Oluşturulan forum yanıtları
- YazarYazılar
-
dilaraKatılımcısöğüt ve kavak ağacının gölgesinde uyuyan kişilerin son derece rahatlamış olarak uyanmaları ve bunun ağaçların özünde bulunan salisilik asitin etkisinden kaynaklanması gerçekten çoook ilginç

dilaraKatılımcı[size=medium]Yaprakları A, C ve K vitaminleri, demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden zengin olan maydanozun bir tutamı günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor.
Amerikan Diyetetik Derneği’nin Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcisi Diyetisyen Selahattin Dönmez, Akdeniz ülkesi bitkisi olan maydanozun bir provitamin A kaynağı olduğunu söyledi.
Maydanozun bu özelliği ile görme gücü, kılcal damar sistemi, adrenal ve tiroid bezlerinin fonksiyonları üzerinde etkili olduğunu belirten Dönmez, şu bilgileri verdi:
“Maydanozun yapraklarında uçucu yağlar, protein, klorofil ve glikozit, köklerinde ise uçucu yağ, şeker, müsilaj ve glikozit vardır. Yaprakları A, C ve K vitaminleri, demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden zengin olan maydanozun bir tutamı günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar” dedi.Maydanoz suyundaki yüksek klorofil miktarının kandaki alyuvar sayısını arttırarak böbreklerin, karaciğerin, idrar yollarının temizlenmesine yardım ettiğini bildiren Dönmez, “Sindirim enzimlerini uyararak sindirim rahatsızlıklarını dindirilmesinde etkilidir. İnce bağırsaktaki peristaltik hareketleri arttırır. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar, kanı temizler. Kansızlık, mesane iltihaplanması, kum, romatizma, böbrek taşı, tansiyon ve damar sertliğine karşı etkilidir” diye konuştu.
Maydanozun yapraklarının idrar söktürücü olarak da kullanıldığını belirten Dönmez, şöyle devam etti:
“Ayrıca, iltihaplı yaraların iyileşmesine yardım eder. Bazı çalışmalarda
adet sancılarının azaltılmasında da etkili olduğu görülmektedir. Kökleri de aynı özelliklere sahiptir. Maydanoz C, E vitamini, B grubu vitaminlerden folik asit, A vitamininin öncüsü karotenoidlerden çok zengindir. Bu nedenle karaciğer hastalıklarına, sarılığa, egzamalara, selülite, romatizmaya, gut hastalığına ve idrar yolları taşlarına karşı tavsiye edilir. Maydanoz, demir, potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir.”Dönmez, maydanozun taze ve iyi yıkanarak tüketilmesine dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.
[/size]
dilaraKatılımcı[size=medium]Fazla şeker, bağışıklık sistemini bozuyor
Fazla miktarda şeker tüketmek, akyuvarların yabancı maddeleri yok etme yeteneğini önemli ölçüde azaltıyor. Çalışmalar, aşırı kilolu çocukların enfeksiyon hastalıklarına daha sık yakalandıklarını gösteriyor.
Yaklaşık 100 gramlık rafine şeker tüketiminin olumsuz etkilerinin ilk yarım saat içinde başladığını söyleyen Prof. Dr. Necati Yılmaz, olumsuz etkinin 5 saat boyunca devam ettiğini, genelde şeker yemekten 2 saat sonra akyuvarların, virüs ve bakteri gibi yabancı maddeleri hücre içine alıp parçalama yeteneğini yüzde 50 oranında azaltığını belirtti.
Akyuvarların enfeksiyonlara karşı kullanılan savunma mekanizmasının temeli olduğundan doğal olarak bağışıklık sisteminin baskılandığını ve hastalıklara yakalanma oranının arttığına dikkati çeken Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Klinik Şefi Prof. Dr. Necat Yılmaz, “Başka bir deyişle ne kadar çok şeker tüketirseniz, bağışıklık sistemi de o denli olumsuz etkilenir” dedi.
