Giriş Yap

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 2,326 ile 2,340 arası (toplam 2,970)
  • Yazar
    Yazılar
  • blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    SIĞIRLARDA TÜBERKÜLOZ HASTALIĞI

    Tüberküloz; hayvanlarda akciğer organ ve dokularda kazeöz ve kazekalseröz karakterde tüberküllerin oluşması ile karakterize, kronik. bulaşıcı ve zoonoz bir hastalıktır.

    Tüberküloz; insan ve hayvan için bilinen en eski hastalıklardan birisidir. İlk çağlardaki yazıtlar, hastalığın insanlığın sosyal gruplar halinde yaşamaya başlamasından itibaren varlığını sürdürdüğünü bildirmektedir. 19.yüzyıla kadar nedeni belli olmayan bu hastalık 1865 yılında willemin tarafından keşfedilmiştir. Robert Koch 1882’de tüberküloz basilini keşfederek deneysel çalışmalarına başlamış, 24 mart 1882’de tüberküloz basilinin bulunuşunu bilim dünyasına duyurmuştur. Basil 1896 yılında Lehmann ve Neumann tarafından Mycobacterium Tuberculosis olarak adlandırılmıştır. Bunu takip eden yıllarda R.Philip Edinburg’ta tüberküloz için bir dispanser kurulmasına öncülük ederek hastalarda izolasyon çalışmalarına başlamıştır. 1922 yılında Albert Callmette ve Camille GUENİN Fransa’da BCG aşısını geliştirmiştir.

    ETİYOLOJİ:

    Hastalık en fazla sığırlarda daha sonra sırasıyla domuz, kedi, köpek, koyun, keçi, at ve kanatlılarda görülür. Hastalık etkeni Mycobacterium Tuberculosis olup, insan ve hayvanlarda hastalık meydana getiren 4 tip vardır:

    1-M. Tuberculosis (insan)

    2-M. bouis (Sığır/insan)

    3-M. muris (Fare)

    4-M. avium (Kanatlı)

    M.bovis; gerek kültürlerde, gerek dokularda uzun, düz, hafifce eğri. tek tek veya koloni şeklinde ürer. Mikroorganizma, 0.2-0.6 x 1.5-4.0mm boyutlarında gram+, sporsuz, hareketsiz ve asido-rezistans özelliğe sahiptir. Kapsülsüzdür. Ancak, hücre duvarında diğer mikroorganizmaların aksine çok fazla lipoidal madde bulunur. Bu subtans, asitlere karşı direncin ve laboratuvar boyalarına karşı geçirgenliğin nedenidir. Etken en iyi Ziehl-Nielsen yöntemi ile boyanır. Optimal üreme ısısı 37-37.5 0 C.’dir. Üreyebildiği besi yerleri Loewenstein-Jensen.Stonebrink, Dorset, Petragnani’dir. Etken vücut dışında yalnızca birkaç hafta canlı kalabilir. Isıda, doğrudan güneş ışıgında veya kuru ortamlarda, çok uzun süre yaşayabilir. M.tuberculosis dayanıklı bir mikroorganizma olup, gübre ve idrarla karışık sularda 469 gün, güneşe maruz balgamda 20-30 saat, çiğ sütten yapılmış tereyağ ve peynirde 1ay, kokuşmuş maddelerde 75-150 gün, gömülü akciğer parçalarında 167 gün,kuru balgamda aylarca, toprak ve suda 5 ay yaşar. Kaynama derecesindeki suda 5 dakikada, 70-90 derecelik alkolde 10 dakika, 80 C de 5-10 dakika, 70 C de 30 dakikada aktive olur.

