Oluşturulan forum yanıtları
- YazarYazılar
-
Mehmet AKINKatılımcı[align=center]

Clumber Spaniel[/align]Clumber Sanielin orijini ve nasıl ortaya çıktığı hakkında birden çok teori vardır.Bunlardan ilki 17.yy ın ortalarında Fransız bir asilzade ve toprak sahibi olan Dük de Noailles’in Fransız ayaklanmasından kurtulamayacağını düşünüp kendi çiftliğinde yetiştirdiği tüm Clumberları İngiliterede yaşayan arkadaşı Newcastlenin II. Düküne vermesidir.
Bu Clumber spanieller daha sonra Sherwood ormanında Clumber parkındaki
bir çiftlikte yetiştirilmeye devam etmişlerdir.Clumber spanielin çok net olmamakla beraber tahmini ataları basset hound,ilk avrupa spanielleri ve nesli kaybolmuş alp spanielidir.İz takibinde ve aportta iyi fermasız bu ırk ülkemizde hiç yoktur ve meralarda görülmez.
Mehmet AKINKatılımcı[align=center]

English Springer Spaniel / Field Spaniel / English Cocker Spaniel[/align]Spanielin adından da anlaşılacağı gibi anavatanı İspanya’dır.İngiltere ve Avrupa’ya Romalı lejyonerler tarafından sokulmuşlardır.Springer’ ın Türkçe karşılığı fırlatmak demektir.Springer Spaniel diğer tüm Spaniel ırkları gibi(Epaugneol Breton yani Britanny Spaniel hariç) fermasız parlatıcı(flusher) veya isminden de anlaşılacağı gibi fırlatıcı bir ırktır.Field spaniel,ingiliz cocker spaniel ve springer spaniel birleriyle çok fazla melezlenmiş ırklardır ,dolayısıyla sadece vücüt ölçülerine,kilolarına ve renklerine göre isim değiştirirler.
13 kilogramın altında ve düz kahve renkli olanlarına cocker 13-15 kilogram siyah beyaz olanlarına springer spaniel ve 15 kilogramdan büyük ve siyah beyaz olanlarına field spaniel denir.Meralarda daha sık kullanılan ,av güdüleri daha gelişmiş olan ırklar springer spaniel ve field spanieldir.Çok enerjik ufak boylarıyla orman ve açık arazilerde çok iyi çalışan sudan ve soğuktan etkilenmeyen spanieller en çok Amerika ve İngiltere’de kullanılırlar.Avın yakınlarda olduğunu ferma vermeden vücut dilleriyle belirtirler.Fermasız oluşu yüzünden ülkemizde pek rağbet görmezler
Mehmet AKINKatılımcı[align=center]

İtalyan Puanteri[/align]Anavatanı İtalya olan 2 fermalı av köpeği ırkından biridir.Kuzeni olan İtalyan Spinoneden daha kısa tüylü ve daha ufak yapıdadır.İtalyan brakı yani İtalyan Puanteri merada yavaş ancak emin adımlarla ,ahenkli arayan bir köpektir.İtalya’nın Güneyi’ne özgü bir köpektir ve daha çok keklik avında kullanılır.Rönesans zamanında soylular tarafından çok revaçta olan kuş avında kullanılırlardı.İtalya’nın güneyinde söz sahibi olan Gonzaga ve Medici aileleri tarafından yetiştirilmişlerdir ve tüm fermalı köpek ırkları gibi artık kayıp bir ırk olan İspanyol Puanteri ile yakın akrabalıkları vardır.
İtalyan puanterinin 2 versiyonu vardır.Portakal-beyaz renk yapısına sahip olan Piedmont orijinli ve kahve rengi -beyaz renk yapısına sahip olan Lombardy orijinlidir.Lombardy orijinli olanları daha ufak yapıdadırlar ve dağlık araziye daha fazla uyum gösterirler.!9 Subat 1949 yılında İtalyan kennel Club tarafından secerelendirilmişler akabinde AKC ve FCI tarafından kabul edilmişlerdir.Erişkin erkekleri 35-42 cm yüksekliğinde ve 30-35 kg ağırlığındadırlar.Yumuşak başlı,yüksek av hırsına sahip bu köpek merada ağır kaldığı için hız merakı İtalyanlar tarafından pek kullanılmasalarda halen ülkemiz haricinde ki meralarda ender de olsa raslanmaktadır.
Mehmet AKINKatılımcı[align=center]

Fransız Brakı [/align]Fransız Brakı adından da anlaşılacağı gibi Fransız orijinli çok eski bir ırktır.Köpeğin tarihi 17.yüzyıla kadar dayanmaktadır.Fransız brakı yumuşak karakterli ve kolay eğitilebilen çok zeki ve hırslı bir ırktır.Avda son derece süratli ve gözüpek olan Fransız brakları susuzluğa,sıcağa ve kuraklığa karşı çok dayanıklıdırlar.Fransız Brakının eğitiminde dikkat edilecek en önemli husus köpeğe fazla sert davranılmaması gerektiğidir.Algılama kabiliyeti yüksek olan bu ırka, ondan ne istediğinizi anlatabilmeniz yeterli olacaktır.Irkın yaratıcıları olan eski Fransız yetiştiriciler Fransız Brak’ını merada uçan köpek olarak tanımlarlar.
Fransız Brakının küçük ve büyük olmak üzere 2 tipi vardır.Her 2 türünde karakterleri birbirlerinin aynıdır ancak ufak olan türü çok daha süratlidir.Fransız Brakı fermada sabırlıdır ancak kokuda sabit kalan bir köpek değildir,yürüyen kuşu arayı açmadan kokuyu tazeleyerek uçurmadan takip eder.Meranın durumuna göre hem yerden hemde havadan koku kabiliyeti vardır.Fransız Brakının merada çalışmasını seyretmek çok zevklidir.
Çok hareketli bir köpek olduğundan ev içinde beslemeye pek uygun değildirler.Kısaca özetlemek gerekirse Fransız brakı dayanıklı av güdüleri çok gelişmiş süratli bir av köpeğidir.
Daha büyük tipi olan Gascogne Fransız Brakı 45-50 cm yüksekliğinde ve 30-35 kg ağırlığında,ufak olan Pyrenees Fransız Brakı ise 38-43 cm yüksekliğinde ve 20-25 kg ağırlığındadır.Her iki türünde renk çeşitliliği aynıdır.
Düzbeyaz-kahverengi,kırçıllı beyaz-kahverengi ve ender olarakta kestane renkleri mevcuttur.Ülkemiz meralarında pek rastlanmamakla beraber çok meraklı ve türün kabiliyetlerini bilen az sayıda avcı tarafından Fransa’dan direkt ithal etmek suretiyle getirtilmiş Fransız Brakları mevcuttur.
Mehmet AKINKatılımcı[align=center]

İRLANDA SETTER[/align]Bilinen en eski setter ırklarından biridir ve orijini İrlanda’dır.Yumuşak huylu eve ve çocuklara kolaylıkla uyum sağlayabilen bir karakteri vardır.Etkileyici dış görünümü onun av meralarından uzaklaşıp bir show köpeği olmasındaki en büyük etkendir.Çevremizde gördüğümüz İrlanda seterlerinin hemen hepsi asırlar öncesinden gelen içgüdüsel av yeteneklerini ve av zekalarını yitirmişlerdir.
