zaman beslenme dışardan karşılanmalıdır. Bunun için hemen hemen anne sütüne yakın biyolojik yararlılık sağlayan hazır yavru kedi süt tozları vardır. Bunların kullanılması yavrunun sağlıklı gelişimini sağlayacaktır. Bu durumda dikkat edilmesi gereken şey anne olmadığı için yavrunun dışkısı, idrarı takip edilmeli ve varsa gazı giderilmelidir.

    8 Hafta – 12 Ay Arası Beslenme

    Bir çok yavru en geç 8 haftalıkken sütten kesilirler. Bu döneme gelindiğinde yavrular yavaş yavaş sütten kesilmeli ve mamalara geçiş yapılmalıdır. Bu mamalar yavrunun tüm ihtiyacını karşılayacak biçimde olmalıdır. Sık sık, azar azar verilmeli yine dışkı kontrolü yapılmalı, ishal veya kabızlık gibi sorunlar derhal çözülmelidir. Mamalara geçişle beraber temiz ve taze içme suyu sürekli olarak önünde bulundurulmalıdır. Daha önce de belirtildiği gibi yetişkin olana kadar geçen süre içinde beslenme çok büyük önem taşır ve bu nedenle kedinize vereceğiniz gıdaların özenle seçilmiş olması gerekir. Yavru kediler erişkinlere oranla üç kat daha fazla enerji ihtiyacına ve besine ihtiyaç duyarlar. Fakat küçük ağız, diş ve mide yapıları aldıkları ve sindirdikleri gıdanın miktarını büyük oranda kısıtlar.

    Bu nedenle yavru kedilerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek yüksek sindirilebilirliğe sahip hayvansal kaynaklı gıdalar ile beslenmeleri faydalı olacaktır.

    Beslenmede Dikkat Edilmesi Gereken Konular

    B1 (Tiamin) vitamini eksikliği kedilerde sık görülen bir durumdur. Bu nedenle tiaminin parçalanarak yıkımlanmasında rol alan tiaminaz enziminin çiğ balıkta bulunduğu dikkate alınmalı ve kedilere çiğ balık yedirmemeye özen gösterilmelidir.

    Kalsiyum ve fosfor da kedinizin yemeğinde uygun oranda bulunmalıdır. Aksi halde ilerleyen yaşlarda kedinizde kemik deformasyonları söz konusu olabilir.

    Kediler aktif A vitamini sentezi yapamazlar bu nedenle bu ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri hayvansal kökenli gıdaların yemeklerinde bulunmasına özen gösterilmelidir.

    Bu temel özellikler dikkate alınarak hazır mama firmaları tarafından çok çeşitli spesifik ürünler kedilerin beğenisine sunulmuştur. Örneğin kilo almaya meyilli kediler için light mamalar, kıl yumaklarının atılımını kolaylaştıran mamalar, alerjik deri yapısına sahip kediler için kuzu etli mamalar, balıklı mamalar, tavuklu mamalar, iran kedilerine özgü mamalar, deri ve tüy yapısını güçlendiren mamalar, hassas sindirim sistemi olan kediler için sensitive mamalar gibi ..

    Kediler sık sık yemek yemeyi severler. Özellikle idrar taşları açısından (Struvit) problemi olan kedilerde vücut asiditesinin normal seviyede tutulabilmesine yardım için sık yemek yemek önemlidir.

    Sürekli bol ve temiz su bulundurmalısınız. Eğer kuru mama ile besliyorsanız bu bir zorunluluktur.

    Konserve gıdalar her zaman kedilerin tercih ettiği mamalardır. Yalnız bu mamaların tüketimi sırasında tarihlerine ve bombaj yapıp yapmadığına dikkat edin.

    Yiyecekleri konusunda her zaman seçici davranan kediler gıda değişikliklerinden pek hoşlanmazlar. Zorunlu bir değişim yapılacaksa bu geçişin günlere dağıtılarak yavaş yavaş olması sindirim sisteminin adaptasyonu için de yararlı olacaktır.

    Yetişkin bir kedinin beslenmesinde dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlardan bir tanesi de kilosunun kontrol altında tutulmasıdır. Bilindiği gibi fazla kilo her zaman olası bir sorunun (kalp, dolaşım, iskelet sistemi gibi) ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle kediniz kilo almaya başladığında hemen doktorunuza danışarak onun için en uygun diyet mamayı seçerek kilo sorununu çözümlemelisiniz.

