Oluşturulan forum yanıtları
- YazarYazılar
-
Murat KUTAYKatılımcıGECE BESLENMELERİNDE
BESLENME SONRASI HAYVANINIZIN FAZLA HAREKET ETMEMESİNDEN DOLAYI
HAFİF GEÇİRMESİ DAHA SAĞLIKLIDIR….
BU NEDENLE ÖĞÜNLERİ HAYVANINIZIN HAREKETİNİ DE DÜŞÜNEREK YAPMANIZ DAHA İYİDİR..
Murat KUTAYKatılımcıKARIŞIK BESLEMELERDEN ZİYADE.. ÖĞÜN SİSTEMİNE GEÇMENİZ SİNDİRİM AÇISINDAN HAYVANINIZ AÇISINDAN DAHA SAĞLIKLIDIR…YANİ BALIK ÖĞÜNÜ-MAMA ÖĞÜNÜ
…………….
YALNIZ FAZLA KİLOLAR KEDİNİZDE DİABET E NEDEN OLABİLİR..BUNA DA DİKKAT ETMENİZİ TAVSİYE EDERİM….
Murat KUTAYKatılımcıPİŞMİŞ ÜRÜNLERİN DOLAPTA SAKLANMASI PEK SAĞLIKLI OLMAZ….BU NEDENLE ÇİĞ VE TEMİZLENMİŞ OLARAK ŞOKLAYIP KULLANIRSAN DAHA SAĞLIKLI OLACAKTIR…
……………………..
ÜRÜNLERİN HAŞLAMALARI…KIZARTMALARINDAN DAHA SAĞLIKLIDIR HER ZAMAN…
……………………….
AYNI BESİNLERİN SIK SIK VERİLMESİNDEN ZİYADE DEĞİŞİK BESİNLERİN BELİRLİ PERİYOTLARDA VERİLMESİ DAHA SAĞLIKLI OLUR.. BU NEDENLE EĞER HAYVANINIZA GÜNLÜK BESİNLERİ İLE YERİ KADAR D VİTAMİNİ VEREMEDİĞİNİZİ DÜŞÜNÜYORSANIZ GÜNDE 1 DEFA YEMEKLERİNE DAHİL EDEBİLİRSİNİZ…EĞERKİ YETERİ KADAR D VİTAMİNİN DEN ZENGİN BESLEME YAPIYORSANIZ 3-4 GÜN VEYA HAFTADA BİR DE VEREBİLİRSİNİZ…
Murat KUTAYKatılımcıYayım Bülteni No: 43 ISSN 1300-3518 Temmuz-2003
SIĞIRLARDA KOYU RENKLİ KARKAS SORUNU
Dr. Alper ÖNENÇ Doç. Dr. Attila KAYA
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü
Giriş
Sığırlarda koyu renkli karkas önemli bir et kalite kusurudur. Koyu renkli sığır karkaslarından elde edilen etler tüketiciler tarafından tercih edilmez ve bu nedenle pazarlanmasında güçlük çekilir. Et sanayi de bu türden karkasları işlemede bazı zorluklarla karşılaşır.
Kesim sonrası soğuk havada bekletilen karkaslarda, ölüm sertliği (rigor mortis) oluşumu sırasında kasda normal asitlenme gerçekleşmezse karkasın rengi koyulaşır. Asitlenme; glikojenin (depolanan şekerin kompleks bir formu) laktik aside yıkımıyla meydana gelir. Normal etlerde kas pH�sı 5.5-5.8 aralığındadır. Kesim sırasında kas glikojen düzeyi düşükse, yüksek pH�lı[1] (pH³6.1) et elde edilir. Bu etler koyu kesim, koyu renkli et ya da yüksek pH�lı et olarak tanımlanır Birçok ülkede.bu etler koyu, sert ve kuru (DFD= dark, firm, dry) et olarak da bilinir (Dikeman, 2000). Koyu renkli karkaslardan elde edilen etler anormal düzeyde koyu renklidir. Et rengi koyu kırmızıdan siyaha kadar değişen bir aralığa sahiptir (Page ve ark., 2001). Ayrıca yapıları serttir ve su tutma kapasiteleri yüksektir. Bakteriyel gelişme çok hızlı olduğu için raf ömrü normal ete göre daha kısadır (Immonen, 2000). Bildirilen özellikleri dışında normal sığır etiyle karşılaştırıldıklarında aroma ve tatları daha düşüktür. Tüketiciler koyu renkli etleri sert bulmasına rağmen bazı deneysel panellerde eğitilmiş panelistlerin bu etleri yumuşak ve sulu buldukları da saptanmıştır (Viljoen ve ark., 2002).Koyu Renkli Etler Neden Sorun Oluşturur?
Koyu renkli etlerde en önemli sorun tüketicinin renginden dolayı bu etleri satın almamasıdır. Tüketiciler koyu renkli etleri yaşlı sığır eti, düşük aromalı ve saklama kalitesi kötü etler olarak kabul etmektedirler (Conforth, 1994). Yüksek pH ve su tutma kapasitesine sahip olması nedeniyle bakteriyel gelişimi hızlıdır, raf ömrü normal etten kısadır. Ayrıca; bu etler vakumlanarak saklansa da laktik asit bakterilerinin kullanması için glikojen düzeyi yetersiz olduğundan, bu bakteriler çalışamaz. Etteki amino asitleri kullanan diğer bakteriler gelişir ve bunlar da hidrojen sülfür üreterek yeşil renk oluşumuna ve kokuşmaya neden olurlar (Burson, 2000).
