Oluşturulan forum yanıtları
- YazarYazılar
-
Mehmet AKINKatılımcıtenis ve masatenisi, yüzme ve basketboluda severim ama benim tercihim futboldan yana
Mehmet AKINKatılımcı12 kasımda da bizlerden kan alındı..
(ben veremedimde) bagısta bulunan arkadaslara teşekkürler
Mehmet AKINKatılımcıya anayurt yada talas olmasında ildemde iyi.
ama hem ev hem yasama, cevre ve komsularda dahil olmak uzere beyazsehir baya bi rahat..
tek – si ildem daha ucuz..
ama ildemin evler beyazsehirden iyi degil..
buna ısınma, genişlik ve rahatlık da dahil..
en azından ben oyle biliyorum )
Mehmet AKINKatılımcıarkadaslar trabzonspora gecmiş olsun diyorum

Bursaspor bu kolay kolay yenilmez
Mehmet AKINKatılımcı
haklısın kards..
benimde en cok kullandıgım ulasım aracı tabanvay
Mehmet AKINKatılımcıvalla bizde beyazsehirciyiz

Mehmet AKINKatılımcıSelam Arkadaşlar Şimdi Apache server kuracagız Phptriad ile…
Öncelikle Phptriad 2.2 yi indirmemiz gerekli.. bunun için
http://prdownloads.sourceforge.net/phptriad/phptriad2-2-1.exe?download
Adresinden indire bilirsiniz.
php triadı indirdik ve yüklüyoruz. Yükleme işlemi bu kadar şimdi çalıştıralım…
C:apachemysqlbinwinmysqladmin.exe dosyasını çalıştırıyoruz..
Bende önceden kurulu oldugu için direk çalıştı ama sizlerde ufak bir pencere açılacak
ve kullanıcı adı şifre istiyecek oraya heran gibi şey yazıyoruz ama unutmuyoruz tabiki
)Ondan sonra aşşa saatin oldugu yere trafik lambaları çıkacak eğer yeşil yanıyorsa sorun yoktur..
şimdi bir dosya daha çalıştıracagız…
C:apacheApache.exe çalıştırıyoruz MS-Dos ekranı çıkıyor bunu öylece bırakıyoruz…
ve Explorer açıyoruz.. adres çubuguna..
http://localhost/ yazıp entıra basıyoruz..
Evet çalışıyor… Database sayfası için
http://localhost/phpmyadmin yazmanız yeterli.. tamamdır her şey yolunda şimdi burda kendi
hazırladıgımız bir php nasıl çalıştırcagız … onu öğrenelim..C:apachehtdocs klasörünün içine kendimiz bi klasör açıyoruz..
ben keygen diye bi klasör açtım şimdi buraya bi php dosyası atalım…
şimdi http://localhost/forum/ adresine giriyoruz ve karşımızdaa..
İşte Bu kadar İyi Seyirler..
Mehmet AKINKatılımcıaslında fark edememissina ama Evcil Hayvanlar die bi bolum var zaten veterinarium kısmında..
orda Eş arıyorum yuva arıyorum Kayıp ilanı adlı baslıklar altında mesajlarınızı ve pet hyvan isteklerinizi duyurabilirsiniz
Mehmet AKINKatılımcıarkadaslar kullanıcı panelinden uye bilgilerinizi dogru girdiginiz an otomatik olarak zaten dogumgunleriniz isterseniz herkes tarafından gozukecektier.
burda ayrıyetten duyurmanıza gerek yok
bilginize duyrulur
Mehmet AKINKatılımcıOturuş ve Tutma Tekniği
Gitarın nasıl tutulması gerektiği birçok gitar meraklısının ve hatta yıllarca gitar çalışmış olan birçok gitaristin aklına takılmıştır. Çoğu kezde bir sonuca ulaşamamışlardır. Bu aslında hiçte şaşırtıcı değildir. Zira tutuşun kesin kalıplara oturtulması mümkün değildir. En azındaninsanın anatomik yapısının bir çok farklılıklara yol açacağının düşünülmesi gerekir. Ayrıca bu; boy, kol, bacak uzunluğundan tutunuzda; tırnak yapısına kadar birçok değişkene göre başkalaşım gösterir. Genelde bir çözüm getirmek gereği duyulduğunda tavsiyem mümkün olduğunca doğala sadık kalmak gerekliliğidir. Tüm kaslar rahat olduğunu nu hissetmelidir. Bunun yanısıra gitarı istenilen pozisyonda tutabilmek için de fazladan bir gayret sarfedilmemelidir.