Ancak İrlanda ve İskoçya’da halen av yapabilen İrlanda setterleri üretilmektedir.İrlanda setterlerinin maruz kaldığı show çılgınlığından kurtulan çoğu köpekte red&white setter denilen vücüdundaki beyaz paftaların show standartlarına uymaması yüzünden showlara kabul edilmemişler ve bunun sonucunda da halen av güdülerini koruyabilmişlerdir.
İrlanda setteri kendisinden daha centilmen olan komşusu İngiliz setterinden çok daha sert ve dayanıklı bir köpektir ancak en büyük zaafı çoğu İrlanda setterinin fermasız oluşu yada ferma sırasında fazla sabırlı olamamasıdır.
Mehmet AKINKatılımcı[align=center]

MACAR VİZSLA[/align]Anavatanı Macaristan olan Vizsla ,Macar puanteri olarakta bilinir.En eski puanter ırklarından biridir.Fermada sabırlı ,soğuk ve sıcağa dayanıklı,iyi kokusu ve aportu olan zeki ,hırslı ve insanla çalışmaya uyumlu köpeklerdir.
Avrupa ve Amerika’da çok popülerdirler.Ülkemizde enderde olsa meralarda rastlanabilen bir ırktır.
I. dünya savaşı sonunda alman işgalinden çıkan macaristanda sadece 6 tane Vizsla kalmıştı.Ancak duyarlı bir avcı ve köpek yetiştiricisi tarafından korunup tekrar kazanılan bu ırkın bugün yüzlerce kulübü vardır.Sarımsı ,bazende mavi gözleriyle,kısa sert açık kahve tek renk tüyleri ve kıvrak yapısıyla hemen dikkat çeken fermalı bir av köpeğidiR.
Mehmet AKINKatılımcı[align=center]

EPAUGNEOL BRETON[/align]Boyundan büyük işleri başaran bu ırkın anavatanı Fransa’dır.Dünya üzerindeki en küçük fermalı av köpeğidir.Spaniel sınıfı içerisindeki tek fermalı köpek olan Breton çok hassas burunlu,sahibiyle mera içerisinde yakın çalışmayı seven,sıcak kanlı,aile ortamına uyumlu çok süratli bir köpektir.Breton hem spanielin süratine hemde setterin ferma kabiliyetine sahiptir.
Bretonun hikayesi 19. Yüzyılın ortalarına kadar uzar.Fransa’ya çulluk avı için giden İngiliz centilmenler yanlarında giderken Setterlerinide götürmüşler ve gelecek sezone tekrar geliriz diye köpeklerini Fransa’da ki mera sahiplerine bırakıp dönmüşlerdir.Bu köpeklerden bazıları o bölgede popüler bir ırk olan French spaniellerle çiftleşmiş ve zaman içerisinde Epaugneol Bretonlar ortaya çıkmıştır.Bretonun atası olan Fransız spanilleri ”les fougueux” yüksek ruhlu köpek adıyla tanınan kısa kuyruklu, ufak ,siyah beyaz,çok çalışkan ve sadece çantayı doldurmak için çalışan köpeklerdi.İngiliz setterleriyle bu köpeğin melezi olan Breton her iki ırkında en iyi özelliklerini almıştır.
İlk Breton kulübü 1907 yılında Fransa’da kurulmuştur.Avrupa’da bu kadar popüler olmasıyla Amerikalıların da ilgisini çeken Breton bu ülkeye de girmiş ve çirkin Amerikan elinin değmesiyle(Amerika’lı yetiştiricilerin, üzerinde uğraş verilmiş ve mükemmelleştirilmiş ırkları bozmak gibi bir yetenekleri vardır) Britanny spaniel adını almıştır.Oysa ki Britanny Spaniel Epaugneol Bretonun sadece kuzenidir.
Bretonun Fransız Breton kulübü tarafından kabul gören renkleri 3 renk te dahil olmak koşuyla siyah,beyaz,liver,portakal ve sarının kombinasyonlarıdır.Yerden yüksekliği 28-35 cm,ağırlığı ise 14-20 kg arasında değişir.Epagneul Breton kolay eğitilebilir bir köpektir ve bazı diğer ırklara uygulanan sert ve otoriter yaklaşımlar bu ırkın yumuşak psikolojik yapısına uygun değildir
Mehmet AKINKatılımcı[align=center]

GOLDON SETTER
[/align]Bu ırk Gordon’un 4. Dük’ü Alexandar tarafından bulunmuş ve geliştirilmiştir.O tarihlerde ırkın bu kadar popüler olmasının nedeni İngilizlerin gelenekselleşmiş atmacayla yapılan avlarında köpeğin atmacayla çok uyumlu çalışması ve en önemlisi hemen hemen hiç boş ferma vermemesiydi.
Günümüzde bile Gordon setterler yırtıcı kuşlarla yapılan avlarda kullanılmaktadır.Gordon setterler genel olarak ağır,tüm gün sürecek bir ava katlanabilecek güçte olmayan köpeklerdir ve eğitimleri zordur.Irkın genetik geçmişinde ve tanımlamalarında bazen bu ırkın atalarından birinin Border Koliler olduğu söylenir ama bu tamamen yanlıştır.Irkın ataları çeşitli(17.ve 18.yüzyıllarda yani fermelı av köpeklerinin İngiltere’de popüler oldu yıllarda hemen hemen her bölgenin,her toprak sahibinin kendi ırkını geliştirebilmek gibi bir arayışı ve bu kişilerin arasında oluşmuş müthiş bir rekabet vardı) İngiliz ve irlanda setterlerinden oluşmuş bir genetik havuz ürünüdür.İngiltere’de ve Dünyada tüm black&tan denilen setter türleri Gordon olarak kabul görmüştür.Çok ender olamakla beraber tricolor Gordonlarda mevcuttur.Sir Edward Laverack 1872 yılında yazdığı kitabında Gordon setterleri şöyle tanımlıyor.’Gereğinden fazla büyük kafası olan,gereğinden fazla ağır ve yavaş olan,zor eğitilebilen köpekler’.
Mehmet AKINKatılımcı[align=center]

İNGİLİZ SETTER’İ[/align]Tüm fermalı av köpeği ırkları arasında İngiliz Setterinin yeri her zaman ayrı tutulmuştur.Hem dış görünümüyle hemde av da ki inanılmaz yetenekleriyle İngiliz Setteri günümüzün en popüler fermalı ırkları arasındadır.
İngiliz setteri isminde ingilizlik olsa da aslında diğer pek çok fermalı ırklar gibi İspanya kökenli bir köpektir.Daha doğru bir tanımla İngiliz Setteri ferma veren bir Spaniel’dir.İngiltere’de ferma verebilen ilk köpek hakkında ki bilgiler Dr. Johannes Caius’un 1576 yılında yazdığı Canibus Britanicus adlı kitapta mevcuttur ancak bu tarihten daha önce böyle bir bilgiye ulaşılmamıştır.