    BULAŞMA-EPİZOOTİYOLOJİ

    Tüberkülozis, özellikle sığır yetiştirilen ülkelerde çok yaygın olarak bulunur. Ancak ileri ve iyi bir kontrolün yapılabildiği yerlerde çok düşük düzeye kadar indirilebilmiştir.
    Hayvanların;

    – Tek yönlü amaçlar için beslenmesi,

    – Barınaklarda çok sık olarak bir arada bulundurulması,

    – Hijyenik koşulların iyi olmaması,

    – Uygun olmayan bakım ve beslenme,

    – Kirli hava ve egsersiz yeterliliği,

    – Reaktörlerin zamanında ayrılmamaları,

    – Dışarıdan sürüye kontrolsuz hayvan girişi,

    – Sığırların kanatlılarla aynı yerde barındırılması,

    – Enfekte hayvan sütleriyle buzağıların beslenmesi, bulaşma ve yayılmayı kolaylaştırır.

    Bulaşma başlıca 5 yolla gerçekleşir;

    1) KONGENİTAL YOL: Yavrular doğmadan önce hastalığı anasından ve umblikal vena (Göbek venası/v.umblicalis) aracılığı ile alabilirler. Yavrular ya ölerek atılır ya da normal olarak doğarlar. Ancak doğanlar generalize tüberculosis sonucu ölürler.

    2) ALİMENTER YOL: Buzağılar meme tuberculosisi olan veya sütleriyle mikroorganizma çıkaran analarından süt emmekle veya mikroorganizmalı sütle beslenme sonucu hastalanırlar.

    3) SOLUNUM YOLU: Aerogen bulaşmada açık akciğer tüberkülozlu hayvanların öksürüp, tıksırması sonucu dışarı çıkan mikroorganizmalı damlacıkların yanında bulunan hayvanlar tarafından solunum yolu ile alınması enfeksiyon meydana getirir.

    4) GENİTAL YOL: Testislerinde tüberküloz bulunan boğalar doğal ve yapay tohumlama suretiyle mikroorganizmalı spermaları ile sağlam dişileri bulaştırabilirler. Uterus ve vagina tüberkülozu olan hayvanlar akıntılarıyla çevreye bulaştırırlar.

    5) DERİ YOLU: İnsanlarda sık görülen kasap ya da et ile iştikal eden kişilerin derisinde bulunan yara sıyrıklar yolu ile etken alınabilir.

    Tüberküloz hastalığı insanlara;

    1)Doğrudan

    2)Dolaylı olarak bulaşır.

    -Hayvanla doğrudan teması olan bakıcılar,

    -Hayvan sahipleri,

    -Veteriner hekimler.

    Hasta hayvanların öksürük, tıksırıkları ile yaydıkları mikroorganizmayı soluyarak veya kesilen hasta hayvanların etlerine temas ederek sindirim yoluyla hastalığa yakalanırlar.
    Dolaylı olarak insanlar; hasta hayvanlardan elde edilen iyi pişmemiş et, kaynatılmadan veya pastörize edilmeden tüketilen süt ve bunlardan elde edilen krema, tereyağı, peynir, yoğurt v.b. ürünlerin yenilmesi ile tüberküloza yakalanırlar.

    PATOGENEZ:

