Oluşturulan forum yanıtları
- YazarYazılar
- 29 Ocak 2007: 02:14 yanıtla: Dünyanın en ilginç ve bilinmedik hayvanları anatomileriyle burda!! #33150
Mehmet AKINKatılımcıCaddisfly
Mayıs böceği benzeri bir böcek olan Caddisfly’ın larvaları suyun altında yaşayan tırtıl görünümlü canlılardır. Düşmanlarından gizlenmek için kendi çevrelerinde boru şeklinde sığınaklar inşa eden larvalar, bu işi yapabilecekleri bir ipek üretme sistemine sahiptir. Kendi ürettikleri ipek ile ördükleri bu sığınakları daha sonra sopa, çakıl taşı ve suda buldukları malzemeleri kullanarak düzenlerler. İlginç bir görünüme sahip olan yuvalarının içinde mükemmel bir şekilde kamufle olan Caddisfly larvalarını fark etmek oldukça zordur. Ayrıca larvaların yuvaları düşmanlarının içeriye giremeyeceği kadar sert ve dayanıklıdır. Bundan başka larvalar vücutlarının en arkasındaki çengelleri kullanarak bulundukları yerde sürünerek ilerleyebilir ve böylece düşmanlarından gizlenmiş olurlar. Caddisfly larvalarının su altındaki büyümeleri sona erdiğinde koza yapmaya başlar. Bunun için ipekten yaptıkları yuvalarının her iki ucunu da kapatırlar. Bir Caddisfly larvası bu kozanın içerisindeyken de çok fazla değişiklik geçirir. Bu değişimler de tamamlandığında ipekten yapılmış yuvasını kemirerek açarak dışarı çıkar ve kıyıya ulaştığında da derisini döker. Caddisfly larvaları artık güve şeklini almıştır. Bundan sonra bir eş bulabilmek için suyu terk eder. Suyun altındaki bir canlının pek çok aşamadan geçerek farklı bir canlı haline gelmesinde görülen akıl, herşeyin hakimi olan Allah’a aittir.
29 Ocak 2007: 02:14 yanıtla: Dünyanın en ilginç ve bilinmedik hayvanları anatomileriyle burda!! #33149
Mehmet AKINKatılımcıSperm Balinaları
Sperm balinalarının dişileri ve erkekleri normal zamanlarda birbirlerinden ayrı yaşar. Tercih ettikleri sular birbirlerinden tamamen farklıdır. Dişiler yaşamlarının büyük bir kısmını sıcak iklime sahip tropikal ve astropikal sularda geçirir, erkekler ise dev boyutlardaki mürekkep balıklarını avlamak için Kuzey Kutbu ve Antartika denizlerinin derinliklerine dalar. Dişilerden üç kat daha ağır olan erkek balinalar sadece çiftleşmek için tropikal bölgelere gelir. Erkek Sperm balinaları 20 m. uzunluğa sahip dev canlılardır. Tüm hayvanlar içinde en büyük beyne sahiptirler ve beyinleri şekil ve büyüklük olarak bir basketbol topuna benzer.
29 Ocak 2007: 02:13 yanıtla: Dünyanın en ilginç ve bilinmedik hayvanları anatomileriyle burda!! #33148
Mehmet AKINKatılımcıAyı Balığı
Antartika bölgesinde yaşayan Wedel türü ayı balığı, hava sıcaklığının -56 C, su sıcaklığınınsa -26 C’ye kadar düştüğü sert kış koşullarına bile dayanabilir. Ayı balıkları, çok derinlere daldıklarında yoğun basınç ve ani basınç değişimi yüzünden oluşan vurgundan etkilenmezler. Çünkü uzun süreli dalışlarında su altına girmeden önce birkaç küçük dalış yaparlar. Kaburga kemiklerini ve diyaframlarını açıp kapayarak ciğerlerindeki havayı dışarı atarlar ve ciğerlerini de kapatırlar. Bir süre sonra ciğerlerinde hiç hava kalmadığı için azot eriyerek kana karışmaz ve yaşamsal sorunlar da böylece önlenmiş olur. Ayı balıklarının solunum borusu çoğu memelininkinin tersine yuvarlak değil, düz-oval biçimlidir ve yüksek basınç altında hemen kapanabilmektedir. Aynı şekilde kulaklardaki hava boşlukları da dış basınç belli bir noktaya eriştiğinde şişip burayı tıkayan kan damarlarıyla örülmüştür.
29 Ocak 2007: 02:13 yanıtla: Dünyanın en ilginç ve bilinmedik hayvanları anatomileriyle burda!! #33147
Mehmet AKINKatılımcıARMADİLLO
Güney Amerika’da yaşayan bir tür böcek yiyen olan Armadillolar bir tür zırhla korunurlar. Genellikle yiyeceklerini toprağı kazarak ararlar. Çok iyi bir koku alma duyusuna sahiptirler. Yiyeceği şeyin kokusunu alan Armadillo son derece büyük bir hızla toprağı kazar. Burnunu toprağa gömerek, adeta kokuyu yitirmekten korkuyormuş gibi telaşla toprağı kazar. Armadillolar’ı bu durumda görenler, hayvanın bu durumda nasıl soluk aldığına şaşabilirler. Oysa Armadillolar bu durumda soluk almazlar. Toprağı kazdıkları sırada, altı dakikaya kadar soluklarını tutabilme yeteneğine sahiptirler.