Kitapta bulunan bilgilere göre İngiltere’ye ilk kez giren ve ferma yeteneği olmayan Spanieller,ağ ile kuş yakalamada kullanıldılar ancak ferma vermedikleri için randıman alınamadı ve bu köpeklere ferma iç güdüsü aşılanılmaya çalışıldı,işte bu ferma verme yetisine zamanla sahip olan Spanieller günümüzün çağdaş İngiliz setterlerinin,Laverack setterlerin ve Llewellin setterlerin atalarıdır.
Son aldığı şekille İngiliz setteri İngiltere’nin en eski fermalı av köpeklerinden biri olmuştur.1873 yılında The Kennel Club ilk kez kurulduğunda tüm multicolor setterler İngiliz Setter olarak nitelendirilmişlerdir.İngiliz setteri, kolay eğitilebilen,sıcak kanlı ve insanla çalışmaya yatkın,fazla bir eğitim verilmese de sahip olduğu iç güdülerle hemen ava giren,süratli ve dayanıklı,hem sıcakta hemde soğukta yorulmadan ve en öenmlisi standart bir sürati tutturarak av yapabilen,havadan kullandığı keskin bir burnu olan ve fermada çok sabırlı bir köpektir.
İşte bu özellikleri İngiliz Setterini dünyanın en çok sevilen fermalı av köpeği yapmıştır.İngiliz Setteri özellikle çulluk avı gibi ormanlık bölgelerde yapılan avlarda bulunduğu ortamla en iyi örtüşen adeta ormana yakışan bir köpektir ve bu söz fazla iddalı da olsa dünyanın en iyi çulluk köpeğidir.
İngiliz setteri ülkemizde fazla doğru olmamakla beraber Laverack Setter olarak da anılır.Edward Laverack 1877 yılında 79 yaşında ölmüş ve tüm hayatını daha iyi av yapan İngiliz setterlerini yaratmaya ve yetiştirmeye adamış bir avcıdır.
İngiliz setteri ,İngiliz puanteri kadar aristokrat ve soylu bir görünüme sahip olmasada son derece sevimli,alımlı ,hareketli ve insana yakın bir köpektir.
İngiliz setteri,kafadan aşağı pafta olmamak koşulu ile portakal – beyaz,siyah beyaz,kahve-beyaz(Puanterlerde bu renk liver olarak geçer), ve 3 renk olabilir.İngiliz setterinde vücüt renk dağılımı çoklukla lekeli veya paftalı kulaklar ve kafadan aşağıya dağılmış çiller şeklindedir.Bu çillerin uzun ipeksi tüylerin arasında yoğunlaşması ve mermerimsi ve hareli bir renk alması,siyah renk hakim köpeklerin ”blue belton” sarı renk hakim köpeklerin ”orange belton” ismini almasına sebep olur ki bu renk tarzı İngiliz setterler arasında en çok beğenilen renktir.İngiliz setterine ait standartlar biribirini pek tutmaz çünkü show tipi bir setterler field yani av ve mera tipi bir setter arasında gözle görünür farklar vardır.Ancak genel olarak erişkin bir Setter 35-45 cm yüksekliğinde ve 25-35 kg ağırlığındadır.Ülkemizde özellikle Marmara ve Trakya bölgelerinde avda en fazla kullanılan ve avcılar arasında en popüler olan köpek İngiliz setteridir.
Mehmet AKINKatılımcı
Tarihçe
Boğa Mastı’larının tarihi XIX. yüzyılın sonlarına uzanmaktadır. Av sporunun çok yaygın olduğu bu dönemde, büyük avlaklarda, kaçak avlanmalar da bir hayli fazla idi ve bu avcıların bir çoğu da avlak bekçilerinin canlarına kıymaktan çekinmiyorlardı. Kaçak avcılarla mücadele etmek ve kendi hayatlarını koruyabilmek için, avlak korucuları güçlü ve cesur köpeklere ihtiyaç duydular. Mastı çok süratli bir köpek değildi, buldog ise kafi derecede iri değildi. Böylece bu iki cinsi birleştirdiler ve “Korucunun Gece Köpeği” adını verdikleri bu yeni türü ortaya çıkarttılar, bu köpekleri özel bir eğitime tabi tuttular. Boğa Mastılar, kaçak avcılar yaklaşırken sessizce oturup bekliyorlardı ve korucudan emir alır almaz harekete geçip kaçak avcıyı etkisiz hale getiriyor ancak onu herhangi bir şekilde hırpalayıp yaralanmasına sebep olmuyorlardı.
Boğa Mastı’larının tercih edilen renkleri, koyu zemin üzerine çizikli desenli olmaları idi, böylelikle gece karanlığında gizlilikle hareket etmeleri kolaylaşıyordu. Arazi sahiplerinin bir çoğu da bu köpekleri bekçi köpeği olarak kullanmaya başladılar. Sonraları, bunlar, bu köpeklerin daha fazla Mastı’ya benzemesi için renklerinin açık kahverengi olmasını, ağız- burun çevresinin koyu renkli olmasını istediler. Yetiştiriciler bir süre sonra, devamlı olarak, her seferinde Buldog-Mastı karışımı yaratmak yerine, Boğa Mastısını, başlı başına bir tür olarak yetiştirme yöntemini tercih ettiler ve ortaya % 60 Mastı’ya, % 40 ta Buldog’a benzeyen bir tür çıktı. Bu tür, 1924’te safkan olarak İngiltere’de ve 1933’te de Amerika’da kabul görüp müstakilen tescil edildi.
Karakter Özellikleri
Nazik, sessiz, sadık bir dost ve koruyucudur: Kolay kolay kızmaz, fakat sinirlendiğinde korkusuzca hareket eder: İnatçıdır, istemediği hiçbirşeyi yapmaz. Yabancı köpeklere karşı saldırganca hareket eder ancak kendi evindeki bütün ev hayvanları ile iyi geçinir. Çocuklara karşı iyi davranır, ancak pek oyuncu değildir. Boğa Mastısının güven ve sevgi dolu bir eve ihtiyacı vardır, ancak çok güçsüz ve halsiz kişilere göre değildir.
Bakım
Boğa Mastısı iri bir köpektir. Her gün hareket etmek ister. Fiziki durumunu böylelikle muhafaza eder, ancak bu isteği aşırı değildir, tasma ile gezdirilmekten, ara sıra atlayıp zıplamasına müsaade edilmesinden hoşlanır. Çok sıcak ve rutubetli havalardan haz etmez. Bu köpek genelde ev içinde muhafaza edilmelidir. Yumuşak bir yataktan ve rahatça uzanabileceği geniş bir sahaya sahip olmaktan hoşlanır. Biraz salyası akar, bazıları horlar. Tüylerinin bakımı kolaydır.