Genel olarak koyu renkli etlerin lezzeti düşüktür. Lezzet panellerinde koyu renkli etin normal ete göre daha yumuşak olduğu ancak bayat, bozuk bir tada sahip olduğu belirlenmiştir. Bu panellerde koyu renkli etlerin eski, taze olmayan, bozulmuş et olarak tanımlandığı bildirilmektedir (Viljoen ve ark., 2002).
Yukarıda belirtilen birçok nedenden dolayı, koyu renkli etlerin pazarlanmasında büyük sorun yaşanmaktadır. Ülkemizde resmi olarak uygulanmasa da Avrupa ve Amerika�da koyu renkli karkaslarda %20-%40�a varan ceza anlamında fiyat indirimleri uygulanmaktadır (Lorenzen ve ark. 1992). Bu ülkelerde koyu renkli karkaslardan dolayı yetiştirici de önemli ekonomik kayıplara uğramaktadır. Nitekim, Amerika �da koyu renkli karkasdan kaynaklanan kaybın 1995 yılında sığır başına yaklaşık 6 Doların üzerinde olduğu tahmin edilmiştir (Smith ve ark., 1995). Bu değer yalnızca, sınıflandırmada derece kaybı dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu bulunmuştur. Ülkemizdeki kaybın rakamsal değeri hesaplanmamıştır. Et entegre tesisleri bu etleri çoğunlukla ürüne işlemek zorunda kalmaktadırlar. Ayrıca, bazı mezbahalar, koyu renkli karkas oranının fazla olduğunu belirledikleri işletmelerden ya da yetiştiricilerden hayvan almamayı tercih etmektedirler. Bu durumda da yetiştiriciler özellikle kasaplık sığırın çok olduğu zamanlarda hayvanlarını değer fiyattan kestirememektedir.
Koyu renkli karkas oranını saptamak amacıyla birçok ülkede araştırmalar yürütülmüştür. İngiltere�de koyu renkli karkas oranının %4.1 � 7.1 arasında (Brown ve ark.,1990), İspanya�da %5 (Sañudo ve ark., 1999), Belçika ve Danimarka�da %1-5, Avustralya, Batı Almanya�da %6-10, Polonya�da %16-20, (Tarrant, 1981), Çek Cumhuriyetinde %30-40 arasında değiştiği (Barto� ve ark., 1993), Norveç ve Bulgaristan�da ise %20�den fazla olduğu bildirilmektedir (Tarrant, 1981). Amerika�da ise bu oranın yaklaşık %2-5 arasında değiştiği belirlenmiştir (Smith ve ark., 1995). Ülkemizde koyu renkli karkas oranının % 40�ın üzerinde olduğu tahmin edilmektedir (Önenç ve Kaya, 2003). Ülkemizde sığır karkasları kalite sınıflarına göre değerlendirilerek fiyatlanmadığından, kesim sonrası normal karkaslara verilen bıçak fiyatı uygulanmaktadır. Satım aşamasından sonra eti işleyen firmalar karkasları değerlendirmede bazı sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Oysa, et ihracatında önemli yere sahip ülkelerde, koyu renkli karkaslar için eğitimli personel, sığır karkaslarında rengi dikkate alarak sınıflandırma yapmaktadır. Koyu renkli karkaslar 1/3, 2/3 ya da 3/3 (tam koyu renkli karkas özelliği) ölçüsüne göre tanımlanarak sınıflandırılmaktadır (Page ve ark., 2001).
Koyu Renkli Karkas Oluşumunun Nedeni
Sığır kasında bulunan en önemli karbonhidrat glikojen olup, bunu glikoz izlemektedir. Glikojen, canlı hayvan kasında enerji metabolizması için gerekli olduğu kadar kesim sonrası kasın ete dönüşümünde de önemli bir rol oynar. Ölümle birlikte kas glikojeni hızla parçalanır ve son ürün olarak laktik asit meydana gelir. Ette bulunan glikojen beslenme açısından önem taşımamakta ancak �ölüm sonrası fazda� etin asitliğinin gelişmesini sağlamak suretiyle etin dayanıklılığı, tat ve kokusu ile yumuşaklığından sorumlu olmaktadır (Immonen, 2000). Sığırlarda karaciğer glikozunun üretimi için temel ön madde ruminal fermentasyonla üretilen propionattır (Lewis ve Hill, 1983). Glikoz ya glikojen olarak depolanmakta ya da enerji üretimi için yakılmaktadır (Şekil 1). Glikojen ise enerji üretimi için glikoza ve pirüvik aside çevrilerek kullanılmaktadır (Bechtel ve Best, 1985).