29 Ocak 2007: 02:12 yanıtla: Dünyanın en ilginç ve bilinmedik hayvanları anatomileriyle burda!! #33146
Mehmet AKINKatılımcıKUM KAZICI YABAN ARISI
Kum kazıcı yaban arılarının bir türü olan A.hungarica arıları, yuva yapımında oldukça özenlidirler. Öncelikle çeneleri arasına aldıkları taşları yuvaya taşırlar. Getirilen taşlar, yaban arısının yuvasını oluşturacak galerilerin açılmasında kullanılır. Galeri açma işleminin 1-2 dakikada tamamlanmasına karşılık, galerilerin taşlarla düzeltilmesi ve parlatılması yarım saat ila 1 saat arasında vakit alabilir. Toprağın kazılması sırasında yabanarısı 7 taş değiştirir. Ayrıca yaban arıları yuva yapımında kullanılacak olan harcın hammaddesi olan kuru toprağı nemli hale getirmek için de çiçek nektarından faydalanırlar.
29 Ocak 2007: 02:12 yanıtla: Dünyanın en ilginç ve bilinmedik hayvanları anatomileriyle burda!! #33145
Mehmet AKINKatılımcıKAĞIT ARISI
Tropik ve ılık iklimlerde yaşayan kağıt arıları yuva yaparken ilginç bir yöntem kullanırlar. Kraliçe arı baharda uykudan kalkarak yuva yapmak için uygun bir yer arar. Yuvası açık olacağı için bunun şiddetli rüzgar alan ve güneşi fazla gören bir yerde yapılmaması gereklidir. Bu yüzden kağıt arısı yuvasını daha çok evlerin saçaklarına, çatılarına ya da ağaçların dallarına yapar. Kraliçe yuvayı bir tür kağıttan yapar. Çenesiyle bir ağacı kazıyarak odun çıkarır. Bunu çiğneyerek salyasıyla karıştırır ve böylece kendi kağıdını oluşturur. Önce bir damın ya da dalın altına yassı bir temel yapar. Bundan çıkan kısa bir sopa yuvanın ana bölümleri yani küre biçimi kovanı oluşturan üreme hücrelerine takılır.
29 Ocak 2007: 02:12 yanıtla: Dünyanın en ilginç ve bilinmedik hayvanları anatomileriyle burda!! #33144
Mehmet AKINKatılımcıBombus Arıları
Bombus, renkli tüyleri olan, türdeşlerine göre oldukça iri yapılı ve genelde toprak altında yaşayan bir yaban arısı türüdür. Bombuslar’ın uzun dilli türleri, çiçek borusu uzun olan çiçeklerden de çiçek tozu ve bal özü alabilir. Bu, diğer arılar için oldukça zor hatta imkansız bir işlemdir. Hatta bazı türler, bal özüne ulaşabilmek için önce çiçeğin dış kısmını ısırır ve açtıkları delikten dillerini içeri sokarak kolayca beslenir. Bombuslar’ın göğüs bölgesinde tutunma ve yürümeyi sağlayan üç çift bacakları vardır. Bu bacaklardan birinci çift, antenlere bulaşan çiçek tozlarını ve diğer tozları temizlemek için özel temizlik gereçleri ile donatılmıştır. Bu sayede koku alma organı olan antenler sürekli temiz tutulur. Bombuslar’ın diğer bacaklarında çiçek tozu taşımak için sepetçikler ve çiçek tozlarını doldurmaya, gerektiğinde sıkıştırmaya yarayan fırçalar bulunur. Bombuslar vücut ağırlıklarının yarısı kadar yükü rahatlıkla taşır. Bu arılar zar şeklindeki iki çift kanatları sayesinde uçar. Birinci çift kanadın arka kenarında, ikinci çift kanadın ise ön kenarında bir seri kanca bulunur. Bunlar uçuş sırasında birbirine kenetlenir, böylece ön ve arka kanatlar birlikte ve daha güçlü hareket edebilir. Bunun dışında uçuş için ısı üretimi de zorunludur. Aktif olarak uçan bir Bombus’ta gövde bölgesinin sıcaklığı 35-40oC olur. Bunun için Bombuslar uçuşa geçmeden önce belli bir süre ısınır.
Resimdeki bombus arısı ve deve dikeni çiçeği karşılıklı olarak birbirlerine fayda sağlayan bir ortaklık içindedirler. Deve dikeni, bir yaban arısı olan Bombus’a polen ve nektar sağlar; yaban arısı da aynı türe ait çiçekler arasında, bir çiçekten diğerine hareket ederek topladığı polenleri taşır ve deve dikeni çiçeğini döller
29 Ocak 2007: 02:11 yanıtla: Dünyanın en ilginç ve bilinmedik hayvanları anatomileriyle burda!! #33143
Mehmet AKINKatılımcıYABAN ARISI
Yaban arıları diğer arıların aksine toprakta yaşarlar ve sadece erkekleri uçabilir. Bu yüzden çiftleşmek isteyen dişilerin bitkilerin yüksek gövdelerine tırmanmaları gerekir. Ancak bundan sora dişi “çiftleşme kokusu”nu yayar ve erkeğin onu bulmasını bekler. Erkek yaban arılarının özelliği ise dişilerden iki hafta önce yumurtadan çıkmalarıdır. Bu, Güney Avustralya’da yaşayan Çekiç orkidesi için bir avantajdır, çünkü bu orkidenin özelliği yaban arısının dişisine benzemesidir. Erkek yaban arıları ortada gözükmeye başlayınca orkide de bu fırsattan yararlanarak çiçeklerini açar ve dişi yaban arısınınkine çok benzeyen bir koku yaymaya başlar. Erkek yaban arısı çiçeği dişi yaban arısı zanneder ve çiftleşmeye çalışırken çiçeğin içine düşer. Çiçeğin içinden çıkmaya çalışırken polen keseleri arının vücudunun çeşitli kısımlarına yapışır. Polenleri taşıyan yaban arısının diğer çiçeklere gitmesiyle de çiçek döllenmiş olur.