Sağlık
Sağlık sorunları genelde Mastı’nınkilere benzer:Önemli Hastalıklar
Gastric Tortion – Mide Bükülmesi
CHD- Kalçada femür sorunu
Elbow Displasia – Dirsek çıkığı
Küçük Sağlık Sorunları :
Entropion – Göz kapağının içe dönmesi
Nadir Görülen Sorunlar
PRA- Progressive Retinal Atropy
Önerilen Testler: Kalça, diz, göz
Yaşam Süresi: 8 – 10 yılForm ve Fonksiyon
Hemen, hemen en mükemmel vücut yapısına sahip kılınmış olan bu tür, çok kuvvetli ve hareketlidir; gücü, dayanıklılığı ve atik-tetikliği bünyesinde birleştirmiştir. Aşağı yukarı % 60 Mastı ,% 40 Buldog yapısına sahiptir. Yürüyüşü, salınışı yumuşak ve güçlüdür. Arka bacaklarının vücudu ile yaptığı açı ideal durumdadır. Tüyleri kısa ve sıktır, yüz ifadesi sert ve atik-tetiktir. Bu vasıfları ile Boğa Mastı’sı, mütecavizleri kolayca alt edebilmektedir. Ağız-burun bölgesi geniş ve koyu renklidir. Gözleri orta büyüklüktedir. Başı büyük, alnı kırışıktır. Herhangi bir şekilde uyarılıp harekete geçtiğinde, alnındaki kırışıklıklar artar, V şeklindeki kulakları yanaklarına yapışık bir görüntü verir. Sırtı aynı seviyede ve düzdür. Kuyruk konumu yukarıdadır. Rengi Kızılımsı; açık kahverengi ve çizgili olabilir. Ağırlığı erkeklerde 55-65 Kg, dişilerde 50-60 Kg’dır. Yüksekliği erkeklerde 62.5-67.5 cm, dişilerde 60-65 cm’dir.
Boğa Mastı’sı Sizin İçin İyi Bir Seçim midir ?
Buraya kadar izah ettiğimiz özellikleri gösteriyor ki Boğa Mastı’sı çok güvenilir bir bekçi köpeğidir. Birçok ülkede polis kuvvetleri ve orduda görevlendirilmektedirler. Bu maksatlarla kolayca eğitilebilmektedirler. Evde çok sadık ve sevecen bir dost ve arkadaş olarak da yetiştirilmeye müsaittirler. Bekçilik ve koruyuculuk görevini çok mükemmel bir şekilde yaparlar. Diğer ev hayvanları ile iyi geçinirler. Yabancı köpeklere ve insanlara karşı temkinlidirler. Bakımları kolaydır.
Neopolitan Mastı’sı
Mastı’ların bu türü, halen çok popüler değildir. Mazisinin 2500 yıl geriye gittiği ifade edilmektedir. Cedlerinin Molos adlı tarihi köpeklere dayandığı söylenmektedir. Bugün örneği kalmamış olan Moloslar hakkında Rottweiler’lerin tarihçesini anlatırken, kısaca bilgi verilmişti. Neopolitan Mastı’sı da ağır, adaleli yapısı dolayısı ile karşı konulmaz bir bekçi köpeği olarak kullanılmaktadırlar. İyi eğitim aldıklarında da çok sadık ve şefkatli bir ev köpeği olabilmektedirler. Yükseklikleri erkeklerde 75 cm, dişilerde 70 cm’dir.
Kaynaklar
Encyclopedia of Dog Breeds, D.Caroline Coile, Ph.D.
The Ultimate Dog Book, David Taylor
Köpek – Maksut Eren
Ana Brtannica
Büyük Larousse
Petit Larousse
Oxford Universal Dictionary
Sözlerin Soyağacı, Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü, Sevan Nişanyan

minik yavru

Mehmet AKINKatılımcıMastılarla Boğa Mastıları arasında pek çok fark olduğu için biz bunları ayrı bölümlerde incelemekteyiz :
A – Mastı’lar
Tarihçe
Mastıların tarihini inceleyen kaynaklar, Mastı Ailesi ile bugünkü Mastı Türünün biraz farklı şeyler olduğuna işaret etmektedirler. Bu kaynaklarda Mastı Ailesi, köpek dünyasının en eski ve en dikkate şayan grubu olarak tanıtılmaktadır. Sezar’ın harplerde kullandığı köpeklerin ve daha sonraları, köpek dövüşleri, ayı ve boğalarla köpeklerin dövüştürülmesi şeklinde yapılan sözde sporlarda kullanılan hayvanların bu gruba ait olduğunu belirtmektedirler. Bu tip vahşi gösteriler bir zamanlar çok yaygın olduğu İngiltere’de 1835 yılından beri yasaklanmış bulunmaktadır.
Birçok kaynakta, Mastı Ailesine ait görüntülere, M.Ö. 3000 yıllarına ait sanat eserlerinde rastlanmakta olduğundan bahsedilmektedir.Yine bazı kaynaklar, bu köpeklerin İngiltere’ye, Finikeli tacirler tarafından veya dünyayı fethe çıkan Angıllar ve Saksonlar tarafından getirilmiş olduğunu iddia etmektedirler. Bazı yazarlar ise, İngiliz adalarının yerlileri olan Keltlerin, bu köpekleri Jül Sezar’ın İngiltere’yi işgale geldiğinde, Roma ordularına karşı yapılan harplerde kullandıklarına değinmektedirler. Keza, bu köpeklerin XVII. yüzyıla kadar ordu köpeği olarak kullanıldığı söylenilmektedir.
Bugünkü modern Mastı’lara gelince, bunların iki kaynaktan İngiltere’ye ve oradan da dünyaya yayıldığı iddia edilmektedir:
a – Cheshire’deki Lyme Hall Çiftliği
b – Chatsworth’teki Devonshire Dükünün MalikhanesiLyme Hall Çiftliğinde yetiştirilenlerle ilgili olarak bir de efsane mevcuttur. Bu çiftliğin sahipleri, Sir Peers Legh’in varisi olan bir aileden gelmektedirler. Sir Peers, büyük İngiliz şairi Chaucer’in şiirlerinde anlattığı Agincourt çarpışmasında yaralanır. Bu çarpışma Yüzyıl Harpleri esnasında İngiltere ile Fransa arasında vuku bulmuş bir olaydır. Sir Peers’in Mastı cinsi köpeği de muharebede yanındadır ve sahibi yaralandığında başucundan ayrılmaz ve onu düşmana karşı korumaya çalışır. Sir Peers daha sonra ölür fakat köpeği İngiltere’ye getirilir ve bu günkü Mastıların atası olmak üzere malikanedeki yaşantısına devam eder.
Mastı’ların A.B.D. ye ilk defa Mayflower gemisi ile geldiğine dair bazı deliller olduğu söyleniyor ancak Mastı’nın resmen A.B.D.’de tescilinin 1800’lerin sonlarında yapılmış olması bir gerçektir.
Karakter Özellikleri
Mastı, tanrı vergisi olarak, iyi huylu, sakin, yumuşak başlı ve inanılmaz derecede naziktir. İyi karakterli bir ev köpeği olur ancak yayılıp yatmak için geniş yer ister. Çok sadık bir cinstir. Aşırı derecede belli etmese de aile fertlerine son derecede candan bir şekilde bağlanır, çocuklarla iyi geçinir.
Bakım
Yetişkin bir Mastı’nın her gün hafif egzersiz yapması gerekir. Güzel bir yürüyüş yapmak veya oyun oynamak suretiyle bu ihtiyacını giderir. Sıcak havadan hoşlanmaz. Mutedil veya serin iklimlerde açık havada yaşayabilir, ama sıcak iklimlerde buna dayanamaz. Her ne kadar bünyesi açık havada yaşamaya müsait ise de, ailesi ile birlikte evde yaşaması ve sadık koruyuculuk görevini yürütmesi onu çok mutlu eder. Biraz salyası akar. Tüylerinin bakımı çok kolaydır.