Bilimsel araştırmaların yüksek şeker tüketiminin hücreleri C vitaminini kullanamaz hale getirdiğini ortaya çıkardığını ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, özellikle bir enfeksiyon sırasında bağışıklık sistemine yardımcı olmak için şekerden uzak durmanın çok önemli olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kısa dönemli oruç tutmak, kan şekeri düzeylerini düşürerek, özellikle akut enfeksiyöz bir hastalıkta ilk 24-48 saat içinde bağışıklık sistemini iyileştirebilir ve akyuvarların mikroorganizmaları yok etme yeteneğini yüzde 50 oranında artırır. Fazla şeker tüketimine bağlı olarak özellikle çocukluk çağındaki şişmanlık salgın haline gelmiş durumdadır. Deneysel çalışmalar, aşırı kilolu bu çocukların enfeksiyöz hastalıklarına daha sık yakalandıklarını göstermektedir. İnsanların özellikle çocukluk çağından itibaren aşırı şeker tüketiminden kaçınması gerekmektedir. Okul kantinlerinde şekerli gıdaların yerine doğal gıdaların satışı teşvik edilmelidir. Ülkemiz her yıl enfeksiyöz hastalıklara ve kanser gibi bağışıklık sisteminin bozulmasına bağlı açığa çıkan hastalıklara milyarlarca dolar harcamaktadır.”Basit önlemler ile bu hastalıkların önüne geçebileceğini belirten Prof. Dr. Necat Yılmaz, “Kısacası çocuğumuza ve kendimize şekerli bir gıda alırken bir kez daha düşünmeliyiz” diye konuştu.
[/size]
dilaraKatılımcı[size=medium]En sağlıklı 11 yiyecek
Pancar kanserle savaşıyor, nar suyu tansiyonu düşürüyor, kabak çekirdeği ömrü uzatıyor. Ünlü beslenme uzmanı Jonny Bowden herkesin kolaylıkla bulabileceği en sağlıklı 11 yiyeceği, üstelik nasıl yeneceğine yönelik önerileriyle açıkladı.
Dünyanın saygın gazetelerinden New York Times, az tüketilen ama sağlık için en faydalı 11 besini internet sitesinde duyurdu, en çok okunan haber oldu.
Daha önce nelerin yenmesi ve yenmemesi üzerine pek çok liste hazırlayan ünlü beslenme uzmanı Jonny Bowden’ın özellikle ‘Dünyadaki en sağlıklı 150 yiyecek’ adlı kitabı büyük ilgi görmüştü. Ancak guava ya da kurt üzümü (goji berries) gibi süpermarkette çok da kolay bulamayacağımız yiyeceklerin de yer aldığı liste, yazarın sevdiği ve bulması kolay yiyeceklerin yer aldığı biçimde yenilendi.
İşte ünlü beslenme uzmanı Jonny Bowden’in kaleme aldığı haberden öneriler…
Pancar: Bowden, pancarı kırmızı ıspanak olarak düşünün diyor. Çünkü pancarda, folik asitin yanı sıra kanserle savaşta önemli olan doğal kırmızı pigmentler bol miktarda bulunuyor.
Nasıl yenmeli: Taze, çiğ ve rendelenmiş olarak salatalarda kullanılabilir. Pişirmek antioksidan özelliğini düşürecektir.Lahana: Kanserle mücadele eden enzimleri destekleyen sülforafen, lahana da bol miktarda bulunmaktadır.
Nasıl yenmeli: Asya usulü lahana salatası ya da burger ve sandviçlerde kıtır olarak tüketilebilir.Pazı: Gözlerin korunmasında önemli olan Karatonaidle yüklüdür.
Nasıl Yenmeli: Doğranmış ve zeytinyağında sotelenmiş olarak yenilebilir.Tarçın: Kan şekeri ve kolstrolün kontrolünde yardımcıdır.
Nasıl yenmeli: kahve gibi sıcak içeceklere serpilmelidir.Nar: Kan basıncını yani tansiyonu düşürür ve antioksidant yüklüdür.
Nasıl yenmeli: Taze yenebilir ya da suyu içilebilir.Erik kurusu: Antioksidant yüklüdür.
Nasıl yenmeli: Pestil olarak ya da pişirilerek yenebilir.Kabak çekirdeği: Balkabağının en besleyici yeri çekirdeğidir. Kabak çekirdeği erken ölüm riskine karşı etkili magnezyum deposudur.
Nasıl yenmeli: Çerez olarak ya da salatalarda kullanılabilir.Sardalye: Dr. Bowden, sardayeyi ‘sağlık konservesi’ olarak nitelendiriyor. Omega 3 yönünden zengin olan sardalye, doğal yollardan cıva içermez ve kalsiyum deposudur. Ayrıca demir, magnezyum, fosfor, potasyum, çinko, bakır ve manganezin yanı sıra B vitaminin tüm çeşitlerini içerir.