Normal kasda kalıntı glikojen düzeyi büyük bir varyasyon gösterir. Glikojen konsantrasyonunun 4-5 mg/g�dan az olması koyu renkli karkası tanımlamaktadır (Sanz ve ark., 1996). Başka bir ifade ile, iyi beslenmiş ve dinlenmiş bir sığırın ölüm anı kas glikojeni oranı %0.8 – %1 arasında değişir. Eğer oran, bu değerden aşağıya düşerse koyu renkli karkas oluşur (Dikeman, 2000).Şekil 1. Canlı sığır kasında enerjinin depolanması ve kesimden 24 saat sonra glikojen, pH ve kas rengindeki değişim (Kaynak: Savell, 2002�den yararlanılmıştır)
Sığır etinde renk, kas glikojen ve laktat üretimi ile son pH değerine göre sınıflandırılmaktadır. Sığır etinin rengi normal, koyu (DFD) ve soluk (PSE) olmak üzere üç şekilde tanımlanmaktadır (Çizelge 1). Ancak araştırıcılar sığır etinin rengine göre koyuluğu tanımlamada kas pH�sını kullanmayı daha çok tercih etmektedirler (Savell, 2002). Normal, koyu (DFD) ve soluk (PSE) etlerde pH değişimi Şekil 2�de verilmiştir.
Şekil 2. Kesimden 24 saat sonra Normal, DFD ve PSE karkaslarda kas pH�sının düşme eğilimi Kaynak: Savell, (2002)�den yararlanılmıştır
Koyu Renkli Karkasa Neden Olan Etmenler
Sığırların sevk ve idaresi ile taşınması sırasında ortaya çıkan kas glikojen kaybı, karkaslarda renk koyuluğuyla sonuçlanmaktadır. Sığır kasında glikojenin tükenmesi, fiziksel bir stres etmenine dayalı olarak kas yorgunluğundan veya stres sonucu adrenalin hormonu salgısının artmasından kaynaklanabilir.
Kesim öncesinde sığırların bir gün ya da daha fazla aç bırakılmasına bağlı enerji eksikliğinin de, kas glikojeninin tükenmesine neden olabileceği bildirilmektedir (McVeight ve Tarrant, 1983). Sığırın kas glikojen deposu aşağıda görüldüğü üzere bir kova olarak düşünülürse, kovadaki deliklerde strese neden olan etmenler olarak tanımlanabilir. Delik sayısı ne kadar fazla olursa kas glikojen kaybı o kadar fazla olacaktır.
Sığırlarda koyu renkli karkas sorunu büyük ölçüde kesim öncesi etmenlere bağlanmaktadır. Kesim öncesi etmenler; fizyolojik ve çevresel etmenler, taşıma ve taşıma sonrası stres etmenleri ile diğer etmenler olarak üç başlık altında toplanabilir. Irk, cinsiyet, yaş, mizaç, canlı ağırlık, karkasın yağlanma durumu fizyolojik etmenler, mevsim, besleme düzeyi ve barındırma şekli çevresel etmenler olarak gruplandırılmaktadır.
Açlık süresi, taşıma mesafesi, taşıma süresi, taşıma sıklığı, mezbaha bölmelerinde yerleşim sıklığı, bölme içinde farklı hayvanların karıştırılması, mezbahada bekletme süresi, bölmede bekletme şekli, kesim yöntemi �taşıma ve taşıma sonrası stres etmenleri� olarak kabul edilmektedir. Kimi araştırıcılar bu etmenleri fiziksel ve sosyal stres etmenleri olarak da adlandırmaktadır. Taşıma, boşaltma ve bölmelere yerleştirme sırasında sığırlara kötü davranılması, mezbaha kapasitesi, kesim zamanı, hormon ve benzeri maddelerin kullanımı, egzersiz koyu renkli karkasa neden olan diğer etmenler olarak ele alınabilir (Önenç ve Kaya, 2003).
Genel olarak koyu renkli karkas oranı bakımından ırklar arasında fark bulunmaktadır. Bu fark daha çok verim yönüne bağlı olup süt verim yönlü sığır ırklarında koyu renkli karkas oranının et verim yönlü ırklardan yüksek olduğu belirtilmektedir. Ancak; ırklar arasında saptanan farklılığın, ırk içindeki etlenme ve yağlanma düzeyinden de kaynaklanabileceği öne sürülmüştür. Sığır ırkları arasında koyu renkli karkas görülme sıklığı bakımından bir genetik farklılığın olduğu bilinmesine rağmen, bu farklılığın çevresel farklılıktan küçük olduğu belirlenmiştir (Shackelford ve ark., 1994). Erkek sığırlar, dişilere göre daha yüksek oranda koyu renkli karkas verme eğilimi göstermektedir. Boğaların öküzlerden daha agresif olduğu ve bu nedenle boğalarda koyu renkli karkas sorununun, öküzlere göre daha sık görüldüğü savı çok sayıda çalışma ile desteklenmektedir (Kenny ve Tarrant, 1984).