    Hayvanlarda tüberküloz etkenleri genellikle vücuda solunum ve sindirim yolu ile girer. Duyarlı konakçının vücuduna giren virulent mikroorganizmalar girdikleri bölgede yerleşerek üremeye başlarlar ve organlarda ilk lezyonları olan (PRİMER EFEKT=GHONFOKUSU) Mikropların fagositik hücreler tarafından fagosite edilmesi ve bunları, bu organlara bağlı lenf yumrularına taşıması sonucu lenf yumrularında da dejeneratif ve yangısal bozuklukların meydana gelmesine ve şişmesine neden olur. Böylece hem etkenin ilk girdiği organ veya dokularda ve hem de bunlara ait lenf yumrularında bozuk şekilde (PRİMER KOMPLEKS) Vücudun dirençli olduğu durumlarda, primer efektler iyileşebilir veya bazen de bunlar hiç belli olmayabilirler. (TAM OLMAYAN PRİMER KOMPLEKS) Primer kompleks vücutta uzun yıllar dormant olarak kalabilir. Konakçının direncinin kırıldığı ve lezyonların aktive olduğu durumlardan kana karışan mikroorganizmalar tekrar üremeye başlar. Bu odaklardan mikroorganizmalar vücuda yayılarak generalizasyona neden olur. (ERKEN GENERALİZASYON) Çeşitli doku ve organlarda kazefiye ve kalsifiye odaklar bronş ve bronşiollere açılır ve mikroplu eksudat buralara boşalabilir. Bu eksudat öksürük veya tıksırıkla dışarı atılır ve etrafın kontaminasyonuna neden olur. (AÇIK TÜBERKÜLOZ) Kan damarlarına ulaşan mikroplar kan yoluyla vücuda yayılabilir akciğerler yanısıra diğer organ ve dokularda da lezyon meydana getirebilir. (GENERALİZE MİLİER TÜB.)

    İNKUBASYON:

    Hastalığın kuluçka süresi 1-9 ay olmakla birlikte, hastalık meydana gelmesi için hazırlayıcı faktörlerinde mevcut olması gerekir.

    SEMPTOMLAR:

    Sığırlarda solunum yolu ile enfeksiyona ve dolayısıyla akciğer tüberkülozuna çok fazla rastlanır.

    Septomlar:

    -Kuru, kısa ve hafıf öksürük,

    -Tüylerde bozulma,

    -İştaha rağmen ilerleyen zayıflama,

    -Yorgunluk ve halsizlik,

    -İleri olgularda dyspnoea (solunum zorluğu), solunum sayısında artma,

    -Burundan gelen mukopurulent/kanlı akıntı,

    -Bronşial lenf yumrularının şişmesi ve soluk borusuna basınç yapması sonucu solunum güçlüğü.

    Barsak enfeksiyonlarında:

    -Karın bölgesinde sancı, karına bastırınca ağrı, gerginlik, sertlik,

    -İshal/kabızlık,

    -Dışkının sümüksü/kanlı olması.

    Meme enfeksiyonlarında:

    -Memede sertleşme, şişkinlik ve şekil bozukluğu,

    -İleri devrede sütte purulent ve kanlı görüntü,

    -Süt salgısının azalması/durması.

    Böyle bir durumda sütün çiğ olarak içilmesi, bu sütün suni emzirmelerde kullanılması, iyi pastörize edilmemesi veya kaynatılmaması TEHLİKELİDİR.

    Epididimis enfeksiyonlarında:

    -Testislerin üst kısımlarında şişkinlik ve ağrı,

    -Tunica vaginalis içinde fazlaca sıvı birikimi.

    Karaciğer, dalak ve böbrekteki lezyonların genellikle klinikte tanınma ve saptanma olasılıkları genellikle azdır. Ancak bu organlarda büyüme, idrarda bulanıklık, irinli ve kanlı görüntü olur. Tüberkülozlu hastanın yukarıda anlatılan belirtileri birçok enfeksiyon hastalıkları ile karışabildiğinden tanısını koymak güçtür. Ancak hayvanın gün geçtikçe zayıflaması, halsiz ve iştahsız oluşu hastalıktan şüphe edilmesine neden olur.

    Kesilen hayvanda akciğer enfeksiyonlarında burun ve civarında şişkinlik ve ülserlere, akciğer lenf yumrularında tüberküllere, sindirim sisteminde enfeksiyona, sindirim kanalında yaralara, i.b da tüberkül ve ülserlere rastlanır. Barsak lenf yumruları şişkindir. Hastalık şiddetine göre karaciğer, dalak, genital organlar, böbrek, testis ve memede de yaralar görülür.

    TEŞHİS:

    1.Klinik Teşhis: Klinik olarak kesin teşhis yapılamaz.