Biraz soyutlamaya gidildiğinde gitarı;uzayda hareketsiz durması gereken bir cisim olarak görebiliriz. ”Aşağı yukarı” ”Yanlara” yada ”Öne arkaya” hareket etmesini kontrol edebilmemiz gerekir. Genelde göğüs bacaklar ve sağ kolun dirseği tüm bu hareketsizliği kolaylıkla sağlar. Bunu en kolay ve rahat şekilde kullanmak; uzun defalarca yapılan özgün deneyimler sonucu gerçekleşebilir.
Teknik çok önemlidir. Parmakları istenilen şekilde, istenilen süratte ve duyarlılıkta hareket ettirebilme; kontrol edbilme ise amaç olmalıdır. Bunun için kişi kendisini son derece rahat hissetmelidir. Gerek sol, gerekse sağ elin parmak uçları ile ilişki sağlanmalıdır. Sol kol dirseği gövdeye olabildiğince yakın; mümkün oladuğunca rahat; omuza dik sarkıtılır. Bu durum, kolun üst kısmı için kuvvet gerekliliğini ortadan kaldırır. Aynı durum sağ kol içinde geçerlidir. İyi bir çalış pozisyonunun bütün amacı çalana gevşek ve uyanık bir pozisyon; emin ve kesin bir uygulama olanagı vermektedir…
Mehmet AKINKatılımcıHititlerden Günümüze Gitar
Gitarın kökeninin ne kadar eskiye dayandığı konusunda birçok varsayım var, Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde bulunan Hitit’lere ait bir kabartmada ve bunun yanı sıra, Asur’lara ait kabartmalarda da gitara benzeyen telli çalgıların varlığı bir gerçek. Avrupa’ya geliş öyküsünde ise İran ve Arap adlarına rastlıyoruz. Önce İran yoluyla Arap dünyasına, Arapların İspanya’yı fethiyle de Avrupa’ya geçtiği yaygın bir saptama.Mağrip ve Latin gitarları 12. yüzyılda görülür. 15. yüzyılda ise lavtaya doğru gelişerek “Mandola” ya da “Mandora” adını alır. Günümüz gitarının ana çizgilerinin oluştuğu bu yüzyılda Latin gitarı, mızraplı Vihuela olur. Flemenk Vihuela’sı ise Avrupa Lavtası’ndan başka bir şey değildir.
Tarihte somut olarak ilk kez, 14. yüzyılda, şekli fazla tanımlanmasada Guitern diye bir sazdan bahsedilir. El Vihuelası olarak 13. yüzyıldan beri tanınan bu çalgı, 1500’lerin sonuna doğru, bugünkü gitarın doğmasındaki ilk ipuçlarını verir.
Ingiltere Kraliçesi I. Elisabeth, sarayında ve çevresinde daima müzikçilere yer vermesiyle tanınır. İspanya Kralı Şarlken’in oğlu II. Philiph, 1554’de İngiltere Kralı VIII. Henry’nin kızı olan, İngiltere ve İrlanda Kraliçesi Mary Tudor’la evlenir. Bu çağda Lavtalir müziğinin en güzel örnekleri verilir.
John Dowland (1562 – 1626) zamanının en büyük lavtacısıdır.
Gitar müziği, 16. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar ya Tabulatur (ses perdeleri yerine parmak pozisyonlarını gösteren nota yazım sistemi) biçiminde ya da alfabetik akor simgeleri sistemiyle yazılıyordu. 1586 yılında çıkarılan ilk gitar metodu “İspanyol Gitarı” olarak adlandırılan beş çift telli çalgı içindir. Daha onceki gitarlar dört, Vihuela ise altı çift tellidir. Vihuela’dan sonra Barok Gitar devri yaşayan beş çift; günümüzde kullanılan klasik gitarlar ise tek altı tellidir ve bunun 18. yüzyıldan bu yana böyle olduğu Fernando Sor’un altı telli Romantik Gitar kullanmasıyla somutlanır. 17. ve 18. yüzyıllarda İtalya ve Fransa’da gitar metodlarına rastlanır. 18. yüzyılın sonunda IV. Şarl’ın himayesinde birçok gitarist yetişir. Gelmiş geçmiş en büyük gitar ustalarından birinin Niccolo Paganini olduğu söylenir. Bu çalgıyı kemanı kadar ustalıkla çalmasının yanı sıra, eserlerini bestelerken dizinin üzerinden hiç eksik etmediğinden söz edilir.