Koyu renkli karkasa neden olan etmenleri ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilen çalışmalarda, çevresel etmenlerin koyu renkli karkas oranı üzerindeki etkisi yoğun bir şekilde irdelemiştir. Çevresel etmenlerden özellikle mevsimin koyu renkli karkas oluşumu üzerinde önemli bir farklılık kaynağı olduğu dramatik ve hızlı iklimsel değişimlerin koyu renkli karkas oranını etkilediği öne sürülmektedir (Fabianssion ve ark., 1984). Ülkemizde de özellikle hava sıcaklığı artışına bağlı olarak kıştan ilkbahara, ilkbahardan yaza geçişte koyu renkli karkas oranı önemli düzeyde artma eğilimi göstermektedir (Önenç ve Kaya, 2003). Sığırlarda koyu renkli karkas oranı üzerinde etkili olduğu öne sürülen bir diğer çevresel etmen de beslemedir. Araştırıcılar taşıma, düşük ve yüksek sıcaklıktan kaynaklanan kas glikojen düzeyi azalmasına karşı, yüksek enerjili rasyonların koruyucu bir etkiye sahip olduğuna inanmaktadır. Kas glikojen düzeyinin düşmesine karşı önlem olarak besinin son 2 haftası yüksek enerjili rasyon kullanımının yaygın olduğu vurgulanmaktadır. Ayrıca, yoğun yem ağırlıklı beslenen sığırların kas glikojen düzeyi, merada otlatılan sığırların kas glikojen düzeyinden daha yüksek bulunmuştur (Immonen ve ark., 2000). Koyu renkli karkas oranı üzerinde etkili diğer bir etmen de hayvanların beside bağlı ya da serbest tutulmasıdır. Serbest barındırılan sığırlarda görülen birbiri üzerine atlama davranışının kas glikojen düzeyini düşürdüğü ve koyu renkli karkasa neden olduğu bildirilmiştir. Bağlı besi yapılan sığırlar hareketleri kısıtlandığından düşük oranda koyu renkli karkas vermektedirler (Augustini ve Fisher, 1979, Barto� ve ark., 1988).
Araştırmaların ortaya koyduğu bir diğer gerçek ise kesim öncesi aç bırakmanın sığır kasında glikojen azalmasına neden olmasıdır. Ayrıca; araştırıcılar taşıma mesafesi ve süresindeki artışa bağlı olarak koyu renkli karkas oranının arttığını bildirmektedir (McVeight ve ark., 1982, Crouse ve ark., 1984, Jones ve ark., 1988). Taşıma sıklığı yanında mezbaha bölmelerindeki sığır sayısı ve birbirine yabancı sığırların aynı bölmede karıştırılması, fiziksel hareketliliği arttırıp, bölme içi çevre koşullarını değiştirerek koyu renkli karkas oranını yükseltmektedir (Warris ve ark., 1984). Nitekim, birbirine yabancı sığırların mezbaha bölmesinde1,5 � 2,5 saat bekletilmesi koyu renkli karkas oluşumu için yeterli bulunmaktadır (Franc ve ark., 1986). Bölmede bekletilme süresi uzayan sığırlarda koyu renkli karkas oranının, bekletilme süresi kısa olanlara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Mezbaha bölmelerinde bekletilme süresi kadar bekletme şekli de önem taşımaktadır (Franc ve ark., 1988). Sığırlarda koyu renkli karkas oranı üzerine kesim yönteminin etkisinin de önemli olduğu vurgulanmaktadır Dini esaslara dayalı olarak (islami ve ibrani yöntemlere uygun olarak) kesilen sığırlarda koyu renkli karkas oranının yüksek olduğu bildirilmektedir (Grandin, 1994 Gregory, 1998). Yukarıda sayılan etmenlerin, tek başlarına sığırlarda koyu renkli karkasa neden olmadığını, bu etmenlerin eklemeli bir etkiye sahip olduğu bildirilmektedir. Başka bir ifade ile bu etmenlerin ancak bir kısmı ya da hepsi bir araya geldiklerinde koyu renkli karkasa neden olabilmektedir (Page ve ark., 2001).Koyu Renkli Karkas Oranını Azaltma Yöntemleri
Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye�de de koyu renkli karkas sorununun temel nedenini taşıma ve taşıma sonrası oluşan stres koşulları olarak düşünmek gerekir (Önenç ve Kaya, 2003). Koyu renkli karkas sorununu azaltmak amacıyla üç konu üzerinde önemle durulmalıdır. Bunlar:
• Kas glikojen düzeyini yeterli düzeyde tutabilmek amacıyla sığırları besi sonu dönemde (son 3-4 hafta) enerji açısından zengin yemlerle beslemek,
• Kesim öncesi ve kesim sırası stres koşullarını en aza indirerek kas glikojen kaybını azaltmak.
• Birinci ve ikinci maddelerin yerine getirilemediği durumlarda kesim öncesi elektrolit-glikoz terapisi yapmanın yararlı olacağını unutmamak gerekir.
• Bu konularda uygulamaya dönük olarak yetiştiricilerimize ve et sanayiine aşağıdaki belirtilen noktaları olabildiğince yerine getirmeleri önerilebilir:
• Sığırların kas glikojen düzeyi tek midelilere göre düşük olduğu gibi, yenilenmesi için daha uzun bir süreye gereksinim duyulmaktadır. Sığırların besinin son 3-4 haftasında yüksek enerjili rasyonlarla beslenmesi yararlı olacaktır.
• Ani mevsimsel değişiklerin görüldüğü zamanlarda sığırların taşınmasından kaçınılmalıdır.
