Giriş Yap

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 3,811 ile 3,825 arası (toplam 4,844)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: Dünyanın en eski aşıkları #41811
    blankdilara
    Katılımcı

    18000000000032285bj1.jpg

    [size=medium]:icon12:bu da italya’daki aşıklar:icon12:[/size]

    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]gerçekten çok güzel siteler..ilgimi çeken o kadar çok şey oldu ki bu sitelerde:flowers:çok teşekkürler themem[/size]

    yanıtla: YARDIM #32947
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=x-small]siz anatomiyi kafanızda çook büyütüyorsunuz ya..o kadar korkulacak bir ders değil..aslında çok zevkli..
    öyle isimlerini ezberleyemiyorum,çok zor,hepsi birbirine karışıoyr derseniz olmazz..o zaman agresif_örümcek’in dediği gibi bırakacaksınız veteriner fakültesini:sleep::sleep:
    [/size]

    yanıtla: ‘Süreyya Operası’ yeniden doğuyor #41767
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Binanın mimari yapısını, dönemin Avrupa’daki mimarlık akımlarının bir yansıması olarak değerlendiren Katoğlu, Süreyya Paşa’nın anılarında, “Binanın giriş holü ve fuayelerini Paris’teki Şanzelize Tiyatrosu’ndan ilham alıp yaptıklarını, diğer kısımlarında da Avrupa’daki tiyatrolardan esinlendiklerini” anlattığını dile getirdi.

    Katoğlu, mimari bakımdan farklı, özen gösterilerek yapılan binadaki resimleri dönemin önemli ressamı Naci Kalmukoğlu’nun, heykelleri ve kabartmaları ise ilk Türk Heykeltraşı İhsan Bey’in (Özsoy) yaptığını açıkladı.

    Katoğlu, yapılan çalışmaları anlattı:

    “Opera temsili için gerekli teknik donanım ve mekanlar yapıldı. Sanatçı, soyunma, çalışma odaları gibi çeşitli mekanlar binanın genel görünüşüne dokunulmadan, estetik görünümünü, tarihsel durumunu hiç değiştirmeden ilave edildi.

    Büyük tavan resimleri, duvarlardaki resimler temizlendi, onarıldı. Bina yeni deprem yönetmeliğine uygun olarak depreme dayanıklı hale getirildi. Yangına karşı önemler alındı. Engelliler için uygun düzenlemeler yapıldı. Sahne hizmetleri için gerekli yük asansörleri ilave edildi.

    Aydınlatma ve havalandırma sistemi yeniden yapıldı. Çevre düzenine özen gösteriliyor. Çatı sistemi sağlamlaştırıldı.”
    sureyyahbr6756qb7.jpg[/size]

    yanıtla: ‘Süreyya Operası’ yeniden doğuyor #41766
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun binayı kullanma talepleri olduğunu anlatan Öztürk, binayı, Anadolu yakasında hiç opera salonu olmadığı için İstanbul Devlet opera ve Balesi’nin kullanımına sunduklarını kaydetti.

    Öztürk, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin haftanın 3 veya 4 günü 565 kişi kapasiteli Süreyya’da temsil vereceğini belirterek, “Bu da bizim için büyük bir şans. Burada ulusal ve uluslararası müzikaller ve konulu oyunlar da sergilenecek” dedi.

    Süreyya Operası’nın üst katında 500 kişilik bir balo salonu da bulunduğunu belirten Öztürk, “Süreyya Sineması, Süreyya Operası olarak Türk sanat hayatına önemli hizmetler verecek” dedi.

    Süreyya Operası Sanat Yönetmeni Murat Katoğlu ise eski milletvekili Süreyya Paşa tarafından 1924 yılında yaptırılmaya başlanan binanın, o zamanki adıyla ‘Süreyya Opereti’nin, 7 Mart 1927’de görkemli bir gala ile açıldığını anlattı.

    Süreyya Paşa’nın 1946 yılında yazdığı anılarında, “Viyana’da bir operaseyrettim. Hayran kaldım. Keşke biz de de böyle salonlar olsa, böyle oyunlar oynansa diye düşünüp bu binayı yaptırdım” dediğini belirten Katoğlu, binanın opera amaçlı yaptırıldığını, ancak hep sinema salonu olarak kullanıldığını kaydetti.