Sağlık
Önemli Hastalıklar
CHD – Canine Hip Dysplasia –Femür başının pelvik yuvaya rahatça oturmaması
Gastric Tortion – Midenin, mide muhtevasını ve gazları hapsedecek şekilde bükülmesi
Küçük Sağlık Sorunları
Ectropion – Göz kapağının dışa doğru dönmesi
PPM- Persistent Pupillary Membrane – İris dokusunun bir bölümünün gözbebeğini örtmesi
Vaginal Hyperplasia – Vagina dokusunun,özellikle estrogen etkisi ile aşırı büyümesi
Elbow Dysplasia – Dirsek çıkığı
PRA – Progressive Retinal Atrophy – Retina tabakasının,aşamalı olarak zayıflaması
Nadir Görülen Sorunlar
Cardiomyopathy – Kalp mafsalının tam çalışmamasından mütevellit kalp büyümesi
Önerilen Testler: Kalça, diz, dirsek, göz
Yaşam Süresi: 8 – 10 yıl.
Not: Obeziteye yatkındır.Form ve Fonksiyon
Mastı, iri kemikli ve güçlü adalelere sahip bir köpektir, fazla yüksek olmamakla beraber boyu uzundur. Dayanıklıdır, gücünü yürürken dahi belli eder. İç tüyleri sıktır, dış tüyleri mutedil uzunluktadır. Bakışları atik tetik fakat şefkat doludur. Genel görünüşü azametli ve vakurdur. Ağırlığı ortalama, 85 – 90 Kg; yüksekliği erkeklerde75 cm, dişilerde, 71 cm’dir.
Ön ayakları çok güçlü, birbirinden ayrık, arka ayakları adalelidir. Gözler ufak birbirinden uzakçadır. Rengi açık kahverengi; kayısı rengi; gri veya kahverengi zemin üzerine çizgilidir. Ağız-burun çevresi ve kulaklarının rengi koyudur. Ağız-burun çevresi basık fakat geniştir. Kulakları nispeten küçük, V şeklinde ve uçları kıvrıktır. Sırtı aynı seviyede ve düzdür, kuyruk konumu yüksektedir. Ayakları iridir.
Mastı Sizin İçin İyi Bir Seçim midir ?
Son derecede iyi huylu, müşfik, dost, sadık bir ev hayvanıdır. Bekçilik ve koruma kabiliyeti yüksektir. Evdeki diğer hayvanlarla iyi geçinir. Kolayca eğitilebilir. Çok fazla oyuncu değildir.Yabancılara karşı temkinli davranır. Bakımı kolaydır.
B – Bullmastiff – Boğa Mastısı
Boğa Mastı’ları, Mastı soyunun, Buldog’larla birleştirilmesinden elde edilmiş bir türdür.


Mehmet AKINKatılımcı19- MUHABBETKUŞUNUZUN GÜVENİNİ NASIL KAZANIRSINIZ ?
Kuşunuzun güvenini kazanıp kazanamayacağınız evcil olup olmayacağı suskun veya ürkek olacağı, ilk günden belli olur. Mümkünse eve geldiği ilk günden itibaren ona fazla yaklaşmadan sürekli yanında bulunmanız gerekir. Onunla çok konuşmalısınız.
Büyük ihtimalle kuş size karanlık bir kutuda verilmiştir. Delik açılmış bir karton kutu içinde kışın soğuktan yazın sıcaktan korunarak, mümkün olduğunca çabuk eve getirilmeli.
Kutudan direk kafesin içine girişini sağlayacak şekilde çıkarın. Kuş karanlıktan aydınlığa geçeceği için hemen kafese girer. O andan itibaren kuşu yalnız bırakın ve çevresini incelemesini izleyin. Ev ortamına alışmak için etrafı dikkatle inceleyecektir. Eğer bir şey yemez içmezse endişelenmeyin. Kendini rahat hissedince ve arkadaşlarından ayrılma şokunu üzerinden atınca normale dönecektir.
Eğer kuş odayı sigara içenlerle paylaşıyorsa yatmadan önce havalandırın. Lambayı söndürmeden önce rahat olarak tünekte olmasına dikkat edin. Odadaki tüm ışıkları kapatın ama az ışık veren bir lamba bulundurun. Çünkü alışık olmadığı sesler onu rahatsız edebilir ve yem yemesini su içmesini karanlıkta sağlayamayabilir. İlk günün sabahı kuşun kafesinden tutarak onunla sessizce konuşun ve taze yemler verin. Sonra onu yalnız bırakın ki korku ve heyecanını üzerinden atsın.
Daha sonra yavas yavas elimizi kafesin icinde tutarak bizim yakinligimiza alismasi saglanmalidir.Çevresine alışması ele gelmesiyle daha kolaylaşacaktır. Evcil olması çok önemlidir. Evcil demek ele ya da parmağa korkusuzca gelip konması demektir.20- MUHABBETKUŞLARI NELERDEN MUTLU OLURLAR ?
* Kendi cinsinden bir kuş
* Her zaman aynı saatte ilgi görmek
* Tatlı yiyecekler
* Mısır tanesi
* Gagalayabileceği taze ağaç dalları
* Geniş hareket alanı
* Onunla alçak sesle konuşulması
* Sahibi ile birlikte olmak
* Sahibinin renkli elbiseler21- MUHABBETKUŞLARI NELERDEN KORKARLAR ?
* Yalnızlık
* Ona sessizce yaklaşılması
* Çevresindeki her türlü değişiklik
* Kafesin dışında ona tanıtılmadan verilen yeni bir oyuncak
* Alışmadığı sesler
* Buzdolabı ya da çamaşır makinesi üzerinde sallanan bir kafes
* Evdeki kediler.
* Elle tutulmak
Mehmet AKINKatılımcı13- İKİ MUHABBETKUŞU YANYANA OLUNCA EVCİLLEŞTİRMEK ZOR MUDUR?
Tek bir kuşa göre daha zordur. Bunun sebebi de, kuşlar çift iken, birbirleri ile ilişki halindedir ama yalnız bir kuş, sadece sizinle ilişkidedir. Onun bir arkadaşı olması gerektiğini hesaba katın ve bu siz olun. Eğer tercihiniz çift kuş edinmekse, fakat aynı zamanda da size arkadaşlık etmelerini istiyorsanız, işe yalnız bir kuş edinmekle başlayın. Aradan bir kaç ay geçip de sizinle ilişki kurduğunda, yanına ikinci bir kuş ekleyebilirsiniz. Ancak sadece evcilleştirmek amacıyla kuşu uzun süre tek tutmakla ona işkence etmiş olursunuz. Bu nedenle kuşun bir süre sonra evcilleşip evcilleşmeyeceği durumundan belli olur. Belli bir süre sonra evcilleşmiyorsa yanına bir eş almanız onu daha sakin kılacaktır. Ancak kuşunuz evcilleşmeye meyilli ve hatta evcilleşmis ise ona bir eş almanızda da mani bir hal yoktur. Çünkü kuşunuz birkere size alıştımı sizinle olan dostluğunu kesmeyecektir.14- MUHABBETKUŞU’ NU KONUŞTURMAK İÇİN NE YAPMALIYIZ?