Bu arada Shubert, Berlioz, Diabelli, Gragnani, Carulli, Carcassi, Coste gibi bestecilerin ilgisini çeken gitar, onların dab u çalgı için eserler yazmasına neden olmuştur. 1778 – 1830 yılları arasında yaşayan Fernando Sor ise aynı dönemde İspanya’da yetişen en önemli gitar ustasıdır. Fernando Sor’un, öğrencisi olarak pek çok guitarist yetiştirmesinin yanı sıra, yazdığı sonatlar, varyasyonlar, fanteziler ve etütleri bugün bile birçok gitaristin dağarcığının baş köşesinde yer alır. Besteci, gitarı altı telli yaparak bugünkü gitarın temelini atar. İspanya’da, Sor’dan sonra Dionisia Aguada gibi bir gitar ustası yetişir. Daha sonra yine aynı dönemde İtalya’da özellikle Beethoven’ın hayranlığını kazanan Mauro Giuliani (1781-1828) ismine rastlarız.
19. yüzyılda gitarda, sesin artmasını sağlayan değişiklikler yapıldı. Gövdesi genişletildi, derinliği azaltıldı, göğüs kapağı iyice inceltildi. Gövdenin içine göğüs kapağını desteklemek için konan enine çıtaların yerini, ses deliğinin altına yelpaze gibi açılan ışınsal çıtalar aldı. Eskiden ahşap bir takozun içine saplanan sapı, tellerin germesine karşın ek bir dayanak oluşturacak gibi, gövdenin içine doğru biraz giren bir pabuç ya da çıkma kol biçimine getirilerek arkaya tutkallandı.
19. yüzyıl boyunca İspanya’da birçok usta gitarist yetişir. Bunlar arasında Sor, Cano, Huartas, Tostado, Aquado, Fossa başlıca isimlerdir. Yüzyılın ikinci yarısında çağdaş gitar ekolünün kurucusu olarak nitelenen, Bach, ve Beethoven’ın eserlerinden gitar için yaptığı düzenlemelerle tanınan Valenciya’lı gitarist-besteci Francisco Tarrega adına rastlarız. Andres Segovia, Emilio Pujol, Miguel Llobet, Regino Sainz de la Maza, Alirio Diaz ve Narciso Yepes O’nu izlerler. İngiltere’de ise, Julian Bream ve John Williams gibi gitaristler de aynı paralleled devam ederler. Alirio Diaz’ın önerisi üzerine Andres Segovia’nın gitarda ilk kez naylon tel kullanmasının yanı sıra en önemli misyonu; o yıllarda daha çok Amerika’da folk müzik, Avrupa’da ise türkü eşlikçisi olarak görülen gitarı, Klasik Gitar olarak tüm dünyaya tanıtmaktır. Ayrıca üstün virtüözitesiyle de çalgısını sevdiren ve geliştiren bir sanatçıdır. Segovia ’nın öğrencisi olan Alirio Diaz (1923) ise ünlü bir yorumcu olarak bütün dünyaya adını duyururken, özellikle Türkiye’de verdiği konserlerle ülkemizde gitarın tanııınmasında büyük katkıda bulunmuş, halen de bu katkısını bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sürdürmektedir.
Andres Segoiva gitarı, konser salonlarına sokarak Amerka’dan Arjantin’e ve Uruguay’a kadar uzanan turneleriyle hem enstrümana hem de solistlere büyük saygınlık kazandırırken, gitarı 20. yüzyılda evrenselliğe ulaştırdı.
Segovia, Tarrega, Llobet, Pujol, Anido, Prat, Diaz, Bream, Williams gibi sanatçıların ünlü ve büyük eserleri gitar için düzenleyerek dağarı genişletme çabalarına artık Castenuovo Tedesco, Roussel, Mompou, Villa-Lobos, Ohana, Britten, Henze, Torroba, Rodrigo, Hallfter, Berio, Turina, Falla, Takemitsu, Ponce, Bennett, Berkeley, Walton, Martin, Davies, Tippett, Dodgson, Arnold, Brindle, Lauro, Poulene v.b. gibi özgür eserler yazan besteciler eklenir.