    2.Laboratuvar metodu ile teşhis: Hasta hayvana ait kan veya kan serumu, balgam, irin, süt, gaita, vajen akıntısı, idrar veya kesilmiş hayvandan alınan marazi maddenin laboratuvar olarak bakteriyolojik, histopatolojik ve hayvan deneyi ile yapılan muayene sonucu teşhise varılır.

    3.Allerjik Teşhis: Bu metod kesin teşhiste en emin yöntemlerden biridir. Tüberkülin testi olarak bilinir. Ülkemizde tüberkülozisin saptanmasında deri içi tüberkülin uygulanır.

    TÜBERKÜLİN UYGULAMASI:

    Sığırlarda en iyi uygulama yeri boynun iki yanının orta kısmıdır. Boyunun orta kısmında 6×12 cm. genişliğinde bir alan derisi zedelenmeyecek şekilde dikkatlice kırpılır. Derinin kalınlığı kompasla ölçülür ve kayıt edilir. Deri alkolle iyice dezenfekte edilir ve kuruması beklenir. Kırpılan yerin üst kısmına avian PPD ve bundan 8cm kadar alt kısmına da mammalian PPD tüberkülinlerden 0,1ml. kadar şırınga edilir. Testlerin sonucu 72 saat sonra değerlendirilir. Bu sürenin sonunda derideki lokal reaksiyonlar (ağrı, duyarlılık, sıcaklşık, şişkinlik) dikkatle tetkik edilir ve derinin kalınlığı kompasla ölçülür. Her iki tüberkülin uygulama yerinde veya birisinde meydana gelen deri kalınlaşması:

    1) 3mm.ye kadar (3mm.hariç) NEGATİF

    2) 3-4mm.arası (4mm.hariç) ŞÜPHELİ

    3) 4mm. Ve daha fazla; POZİTİF olarak değerlendirilir.

    OTOPSİ:

    Otopside; enfeksiyonun yerleştiği organlarda ve bunlara ait lenf yumrularında hastalığa özgü lezyonlar göze çarpar. Akciğerlerde çeşitli büyüklükte kazeöz ve kalsifiye nodüller bulunur. Mediastinal lenf yumruları şişmiş ve kalsifiye bir görünüş almıştır. Barsak tüberkülozunda ise i.b larda oval/yuvarlak tüberküloz ülserleri görülür. Etkenlerin kan yoluyla yayılması sonucu ol.olaylarda birçok küçük nodül dikkati çeker. Bunlar peritonda çok sayıda bulunabilir ki böyle olaylara “[size=large]İNCİLİ TÜBERKÜLOZ’[/size]’adı verilir. Göğüs boşluğunda eksudat toplanır. Uterus tüberkülozunda organın çeşitli yerlerinde değişik büyüklüklerde nodüller görülür.

    TEDAVİ:

    Tüberkülin testi ile (+) reaksiyon veren sığırlar sağaltılmazlar ve mecburi kesime tabi tutulurlar. Kemoproflaktik ve kemoterapotik olarak izoniazidin 100mg/kg dozda 6-12 ay süre ile kullanılır. İnsanlarda streptomisin. pas, isoniazid kullanılır. Tüberküloz ile en etkili mücadele hastalıktan korunma ve sağlık tedbirlerine riayetle mümkündür. Ayrıca hayvanlar yıllık tüberkülin testine tabi tutulmalı, vektörlerin tecridi ve kesimi gerekmektedir.

    Tüberkülozlu hayvanlar çevreye devamlı mikrop saçarak diğer hayvanlara hastalığı bulaştırır. Tüberküloz hastalığı 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu’na göre ihbarı mecburi bir hastalık olup aynı zamanda tazminatlı hastalıklar kapsamındadır. Bu nedenle hastalık tespit edilen hayvanlar mahalli raice göre kıymet takdiri yapılarak, mecburi kesime sevkedilir. Ve hayvan sahibine takdir edilen kıymetin ¾’ü oranında tazminat ödenir. Etler veteriner hekimce kontrol edilir. Tüberkülozun organ ve dokularda yaygın olmadığı etler kavurma olarak değerlendirilir. Yaygın ise tüm gövde imha edilir.