    Ev Yemeği İle Profesyonel Hazır Mamalar Arasındaki Farklar

    Ev yemeklerinin karbonhidrat, protein, yağ, mineral ve vitamin oranları belirsiz ve iyi ayarlanamaz, stabil değildir,
    Profesyonel kuru mamaların karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineral oranları iyi ayarlanmış, stabildir.

    Ev yemekleri verildiklerinde hemen tüketilmelidir çünkü çabuk bozulur veya tadını kaybeder,
    Profesyonel kuru mamalar tadını uzun sürekorur ve bozulmazlar.

    Ev yemeklerini kediniz seçerek sevdiği kısımları yer, tamamını bitirmeyebilir,
    Profesyonel kuru mamaları kediniz ayırmadan tamamını tüketir, seçim yapma şansı yoktur.

    Ev yemekleri kedinizde damak zevki yaratır ve tek yönlü sağlıksız beslenmeye neden olur,
    Profesyonel kuru mamalar damak zevki yapsa da tek yönlü beslenmeye neden olmazlar.

    Ev yemekleri maliyet açısından sanılanın aksine daha masraflıdır,
    Profesyonel kuru mamalar alışta masraflı gibi gelseler de günlük miktarları daha ucuzdur.

    Ev yemekleri hazırlanış biçimine ve içeriğine bağlı olarak sindirim bozuklukları, ishal veya kabızlık gibi problemlere neden olabilir,
    Profesyonel kuru mamalar hazırlanış ve içerik açısından değişkenlik göstermediğinden sindirim rahatsızlıklarına, ishal veya kabızlık gibi problemlere fazla neden olmazlar.

    yanıtla: Kediler İle İlgili Genel Bilgiler #33769
    blankMehmet AKIN
    Katılımcı

    Yavru Kedi Seçimi

    Kedinizi Seçerken Nelere Dikkat Etmelisiniz ?

    Eğer bir kedi almaya karar verdiyseniz ve bu sizin ilk kediniz olacaksa onun size değil evine bağlı olacağını, size çok kızdığında bir tırmık atabileceğini, hatta sevmeniz için yanınıza gelmeme ihtimalinin de olduğunu bilmelisiniz. Bu durumlar tamamen karakteri ile ilgili olarak yaşanabilecek olasılıklardır.

    Genel olarak kediler uyumlu hayvanlardır ve hayatlarını idame konusunda oldukça yeteneklidirler. Çiş ve kaka sorunları çok çabuk çözümlenir, uzun süre yalnız başlarına kalabilirler ve bu durumdan oldukça hoşnutturlar. Yaşayabileceğiniz büyük problemler; yemek seçiciliği, sürekli sokağa çıkma istekleri ve çiftleşme dönemlerdeki huzursuzluklarıdır.

    Öncelikle karar vermeniz gereken konu ırkı ve cinsiyetidir. Çünkü yaşanabilecek sorunlarda bu iki faktör önemlidir.

    Erkek kediler, seksüel olgunluğa eriştikten sonra özellikle de çiftleşme dönemlerinde alanını belirlemek ister ve tuvaletini yaparak işaret bırakır. Tamamen içgüdüsel olarak yapılan bu işlem evinizde sizi rahatsız edebilecek keskin bir kokunun oluşmasına neden olabilir. Böyle bir durumu önlemek mümkün olabilir. Kastrasyon operasyonu ile testisleri alınan erkek kedilerde hormonal baskı kaldırılacağından bu sorunu kolayca çözümleyebilirsiniz.

    Ayrıca erkek kedilerde 3 ile 4 yaşlarından itibaren idrar taşı problemleri sık yaşanan sorunlardan birisidir. Bu durum üriner sistemin anatomik yapısı ile ilgilidir.

    Dişi kediler de alan belirleme gibi bir eylem olmaz ancak seksüel olgunluğa eriştikten sonra arkası kesilmeyen bir çiftleşme isteğindedir ve bu nedenle sürekli dışarı kaçma çabası veya sürekli bağırmaları katlanılamaz bir hal alabilir. Ayrıca dışarı kaçışları da istenmeyen gebeliklerle son bulabilir.