Mehmet AKINKatılımcıPanter


[img]http://web2.uwindsor.ca/courses/biology/macisaac/55-437/lecture19a/PANTHER.GIF[/img]PUMA
Puma olağanüstü güç ve dayanıklılığıyla tanınır. Hayvan bir atlayışta 6 m.’lik bir uzaklığı aşabilir. Ayrıca 12 m. yüksekliğe sıçrayabilir, 18 m. yükseklikten aşağıya da kolaylıkla atlayabilir. Puma, kendi ağırlığının 3 katı olan bir avını karda rahatlıkla sürükleyerek taşıyabilir. Avını ararken kendi bölgesinden 45-75 km.’ye kadar uzağa gidebilir.

Mehmet AKINKatılımcıJAGUAR

Nesli Tehlikede: (LR) IUSN
Sınıfı: Memeli
Takımı: Carnivora
Erkek: 45-60 kg.
Dişi: 30-45 kg
Yaşadığı yer: Orta ve Güney Amerika
Yaşam Süresi: 15-18 yıl
Yediği Hayvanlar: Geyik ve antilop türleri, yaban domuzu ve küçük hayvanlar
Mehmet AKINKatılımcıEN VAHŞİ KEDİ : PUMA


Nesli Tehlikede: (LR) IUSN
Sınıfı: Memeli
Takımı: Carnivora
Erkek: 50-70 kg.
Dişi: 45-60 kg
Yaşadığı yer: Kuzey ve Güney Amerika
Yaşam Süresi: 15-16 yıl
Yediği Hayvanlar: Geyik ve antilop türleri, yaban domuzu ve diğer hayvanlarEn Vahşi kedi: Puma
Puma, en saldırgan kedi türlerinden biri olarak bilinir. Bugün vahşi doğada varlığını sürdüren büyük kedilerden biri olan puma (Felis Concolor) daha çok Amerika kıtasında yaşar.
Pumalar; Güney Kanada’nın güneyinden Güney Amerika’nın güneyindeki Patagonya’ya kadar olan alanda bulunuyorlar. Adaptasyon yeteneği çok yüksek olan bu hayvanlar Jaguarlar azaldığından bu yana ABD içinde yaşayan en büyük kediler.Oturdukları yerden 12 metre yükseğe kadar atlayabilen pumalar ağaca çıkma uzmanı ve dünyadaki kedigiller içinde en hızlı ikinci kedi olma özelliğine sahip. Kendi ağırlığının 8-9 katı bir hayvanı yere serebilen pumalar dünyanın en kuvvetli kedisi olarak da biliniyor. Doğduklarında mavi olan gözleri giderek sarı-yeşile dönüyor.
Diğer kedi türleri gibi kükremiyor aksine çıkardığı ses inleyen bir kadın sesine benzetiliyor. Pumalar mırlayan tek büyük kedi olma özelliğini de taşıyor.
Yaşam alanları giderek daralan pumalar da diğer vahşi hayvanlar gibi nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya.
Mehmet AKINKatılımcıASLAN




Nesli Tehlikede: (VU) IUSN
Sınıfı: Memeli
Takımı: Carnivora
Erkek: 180-190 kg.
Dişi: 120-130 kg
Yaşadığı yer: Afrika’nın kuzeyi ve kuzeybatısı hariç, tümü
Yaşam Süresi: 15-18 yıl
Yediği Hayvanlar: Antilop türleri, geyik, zebra, buffalo ve diğer küçük hayvanlar.