    KORUNMA:

    Hastalıktan korunma ve etrafa yayılmasına mani olmada alınması gereken önlemler özetle şunlardır:

    1. Hastalık kaynaklarının bilinmesi ve ortadan kaldırılması.

    2. Gençlerle yaşlıların bir arada barındırılmaması ve otlatılmaması.

    3. Buzağıların sağlam ve kontrollü hayvanlardan sağlanan sütlerle beslenmesi, bilinmeyen veya kontrolsüz yerlerden süt alınmaması ve böyle yerlerden alınan sütlerin kaynatılması veya pastörize edilmesi.

    4. Enfekte analardan doğan sağlam buzağıların hemen ortamdan uzaklaştırılması.

    5. Sürüye dışarıdan bilinmeyen, kontrolsüz ve karantinaya alınmamış hayvan sokulmaması.

    6. Sürüdeki hayvanlara tüberkülin tatbik edilmesi, müspet olanların kesime sevk edilmesi ve testin 2 ay sonra tekrar edilmesi.

    7. Sağlamların dezenfekte edilmiş ahıra alınması, sağlamlar ve hastaların ayrı bakıcılar tarafından bakılması.

    8. Reaktör grupta klinik olarak tüberküloz alameti gösterenlerin kesime sevk edilmesi.

    9. Sütten kesilen buzağılara tüberkülin tatbik edilmesi ve reaktörlerin ayrılması.

    *Süt sığırcılığı yapanlar her yıl ineklerini tüberküloz bakımından muayeneye ve tüberküloz testi yaptırmaya mecburdur.

    HASTALIK ÇIKAN BARINAKLARDA TEMİZLİK VE DEZENFEKSİYON

    -Tüberküloz tespit edilmiş ahırdan çıkan gübreler yakılır.

    – Bina zeminine etkili dezenfektan maddeler püskürtülür.

    -Bina zeminindeki atıklar dezenfektan maddeler ile birlikte imha edilir. Toprak zeminlerin 20,25 cm. toprağı kazınarak atılır. İyice temizlenmiş ahır zeminleri tekrar etkili dezenfekte edilir.

    -Su yalakları, yemlik ve diğer yerler dezenfekte edilir.

    ETKİLİ DEZENFEKTAN MADDELER:

    -%1 Kreasol – %5 NaoH

    -%2 Fenol – %1 İyot/İyodür

    -%3 Formalin

    SIĞIR TÜBERKÜLOZUNUN ERADİKASYONUNA İLİŞKİN METODLAR:

    1. Test ve reaktörlerin ayrımı: Bu metod sürüler için kullanılır. Genellikle tüberkülin testi ile yapılır. Reaktörler ayrılır ve bir yerde tutulur. Şüpheliler genelde yeniden test edilir. Reaktör sütleri diğerlerinden ayrılır. Enfekte hayvanların yavruları ayrılır.

    2. Test ve reaktörlerin kesimi.

    3. Test ve popülasyon dışına çıkarma: Bu maddede bir sürüde sığır tüberkülozu reaktörü tesbit edilirse, hastalık bulunan sürü kesime gönderilir.

    4. Kesimlerin kontrolü ve enfekte sürülerin geriye dönüşümlü izlenmesi.

    5. Gönüllü/zorunlu eradikasyon.

    6. Sürü sağlığı takibi.

    7. Bölgesel ve ülkesel eradikasyon.

    SONUÇ VE ÖNERİLER:

    Sığır tüberkülozunda eradikasyon için öncelikle sığır popülasyonlarının sayısı, bölgelere göre dağılımı, hayvan hareketleri ve en önemlisi parasal kaynakların temini göz önünde bulundurulmalıdır. Ülkemiz koşulları göz önüne alındığında gerek sığır popülasyonunun çokluğu gerekse coğrafi koşulları ve hayvan hareketlerinin kontrol altına alınamaması, yapılacak proje ve programların uzun vadeli ve bölgesel yapılması zorunluluğunu doğurmaktadır.