    Hem erkek hem de dişi kedilerde alt üriner sistem rahatsızlıklarına oldukça sık rastlanmaktadır. Öyle ki, yaklaşık % 60 oranında görülebilen bu hastalıklar ciddi sorunlara neden olabilir. Ancak böyle bir durumu önceden bilmek koruyucu önlemler almak birçok problemin önlenmesinde faydalı olacaktır. Bu amaçla periyodik olarak check-up, idrar tahlilleri ve uygun gıdalar ile besleme kedinize bu konuda sorunsuz bir yaşam sağlayabilir.

    Sağlıklı bir kediniz olmasını istiyorsanız tercihinizi sahipli bir yavru almak yönünde kullanmalısınız. Aşılı anneden doğan yavrular anneden aldıkları maternal antikorlar sayesinde hastalıklara karşı daha dirençli olacağından aşıları tamamlanıncaya kadar olan dönemde sorun yaşama riskini minimuma indirmiş olursunuz.

    Bir pet-shoptan alacaksanız aşısının yapılmış olmasına dikkat etmeniz, eğer imkanınız varsa onu bir süre gözlemleyerek genel durumunu takip etmeniz veya bir veteriner hekimden genel olarak sağlık durumu hakkında bilgi almanız faydalı olacaktır.

    Kedi almaya karar verdiğiniz anda evinizde de bazı değişikliklerin olacağını göz önünde bulundurmalısınız. Bu ileride mutsuzluk yaşamamanız için bilmeniz gereken önemli bir detaydır.

    Tüm canlılar gibi onunda bakıma ihtiyacı olacaktır. Düzenli aşı ve paraziter uygulamaları yanında tüylerinin fırçalanması, kumunun temizlenmesi, suyunun yenilenmesi ve yemeğinin verilmesi gibi her gün düzenli olarak karşılanması gereken rutin ihtiyaçları vardır. Uzun tüylü kedilerin fırçalanma ihtiyaçları kısa tüylülere oranla daha fazladır. Çünkü oluşan kıtıklar deri problemleri yaşanmasına neden olabilir. Eğer titiz bir insansanız veya yoğun bir iş yaşantınız varsa bu durumu gözeterek tercihinizi kısa tüylü bir kediden yana kullanmalısınız.

    Kedi almaya karar verdiğiniz anda evinizde de bazı değişikliklerin olacağını göz önünde bulundurmalısınız. Bu ileride sorun yaşamamanız için bilmeniz gereken önemli bir detaydır.

    Kırılacak biblolarınızı kapalı dolaplara koymanız, tehlike yaratacak eşyaları da kaldırmanız gerekebilir.

    Evinizde çiçekleriniz varsa, özellikle deve tabanı, dieffenbachia gibi dal ve yapraklarında kediniz için zehirli etki yapabilen maddeler içerdiğinden kedinizin ulaşamayacağı bir yere koymanız ve hatta riski minimuma indirmek için tamamen evden uzaklaştırmanız gerekebilir.

    Ayrıca yüksek bir apartman dairesinde yaşıyorsanız pencere ve kapılarınıza koruyucu tel ile kaplamanız gerekecektir. Çünkü kedilerde en sık görülen kazalar içinde düşmeye bağlı yaralanmalar hemen hemen ilk sıralarda yer almaktadır.

    Tırnaklarını törpüleme ihtiyacı kedinin doğasından gelen bir durumdur ve bu işlem için uygun mekanlar yaratmazsanız koltuklarınızı feda etmeniz gerekebilir. Bu amaçla tırmalama tahtası veya bir halı parçası ile kaplanmış bir tahtayı onun kullanımına sunmalısınız.

    Kedinizi seçerken dikkat edebileceğiniz önemli bir konu da ırkı ve ırkına bağlı olarak yaşayabileceğiniz spesifik problemleridir. Örneğin bir iran kedisi almaya karar verdiyseniz sürekli bir göz yaşı akıntısı olabileceğini, ciddi deri problemleri ile karşılaşabileceğinizi, burun yapıları nedeniyle solunum problemleri olabileceğini ve kafa yapısının iri olmasına bağlı olarak güç doğumlar yaşayabileceğinizi hatırda tutmalısınız.