• Taşıma sıklığına dikkat edilmelidir.
• Kısa mesafeden gelen sığırların mezbaha bölmelerinde 1 saatten fazla bekletilmeden hemen kesilmesi daha uygun olacaktır.
• Uzun mesafelerden taşınan hayvanlar akşam saatlerinde mezbahaya getirtilmeli, gece boyunca dinlendirilmeli ve sabahleyin kesilmelidir. Bu hayvanlara gece boyunca elektrolit-glikoz solusyonu verilmesi ve bağlı olarak bekletilmesi kas glikojen düzeylerinin yenilenmesine yardımcı olacaktır.
• Sıcak mevsimlerde taşınan sığırların vücutlarından terleme, gübre ve idrarla kaybolan sıvı kaybının azaltılması ve yerine konması çok önemlidir. Sıcak mevsimlerde sığırları gece serinliğinde taşımayı tercih etmek, yorgun ve taşıma stresine maruz kalan sığırlara elektrolit-glikoz solusyonu vermek ve bağlı tutmak yerinde olacaktır.
• Elektrolit-glikoz solusyonu taşıma öncesi de verilebilir. Bu uygulamanın taşıma stresi nedeniyle meydana gelebilecek kayıpları azalttığı birçok çalışmada kanıtlanmıştır. Ancak elektrolit-glikoz terapisi için arzu edilen başarı, kesim öncesi hayvanların en azından 8-16 saat dinlendirilmesi ve bağlı tutulmasına bağlıdır. Bu süre içinde hayvanların su tüketimleri de serbest bırakılmalıdır.
• Tüm dünyada insancıl kesim olarak adlandırılan bayıltılarak kesim ülkemizde de uygulanmalıdır. Bu yöntemler karkas ve et kalitesini de olumlu yönde etkilemektedir.Bölmede bekletme sırasında uygulanan yöntemlerin de karkas ve et kalitesi adına önemli sonuçlar verdiği unutulmamalıdır. Bu konuya ilişkin önerilerimiz şunlardır:
• Aynı sürüden olup farklı bölmelerde bulunan sığırlar ya da farklı sürülerden gelen sığırlar taşıma sırasında ve mezbaha bölmelerinde karıştırılmamalıdır.
• Bölmelerinde olanaklar ölçüsünde mezbahanın kendi görevlileri bulunmalıdır. Bu görevliler hayvan indirme, kesim yoluna sürme gibi aşamalarda yetiştiricilerin müdahale etmesini engellemelidir. Özellikle kesim yoluna sürme sırasında elektrikli övendere, ucu sivri sopa gibi acı verici aletlerin kullanımından kaçınılmalıdır.
• Kasaplık olarak seçilen sığırlarda besi durumları yanında mizaçları da dikkate alınmalıdır. Sakin mizaçlı, uysal sığırlar daha düşük koyu renkli karkas verirler.
• Birbirine yabancı sığırların aynı bölmeye konulması zorunluluğu varsa bunların bağlı tutulması, biniş-atlama ve birbirlerine vurma davranışlarını kısıtladığından oldukça yararlıdır. Böyle bir uygulama yapıldığında aynı sürüden gelen hayvanların yan yana bağlanmasına ayrıca özen gösterilmelidir.
• Mezbahada dişi ve erkekler aynı bölmede tutulmamalı, kızgınlık gösteren dişiler o gün kesilmemelidir.
• Mezbahalarda kesim yolunun mümkün olduğunca kavisli olması ve kesim bandına ilk olarak daha uslu olan, yönlendirme sırasında sinirlenmeyen ve çabuk ilerleyen sığırların kılavuz olarak sürülmesi, diğer sığırların kesim yolunda daha kolay ilerlemesine yardımcı olacaktır. Ayrıca, kesim yolunda yabancı kimselerin bulunmaması ve kesim yolu yan duvarlarının sığırın sırt yüksekliğinden biraz daha yüksek olması sığırın çevresini görmesini engelleyeceği için ileri doğru hareketini kolaylaştıracaktır.[1] Yüksek pH�lı et ABD�de 5.8 �in üzeri etler için kullanılır. Ancak genel olarak pH�sı 6.1�in üzerindeki etler yüksek pH�lı et olarak kabul edilir.
BAZI TABLOLAR VE RESİMLER ÇIKMADI AMA …UMARIN FİKİR VERİR YİNEDE…
Murat KUTAYKatılımcıSEVGİLİ VET GÜLCAN..
DOSYA OFFİCE 2007 DE YAZILMIŞTIR…BU NEDENLE ESKİ SÜRÜMLERDEKİ OFFİCE KULLANANLARDA SORUNLAR ÇIKABİLMEKTEDİR..