    Katoğlu, 1930’lu yıllarda sesli filmlerin gösterilmesi için gerekli teknik değişiklikler yapılarak sinemaseverlerin ilk kez sesli sinemayla Süreyya Opereti’nde tanıştığını söyledi.[/size]

    yanıtla: kİtAp // #41763
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]Harry Potter serisinin yedinci kitabı ‘Harry Potter ve Ölümcül Takdis’, Türkçe adı ‘Harry Potter ve Ölüm Yadigârları’ ile yarın piyasaya çıkıyor.

    Bundan önceki altı kitapta ucu açık bırakılan bütün soruların cevapları Ölüm Yadigârları’nda veriliyor. Merak edilen, üzerinde tartışılan ama doğru cevabı bulunamayan bütün konular artık çözüme kavuşuyor:

    Dumbledore gerçekten öldü mü? Snape’e güvenmekle hata mı ediyordu? Ölüm Yadigârları ne? R.A.B. kim? Karanlık Lord sihir dünyasını ele geçirecek mi? Harry, Ginny’ye kavuşabilecek mi? Hermione ve Harry “sadece arkadaş” mı? Harry bütün Hortkuluklar’ı bulabilecek mi?

    Kitabın başında Harry’yi yine pek sevimsiz teyzesiyle eniştesinin evinde buluyoruz. Zümrüdüanka Yoldaşlığı üyelerinin kendisini almaya gelmesini bekliyor. Yoldaşlık üyeleri Harry’yi Voldemort’tan ve Ölüm Yiyenler’den korumaya çalışıyorlar. Ama tabii asıl macera bundan sonra başlıyor. Harry, Dumbledore’un kendisine bıraktığı görevi tamamlamaya çalışıyor. Bu görevi yerine getirirken yanında sadece en yakın dostları Ron ve Hermione var.

    Harry Potter bu kitapta neredeyse önceki altı kitabın toplamından daha fazla tehlikeyle karşı karşıya. Sadece Kim-Olduğunu-Bilirsin-Sen ya da onun sadık takipçileri Ölüm Yiyenler’in yarattığı tehlikelerle değil, en yakın bildiklerine, hatta kendisine olan güvenini kaybetme tehlikesiyle de başa çıkmaya çalışıyor.

    Harry, 11 yaşında Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na kabul edildiğini öğrendiğinde, o bir yaşındayken ölen annesiyle babasının aslında birer cadı ve büyücü olduğunu da öğrenmişti.

    O günden bu güne geçen yedi yılda sadece bir büyücü olarak yeteneklerini geliştirmekle kalmadı, sihir dünyasında ne kadar önemli bir yeri olduğunu da gördü – ne de olsa Kim-Olduğunu-Bilirsin-Sen’in Öldüren Lanet’inden kurtulan tek kişiydi, o “Sağ Kalan Çocuk”tu.

    Bu durumun omuzlarına ne kadar büyük bir sorumluluk yüklediğini de geçen zaman içerisinde acı tatlı birçok şey yaşayarak anladı Harry. Yedinci yıla gelindiğindeyse yanında ne vaftiz babası Sirius Black, ne de yol göstericisi, hayran olduğu Albus Dumbledore var.

    Artık genç bir delikanlı olan Harry, yanında sadece güvenebileceği dostlarıyla, sihir dünyasını içine düştüğü karmaşadan kurtarmaya çalışıyor.

    Sevin Okyay Kutlukhan Kutlu’nun çevirdiği kitap Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkıyor.

    ‘Harry Potter ve Ölümcül Takdis’

    Harry Potter’ın yedinci ve son kitabı ‘Harry Potter ve Ölümcül Takdis’, ilk 10 günde 11.5 milyon kopya satmıştı. Kitap, ilk 6 cildiyle birlikte dünya genelinde 350 milyondan fazla satıldı.

    J.K. Rowling’in satış rekorları kıran kitabından beyazperdeye uyarlanan serinin ilk filmi ‘Harry Potter ve Felsefe Taşı’, 2001 yılında seyirciyle buluştu.