    Taşınmayı düşünüyorsanız veya yakın zamanda tatil planınız varsa kedi alma kararınızı biraz ertelemeniz faydalı olacaktır. Yaşayacağı mekan değişiklikleri onun strese girmesine ve adaptasyon güçlüğüne neden olabileceği gibi tüy dökme, yemek yememe ve hırçınlık gibi bazı problemler yaşanmasına neden olabilir.

    Kedi alma kararını bir kez daha gözden geçirmeniz sizin için nasıl bir kedinin uygun olacağını araştırarak kararınızı bu doğrultuda vermeniz, birlikte yaşanacak sürecin mutlu ve huzurlu olması için önemlidir.

    yanıtla: Av Köpeklerini Tanıyalım #33768
    blankMehmet AKIN
    Katılımcı

    [align=center]gorunt4cy0.jpg
    GREYHOUND[/align]

    Greyhoundlar varolan en eski görüntüyle kovan tazı ırklarından biridir.Eski Mısır’da sahibiyle beraber gömülmüş,mumyalanmış Greyhound izlerine raslanmıştır. Greyhoundlar o yıllarda tıpkı Saluki ve Sloughi(eski bir tazı ırkı) gibi avda en fazla kullanılan ırklardı,bunu Eski Mısır mezar süslerinden ve yazıtlarından anlayabiliriz.
    Greyhound görüntüyle kovan tazı ırkları arasında en hızlı olanıdır.

    Bir greyhound saatte 80-90 km yapabilir ve bu hızını 1.5 km muhafaza edebilir. Asırlar süren bir zaman periodu içerisinde en iyi köpeklerin seçimi ırka tam bir atlet görünümü vermiştir. Greyhound ufak, uzun ve sivri kafa yapısıyla, uzun boynu ve ”gül” tabir edilen kulaklarıyla inanılmaz bir aerodinamik yapıya sahiptir. Greyhound görünüm itibariyle rüzgar direncine göre adeta Tanrı tarafından dizayn edilmiştir. Greyhound 11 ve 14. Yüzyıllar arasında İngiltere’de bir soyluluk göstergesi olarak kabul edilmişti ve normal halktan bir insanın greyhound beslemesinin cezası idamdı.

    Greyhoundlar günümüzde Avrupa ve Amerika’da çok popüler olan köpek yarışlarının vazgeçilmezleridirler ve halen av da kullanılırlar. Greyhound isminin köpeğin tüy renginin gri olmasından kaynaklandığı sanılmaktadır, ancak rengi gri olmayan Greyhound’lara da sıklıkla raslanmaktadır. Greyhound hızlı olmasının yanında Afgan tazısının tersine çok da zeki bir köpektir.

    Greyhound köpek ırkları arasında en temiz ve titiz olanıdır.Greyhound vücudunun pis olmasından ve kokmasından çok rahatsız olur. Greyhound’un tüy yapısı kısa ve yumuşaktır. 1700 lü yıllarda Greyhound’ların Bulldog’larla çiftleştirilmesiyle (mantığının ne olduğunu bilemiyorum ancak bilgi doğrudur) çok geniş bir renk yelpazeleri olmuştur. Erişkin bir erkek greyhound 60-65 cm yüksekliğinde ve 35-40 kg ağırlığındadır. Bu ırk ülkemizde av köpeği olarak kullanılmamaktadır.

    yanıtla: Av Köpeklerini Tanıyalım #33767
    blankMehmet AKIN
    Katılımcı

    [align=center]wpe24lp7.jpg
    SALUKİ
    [/align]

    Saluki varolan en eski görüntüyle kovan av tazılarından biridir. Asur, Sümer ve Eski Mısır tapınaklarında sıklıkla Saluki resimlerine raslanmaktadır. Saluki yaklaşık olarak 7000 yıldır hiç bir değişim göstermeden günümüze gelmiş tek tazı ırkıdır. Sıcağa son derece dayanıklı olan Salukiler günümüzde tavşan avında kullanılırlar ancak çok eski yıllarda Salukilerin, gazel, çakal, tilki, yabani eşek ve hatta toy avında kullanıldıklarına dair bilgilere rastlanılmaktadır.