Ormanlar Kralı Aslan
Ormanlar kralı olmanın ayrıcalığından değil elbette ama soyları, kaplan, leopar ve çita’ya oranla daha güvende. Bunun nedeni ise; hala kaçak olarak avlanmalarına rağmen bugün artık Afrika’nın bir çok ülkesinde eko turizmin ciddi bir iş ve gelir kaynağı olması. Yani eko turizm sayesinde dirileri ölülerinden daha çok getiri sağlıyor. Afrika’da yapılan safarilerde her yaştan insan, yüklü miktarda bir bedel ödeyerek ulusal parklarda ya da kişisel arazilerde safariye çıkıyor ve onları doğal ortamlarında izleyebiliyor. Aslanların soyu da bu sayede korunmuş oluyor. Bir çok diğer hayvan için de aynı koruma yolu geçerli hale getirilmeli diye düşünüyorum.Aslanların yaşamı
Aslanlar günün büyük bölümünü uyuyarak geçiriyorlar. Bu süre ise yaklaşık günde 16 saati buluyor. Aslan geceleri, sabah ve akşam serinliğinde çok farklı davranışlar sergiliyor. Sabah ve akşam serinliğinde aktif olan aslanlar gündüz saatlerinde sürekli uyuyorlar. Onların gece ve gündüz arasındaki davranışları tamamen farklı bir karakter olarak izlenebiliyor. Sosyal gruplar halinde yaşayan aslanlar ‘en büyük sosyal kedi’ olarak tanımlanıyor. Onların bu sosyal gruplarına ise “pride” adı veriliyor. Tüm vahşi kediler gibi aslanların da en temel davranışları bile yaşadıkları ortama göre değişkenlik gösterebiliyor. Gündüzleri genellikle, hep birlikte uyuyan aslanlar, havanın serinlediği saatlerde ise avlanma hazırlıklarına başlıyor. Ve birlikte avlanıyorlar. Her biri tek tek, ava farklı yönden yaklaşıyor. Bu işi de genellikle dişiler yapıyor. Aslanlarda yalnız avlanma çok ender ve başarı oranı 1/6’dır. Grup halinde ise bu oran1/3 tür. Bazen genç erkekler, beraber avlanan küçük gruplar oluşturabilirler. Aslan, avına yaklaşık 20 metre mesafeye kadar sürünerek yaklaşır.Saatte 58 km hızla kovalar
Saldırıya geçtiğinde ise 200-300 metre boyunca avını ortalama 58 kilometre hızla kovalar. Yaşadıkları coğrafyaya ve avın türüne göre saldırı tarzı bile değişebilir. Mesela impala avında her aslan avını kendi seçer. Botswana’daki Kalahari çölünde aslanlar gemsboklar için bir başka yöntem kullanır. Önce arkadan ısırıp öne doğru silkeler ve omurganın narin bir yerden kırılmasını sağlayarak avını sakatlar. Oysa diğer yerlerde aslan avını gırtlağından ısırarak veya burnunu ağzıyla kapatıp boğarak öldürür. Yalnız gezen yaşlı erkekler kirpi yerler. Ve bu nedenle yüzlerinde kirpi dikenlerinin açtığı yara izleri vardır. Yine Kalahari çölün’de yaşlı erkekler kirpi avcılığı konusunda diğer bölgelerdeki aslanlardan farklı olarak ustalaşmışlardır. Zaman zaman leş de yiyen aslanlar yemek yerken oldukça agresifdir. Erkekler bir seferde 35 kg yerken dişilerde bu miktar 22 kg’dır.Çiftleşmek isteyen erkek yavruyu öldürebilir
Afrika’daki en büyük vahşi kedi olan aslanların ağırlığı en çok 190 kg civarındadır. Ama Serengeti ve Etosha aslanlarının 260 kg ağırlığa ulaştıklarıda görülmüştür. Yavruların ölüm nedeni genellikle açlıktır. Bazen bu ölümlere, anne aslanla çiftleşmek isteyen diğer genç aslanlar da neden olur. Dişilerin çiftleşebilmesi için salgıladıkları bir koku vardır. Bu, onların çiftleşmeye hazır olduğuna işarettir. Fakat süt emziren anne bu kokuyu salgılayamaz. Çiftleşmek isteyen genç erkekler ise annenin bir boşluğundan yararlanıp yavruları öldürmeye çalışırlar. Başarırlarsa anne, sütten kesilecek ve 4 hafta sonra çiftleşmeye hazır olduğunu işaret eden kokuyu salgılayacaktır. Aslanların çiftleşmesi yaklaşık bir dakika sürer ve sona doğru erkek dişinin boynunu ısırır. Bunu bir saat içinde 4 kez tekrarlarlar. Yavru doğduktan 6 ay sonra sütten kesilir. Ama 3 aylıkken etle tanışır. Hatta izlediğim bazı avlarda yavru, avlanmış olan hayvanın gövdesinin içine girip karnını doyurup dışarıya çıkıyordu. Annesi ise gelip onun kandan kıpkırmızı olmuş tüylerini yalayarak temizliyordu. Bu davranışı ile ürkütücü olan yavru aslanlar başta da belirttiğim gibi gündüzleri tamamen farklı bir karakterde karşımıza çıkıyorlar. Günün sıcağında uyumaya çalışan diğer tüm aslanların kendileri ile sürekli oynamasını istiyorlar ve hiç birine rahat vermeyen birer yorulmaz oyuncu oluyorlar. Tüm diğer aslanlar tarafından reddedildiklerinde ise özellikle diğerlerine oranla kendilerine daha hoşgörülü olan annelerinin sabırlarını zorluyorlar.Aslanlar ve pride