Muhabbet kuşları konuşma yeteneğine sahiptirler. Bazı kuşlar, yeni kelimeleri ve deyimleri çabuk sökerken bazıları da asla tek kelime bile öğrenemeyebilir. Öncelikle yavru muhabbetkuşları 2-4 aylık iken konuşmaya eğitmeniz daha iyi sonuç verecektir. Belli bir ayı geçen kuşlar zor konuşur, hatta tek kelime bile öğretemeyebilirsiniz. Konuşma yeteneğine erkek muhabbetkuşlarının daha yatkın olduğu gözlenmiştir. Ancak dişi kuşlarda konuşur ama erkek kuşa göre kelime dağarcığı sınırlı kalır.
Muhabbet kuşlarının hayranlık uyandırıcı bir kelime dağarcığı olsa da, bunu anlamak zor olabilir. Çünkü kelimeleri yüksek bir hızda çıkarırlar. Erkek ve dişi kuşlar konuşmayı öğrenebilir, ama erkekler sözlük dağarcıklarına sık sık yeni kelimeler eklerler ve sözcükleri daha doğal çıkarmaya başlarlar.
Eğer konuşan bir muhabbet kuşuna sahip olmayı gerçekten çok istiyorsanız, en iyi seçim, küçük yaşta, elle besleyebileceğiniz bir yavru alın. Fakat bunun bir garantisi olmadığını unutmayın.15- YAVRU MUHABBETKUŞU’ NA YADA YENİ ALDIĞIMIZ BİR KUŞA NASIL DAVRANMALIYIZ?
Yavru bir muhabbet kuşunu alıp eve getirdiğinizde, kafesine yerleştirmeden önce yarım saat oynayın. Bu sizinle iletişime geçmesine, ilişki kurmasına yardım eder. İlk başlarda kuş çok ürkek görünebilir. Ve sizden uzaklaşmayı deneyebilir. Unutmayın ki o, sizin avucunuza ulaşana kadar diğer kuşların sesi ve görüntülerinden başka bir şey bilmiyordu.
Eğer sizden uzaklaşmayı denerse, vücudunu nazikçe elleriniz arasında tutun. Sonra onu okşamaya başlayın ellerinizle. Ardından yanaklarınıza doğru götürün. Bu hareketler sakinleşmesine yardım edecektir.
Tıpkı bebek muhabbet kuşu gibi eve ilk getirdiğinizde, yetişkin muhabbet kuşunu elinize alın. Emin olun ki ilk önce kanatlarını çırpacaktır. Onu dikkatlice yere bırakın. Elinizi çok yavaşça kuşun göğsünün üstüne götürün. Elinizi yere paralel olarak hareket ettirmeniz eğitim esnasında size kolaylık sağlayacaktır. Eğer arkaya doğru kaçarsa, vazgeçmeyin ve denemeyi sürdürün. Ürkütmeden, çok yavaş hareket ederek devam edin. Sonuçta yatışacak ve elinizin yakınına doğru yanaşacaktır. Yapmanıza izin verdiğinde, nazikçe göğsünden tutmayı deneyin. Doğru yolda olup olmadığınızı o size davranışları ile belli edecektir. Gerginse ve yeniden uzaklaşmayı denerse, yılmayın.16- MUHABBETKUŞU’ NU EĞİTMEYE NEREDEN BAŞLAMALIYIZ?
Artık elinizde ve siz çok yavaşça elinizi yukarı doğru kaldırıyorsunuz. Zıplamaya kalkışırsa, ona yatışması için süre verin ve tekrar deneyin. Öğretmeniz gereken öncelikli terim ‘‘Yukarı’’ ve ‘‘Aşağı’’olacaktır. Aşağı-yukarı pratik eğitimini, kuşunuzu evcilleştirirken hiç değilse haftada bir kere kullanabilirsiniz.
Muhabbet kuşlarına acı vermeyi denemeyin. Eğer çimdiklemeye, ısırmaya devam ediyorsa hafifçe yüzüne üfürün. Bir kuşu elinizden düşürmemeniz gerekir. Hele de bir muhabbet kuşunu! Ona vurduğunuzda ya da düşürdüğünüzde bu hiç zevk verici bir öğreti olmayacaktır. Özellikle ısırmaya eğilimli olduğunda, kuşu omuzlarınıza yaklaştırmamanız gerekir. Hayır kelimesini ona mutlaka öğretmelisiniz17- MUHABBETKUŞU İLE HANGİ TÜR OYUNLAR OYNAMALIYIZ ?
Muhabbet kuşu, masanın üzerine konunca, bir kağıt parçasını buruşturup, yavaşca önüne atın. Ve oradan uzaklaşın. Göreceksiniz, bir süre kağıt yumağının çevresinde dolaşacak. Sonra gidip gagalayacak. Kağıt yumağını diftmeye çalışacak. Kağıdın yüksek bir yerden düşmesini merakla izleyecek. Düşen kağıdı, alıp aynı yere koyduğunu ve tekrar düşmesini zevkle seyredecek.
Ucuna tel takılmış ve telin ucu kuşa batmayacak şekilde kıvrılmış, küçük bir plastik topu masanın üzerine koyun. Hemen yanına gelip, topu yuvarlayacak, gagasıyla telinden tutup, onu havaya doğru atacaktır.
Onunla resim yapın. Boya kalemleriyle kağıdın üzerine şekiller çizin. Bu görüntü onu büyüleyecek. Renkli kalemleri gagasıyla tutmaya çalışacak. Kim bilir, belki bir iki çizgi de o atar.
Muhabbet kuşunuzla yem arama oyunu da oynayabilirsiniz. Sevdiği yemi, küçük bir karton kutunun içine koyun. Kutunun üzerine, yemi bulduğunda bir parça kopartabileceği büyüklükte delikler açın. Bu uğraş, hem onu hem de sizi çok eğlendirecek.
Kuşunuza dans etmeyi öğretin. Radyo ya da teybinizde müzik çalarken dans edin. Sizi dikkatle izleyecek. Kısa bir süre sonra o da sağa sola sallanmaya başlayacaktır.
Birlikte gazete okumaya ne dersiniz. Gazetenin sayfalarını sallayın ki, onun dikkatini çeksin. Bir süre sonra gazetenin bir parçasını yırtıp yere atın. Kağıt parçasıyla dakikalarca oynayacaktır.
Bir kabın içine, pişirilmemiş şehriyeler koyun. Muhabbet kuşu, şehriyelerin içinde derin bir araştırmaya girecek, kabın içinde bir o yana bir bu yana savuracaktır. Çok gürültü yapacak, hatta şehriyeleri taşımaya kalkacak.18- MUHABBETKUŞUNUN ÖZELLİKLERİ NELERDİR ?
SANİYEDE 150 RESİM Muhabbet kuşları, objeleri, tıpkı insanlar gibi renkli algılarlar. Kafalarının her iki yanındaki gözleri sayesinde çok geniş bir alanı görebilirler. Gözleri birbirinden bağımsız hareket edebilir ve arkalarını yukarda olup bitenleri görebilir. Saniyede 150 resmi algılar. Buna karşılık insanların 16 resmi algılayabildiklerine dikkat çekmek isteriz. Bu kuşların hızlı uçması nedeniyle görmeleri hayati önem taşır.