    Salukinin avlanma stili avı kovalama, yıkma ve öldürdüğü avı aport etmektir (taşıyabileceği ağırlıkta ise). Salukiler , tazılar arasında çok amaçlı diyebileceğimiz tek ırktır. Eski yıllarda, 2000-3000 yıl boyunca Orta-Doğu’da yaşayan Bedeviler tarafından yetiştirilen Salukilerin bu denli popüler olmasında ki tek neden Salukinin tencereyi her ne bulursa bulsun doldurmaktaki yeteneğiydi.

    Hepimizin bildiği gibi İslam dininde köpek pis bir hayvan olarak bilinir ancak Salukiler her zaman bu yaklaşımın dışında tutulmuşlar ve Bedeviler tarafından çocuklarına Allah tarafından hediye edilmiş bir varlık olarak kabul edilmişlerdir. Bedevi inanışlarına göre bir Saluki asla satılmaz sadece hediye edilir. Salukinin tarihsel olarak bir orijini yoktur. Dağılımı ve bulunduğu bölgeler Kuzeyde İran, Irak ve Türkiye, Güneyde ise Arap Yarımadası, Mısır ve Kuzey Afrika’ya kadar olan bölgelerdir.

    Saluki dış görünüş itibariyle tam bir atlettir. Saatte 35-40 mil süratle ve bu sürati 5-6 dakika hiç yitirmemeksizin koşabilirler. Bu Salukiyi dünyanın en dayanıklı maratoncusu yapar. Salukinin bu kadar iyi bir avcı olmasında hem bu sürati korumasının hemde 4 ayak süspansiyonu denilen bir özelliğe sahip olmasınında etkisi vardır. Saluki koşarken 4 ayağınıda yerden keserek uzun sıçrayışlar yapabilir.

    Erkekler 50-60 cm yüksekliğindedirler, dişilerse erkeklerden biraz daha kısadırlar. Tüy yapısı yumuşak ve ipeksidir. Belirli bir tüy rengi standartı yoktur, her renk kabul edilir. Kafalarının ortasındaki beyaz leke ırkın yaratıcısı olan Bedeviler tarafından ”Allahın Öpücüğü”, sırtlarındaki beyaz leke ise ”Allahın Parmak İzi” olarak adlandırılır. Kısaca Salukiler son derece özel, hızlı ve tam anlamıyla bir av tazısıdırlar. Ne mutlu ki çok bilinmemekle beraber meraklıları tarafından saf kan Salukiler ülkemiz meralarında halen kullanılmaktadır.

    yanıtla: Av Köpeklerini Tanıyalım #33766
    blankMehmet AKIN
    Katılımcı

    [align=center]borzoivq4.jpg
    Borzoi(Russian Wolf Hound)[/align]

    Borzoi,Rusya kökenli tazı ırkları arasında en soylu sınıfa sokulan , dış görünüşüyle de son derece alımlı olan bir köpektir. Borzoi’ler Rusya’da soylular tarafından kurt avında kullanılırlardı bu sebeple diğer bir adı da Rus kurt tazısıdır.
    Borzoi’nin ilk ırk standartları 1650 yılında yazıya dökülmüştür.Irkın devamını sağlayan kişi olan Rusya Grand Dükü Czar Nicholas 1873 yılında ilk Borzoi Kulübünü kurmuştur.Irkın ataları Saluki’ler ve yerel Rus tazılarıdır.1917 yılında ki Rus devriminden sonra Borzoi’ler Avrupa ve Amerika’da da görülmeye başlamıştır.

    Borzoi dış görünümü itibariyle çok kırılgan ve nazik görünsede gerçekte çok dayanıklı bir ırktır.İpeksi ve dalgalı bir tüy yapısı vardır.Tricolorda dahil olmaz üzere çok çeşitli renklerde olabilir.Erişkin bir Borzoi 65-70 cm yüksekiliğinde ve 40-50 kg ağırlığındadır

    Borzoi’ler büyüklükleri dolayısı ile ev içerisinde bakıma uygun köpekler değillerdir ,ayrıca sessiz yapıları itibariyle bekçilik de yapamazlar.Bir Borzoi sadece koşmaya ve yakalamaya yarar.Borzoiler’le yapılan çayır kurdu(coyote) avı son yıllarda Amerika’da popüler bir hal almıştır. Ülkemizde bu ırka raslanılmamaktadır.