Nasıl yenmeli: Zeytinyağı ya da sardalye yağı içinde dinlendirilen sardalyeler tek başına ya da salata içinde yenilebilir.Zerdeçal: ‘Baharatların süperstarı’ zerdeçal, kansere ve iltihaplara karşı güçlü özellikleri vardı.
Nasıl yenmeli: Sahanda yumurta ya da her türlü sebze yemeğinde kullanılabilir.Yabanmersini: Pek çok meyve ve sebzeyi dondurarak saklamak, besleyiciliklerini azaltsa da bu durum yabanmersini için geçerli değildir. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda yabanmersininin daha iyi bir hafıza ile ilişkili olduğu görülmüştür.
Nasıl yenmeli: Yoğurt ya da sütle birlikte veya bademle beraber yenmesi tavsiye edilir.Balkabağı: Az kalori ile uzun sure tok tutar. Ayrıca bu yüksek lifli sebze bağışıklık sistemini uyaran vitaminlerce zengindir.
Nasıl yenmeli: Tarçın, hindistancevizi ve çok az tereyağı ile karıştırılarak yenebilir. [/size]
dilaraKatılımcıMC Donald suçlu, bunu Türkiyede onaylayan Tarım Bakanlığı daha da suçlu..
dilaraKatılımcı
post bende
dilaraKatılımcıpostu aldım gidiyorum..
dilaraKatılımcıThe sky is falling and it’s early in the morning but it’s o.k.
dilaraKatılımcı[size=medium]Melamin nedir, neden süte katıldı?
Çin’de en az 6 çocuğun öldüğü, yaklaşık 300 bininin hastalandığı zehirli gıda skandalında 1 kişi idam, 1 kişi tecilli idam, 1 kişi ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Tecilli idama mahkum olan sanığın cezası bir süre sonra ömür boyu hapse çevrilebilecek.
Bu cezaların, melaminli süt skandalının ilk mahkumiyetleri olduğu, daha onlarca mahkumiyet kararının gelebileceği belirtiliyor. Ayrıca maddi tazminat davaları da sürüyor. Peki, gıda maddelerinde kesinlikle kullanılması yasak olan melamin nedir?
Melamin, bir Alman bilim adamı tarafından 1830’lu yıllarda ayrıştırılan, beyaz toz halinde bulunan, zamk ve plastik yapımında kullanılan kimyasal bir maddedir.
Bu kimyasal süt veya süt tozuna neden eklenir?
Uygun özellikleri taşımayan veya çok fazla su katılmış süt, melamin eklendiğinde, protein düzeyi ölçümlerinde sınavı geçiyor. Yani aslında protein düzeyi düşük olmasına rağmen sanki yüksekmiş gibi görülüyor. Çünkü protein düzeyi, sütün azot seviyesiyle ölçülüyor ve melamin azot yönünden zengin bir kimyasal.Melaminin katıldığı zehirli sütten kimler etkilendi?
Çin’de en az 6 çocuk bu yüzden öldü, yaklaşık 300 bin çocuk hastalandı. Hastalananların yüzde 80’den fazlası 2 yaşın altındaydı. En savunmasız olanlar, sadece sütle beslenen küçük bebeklerdi.Kimler süte melamin kattı?
Bu işin sorumluları arasında, sütü çiftliklerden mandıra şirketlerine ulaştıran aracıların bulunduğu belirtiliyor. Bugün mahkum olanlar, piyasada ucuz süt tozu ile tanınan Sanlu firmasının üst düzey yetkilileriydi. 22 Çin firmasının melaminli süt ürünleri sattığı ifade ediliyor.Melaminli süt ürünlerini hangi ülkeler aldı?