TEYP GİBİ İyi duymak kuşlar için hayati öneme haizdir. Çağırma ve ötüş kuşların iletişim kurmada en önemli aracıdır. Örneğin 400-20000 arasındaki ses frekansını algılayabilirler. Tıpkı teyp gibi, belirli sesleri hafızaya alırlar. Onları tekrar kullanabilirler. Bizim dilimizdeki kelimeleri kullanabildikleri gibi doğadaki kendi aralarındaki iletişimde de bu duyu özellikleri önem taşır.
TİTREŞİME DUYARLI Muhabbet kuşları iyi bir dokunma duyusuna sahiptirler. Kuluçkadaki dişi kuş yumurtadaki yavru kuşun hareketlerini karnı ile hissedebilmektedir. Şüphesiz muhabbet kuşunun en iyi dokunma duyusu titreşim duyusudur. Bu da ayaklarının titreşimi algılamasıdır. Bu duyu organı ile yem arayışında bir yılanın tehlikesine karşı uyarılmış olur. Evcil kuşların kendilerini bazı seslere alıştırması gerekir. Örneğin ağır vasıtaların geçiş seslerine ve son zamanların korkusu deprem gibi seslere alıştırılabilir. Bu sesler gece panik yaratır. Sık sık kuşlar korkutulmamalı. Örneğin titreşim gösteren araçlardan buzdolabı üstü gibi yerlerden uzak tutmalıdır.
BAZILARI TATLI SEVER Kuşların tat alma duyusu insanlarınkine eşdeğer değildir. Yine de farklı tat alma duyusuna sahiptirler. Bazıları tatlı algılarlar ve her şeyi tuzlu severler. Hatta tuz tanelerini gagalarlar. Bazı muhabbet kuşları tatlı yiyeceklere saldırırlar. Ancak muhabbet kuşları tatlı ve tuzlu yiyeceklerden uzak tutulmalıdır. Fakat yine de bazı tatlı yiyecekler mesela bir kek parçacığı tabaktan dökülen tuz tanelerinin birazinin yenilmesine izin verilebilir.
Mehmet AKINKatılımcı7- YAVRU MUHABBETKUŞU’ NUN SAĞLIKLI YETİŞMESİ İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?
Yuva sıcaklığı 37, ev sıcaklığı ise 16-18 derece olmalıdır. Yumurtaların kurumaması için kafesin içinde nem oranı yüksek tutulmalıdır.
Kuşlar, filizlenmiş tohumlar ve özel kuluçka yemleriyle beslenmeli.
Yuvalar her gün kontrol edilmeli. Yuva kontrolü, kuşun yuvada olmadığı zamanlar yapılmalı.
Yumurtaların kabukları yavrulara zarar verir. Yumurta kabukları, zaman geçirmeden yuvadan alınmalı.
Yavrulardan biri ölmüş olabilir. Diğer yavruların sağlığını tehtid eden ölü yavru mutlaka yuvadan çıkartılmalı.
Yavrunun kursağına hafifce dokunun. Genellikle boştur. İyi beslenmeyen yavrular, gelişimlerini tamamlayamazlar. Anneler, yeterince beslenmemiş olabilirler. Bu yüzden yavruların ve annelerin özel olarak beslenmesi gerekir.
Kuluçka döneminden önce satıcılardan beslenme şırıngası ve yavru yemi alın. Yavruları ilk 14 günde şırıngayla, daha sonra kaşıkla besleyin.
Besleyeceğiniz yavruyu, yumuşak bir kağıt havlunun üzerine yatırın. Hazırladığınız özel yemi, şırıngayla yavrunun diline damlatın. Kursağı doluncaya kadar bu işleme devam edin. Annenin yeterince besleyemediğini inandığınız yavrulara bu işlemi her gün uygulayın.8- YAVRU MUHABBETKUŞU’ NUN GELİŞMESİ NASIL OLUR?
Yavru yumurtadan çıktığında 2-2.7 gram ağırlığındadır. ilk beş gün boyunca gözleri kapalıdır. Sırt üstü yatar pozisyonda, annesinin yemlemesini bekler.
6-8’inci günler arasında yavrunun ağırlığı 12-14 grama ulaşır.
7’nci gün kanat tüyleri belirmeye başlar.
8’inci günde başını dik tutmaya başlar. Birkaç sıçrama yapabilir.
9’uncu gün kuyruk tüyleri büyümeye başlar. Gözleri açılır. Kuyruk kısmına oturarak beslenir.
12’nci gün, tüm ince tüyleri çıkmıştır. Ağırlığı 23 grama ulaşır.
17’nci gün tüm tüyleri tamamlanır. Hala yuvadan çıkmaz.
21’inci gün, tüy renkleri belirginleşir.
28 ve 31’inci günler arasındayavrular tırmanabilir. Kanatlarını çırparlar. Yuvadan çıkabilirler.
28’inci gün, tüm tüyleri tam anlamıyla çıkmıştır. Renkleri büyüklerinkine nazaran daha mattır.
3-3 aylıkken, gençlik dönemi tüy değişimi gerçekleşir. Yeni çıkan tüyleri, büyüklerinki gibi parlak olur.9- YAVRU MUHABBETKUŞU EŞLEŞMEYE KAÇINCI AYDA HAZIR OLUR?
Yavru muhabbet kuşu 6-8 aylık olunca erişkinliğe ulaşmış olup, eşleşmeye hazırdır.10- MUHABBETKUŞU’ NUN ERKEK YADA DİŞİ OLDUĞUNU PRATİK OLARAK NASIL ANLARSINIZ?
Muhabbet kuşunuzun erkek yada dişi olup olmadığını anlayabilmek basit bir yol göstereceğiz. Elbetteki bu uzman bir kuşçu gözüyle yapılmış bir tespit olmasada,Muhabbet kuşunun gagasının üzerindeki etli kısım koyu renkli ( Mavi yada benzeri renkli) ise erkek, renk yok ise dişidir diyebiliriz.11- MUHABBETKUŞU İLE ARKADAŞ OLABİLMEK İÇİN NELER YAPMALIYIZ ?
Muhabbet kuşları, neşeli, akrobatik, sevecen, sıcakkanlı ve şaşırtıcı küçük kuşlardır. Onların dostluklarını kazanmak için, zekice yaklaşarak ilgisini çekin. Zaten çoğunlukla onlar sizden önce size yaklaşacaklardır. Ancak bu narin vücuttaki eğlendirici kişilik, ona kaba davranmanıza asla müsaade etmez.
Bir çok muhabbet kuşu, omuzlarınızda vakit geçirmeyi çok sever. Bu özelliklerine rağmen genellikle kucaklanacak, okşanacak hayvanlardan değildirler.
Ama ara da bir başlarının kaşınmasından da hoşlanırlar.
Muhabbet kuşları, kendilerine her gün dokunulmasını isterler. Eğer dokunuşlarınızı yeterli bulmazlarsa utangaç, vahşi ve bazen de yaramaz olabilirler.12- MUHABBETKUŞU’ NU EVCİLLEŞTİRMEK İÇİN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?