    yanıtla: Av Köpeklerini Tanıyalım #33765
    blankMehmet AKIN
    Katılımcı

    [align=center]kokuko5gu1.gif
    Deutsch Jagd Terrier (Alman Av Terrieri) [/align]

    Anavatanı Almanya’dır.İki ünlü Alman kovma köpeği yetiştiricisi olan Zengenberg ve Check ,sadece tavşan ve tilki kovmanın dışında karaca ve domuz da kovabilecek yetenekte küçük,sert,cesur ve hızlı bir köpeğin arayışına girdiler.1923 yılında Fox terrier ve fırça tüylü İngiliz terierlerinin çiftleşmesini takiben koyu renkli yavruların alınmasıyla ırk yavaş yavaş oluşmaya başladı.

    1932 yılında ilk etapta elde edilen köpeklerin arasından en iyileri alınarak 2. basamağa geçildi.8 yıl süren bu süreç içerisinde eski İngiliz terierleriyle tekrar çaprazlanan ırk son olarak Welsh terierlerinin kanının da eklenmesiyle 1940 yılında son haline ulaştı ve günümüzdeki görüntüsünü aldı.

    Bir Alman Av Terierini tanımlamak için ”küçük ve cesur” en doğru seçilmiş kelimelerdir.Omuz yüksekliği erkeklerde 30-34 cm ,dişilerde 25-30 cm,ağırlıkları ise erkeklerde 17-23 kg dişilerde ise 15- 19 kg kadardır .Alman Av Terrierleri Fox hound yada Harierlar gibi kovma esnasında sürü veya kalabalık bir güruha ait olma hissi taşımazlar.

    Daha açık bir dille tek bir av terrieri tek başına koca bir azılıyı önüne katıp vurdurabilir.Alman Av Terrierinin takdire değer en büyük özelliği domuzu çok yakın kovarak ve domuza hamle yaparak domuzu yavaşlatması hatta domuzun kulağına yada yumurtalıklarına yapışarak avcıya atış imkanı vermesidir.

    Mat siyah-sarımsı kahve ırkın tek rengidir.Tüy yapısı soğuğa ve sıklılara dayanabilecek karakterdedir.Alman av terrieri kovma kabiliyetinin yanında Almanya’da su avlarında aport köpeği olarakta kullanılır.Ülkemizde hemen hemen meralarda hiç görünmemekle beraber meraklıları tarafından Almanya’dan getirilen Alman Av Terrierlerine enderde olsa raslanmaktadır.

    yanıtla: Av Köpeklerini Tanıyalım #33764
    blankMehmet AKIN
    Katılımcı

    [align=center]kokuko9dy0.jpg
    Grand Basset Griffon[/align]

    Anavatanı Fransa olan bu ırkın 2 türü vardır.Küçük olanına petit griffon büyük olanına grand griffon denir.Sözlük manasıyla Petit küçük,grand büyük ,basset ise kısa ayak demektir.Ufak olan petit basset griffon daha çok tilki ve tavşan avlarında, grand basset griffon ise domuz ve geyik süreklerinde kullanılırlar.Her 2 ırkta kovarken ses verirler.Ender ırklardandırlar ve ülkemizde hiç yoktur.

    yanıtla: Av Köpeklerini Tanıyalım #33763
    blankMehmet AKIN
    Katılımcı

    [align=center]coonhoundqw9.jpg
    COONHOUND[/align]

    Coonhound Amerika Birleşik devletleri kökenli ender ırklardan biridir.Amerika’da kovma avlarında en fazla kullanılan köpektir.Grup olarak kovabildiği gibi tek başına da kovabilir.Coonhound’un bu kadar popüler olmasında ki en önemli 2 sebep bu köpeğin hem gündüz hemde gece iz takibi yapabilmesi ve treeing denilen, kovulan avı sıkıştırıp ağaca çıkartan bir stili olmasıdır.Ağaca kaçan av altında köpek olduğu için kaçamamakta , avcı için çok kolay bir hedef teşkil etmekte ve avlanılmaktadır.Coonhound’un black-tan,blue thick,redbone,ingiliz,walker ve plott olmak üzere 6 çeşidi vardır.Bu farklı isimler köpeğin tüy yapısından kaynaklanmaktadır.