Gitarın kapasitesi zamanla zorlanırken yeni olanakları halen keşfedilmektedir. Gitarın sınırları yalnızca özgün besteler yaparal ya da yapım teknikleriyle zorlanmaz. Bir çok eserin gitara uyarlanması çağdaş besteciler için de bir gereksinim olur.
Eserlerin gitara uyarlanması bazı besteciler tarafından önyargıyla karşılanır. Oysa eserler, gitarda özelliklerini yitirmiyorlar, aksine daha iyi seslendiriliyorlar. Sonunda gitar, tüm önyargıları yıkar. Bugün gitar çağlar öncesinde başlayan yolculuğunu sürdürüyor ve dünyanın bir çok ülkesinde altın çağını yaşıyor…
Mehmet AKINKatılımcıtexascım bu mesajından ve haberinden dolayı su anda evde gobek atıyoruz nae ile..
ellerinden gozlerinden opuyoruz seni..
Mehmet AKINKatılımcıE bide DVD oynattıgını soylemeyide unutmayalım..
Teşekkürler Texas
Mehmet AKINKatılımcıBitki, hayvan ya da büyük pekçok organizmanın gen dizilimini hatta tarih öncesi canlıların kopyalarını elde etmeye çalışan genetik bilimciler, bu kez dikkatleri ihmal edilen insanların kendi bedenindeki mikroplara çevirdiler.
Normal bir insanın bağırsağında 500 ayrı tür mikrop yaşadığını belirleyen uzmanlar, bir o kadar da ağızda ve vajinada yuvalanan mikropların organizma için bir çok yararı olduğunu tespit ettiler.
Tübitak’ın Bilim Teknik Dergisi’nde yer alan bir araştırmada, insan vücudunu mesken edinmiş bakteri ve virüslerin, yaşam için çok önemli olduğu vurgulandı. Bağırsaklardaki mikropların hem hazmı kolaylaştırdığı, hem de daha zararlı organizmaları vücudun dışına attığı ifade edildi. Ancak insan vücudundaki mikropları laboratuvarda çoğaltmak mümkün olmadığı için özelliklerinin fazla bilinmediği kaydedildi.
ABD’de bulunan Genomik Araştırmalar Enstitüsü ile Stanfort Üniversitesi’nden bilimadamları, vücuttaki boşluklardan alınan sıvıları doğrudan, daha önce insan genom projesinde yararlanılan dizgeleme makinelerine atmayı planlıyorlar. Makinelerden sağlanacak verilerin, hangi organizmaların insan vücudunun neresinde yaşadığının bilinmesine ışık tutacağı ifade ediliyor. Araştırmacılar işe diş ve dişetlerinde oluşan bakteri plaklarından bir örnekle başladılar. Araştırmacılara göre, elde edilen dizilimlerin yüzde 40’tan fazlasına şimdiye kadar hiçbir yerde rastlanmadı. Bunların, bilinen bakterilerdeki yeni genler ya da tümüyle yeni türlere ait oldukları düşünülüyor.
Mehmet AKINKatılımcıDoktorlar, Türkiye’de bilinçsiz ilaç tüketiminin yaygın olduğunu ve bunu önlemeye yönelik çalışmaların yapılmasının zorunlu olduğunu belirtiyorlar.
2004 yılının ilk 6 ayına yönelik yapılan araştırmalarda en fazla satılan ilaçlar listesinde antibiyotiklerin ilk sırada olduğunu vurgulayan uzmanlar, bunda eczacıdan hastaya bilgi akışındaki eksikliklerin etkilisini önemli olduğunu belirttiler.
Doktorlar özellikle antibiyotiklerin kutularındaki miktarın tedaviyi tamamlamaya yönelik olarak belirlendiğine işeret ederken, ecza dolaplarının kontrol edilmesini, doktorun tavsiye ettiği tedavi süresince kullanılması ve son kullanma tarihi geçen ilaçları imha edilmesi gerektiğini bildirdiler. Doktorlara göre, yılda en az bir kez evde bulunan ilaçları eczacılara göstermeleri gerektiği ve gereksiz olanlar ile kullanım süresi dolanları imha edilmesi gerektiğini öneriyorlar. - YazarYazılar