4 ile 12 yakın akraba dişi ve onların yavruları ile 1-6 yakın akraba erkek bir pride oluşturabilir. Dişiler pride’ların kalıcı bireyleridir. Yaşadıkları ortamın beslenme ve güvenlik koşulları pride’daki aslan sayısını etkiler. Bu anlamda olumlu bir bölgeyi kalıcı olarak sahiplenirler. Ama ortamlarında göç eden avlarının olması, yemek kaynaklarının dağınık ve güvensiz olması sonucu oluşan dev boyutlardaki alanlarını korumaları giderek zorlaşıyor. Pride’ın tek hakimi erkek aslandır. Erkekler bir pride’a girerken de, bir pride’dan çıkarken de mücadele eder. Bu pride’a dışarıdan gelen başka bir erkek aslan önce liderin göz hapsine girer, ardından bölgeyi terk etmemesi durumunda bir liderlik savaşı yapılır. Kazanan, dışarıdan gelen aslan ise bu artık onun pride’ı olur. Ve kendi gibi güçlü bir nesil yetiştirmek ister. Bu nedenle bir önceki liderden olma yavrular pride’da bulunuyorsa, bu yeni lider tarafından öldürülmeleri olasılığı vardır. Bir erkeğe ait birden fazla pride olabilir.Yavru aslanların şovu
Afrika’da çıktığım tüm safarilerde en neşeli zamanlarım yavruların da bulunduğu pride’ları izlerken geçti. Sürekli bir hareket ve eğlence uzmanı olan yavrular, yetişkinleri sürekli rahatsız ederek adeta küçük çocukların yaptığı gibi büyüklerinin sabırlarını sınarlar. Botswana’da, tanık olduğum bir av sahnesi buna çok iyi bir örnek oldu. Sabaha karşı Savuti kanalının üzerinde buharlardan bir bulut oluşmuştu. Zebra ve wildeebest sürüleri ayağa kalkıp koşmaya başlayınca toz ve buhar bir başka diyara götürüyordu insanı. Sanki bir ressamın tablosunun içindeymişim gibi hissediyordum kendimi. Öylesine gerçek dışı ve etkileyiciydi. Oysa herşey gerçekti.En sosyal vahşi kedi
Sonra aslanlar çıktı karşımıza. Sabah serinliğinde hiç olmadıkları kadar hareketliydiler. Biliyoruz ki savanların en sosyal hayvanı aslanlar ve gruplar, daha doğrusu aileler halinde dolaşıyorlar. Bir grup zebrayı gözlerine kestirdiler. Belki aralarında yüz metre var tam kestiremiyorum dişi bir aslan pusuya yattı ama arkasında yavrusu onunla oynamak istiyor ve sürekli üzerine çıkarak debeleniyor. Aslında ilk cinsel deneyimi için alıştırma yapmaya çalışıyordu. Dişi aslan bir süre bu oyunlara ses çıkartmadı ama biraz sonra ani bir hareketle yavruyu üzerinden atarak iyice toprağa doğru yattı. Diğer dişi aslanlar ise hareketsiz kalmayı yeğliyorlardı. Aslında genellikle bir kaç ayrı yönden saldırmayı tercih ederler ama bu defa sanırım tembellik ağır basmıştı. Erkekler ise genellikle dişiler avı yakaladıktan sonra onu yeme safhasında katılımcı olurlar. Bu arada dişi aslan yerde gözlerini avından ayırmadan ve oyun konusunda ısrar ederek görünmelerine neden olabilecek yavrusuna rağmen büyük bir sabırla sürünmeyi sürdürüyordu. Bu, sürünerek yaklaşma süreci ben izlerken olduğu gibi her zaman geniş bir zamana yayılabiliyor. Biraz da dişi aslanın sabrı ile ilgili tabii. Ama uzun süre sabretmek genelde başarılı bir av ile sonuçlanıyor. Öte yandan zebralar uzun mesafeyi asla net göremedikleri için yerdeki çalıların arasında sürünen bu aslanı asla farkedemiyorlar. Zira rüzgar da zebralardan aslana doğru esiyor ve bu ise her zaman olduğu gibi bir tarafın şansı diğerinin ise şanssızlığı oluyor.Ava 15 metre Yaklaşıyorlar
Benim izlediğim av sahnesinde ise dişi aslanımız ise gerçekten sabırlı çıktı. Yavru sonunda oyundan vazgeçmiş durumdaydı. Aslanlar genellikle avlarına arazi nasıl olursa olsun en azından 15 metre yaklaşana kadar bekliyorlar. Sanırım benim bildiğimi bizim dişi aslan da biliyordu ve doğrulayacaktı. Çalıların yüksekliği nedeni ile onu gözden kaybetmeye başlamıştık. Ve bu boşluktan yararlanarak avın başlayacağını tahmin ettiğim yere doğru ilerledik. Daha doğrusu avı izleyebilmemiz için uygun olan ama ne aslanı ne de zebraları aracımızın hareketi ile ürkütmeyeceğimiz bir yer belirleyip, orada tekrar kontağı kapatıp uzun bekleyişe başladık… Fakat aslan benim tahminimden daha akıllı ve sabırlı çıkarak uzun bir yol katederek zebraların arkasına dolaşmayı yeğledi. Bizi hiç umursamadığını da belli etmişti. Çünkü biz de oradaydık. Ama onun da hiç ummadığı bir şey oluyor ya da zebralar bu defa koku alıyorlar ve yönlerini değiştirip tam tersi yöne doğru yavaş yavaş ilerliyorlardı. Bunu gören dişi hemen saldırıya geçti ama bu başarısız bir atak oldu. Zebralar kurtuldular. Dişi ise onlara, nasıl kaçırdım dercesine arkalarından uzun uzun baktıktan sonra ağır adımlarla diğer aslanların yanına doğru ilerlemeye başladı. Annesinin yaklaştığını gören ve işi sadece oyun olan yavru ise bu duruma sevinerek ona doğru hareket etmeye başladı.Kim Açgözlü?