    Seri, 2002’de ‘Harry Potter ve Sırlar Odası’ ile devam etti. Her iki filmin yönetmenliğini de Chris Columbus üstlendi.

    Seriden, Alfonso Cuaron’un yönettiği ‘Harry Potter ve Azkaban Tutsağı’ 2004’te, Mike Newell’ın yönetmen koltuğuna oturduğu ‘Harry Potter ve Ateş Kadehi’ ise 2005 yılında izleyiciyle buluştu.

    Serinin beşinci filminin Ağustos 2007’de gösterime girmesinin ardından, altıncı halka olan ‘Harry Potter ve Melez Prens’ de 21 Kasım 2008 tarihinde seyirciyle buluşacak.[/size]

    yanıtla: Simyacı #41758
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=x-large]bu kitabı 4 yıl önce okumuştum.gerçekten çok güzel bir kitap.herkese tavsiye ederim:flowers:
    :brawa: :brawa: :brawa:
    [/size]

    blankdilara
    Katılımcı

    20071009idman6ah8.jpg

    azizzzg6.jpg

    blankdilara
    Katılımcı

    2007093020070924colaturev5.jpg

    20071009idmancw2.jpg

    20071009idman5cu3.jpg

    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Takımımız iki günlük aradan sonra, bugün akşam Samandıra Kamp Merkezi’nde yaptığı antrenman ile çalışmalarına başladı. Teknik Direktörümüz Zico yönetiminde, saat 17.00’de başlayan antrenman, 1 saat 20 dakika sürdü. Koşu, koordinasyon ve ısınma hareketleriyla başlayan antrenman, pas çalışması ve ardından taktik ağırlıklı çift kale maçla tamamlandı. Antrenmanı Başkanımız Aziz Yıldırım ile yöneticilerimiz Murat Özaydınlı, Neşet Yalçın ve Ali Yıldırım da izledi. Başkanımız Aziz Yıldırım, antrenman sırasında gazetecilerin yanına gelerek onlarla bir süre şakalaştı. Ali Bilgin, antrenörlerimizden Önder Özen yönetiminde takımdan ayrı çalışırken, Milli takımlarda bulunan oyuncularımız ile Edu, Serdar ve Kezman akşam antrenmanına katılmadı. Takımımız yarın saat 17.00’de yapacağı antrenmanla çalışmalarını sürdürecek.[/size]

    yanıtla: futbolcularımızdan haberler #41736
    blankdilara
    Katılımcı

    20071008serdar288zw8.jpg

    [size=medium]Takımımızın ligde Sivasspor ile yaptığı maçta dizinden sakatlanan kalecilerimizden Serdar Kulbilge, Bakırköy Acıbadem Hastanesi’nde başarılı bir ameliyat geçirdi. Kalecimizin ön çapraz bağları ve minisküsünde onarma yapılan operasyonu Prof Dr. Ömer Taşer gerçekleştirdi. Serdar’a kaleci antrenörümüz Murat Öztürk ve takım doktorumuz Piyer Arzuman eşlik etti. Başarılı geçen ameliyatın ardından Serdar Kulbilge’nin tedavisi Fenerbahçe Samandıra Kamp Merkezi’nde devam edecek.Kulbilge’nin bugün taburcu olacağı bildirildi.[/size]

    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]Manisa Belediye Başkanı bunu fair play ruhu ve ülkemizde sporun hak ettiği entelektüel seviyeye ulaşması adına yapmak durumundadır. Tüm idari ya da spor kulübü yöneticisi her kesin sporumuz içerisine düştüğü bu çıkmazı biran önce görmesi ve önlem alması gerekmektedir. Sadece kendi stadyumu değil Türkiye’nin her yerinde küfür ve kötü tezahürata karşı mücadele eden Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım ve yönetimimiz bu konudaki hassasiyetini bundan sonra da devam ettirecektir. Başkanımız ve yönetimimizin küfür önlemeye yönelik çabalarının diğer kulüp başkanları ve futbolu idare eden kurumlar nezdinde ki tepkisini ise kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.
    [/size]

    yanıtla: İneklerde Suni Tohumlama #41721
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]BİR TOHUMLAMA İLE HAYVANLARIN HEPSİ GEBE KALABİLİR Mİ?