BU NEDENLE DOSYAYI İNDİRDİKTEN SONRA DOSYA UZANTISI OLAN .docx BÖLÜMÜNÜ .doc YAPARSAN SANIRIM DÜZELECEKTİR…
Murat KUTAYKatılımcıORh (+) 29,8 YETER

Murat KUTAYKatılımcıKOYU SIVI DEDİĞİNİZ NORMAL SALYA AKINTILARI HARİCİ BİR SIVIYSA BİR VETERİNER HEKİME GÖTÜRÜP MUAYENE ETTİRMENİZİ TAVSİYE EDERİM…
ÇÜNKÜ MİDE ENFEKSİYONLARI,PARAZİTER ENFEKSİYONLAR,AĞIZ ENFEKSİYONLARI GİBİ DURUMLARDA BU TÜR DEĞİŞİK (HATTA SİYAH RENK KAN A İŞARETTİR..) SIVILAR GELEBİLİR…
GEÇMİŞ OLSUN…
Murat KUTAYKatılımcıTENYADAN KURTULDUĞUNUZA İŞARET BELLİ PERİYOTLARLA YAPTIRACAĞINIZ MUAYENELERDİR….BAŞKA TEST YERİNE BELLİ ARALIKLRLA YAPTIRMANIZ YETERLİ OLACAKTIR…
DEVAMLI AYNI PARAZİT İLACINI KULLANMANIZ TABİKİ BAĞIŞIKLIK NEDENİ OLACAKTIR….BU NEDENLE DEĞİŞMESİ TAVSİYE EDİLİR…
Murat KUTAYKatılımcıTENYA BELİRTİLERİ HER ZAMAN GÖRÜLMEYEBİLİR..TENYALAR BARSAKLARDA DAHA ÇOK ÜREME AMAÇLI YER EDERLER..VE 2-3 ER AYLIK PERİYOTLARDA YUMURTLARININ VÜCUTTAN AYRILMASI GERÇEKLEŞİR..BU NEDENLE DÖNEMSEL OLARAK PARAZİT YUMURTALARI GÖRÜLEBİLİR VEYA GÖRÜLMEYEBİLİR…VE İYİ BAKIMLI HAYVANLARDA ZAYIFLAMA GÖRÜLMEYEBİLİR…
YENER ARKADAŞIMIZIN BELİRTTİĞİ GİBİ PARAZİT YUMURTALARINI VEYA TENYALARIN KENDİLERİNİ İLLA DIŞKIDA GÖREBİLECEKSİNİZ DİYE BİR KONUDA YOKTUR…PARÇALANMIŞ ŞEKİLDE DIŞKIYA KARIŞIK HALDEDE GÖRÜLEBİLİRLER….
BU NEDENLE VETERİNER HEKİMLERİNİZİN TAVSİYE ETTİĞİ İLAÇLARA PERİYODİK OLARAK UYMANIZ YETERLİ OLACAKTIR…
GEÇMİŞ OLSUN…
Murat KUTAYKatılımcıACEBA ONLİNE SEYREDEBİLECEĞİMİZ BİR ADRES VARMI ?
Murat KUTAYKatılımcıYüzyılın deneyinde tüyler ürperten adım
Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” (LHC), maddenin sır perdesini aralayabilmek amacıyla faaliyete geçirildi.Aralarında Türklerin de bulunduğu 5 binden fazla fizikçi ve mühendisin 10 yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı proje, son yılların en büyük bilim projesi olarak gösteriliyor.
LHC, Fransa-İsviçre sınırında, Cenevre yakınlarında, yerin 100 metre altında 27 kilometrelik dairevi bir tünel olarak inşa edildi.
Deney başladıktan sonra, tünel çevresinde bulunan 4 büyük algılayıcıdan ikisi Atlas ve CMS, “Higgs bozonunun izini sürecek”. Bu parçacığın diğer bazı parçacıklara kütle kazandırdığı düşünülüyor. Bu deneyde Higgs bozonu tespit edilemezse teorik fizik alt üst olabilir.
‘Dünyanın sonu’ mu geldi?Cern’de bugün başlayacak olan insanlık tarihinin en büyük deneyi ile ilgili endişeler artarken, deneye katılan bilim adamlarından tüyler ürperten bir adım geldi.
CERN’in bazı çalışanları deneyin başlamasından bir gün önce düzenledikleri partiye, tüm endişeleri haklı çıkarırcasına “Dünya’nın Sonu” adını verdi.
Deneye katılan bilim adamları tüm açıklamalarında, söz konusu deneyin hiçbir risk taşımadığını vurgulasa da partiye verdikleri isim tüyleri ürpertmeye yetti.