Zebralar nefes nefese ve soluk alışlarını duyabiliyorduk. Yaşıyor olduklarına seviniyorlardı. Çünkü bu gün şans onlara gülmüştü. Ama belki yarın böyle olmayacak ve yaşlı, güçsüz bir tanesi aslanların yaşamını sürdürebilmesinin bir günlük bedeli olacak. İşte vahşi doğa! Ama bana yine de bizim yaşamımızdan daha vahşi gelmiyor tüm bunlar. Çünkü hiç bir aslan karnı tok olunca avlanmaz ya da aynı anda birden fazla zebra avlamaz. Sadece gerektiği zaman ve yeterince. Oysa bizim yaşamımızdaki aç gözlülük çok daha uzun yazılara konu olabilecek durumda… Vahşi doğa’da bunu sık sık olmasa da görebilmek mümkün ve ben Savuti kanalında şanslı biri olarak bir kaç kez izledim. Ve hep doğa bana bir şeyler öğretti. Sanırım benim gibi giden herkese öğretti ve öğretmeye devam edecek. Dilerim hiçbirimiz bu öğretiyi reddetmeyiz. Çünkü doğayı hissederek bize öğrettiklerini anlamak yerine onu bize, bedeli ağır dersler vermeye zorluyoruz…
Mehmet AKINKatılımcıÇita



Nesli Tehlikede: (Ap:1) CITES
Sınıfı: Memeli
Takımı: Carnivora
Erkek: 45-65 kg.
Dişi: 40-50 kg
Yaşadığı yer: Afrika’nın güneyi, Kenya, Tanzanya ve Libya
Yaşam Süresi: 10-12 yıl
Yediği Hayvanlar: Antilop türleri ve diğer küçük hayvanlar.Karada en hızlı hayvan olan çitanın hızı, 2 saniyede 70 kilometreye ulaşır ve maximum 100-127 kilometre hız yapabilir. Bu hızla avını 200-600 metre kovalayabilen çitalar gün boyu aktiftir. Özellikle sabahın erken saatlerinde, akşamüstü ve geceleri ise dolunay ışığında en hareketli zamanları.
Çitalar genellikle yalnız dolaşırlar. Bazen avlanmak için erkekler birlikte hareket eder. Grup halinde avlanırken biri saldırı durumundayken diğerleri gelen saldırıları savuşturur. Özellikle Namibya’da grup halinde avlanma biçimi daha gelişmiş. Bu farklılığın, oradaki arazi yapısına bağlı olarak geliştiği de söylenebilir. Üzerinde büyük sürülerin dolaştığı, çok büyük, uçsuz bucaksız açık alanlar, çitaları grup halinde avlanmaya yönlendirmiş olabilir. Toplu halde yaptıkları avlarda daha başarılı oluyorlar. Çita, avlanma öncesi çevrede bulunan yüksek bir kayaya ya da varsa ağaca çıkarak çevresini izliyor. Avını en kuvvetsiz grup elemanlarından seçiyor. Avı yemek ya da su içmek için başını öne eğdiğinde veya uzak bir bölgeye baktığında sürünerek yaklaşıyor. Avı ona doğru bakarsa yere yapışıp, kıpırdamadan avın bakışlarını savuşturuncaya dek bekliyor.Başarılı bir av için�
Benim izlenimlerime ve hayvan davranışlarını ele alan kitaplarda anlatılanlara göre; başarılı bir av için 30 metre yaklaşana kadar sabırlı olması gereken çitalar bazen 100 metreden bile saldırmayı deniyor. Eğer avına 30 metre yaklaştıysa ve av onu hala farketmediyse büyük olasılıkla, av başarılı olur. Çitalar genel olarak ataklarının 2/7sinde başarılı. Saldırdığı avını, ön iki pençesini kullanarak devirip, avını yemeye derinin ince olduğu kasık’tan başlar, sırasıyla uyluk ve karınla devam eder. Dişleri zayıftır. Bu nedenle ancak küçük ve ince kemikleri çiğneyip yiyebilir. Tek başına saldırdığı zaman orta boy antilopları seçer. Grup halinde ise büyük antiloplara saldırdıkları gibi zürafa avladıkları bile görülmüştür. Aslanlar ve sırtlanlar, çitaların avlarını çalabilir. Yine aslanların çita yavrularını öldürdükleri de olabilir.4 erkek çitayı izledim
Bir kaç kez onları grup halinde görebildim. Bir keresinde 4 erkek çitayı saatlerce izleyebildim. Koşarken nasıl sessiz olduklarına ve eşsiz bir estetik yapıları olduğuna, yakın mesafeden tanıklık ettim. Herkesin en çok merak ettiği bu vahşi ve saldırgan hayvanlara bu denli yaklaşmak “tehlikeli değil mi?” sorusunun yanıtı ise hem ilginç hem de bir o kadar mantıklı ve gerçek.Temelde ürkütmediğiniz ya da rahatsız etmediğiniz yani özetle saygı duyduğunuz hiç bir hayvan size saldırmaz. Ayrıca üç ilginç nedenle saldırmıyorlar. Hemen tüm Afrika ülkelerinde safariler arazi araçları ile yapılıyor. Ve bunların genellikle üstleri açık. İlk saldırmama nedenleri; doğduklarından bu yana zaman zaman çevrelerinde bu aracı görüyorlar ve onu kendilerinden büyük bir hayvan sanıyorlar. Hayvanlar için büyüklük kavramı çok önemli ve bu caydırıcı bir neden oluşturuyor. Ayrıca bu büyük hayvanın (arazi aracı) daha önce kendilerine saldırdığı hiç olmamış. İkinci saldırmama nedeni ise, vahşi kediler avlarını genellikle boyun veya gırtlağını ısırarak öldürürler. Oysa bu hayvanın (arazi aracının) gıtlağı ve boynu olmadığı gibi ısırılacak pek bir yeri de yok. Üçüncü ve son neden ise basit görünmesine karşın aslında çok temel bir neden. Hayvanlar avlarının kokusunu tanır. Bu büyük hayvanın ise kokusunu tanımak bir yana onlara çok kötü gelen bir kokusu var. Yani petrol kokuyor. İşte tüm bunlar bir araya geldiğinde ve siz onları rahatsız etmediğinizde, araçta ayağa kalkmak, bağırmak ve araçtan inmek gibi kural dışı, onları ürkütebilecek davranışlarda bulunmadığınızda saldırmaları için hemen hiç bir neden kalmıyor.