    Coonhound’un Amerika’da sıklıkla kullanıldığı avlar ,ayı,cougar(puma),rakun,yaban domuzu,vaşak,tilki,oposum,geyik ve tilki avlarıdır.Coonhound kovma esnasında ki verdiği ses kalitesiyle de çok sevilen bir köpektir.Yüksek kokulu,zeki,sert ve yorulmaz bir köpek olan Coonhound’un Amerika’nın bazı eyaletlerinde yüksek ödüllü kovma yarışmaları yapılmakta ve büyük bahisler dönmektedir.

    Bu ırk ev de beslemeye kesinlikle uygun bir ırk değildir zira avcılar için çok önemli olan ses kalitesi komşularınızla sizi er veya geç mutlaka birbirinize düşürecektir.Coonhound ülkemizde pek bilinmemekte ve avlarda kullanılmamaktadır.

    yanıtla: Av Köpeklerini Tanıyalım #33762
    blankMehmet AKIN
    Katılımcı

    [align=center]kokuko4fg8.jpg
    BEAGLE[/align]

    Anavatanı İngiltere olan Beagle kokuyla kovan av köpeği ırkları arasında en küçük vücut yapısına sahip ve en popüler olan ırktır.Beagle tam bir tavşan ve tilki avcısıdır ve diğer avlarda fazla randıman vermez.

    Tam olarak kökeni bilinmemekle birlikte atalarının Yunanistan ve Fransa’dan geldiği sanılmaktadır.Beagle’ ın tarihi araştırıldığında ancak 19. Yüzyılın ortalarına kadar geri gidilmektedir ama 14. yüzyılda Beagle’ a benzer ırktaki köpeklerin kullanıldığı tavşan avları resmedilmiştir.Beagle ismi küçük anlamına gelen ”begele” ve ”beag” dan gelmektedir.Beagle, en popüler olduğu konu olan tavşan avıcılığı ile Queen Elizabeth’in favorisi olmuştur.Beagle bir ”grup” av köpeğidir ve tek başına kovmaktansa grupla kovmayı tercih eder,ayrıca Beagle kokuyla kovan av köpekleri arasında en hassas buruna sahip köpeklerden biridir.

    Beagle 1873 yılında British Kennel Club tarafından kabul edilmiş ve 1888 yılında ilk ulusal Beagle kulübü Amerika’da kurulmuştur.
    Ne yazık ki Beagle ufak olması ve insana yakın , sıcak karakteri ile tıbbi araştırmalarda en fazla kullanılan köpek haline gelmiştir.
    Beagle’lar kısa tüylü kovucu av köpekleridir.Tüy renkleri siyah,beyaz ve açık kahvenin kombinasyonlarıdır.Beagle’nin küçük ve büyük olmak üzere 2 türü vardır.Genellikle ingiltere’de olan türler daha küçük yapılı Amerika’da olan türler daha iri yapılıdırlar,ancak önemli olan nokta iri bir Beagle’nin çok benzeri olan Harrier’larla karıştırılmaması gerektiğidir.

    Ortalama olarak erişkin bir Beagle’nin yüksekliği25-35 cm ve ağırlığı 10-15 kg’ dır.Çok sıcak kanlı insana yakın ve ev içerisinde bakılmaya müsait köpeklerdir.Ülkemizde iyi bilinmekle birlikte meralarda hemen hemen hiç raslanılmamakta daha çok avla alakası olmayan insanlar tarafından sadece popüler olduğu için beslenilmektedirler.

    yanıtla: Av Köpeklerini Tanıyalım #33761
    blankMehmet AKIN
    Katılımcı

    [align=center]kokuko10oz8.jpg
    Harrier[/align]

    Anavatanı İngilteredir.12. yy ın ortalarına kadar Harrierlara ait kayıtlara raslanılmaktadır.Beagle a çok benzer hatta beaglenin irisi bile demek mümkündür.İngilterede daha çok at üstünde Terrier-men denilen avcılarla at üstünde yapılan tilki ve tavşan avlarında kullanılırlar.Grup olarak avlanmaktan hoşlanırlar .Coonhound,bassethound yada alman av terieri gibi tek başlarına av kovabilen bir ırk değildir.Bir harrierdan tek olarak randıman alınamaz.Kovarken ses verirler.3 renk,siyah beyaz açıkkahve,ve 2 renk versiyonları vardır.Ortaboyda sağlam yapılı ve enerjik köpeklerdir.