Murat KUTAYKatılımcı
1. Großtrappe – Otis tardaBei Oken: Große Trappe – Otis tarda
2. Trottellumme – Uria aalge
Bei Oken: Troillumme – Uria troile
3. Ringellumme, Var. von Trottellumme 8/2
Bei Oken: Weißgeringelte Lumme -Uria ringvia
4. Krabbentaucher – Alle alle
Bei Oken: Zwerglumme – Uria alle
5. Gryllteiste – Cepphus grylle
Bei Oken. Kleine Lumme – Uria grylle
6. Papageitaucher – Fratercula arctica
Bei Oken: Eislarventaucher – Mormon glacialis
7. Tordalk -Alca torda
Bei Oken: Tordalk – Alca torda
8. Sterntaucher – Gavia stellata
Bei Oken: Rothkehliger Taucher – Colymbus septentrionalis
9. Eiderente – Somateria molissima
Bei Oken: Eiderente – Anas molissima
10. Auerhuhn – Tetrao urogallus
Bei Oken: Auerwaldhuhn – Tetrao urogallus
11. Birkhuhn – Tetrao tetrix
Bei Oken: Birkwaldhuhn – Tetrao tetrix
12. Haselhuhn – Bonasia bonasia
Bei Oken: Haselwaldhuhn – Tetrao bonasia
13. Schottisches Moorschneehuhn – Lagopus lagopus scoticus
Bei Oken: Schottisches Waldhuhn – Tetrao scoticus
14. Alpenschneehuhn – Lagopus mutus
Bei Oken: Alpenschneehuhn – Tetrao lagopus
15. Alpenschneehuhn – Lagopus mutus
Bei Oken: Isländisches Schneehuhn – Tetrao islandorum
16. Moorschneehuhn – Lagopus lagopus lagopus
Bei Oken: Moorschneehuhn – Tetrao albus
17. Steinhuhn – Alectoris graeca
Bei Oken: Steinfeldhuhn – Perdix saxatilis
18. Kranich – Grus grus
Bei Oken: Gemeiner Kranich – Grus cinerea
19. Brillenteiste – Alca impennis
Bei Oken. Großer Alk – Alca impennis
Murat KUTAYKatılımcı
1. Weißstorch – Ciconia ciconiaBei Oken: Weißer Storch – Ciconia alba
2. Schwarzstorch – Ciconia nigra
Bei Oken: Schwarzer Storch – Ciconia nigra
3. Graureiher – Ardea cinerea
Bei Oken: Fischreiher – Ardea cinerea
4. Purpurreiher – Ardea purpurea
Bei Oken: Purpurreiher – Ardea purpurea
5. Kein Hinweis im Text.Wahrscheinlich(Harrison Tafel 20):
Silberreiher – Casmerodius alba
Bei Oken: Silberreiher – Ardea egretta
6. Zwergdommel – Ixobrychus minutus
Bei Oken: Kleine Rohrdommel – Ardea minuta
7. Säbelschnäbler – Recurvirostra avocetta
Bei Oken: Europäischer Säbelschnäbler – Recurvirostra avocetta
8. Löffler – Platalea leucorodia
Bei Oken: Weißer Löffler – Platalea leucorodia
9. Großer Brachvogel – Numenius arquata
Bei Oken: Großer Brachvogel – Numenius arquatus
10. Regenbrachvogel – Numenius phaeopus
Bei Oken: Regenbrachvogel – Numenius phaeobus
11. Pfuhlschnepfe – Limosa laponica
Bei Oken: Rostrother Sumpfläufer – Limosa rufa
12. Uferschnepfe – Limosa limosa
Bei Oken: Schwarzschwänziger Sumpfläufer – Limosa melanura
13. Triel – Burhinus oedicnemus
Bei Oken. Europäischer Dickfuß – Oedicnemus erepitans
14. Austernfischer – Haematopus ostralegus
Bei Oken: Rothfüßiger Austernfischer – Haematopus ostralegus
15. Stelzenläufer – Himanthopus himanthopus
Bei Oken: Rothfüßiger Strandreuter – Himantopus melanopterus
16. Knutt – Calidris canutus
Bei Oken: Isländischer Strandläufer – Trynga islandica
17. Kampfläufer – Philomachus pugnax
Bei Oken: Kampfstrandläufer – Trynga pugnax
18. Rotschenkel – Tringa totanus
Bei Oken: Gambettwasserläufer – Totanus calidris
19. Nummer nicht im Text. Aber Hinweis.
Dazu: Harrison Tafel 39
Grünschenkel – Tringa nebularia
Bei Oken: Hellfarbiger Wasserläufer – Totanus glottis
20. Bruchwasserläufer – Tringa glareola
Bei Oken: Bruchwasserläufer – Totanus glareola
21. Nummer nicht im Text. Aber Hinweis.
Dazu: Harrison Tafel 40
Waldwasserläufer – Tringa ochropus
Bei Oken: Punktirter Wasserläufer – Totanus ochropus
22. Waldschnepfe – Scolopax rusticola
Bei Oken: Waldschnepfe – Scolopax rusticola
23. Doppelschnepfe – Gallinago media
Bei Oken: Mittelschnepfe – Scolopax major
24. Bekassine – Gallinago gallinago
Bei Oken: Heerschnepfe – Scolopax gallinago
25. Teichhuhn – Gallinula chloropus
Bei Oken: Grünfüßiges Rohrhuhn – Gallinula chloropus
26. Bläßhuhn – Fulica atra
Bei Oken: Gemeines Wasserhuhn – Fulica atra
27. Rothuhn – Alectoris rufa
Bei Oken: Rothfeldhuhn – Perdix rufa