Çoğunluğu Asya ve Afrika ülkeleri olmak üzere 20’den fazla ülke ve bölge, bu ürünlerden aldı; Bangladeş, Butan, İngiltere, Brunei, Burundi, Kanada, Çin, Fransa, Gabon, Gana, Hong Kong, Hindistan, Japonya, Malezya, Myanmar, Filipinler, Singapur, Güney Kore, Tayvan, Tanzanya, Togo, Vietnam ve Yemen. Skandalın patlak vermesiyle bu ülke ve bölgeler, ürünleri toplattı ve satışını yasakladı. [/size]
dilaraKatılımcı[size=medium]Tuzlu yiyen annenin çocuğunda tansiyon riski[/size]
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Tekol, Dünyada 1 milyar kişiyi etkileyen ve yılda 7 milyon kişinin ölümüne neden olan tansiyon hastalığının insanların yiyeceklerine tuz koymaları sonucu ortaya çıktığını belirtti.
Bugüne dek yiyeceklerine tuz koymayan çok sayıda topluluk bulunduğunu, bu topluluklarda tansiyon hastalığı görülmediğini ifade eden Tekol, şöyle devam etti:
“Kendi ortamlarında tuzsuz beslenen ve tansiyonları normal olan dişi deney hayvanlarına gebelik ve emzirme dönemlerinde tuzlu yiyecekler verildiği takdirde bunların yavrularının ileri yaşlarda tansiyonlarının yükseldiğini görülmüştür. Hayatın ilk dönemlerinde beyin ve böbreklerde meydana gelen bozukluklarda da tuzun etkisi olabileceği yönünde kanıtlar elde edilmiştir. İnsanlar üzerinde yapılan araştırmalar ve gözlemler, hayvanlardan elde edilen bu sonuçların insanlar için de geçerli olduğunu kanıtlamıştır.”YEMEKLERİNİZE TUZ KATMAYIN
Tekol, bu konudaki bilimsel makalesinin ABD’deki “Birth Defects Research” adlı dergide yayımlandığını belirterek, “Bu nedenle annelerin gebelik ve emzirme dönemlerinde tamamen tuzsuz beslenmesi tansiyon hastalığının ortadan kaldırılabilmesi için şarttır. Bunun için tuzsuz ekmek ve salça tüketilmesi, yemekler pişirilirken tuz katılmaması gerekir” diye konuştu.Prof. Dr. Yalçın Tekol, tuzun mide kanseri, kalp ve böbrekler üzerinde olumsuz etkileri bulunduğunu, astım ve halk arasında “kemik erimesi” olarak bilinen osteoporozun kötüleşmesine de neden olduğunu sözlerine ekledi.
dilaraKatılımcı[size=medium]Diyet hafızayı da güçlendiriyor:happy:
Almanya’da yapılan bir araştırmada, alınan kalorinin üçte bir oranında azaltılmasının hafızanın güçlenmesini sağladığı belirlendi.
Bulgularını Ulusal Bilimler Akademisi dergisinde yayımlayan Alman araştırmacılar, 50 yaşlı gönüllüye diyet uyguladıktan 3 ay sonra hafıza testi yaptıklarında bu tespiti elde ettiler.
Münster Üniversitesinden bilim adamları, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde alınan kalorinin azaltılmasının yaşam süresini uzattığı ve yaş bağlantılı hastalıkları azalttığı yönündeki bulguların ardından, insanlar üzerinde bu araştırmayı yapmaya karar verdiler.
Yaşları ortalama 60 olan gönüllüleri 3 gruba ayıran araştırmacılar, ilk gruba normal kalori miktarına sahip dengeli bir beslenme tarzı uygularken, ikinci gruba doymamış yağ asit oranı daha yüksek benzer bir diyet verdiler.
Üçüncü gruba ise kalorisi azaltılmış diyet uygulayan araştırmacılar, üç ay sonra yaptıkları hafıza testinde ilk iki grubun hafıza testi sonuçlarında değişiklik tespit etmezken, üçüncü grubun daha iyi performans sergilediğini belirlediler.
Aşırı kilolu olmayan birinin aldığı kalori miktarını üçte bir azaltmasının hafızada olumlu etki yarattığını, ancak çok zayıf kişilerde bu diyetin tehlikeli olabileceğini kaydeden araştırmacılar, ayrıca üçüncü grubun üyelerinin ensülin seviyelerinde düşüş tespit ederken, daha az enflamasyona rastladılar. [/size]
dilaraKatılımcı[size=medium]Aşırı tuz tüketimi hastalık habercisi[/size]
Tuz tüketiminin, toplumsal özelliklere ve yaşanan coğrafi bölgelere göre değişiklik gösterdiğini ifade eden Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Ülver Derici, “’sağlıklı bireylerde günlük olarak yemeklerle alınması gereken ortalama tuz miktarı 5-6 gramı geçmemeli” dedi.