Mehmet AKINKatılımcıBENGAL KAPLANI



Av ve Beslenme:
Yetişkin kaplanlar yalnız yaşamayı tercih ederler (yavrularına bakan anneler hariç) Bu sayede ne zaman bir avla karşılaşacağını bilmeyen kaplanlar yaşadıkları ortamda avlara kalabalık şekilde yaklaşmaktan ve onları kaçırmaktan daha çok, avlara sürpriz yaparlar. Açık alanları sevmeyen Bengal kaplanlarının yaşam sahaları besin bulma olanaklarına bağlı olarak 30-80 km2 civarında değişir. Yabani domuz ve antilop türleri temelde avladıkları hayvanlardır.Avına sürünerek yaklaşır ve en yakın mesafeden hamle yapar. Kaplanın postundaki çizgiler avına karşı bir kamuflaj görevi görür. Kuyrukları hızla koştuklarında bir denge unsurudur ve bir iletişim aracıdır. 30 kg’lık küçük bir avı boynundan ısırarak ve spinal kordunu parçalayarak avlar. 900 kglık bir ava gırtlaktan saldırır ve boğarak öldürmeyi tercih eder. Bir bölgede birden fazla Bengal Kaplanı farklı zamanlarda dolaşabilir ve iz bırakabilir. Kaplanlar, bir seferde 18 kilodan fazla yiyebilirler Bir yedikten sonra bir kaç gün yemezler. Bazen avlarını güvenli bir yere taşıyıp orada günlerce yerler.Çiftlesme:
Dişiler 3 yaşında erginliğe ulaşır ve çiftleşmeye hazır olduklarında koku ve seslerle bunu bildirir. Gebelik 103 gün sürer. Bir defada 2-3 yavru yaparlar (en fazla 5 yavru). Doğumda genellikle bir yavru ölür. Kaplanlar kör doğarlar ve 1 kg ağırlığındadırlar. Yavrular, 6-8 hafta anne sütü emerler. Sonra anneleri onlara av eti verir. 18 aylıkken kendi avlarını yerler. Yavrular 1.5-3 yaşlarında anneden ayrılır. Dişiler anneden ayrıldıktan sonra anneye yakın bir sahaya yerleşir. Erkekler daha uzağa giderler. Yetişkin kaplanlar, çalılıklara ve ağaçlara bir idrar ve bir bezin çıkardığı kokulu akıntıyla işaret koyarlar. Ağaçlara tırmıklayarak ta işaret koyarlar. Yetişkin kaplanların 30 dişi vardır. Kanin (köpek) dişlerinin uzunluğu 74.5-90 mm civarındadır. Kaplanlar, suyu severler ve çok iyi yüzücüdürler. Beyaz Kaplanlar -albino değillerdir- ve Bengal Kaplanlarıdır. Bu kaplanlar Bengal Kaplanlarındaki resessiv-çekinik bir genin annede de babada da bulunmasıyla ortaya çıkarlar. Vahşi tabiatta çok az bulunurlar.Sayıları Hızla Tükenen Kaplanlar:
100 yıl önce sayıları 40.000 kadar olan Bengal Kaplanlarının sayısı bugün 2500 kadardır. Bu da her gün bir kaplanın vurulduğunu açıklıyor. Hindistanda Bengal Kaplanı populasyonu diğer yerlere göre çok fazla olmasının yanında avcılığın ve zehirleme olaylarının aşırı artışı nedeniyle güvenli bir sayıyı temsil etmemektedir. WWF1, 1998 yılında yayınladığı raporla son yüzyıl içinde dünyadaki kaplanların yüzde 95 oranında azaldığını açıkladı. Son yüzyıl içinde 3 kaplan türünün soyu tükendi. Bunlar, Hazar kaplanı, Cava kaplanı ve Bali kaplanı idi. Bengal kaplanları Hindistan, Nepal, Bhutan ve Bangladeş’te yaşıyor ve 100 yıl önce sayıları 40 bin civarındayken bu gün nüfusları 2500-3000 civarında kabul ediliyor. Bir yandan da onların korunması için çaba gösteriliyor ve milyonlarca dolar harcanıyor gibi bakılabilir buna. Bu konuda sayısız örnek gösterilebilir. Sözgelimi 15 temmuz 1997 tarihli Reuters haberi çok ilginç bir örnek. Hindistan’ın Vahşi Yaşamını Koruma Derneğinin Müdürünün de yazısının bulunduğu haberde, 2 Bengal kaplanı derisinin fiyatı 16.800 Amerikan doları ediyor. Vahşi Yaşam uzmanlarına göre; hergün Hindistan’da 2500 kaplandan biri öldürülüyor. Bu demektir ki; yılda 3 