Murat KUTAYKatılımcı
1. Eismöwe – Larus hyperboreusBei Oken: Eismöve – Larus glaucus
2. Mantelmöwe – Larus marinus
Bei Oken: Mantelmöve – Larus marinus
3.-6. Silbermöwe – Larus argentus
Bei Oken: Silbermöve – Larus argentus
7.+ 8. Sturmmöwe – Larus canus
Bei Oken: Sturmmöve – Larus canus
9. Dreizehenmöwe – Rissa tridactyla
Bei Oken: Dreizehige Möve – Larus tridactyla
10. Polarmöwe – Larus glaucoides
Bei Oken: Polarmöve – Larus leucopterus
11. Lachmöwe – Larus rudibundus
Bei Oken: Lachmöve – Larus rudibundus
12. Zwergtaucher – Podiceps ruficollis
Bei Oken: Kleiner Steißfuß – Podiceps minor
13. Ohrentaucher – Podiceps auritus
Bei Oken: Geöhrter Steißfuß – Podiceps auritus
14. Schwarzhalstaucher – Podiceps nigricollis
Bei Oken: Gehörnter Steißfuß – Podiceps cornutus
15. Goldregenpfeifer – Pluvialis apricaria
Bei Oken: Goldregenpfeifer – Charadrius auratus
16. Seeregenpfeifer – Charadrius alexandrinus
Bei Oken. Seeregenpfeifer – Charadrius cantianus
17. Flußregenpfeifer – Charadrius dubius
Bei Oken: Flußregenpfeifer – Charadrius minor
18. Sandregenpfeifer – Charadrius hiaticula
Bei Oken: Sandregenpfeifer – Charadrius hiaticula
19. Mornell – Eudromias morinellus
Bei Oken: Mornellregenpfeifer – Charadrius morinellus
20. Kiebitz – Vanellus vanellus
Bei Oken: Gehaubter Kiebitz
21. Alpenstrandläufer – Calidris alpina
Bei Oken: Alpenstrandläufer – Trynga alpina
22. Meerstrandläufer – Calidris maritima
Bei Oken: Meerstrandläufer – Trynga maritima
23. Flußuferläufer – Actitis hypoleucos
Bei Oken: Flußwasserläufer – Totanus hypoleucos
24. Rebhuhn – Perdix perdix
Bei Oken: Rebfeldhuhn – Perdix cinerea
Murat KUTAYKatılımcı
1. Schwarzschnabel-Sturmtaucher – Puffinus puffinusBei Oken – Englischer Sturmvogel – Procellaria anglorum
2. Eissturmvogel – Fulmarus glacialis
Bei Oken: Eissturmvogel – Procellaria glacialis
3.+ 4. Flußseeschwalbe – Sterna hirundo
Bei Oken: Flußmeerschwalbe – Sterna hirundo
5. Rosenseeschwalbe – Sterna dougalli
Bei Oken: Dougall’sche Meerschwalbe – Sterna dougalli
6.-8. Küstenseeschwalbe – Sterna paradisaea
Bei Oken: Küstenmeerschwalbe – Sterna macroura
9.+10. Raubseeschealbe – Sterna caspia
Bei Oken: Kaspische Meerschwalbe – Sterna caspia
11.-13. Brandseeschwalbe – Sterna sandvicensis
Bei Oken: Brandmeerschwalbe – Sterna cantiaca
14. Lachseeschwalbe – Gelochelidon nilotica
Bei Oken: Englische Seeschwalbe – Sterna anglica
15.+16. Zwergseeschwalbe – Sterna albifrons
Bei Oken: Zwergmeerschwalbe – Sterna minuta
17.+18. Trauerseeschwalbe – Chlidonias niger
Bei Oken: Schwarze Meerschwalbe – Sterna nigra
19. Weißbartseeschwalbe – Chlidonias hybridus
Bei Oken: Weißbartige Meerschwalbe – Sterna leucopareja
20. Weißflügelseeschwalbe – Chlidonias leucopterus
Bei Oken: Weißflügelige Meerschwalbe – Sterna leucoptera
21. Schmarotzerraubmöwe – Stercocarius parasiticus
Bei Oken: Schmarotzerraubmöve – Lestris parasitica
22. Spatelraubmöwe – Stercocarius pomarinus
Bei Oken: Breitschwänzige Raubmöve – Lestris pomarina
23. Schmarotzerraubmöwe, wie 5/21
24. Falkenraubmöwe – Stercocarius longicaudus
Bei Oken: Kleine Raubmöve – Lestris crepidata
25. Skua – Stercocarius skua
Bei Oken: Große Raubmöve – Lestris catarrhactes
26. Zwergmöwe – Larus minutus
Bei Oken: Zwergmöve – Larus minutus
27. Heringsmöwe – Larus fuscus
Bei Oken: Heringsmöve – Larus fuscus
28. Odinshühnchen – Phalaropus lobatus
Bei Oken: Grauer Wassertreter – Phalaropus hyperboreus
29. Tüpfelsumpfhuhn – Porzana porzana
Bei Oken: Gesprenkeltes Rohrhuhn – Gallinula porzana
30. Wachtelkönig – Crex crex
Bei Oken: Wieseralle – Rallus crex
31. Kleines Sumpfhuhn – Porzana parva
Bei Oken: Zwergrohrhuhn – Gallinula pymaea
32. Wasserralle – Rallus aquaticus
Bei Oken: Wasserralle – Rallus aquaticus
33. Zwergsumpfhuhn – Porzana pusilla
Bei Oken: Kleines Rohrhuhn – Gallinula pulsilla
34. Wachtel – Coturnix coturnix
Bei Oken: Kleines Feldhuhn – Perdix coturnix
- YazarYazılar