Onların çoğu, ailelerinin yanında, insani dokunuşlardan uzak büyüdükleri için ürkek olurlar. Bir muhabbet kuşunu çok genç yaşlarda, hatta bebekken elde ederseniz, evcilleştirilmesi çok daha kolaydır. Elle beslenen bebekler, kısa sürede sizinle arkadaş olurlar. Onlar, ebeveynleri tarafından yetiştirilenlerden daha fazla kucaklanılmaktan hoşlanırlar.
Muhabbet kuşlarının tek başlarına ya da çift olarak tutulması mümkün. Eğer gerçekten kuş evcilleştirmek istiyorsanız, yalnız bir kuş edinmeniz daha iyi olacaktır. Çift olan kuşların asla evcilleştirilemeyeceği anlamında söylemiyoruz bunu. Sadece çift olan kuşlarınızı evcilleştirmek için daha fazla çalışmanız gerekir.
Mehmet AKINKatılımcı1- MUHABBET KUŞUNUN YUVASI NASIL OLMALI?
Pet shoplarda, muhabbet kuşları için uygun ölçülerde hazırlanmış yuvalar bulmak mümkün. Dilerseniz, 25 santim yüksekliğinde, 15 santim derinliğinde ve 15 santim genişliğinde bir yuvayı kendiniz de kontraplaktan yapabilirsiniz. Yuvaların arka kısmında, yavruları kontrol edebilmek için dışarı doğru açılan bir kapı ve ön kısmında anne ve babanın girebilmesi için bir delik bulunmalı. Giriş deliğinin birkaç santim altına, kuşcuların konarga adını verdiği kısa tüneği yerleştirmeyi unutmayın. Dişi kuş, yuvalığa uçtuğu zaman, giriş deliğinin kenarına değil, konargaya konacaktır. Ayrıca dişinin yuva yapabilmesi için arka kısıma bir oyuk yapmanız yuvanın düzgün durmasını sağlayacaktır.
2-YUVA YAPMASINA YARDIMCI MADDELER NELER OLMALIDIR?
Doğada yaşayan kuşlar, güçlü gagalarıyla ağaç dallarını ufalayıp, elde ettikleri talaşı, yuvalığın dibine taşırlar. Kafeste yaşayan kuşlara yardımcı olmak için, yuvanın tabanını üç santim yüksekliğinde, talaşla kaplayın. Yuvaya koyduğunuz talaşın, kimyasal maddelerle işlenmiş ağaçlardan elde edilmediğine emin olun. Ayrıca yuva yapmasına yardımcı olamak için kendir liflerini kafese koyarsak, dişi yuva yapmak için bu malzemeyi kullanacaktır.Yuva geniş bir kafese yerleştirilmeli. Kafes küçükse, yer kaplamaması için kapıyı açıp, dışarıdan yerleştirin. Muhabbet kuşları önce , yuvayı merakla izler. Dişi kuş gün geçtikce, yuvayla daha çok ilgilenir. Yuvanın içine gözatmaya başlar. Bir süre sonra içine girip, sağı solu gagalayıp, kontrol eder. Giderek, yuvada daha çok kalır. Erkek kuş da yuvaya gözatar ama içeri girmez. Dişiden uzak duran erkek kuş, artık daha cüreetkar davranacaktır.3- MUHABBET KUŞUNUN EŞLEŞMESİNİ NASIL GÖZLEMLERSİNİZ?
Muhabbet kuşlarının dişisi daha zor eşe gelir, erkek ise dişinin engel olmasına rağmen, her fırsatta dişisinin kuyruğuna dokunmaya çalışır. Dişiyi etkilemek için, kafesteki çanı kuvvetli şekilde çalar. Durmadan uçar, konmak için dişinin yanını seçer. Yan yan sekerek yürür. Ateşli bir şekilde başını sallayarak dişinin yanına yaklaşır. Gagasıyla omuzuna vurur. Bu sırada, heyecandan göz bebekleri küçük siyah noktalara dönüşür. Dişi, birleşmeye hazır olduğunu günlerce sonra gösterir. Dalın üzerine konar oturur. Başını arkaya uzatır. Kuyruğunu havaya kaldırır ve hareketsiz kalır. Erkek mesajı alınca, dişinin sırtına çıkar. Çiftleşme bittiğinde dişi uçup gider.4-YUMURTLADIĞI ZAMAN DİŞİNİN DAVRANIŞLARI NASILDIR VE NEDEN BAZEN YUMURTASINI AŞAĞIYA ATAR?
İlk yumurtadan sonra iki günde bir olmak üzere toplam 4 ile 6 yumurta yaparlar. Yumurtlamak, dişi için muazzam zordur. İlk yumurtadan sonra kuş kuluçkaya yatar. Yalnızca, tuvalet ihtiyacı için dışarıya çıkar. Artık, erkeğin onu besleme zamanı gelmiştir. Bu arada meraklanarak yuvanın içine bakmak gibi bir harekette bulunmanız dişiyi rahatsız edeceğinden bazen yumurtaları kırmak yada aşağıya atmak gibi eylemlerle de karşılaşabilirsiniz. En iyisi uzaktan takip etmektir.Muhabbet kuşları hislerini çabuk gösteren, çabuk kızan kuşlardır. Özellikle yumurtladıktan sonra yuvasına bakılmasından, kendisi yada eşi ile ilgilenilmesinden, Kafes yada yuvasının yer değiştirilmesinden kesinlikle hoşlanmaz. Bunu yumurtalarını kırarak yada yuvadan aşağı atarak gösterir. Hatta yumurtadan çıkmış yavrusunu dahi yuvadan atabilir yada gagalayarak öldürebilir. bazen yeniden yumurtlayacağı zamanda yavrusunu öldürerek aşağıya atabilir. Buda bu kuşun yapısında olan ve henüz çözülememiş bir durumdur. Eğer yumurta boş yada yavruya bakma niyeti yoksa zaten yumurtayı aşağıya atar. Kanaryada böyle bir şey kesinlikle olmaz. Kanaryalar daha ağırbaşlı ve uysaldırlar.5- YUMURTALARIN DÖLLENDİĞİ NASIL ANLAŞILIR?
Kuluçkanın 6’ncı gününde, yumurtanın döllenip döllenmediği anlaşılır. Elinize aldığınız yumurtayı, bir el fenerine doğru tutun. Yumurtanın çekirdeğini görebilirsiniz. Döllenmemiş yumurtanın içinde leke göremezsiniz. Yumurtaların hepsini yuvaya koyun ki, dişi kızmasın.6- YAVRU MUHABBETKUŞU KAÇINCI GÜNDE YUMURTADAN ÇIKAR?
Yumurtadaki embriyonun, bebek muhabbet kuşuna dönüşmesi için, belli ısıda 18 gün geçmesi gerekir. Nasıl ikişer gün arayla yumurtladıysa, yavrularda aynı şekilde ikişer gün arayla yumurtadan çıkar. Dişi kuş, farklı boylarda yavrularla ilgilenmek zorundadır. Yuvada hala tüylenmemiş yavru varsa, bunları gece gündüz, kanatları altında korumaya devam eder. - YazarYazılar