milyon dolardan fazla piyasa değeri olan kaplan derisi elde ediliyor. Öte yandan yapılan yardıma baktığımızda ise, WWF 1999 yılında kaplanların korunması için ve onların yararına olabilecek projelere sadece 4,5 milyon dolar harcamış. Zaten kaplanlarla ilgili efsaneleri ve yıllardır bu iş üzerinden sağlanan rantı artık herkes biliyor. Kaplanın bir çok organı bu illegal ticaretin bir parçası. Bu konudaki örnekler sınırsız. Kaplan penisinden yapılan çorba 300 Amerikan dolarından alıcı buluyor. Ama kurutulmuş kaplan penisi ile derdinize derman bulmak isterseniz bu bedel 2500 Amerikan dolarından başlıyor.2Kaçak avcılar kaplanları sadece postları için değil aynı zamanda “şifalı kemikleri” için de avlıyorlar. Asya’da bu kemiklerin tozlarından yapılan ilaçlar sayesinde cinsel gücün arttığına inanılıyor.1975’te CITES, Amur (kar) kaplanı hariç (bu gün sadece 150 tane kaldı) tüm kaplanların uluslararası ticaretini yasaklamıştı. Ancak 1975 ile 1992 yılları arasında sadece Güney Kore 6133 kg kaplan kemiği tozu ithal etti. (bir kaplandan 6-10 kg arası kemik tozu elde edilebilmektedir.)3
Önümüzdeki birkaç yıl içinde bir kaplanın sokaktaki fiyatının 25.000 Amerikan dolarına kadar çıkacağı tahmin ediliyor. Çünkü, 1990-1994 yılları arasında tahmini olarak yılda 60 hayvan kaçak olarak avlanmış. Bunların her bir gramları 50 Amerikan dolarından alıcı buluyor. (Japonya’da ödenen fiyat), Primorski Krai’den iri, dondurulmuş, bir erkek kaplan, avcısına yaklaşık 8.000 $ kazandırıyor ancak ondan elde edilecek 10 kg’lık kemik tozunun sokak fiyatının, yakın gelecekte 750.000 Amerikan dolarına kadar çıkacağı tahmin ediliyor.4
Kaplan türleri arasında bu gün en ciddi tehlike Sibirya Kaplanları için bulunuyor. Sibirya Kaplanı 350 kg’ı aşan ağırlığı ile doğadaki en büyük kedi.
Sadece 150 tane kaldılar. Geçtiğimiz yıl Sibirya Kaplanları için bir çok firmanın verdiği milyonlarca dolarlık destek ise sadece bu yıl sayının 150’de sabit tutulabilmesi hedefi için kullanılacak. Yani geri dönüşü olmayan bir durumdalar ve bir kaç yıla kadar tükenmeleri kaçınılmaz. Doğanın en büyük kedisi Sibirya Kaplanı bize elveda demek üzere. Ve bu sonu hazırlayan bizlerin üzülmek ve diğer türler için daha keskin ve dikkatli tavır almaktan başka artık yapacağı çok şey kalmadı gibi.
Mehmet AKINKatılımcı
Kar kiraz kuşu (Plectrophenax nivalis), Alaca kiraz kuşu veya Kar çintesi olarak da bilinir, kiraz kuşugiller (Emberizidae) familyasından bir kuş türü. Kuzey paralellerin kuşudur, kuluçka iklimi olarak tundra bölgelerini tercih eder.Özellikleri
Yetişkin erkek kuşlar siyah-beyaz renklidir. Yavru kuşlar daha koyu renklidir; beyaz rengin tam belli olması iki sene sürer. Sırtları hafif kahverengimsi olur. Dişileri daha kahverengimsidir, ama alt kısımları onlarda da beyaz renktedir. Kar kiraz kuşunun kanatları vücuduna nazaran uzun, gagası kısa olur. 16,5 cm uzunluğa ve 26-40 gr ağırlığa ulaşan bu kuş aşağı yukarı bir serçe büyüklüğündedir. Küçük tohumlar ve böcekler ile beslenir. Üreme zamanı Mart ayında başlar.Yaşam alanı
Kar kiraz kuşunun memleketi (yumurtladığı bölge) Kuzey Avrupa’da İskoçya, İzlanda ve Norveç’tir. Kuzey Almanya, Fransa, Polonya ve İsveç ve Türkiye’de kışı geçirirler.Ötüşü
Kar kiraz kuşu, grubun içindeyken “tırr”, “diüh” ya da “tsrr” sesleri çıkarır. Ama asıl ötüşü sadece gerçek memleketinde, yani yumurtladığı Kuzey Avrupa’da duyulur. - YazarYazılar