    Tüberküloz Milli Ekonomimizi etkileyen zoonoz bir enfeksiyon olup epidemiyolojisini inceleyebilmek için enfeksiyon zincirini ve bu zinciri etkileyen faktörleri bilmek gerekir. Yani hayvan popülasyonundaki dağılım, zaman, bölge iklim, hayvanın cinsi, yaşı, ırkı ile bulundukları çevre şartlarını tespit etmek gerekir. Bunlara bağlı olarak, prevalans ve insidans hızı, mortalite, morbidite oranları ile değerlendirmeye gitmek mümkündür.

    Tüberküloz mücadelesinde amaç; HASTALIK-TEMAS-YENİ ENFEKSİYON epidemiyolojik zincirinin kırılmasıdır. Bu nedenle enfeksiyoz vakaların tespit edilerek non-enfeksiyöz hale getirilmesi ve ortadan kaldırılması temel çözümdür.

    Sığır tüberkülozunun insanlara doğrudan bulaşabildiği gibi et, süt gibi hayvansal ürünlerden de geçebildiği düşünüldüğünde öncelikle;

    1. Tüberkülin testi ile pörtörlerin saptanarak imhası.

    2. Sağlamlara sağlık sertifikası verilmesi ve bu sertifikaların alım-satımda mutlak aranması.

    3. Mezbahalarda kesimden sonra tüberkülozlu hayvanların saptanması ve bunların geldiği sürülerin öncelikle izlenerek başka portörlerin varlığının araştırılması.

    4. Sütlerin uygun pastörizasyon ve sterilizasyona tabi tutulup tutulmadığının izlenmesi ve sokak sütçülüğünün engellenmesi.

    5. Yurt dışından kaçak hayvan girişinin önlenmesi hayvvan ithallerinin tüberkülozdan ari ülke ve bölgelerden seçilmesi.

    6. İthal edilecek hayvanların 12 aydan beri tüberküloz mihrakı görülmemiş sürülerden gelmiş olması.

    7. İthal edilecek hayvanlara ithalden sonra 30 gün önce Boxine PPD Tuberculin’le intra dermal coudol fold test yapılması ve sonucun negatif olması.

    8. Tüberkülin testi (+) çıkan hayvanların kavurmalık kullanımı için E.B.K. ile anlaşma sağlanması.

    9. Sığır tüberkülozunu yok etmek için ülkesel proje ve programların kar/zarar hesabına göre değil insan sağlığı ön planda tutularak yapılması.

    10. Yabani hayvan portörlüğü ile mücadele edilmesi.

    11. Saha personelinin yeterli ve sürekli eğitime tabi tutulması.

    Bugün ülkemizde lab’da üretilen ucuz ve tüm dünyada kull. Tüberkülin testi ile sığırlardaki tb.portorlüğününü tesbit edebilmekteyiz eradikasyon kampanyalarında esas alınan intradermik tüberkülin testi yanında bütün dünyada eradikasyonla birlikte hayv.korunmasına yönelik çalışmalar devam etmaktedir.Özellikle sığırların reenfekasyonunu önlemek için yabani hay.da başlatılan aşı çalışmaları başarıya ulaşmıştır.

    Ülkemizde sığır tüberkülozunun eradikasyonu güç ve ekonomik açıdan pahalıdır. Ancak hastalığın zoonoz oluşu ve hayvanlarda neden olduğu ekonomik kayıplar düşünüldüğünde acil ve sürekli olarak mücadelesinin yapılması gerekmektedir.