    Yetiştiriciler suni tohumlamayı aşı gibi kabul etmekte, iğne yapma zannetmektedirler. İneklerinin bir tohumlama ile gebe kalmasını istemekte, tohumlandıktan sonra inek dönerse ”ineğim kısır kaldı” diye kabul etmektedirler. İneğin dönmesinin bir çok sebebi vardır. Bunlardan bir tanesi doğa gereği sakat doğma şansı olan yavruların daha baştan gelişimi engellenmekte bu da karşımıza döl tutmama olarak çıkmaktadır. Sakat olmaktansa hiç olmaması daha iyidir. Ayrıca spermalar baştan sona kadar kontrol edilmesine karşın bugünkü yöntemler ile yumurtanın kontrolünün pratik olarak yapılması mümkün değildir. Daha sonra yavrunun tutunup yapışıp büyüyüp geliştiği ortamlar olan yumurta yolu ve rahminin ürettiği sıvılar ve kendi yapılarının özellikleri döl tutmama nedeni olabilmektedir. Bunların dışında ineğin üreme organlarında (yumurtalık ve yumurta yolu ve rahminin hastalıkları da döl tutmama üzerinde etkilidir.[/size]

    yanıtla: İneklerde Suni Tohumlama #41720
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=medium]HAZIRLANMIŞ TOHUM NE KADAR ZAMAN KULLANILABİLİR?

    Tohum saklamak için çeşitli usuller vardır. Bugün gelinen noktada hazırlanmış tohumu çok soğuk derecelerde (-196 C) soğutucu sıvılar (sıvı azot gazı) içinde dondurarak yıllarca kullanmak mümkündür. Böylece dondurulmuş spermaların kullanılması ile çok iyi boğalar öldükten sonra senelerce sonra bile onların dondurulmuş spermalarından yavru almak mümkündür. Aynı zamanda bu gibi ünlü boğaların bütün hayatlarında verdiği tohumların damlası bile ziyan edilmeden kullanılabilmektedir. Tohumlar sıvı azot içerisinde tutuldukları sürece bozulmadan çok uzun süre saklanabilirler. Ancak iyi gebelik sonuçlarının alınabilmesi için en fazla beş yıl süreyle saklanan donmuş sperma kullanılması yararlıdır. Ancak donmuş spermalar iyi şartlarda on yıl süre ile saklanabilir.[/size]

    yanıtla: İneklerde Suni Tohumlama #41719
    blankdilara
    Katılımcı

    [size=small]ERKEK HAYVANLARDAN TOHUM NASIL ALINIR?

    Erkek hayvanlardan tohum değişik yollarla alınırsa da en iyisi (suni vajen) denilen aletler kullanılmasıdır. Bu alet içine ince bir lastik boru geçirilmiş ebonitten yapılmış, iki ucu açık bir boru ile bunun bir ucuna takılan tohum kabından ibarettir.

    Tohum alınacağı zaman kalın boru ile ince lastik boru arasına sıcak su konulur. Borunun iç kısmı yağlanır, içine hava verilerek şişirilir ve ucuna tohum kabı takılır. Erkek hayvan tabii aşım yapıyormuş gibi kandırılarak bu aletin içine tohumu alınır.

    ALINAN TOHUM NE YAPILIR?

    Alınan tohum mikroskop denilen büyültücü bir aletle muayene edilir. bu muayenelerle tohumun miktarı, rengi, kokusu, içindeki tohum cisimciklerinin sayısı, hareket kabiliyetleri incelenir. Eğer tohum uygun görülürse o vakit bir takım kimyasal maddeler ile miktarı çoğaltılır. Bu çoğaltma sayesinde tabii aşımlarla yalnız bir dişiye yetecek tohum, gebe bırakma kabiliyetine herhangi zarar gelmeden, yüzlerce, binlerce hayvana yetecek hale getirilir. Çoğaltılan tohum soğukta saklanarak kullanılacakları yerlere özel termoslar ile gönderilir.[/size]

15 yazı görüntüleniyor - 3,811 ile 3,825 arası (toplam 4,844)