Derici, tuzun önerilen miktarın üzerinde tüketilmesinin “hipertansiyon, inme, kalp krizi, kalp yetmezliği gibi ciddi hastalıkları tetiklediğini ve kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerde artışa neden olabildiğini, mide kanseri, şişmanlık ve kemik erimesi riskini arttırdığını” kaydetti. Aşırı tuz tüketimi halinde astım hastalığında da şikayetlerin arttığını ifade eden Derici, bu tür sorunların yaşanmaması için günlük alınan tuz miktarının azaltılmasının temel kural olduğunu vurguladı.
TÜRKİYE’DE TUZ TÜKETİMİ NORMALİN 3 KATI
Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneğince 2008’de tuz tüketimiyle ilgili yapılan çalışmada, ülkemizde genel olarak tuz tüketiminin ortalamanın üstünde olduğunun tespit edildiğini anlatan Derici, “Türkiye’de bir kişinin günlük aldığı tuz, ortalama 18 gramla normalden 3 kat daha fazla” dedi.Derici, Türk Hipertansiyon İnsidans Çalışması’na göre, erkeklerin kadınlardan daha fazla tuz tükettiğinin belirlendiğini ifade ederek, “Türkiye’deki hipertansiflerin miktarı 4 yılda 3 milyon artmış olup, toplumumuzun aşırı tuz tüketimi bu artışın önemli bir sebebi olarak görülmektedir. Erkeklerde hipertansiyon gelişme oranı kadınlara göre daha yüksek saptanmıştır” diye konuştu.
SOFRANIZDAN TUZLUKLARI KALDIRIN
Aşırı tuz tüketiminden kaçınmak için sofradan tuzlukların kaldırılması gerektiğini kaydeden Derici, şu önerilerde bulundu:
“Market alışverişlerimizde alacağımız ürünün içeriğine bakmak alışkanlık haline getirilmeli. Eğer ürünün 100 gramında 1.5 gram tuz ya da 0.6 gram sodyum varsa yüksek tuzlu ürün, 0.6 gram tuz ya da 0.1 gram sodyum varsa düşük tuzlu ürün grubuna girer. Sağlıklı bir beslenme için tuz oranı yüksek gıdaları tüketmemeye özen göstermeliyiz. Ürün üzerinde sodyum miktarı verildiyse bu rakamı 2.5 ile çarparak tuz miktarı hesaplanmalı.”Lokantada yenilen ürünlerdeki tuz miktarı, menülerde bulundurulmadığı için farkında olmadan aşırı tüketilebildiğine dikkati çeken Derici, bütün müşteriler için ortak hazırlanan gıdaları sunan yerlerden ziyade kırmızı eti, tavuğu, balığı ve sebze yemeğini istenilen gibi az tuzlu hazırlayıp getirebilecek yerlerin tercih edilmesi gerektiğini bildirdi.
1 PORSİYON DÖNERDE 8 GRAM TUZ VAR
Derici, müşterilerin menülerde böyle bir istekte ısrarcı olmaları halinde bu şekilde hizmet veren lokanta sayısının artacağını belirterek, dışarıda tüketilen gıdalarda bulunan tuz miktarı için şu örnekleri verdi:
“Bir porsiyon döner-kebap yediğimizde 8.6 gram, bir porsiyon pizza yediğimizde 4 gram (sosis ve salamlı ise bu miktar daha da artar), bir porsiyon hamburger ve patates kızartması yediğimizde 2.9 gram, bir porsiyon kızarmış balık ve patates kızartması yediğimizde 1.2 gram ve 100 gram ekmek yediğimizde de 1.4 gram tuz tüketilmektedir. Unutmayalım ki size sormadan çayınıza ya da kahvenize şeker ekleyebiliyorlar mı? Öyleyse neden size sormadan yemeklerinize tuz ekleyebiliyorlar? Buna izin vermeyelim, sağlığımızı koruyalım.”
dilaraKatılımcısana da günaydınnnn:pp
dilaraKatılımcısen boşver onları uç gönlünceeee..
dilaraKatılımcı:yerlerde: :yerlerde: :yerlerde: :yerlerde: :yerlerde:
- YazarYazılar