    yanıtla: Av Köpeklerini Tanıyalım #33760
    blankMehmet AKIN
    Katılımcı

    [align=center]foxhounden3.jpg
    İngiliz Foxhound[/align]

    İngiliz Foxhound ‘un anavatanı İngiltere’dir.Geçmişine bakıldığında 1600 lü yıllara kadar gidilebilir.O yıllarda ”Stag” denilen bir tür geyiğin avı çok popülerdi ve bu avda Foxhound benzeri , sürü halinde çalışan köpekler kullanılıyordu.Stag denilen bu geyiğin azalmasıyla soylu aristokratlar arasında çok popüler olan bu tarz avda geyik yerine tilkiler avlanılmaya başlandı.Bu avda kullandıkları köpekler arasından en hızlı,en dayanıklı ,kokusu en kuvvetli ve sesi en yüksek olan köpekleri seçen soylular zaman içerisinde günümüzün Foxhound’unu yarattılar.

    Fox hound adından da anlaşılabilceği gibi tam bir tilki köpeğidir,merada zekasıyla ünlü tilki ile sonunda genellikle tilkinin mat olduğu bir satrancı oynar.Tilkinin zekasına karşı kendi zekasını,süratini ve burnunu kullanır.Foxhound’lar grup köpekleridir ve tek başlarına tam randımanlı av kovamazlar.Yakın akrabası olan Amerikan foxhound ‘u ile arasında ki tek fark Amerikan Foxhound’unun daha iri yapılı olmasıdır.

    Foxhound’lar beyazdan siyaha ve siyah -beyaz -açık kahve kopoy rengi olan geleneksel renklerine kadar her renkte olabilirler.Foxhoundlar, erişkinleri ortalama 50 -55 cm yüksekliğinde 30-35 kg ağırlığında kısa ve yumuşak tüylü,insana yakın ama sürü şefi olan alfa ırkdaşına daha yakın,ev içerisinde beslemeye pek müsait olmayan çok hareketli köpeklerdir.Ülkemizde bulunmamakta ve meralarda kullanılmamaktadır.

    yanıtla: Av Köpeklerini Tanıyalım #33759
    blankMehmet AKIN
    Katılımcı

    [align=center]kokuko11wz7.jpg
    BLOODHOUND [/align]

    Anavatanı İngiltere olan bu ırkın günümüzde en fazla popüler olduğu yer Amerika Birleşik Devletleridir. Bloodhound un geçmişi 14. Yüzyıla kadar uzanır.Köpeğin ataları tam olarak bilkinmemektedir.İngiltere’de esas olarak domuz ve geyik avında kullanılan Bloodhounlar domuz ve geyik popülasyonundaki azalmalar ve tilki ve tavşan avının daha revaçta olmasıyla anavatanlarındaki popüleritelerini kaybetmişlerdir.

    Ancak Amerikada bu ırk son derece popülerdir ve ayı avından pumaya kadar bir çok avda kullanılırlar.Blodhound un adına aldanıp sakın kan takip köpeği olduğunu düşünmeyin .Bloodhound ”hound of pure blood ” demektir,yani saf kan köpek.Bloodhound daha çok soğuk iz denilen eski izlerde üstün başarı gösteren köpeklerdir.Bloodhound tüm av köpeği ırkları arasında en keskin buruna sahip köpektir.

    Açık kahve ,siyah-kahve gibi renk versiyonları olan bloodhound un üzerine 2 boy büyük gelen bir dersi vardır.Kafasını koku sürmek amacıyla aşşağı eğdiğinde bu deri yüzüne toplanır hatta gözlerini kısmen kapatarak köpeği sadece burnunu kullanmaya zorlar.Gelişkin bir köpek yaklaşık 45 kg ve 50 cm yüksekliğindedir.Bloodhoundlar iz sürerken ses vermezler.Ülkemizde meralarında gözükmeyen bir köpektir.

15 yazı görüntüleniyor - 2,086 ile 2,100 arası (toplam 2,740)