    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    heathurtsf1.jpg

    heathurtsf2.jpg

    The Guelph sheep experiment was the first report on the form and structure of the rumen wall for animals faced with a high-carbohydrate diet under heat-stress conditions. The rumen wall lining not only protects the animal from the rumen’s contents but also serves important functions. These include absorption and transportation of nutrients to the bloodstream and some metabolism of volatile fatty acids.

    fig34-01.jpg

    yanıtla: 10 başlık çiftlik kurmak için yardım #46106
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    BUZAĞI BESİ ÇEŞİTLERİ

    BUZAĞI BESİ ÇEŞİTLERİ

    Besi sonu canlı ağırlık dikkate alındığında buzağı besisi iki grup altında incelenir:

    1. Kısa Süreli Buzağı Besisi: Besi sonu canlı ağırlığı 160 kg olana kadar sürdürülür.

    2. Uzun Süreli Buzağı Besisi: Besi sonu canlı ağırlığı 180-200 kg olana kadar sürdürülür.

    Buzağı besisinde hayvan materyali olarak daha çok etçi ve etçi-sütçü ırkların buzağılarından yararlanılır. Erkek buzağılar bu beside ana materyaldir. Fakat damızlık dişi buzağılardan da yararlanılır. Erkek buzağılar dişilere göre daha fazla canlı ağırlık artışı gösterirler ve yemden daha iyi yararlanırlar. Bu nedenle buzağı besisinde mecbur kalınmadıkça dişi buzağı kullanılmaz. Buzağı besisinde temel amaç açık pembe renkli sığır eti ihtiyacını karşılamaktır.

    KISA SÜRELİ BUZAĞI BESİSİ;
    Buzağıların 12-13 haftalık yaşlarda 160 kg canlı ağırlığa ulaştırılması amacıyla yapılır. Bu besi şeklinde sadece sıvı yemler kullanılır, kaba ve konsantre yemler kullanılmaz. Kısa süreli buzağı besisinde kullanılan yeme göre çeşitli metodlar uygulanır.

    1. Tam yağlı sütle buzağı besisi: Diğer buzağı besi metodlarına göre basit ve güvenli bir metod olmasına karşın, yağlı sütün pahalı olması ve 1 kg canlı ağırlık artışı için 10 kg’ın üzerinde süt gerekmesi nedeniyle ekonomik açıdan önemini kaybetmiştir.

    2. Yağsız sütle buzağı besisi: Yağsız süt ucuz olmasına karşın enerji ve yağda eriyen vitaminler yönünden fakirdir. Şayet yağsız süt enerji (bitkisel yağ) ve yağda eriyen vitaminler yönünden desteklenirse çok başarılı sonuçlar elde edilir ve buzağılardan 1100-1200 gr günlük canlı ağırlık artışı elde edilebilir. Yağsız sütle besiye alınacak buzağılar doğumdan sonra bir hafta süreyle kolostrumla beslenir. 2. haftada yağlı süt+yağsız sütle beslenmeye devam edilir. 3. hafta yağlı süt yavaş yavaş azaltılarak tamamen yağsız süte geçilir.

    3. Süt yerine geçen maddelerle (süt ikame yemi) buzağı besisi: Yağsız süt temin edilemezse, buzağı besisinde süt yerine geçebilen yem karmaları kullanılır. Bu karmaların besin maddeleri miktarları yönünden normal süte benzer olması sağlanmalıdır.

    Süt ikame yemlerinin besin madde miktarları:

    HP = % 17-23

    HY = % 15-30

    HS = % 7-2

    Ham kül en çok = % 10

    Ca = % 7

    P = % 7

    Mg = 0.15

    Na = 0.25-0.7

    süt tozu = % 25-60

    FE = 30 mg/Kg

    Cu = 4-15 mg/ kg

    Vit.A = 8000 – 10000 IU

    Vit.D = 1250 IU

    Vit.E = 20 IU

    Süt ikame yemleri

    Süt ikame yemine protein kaynağı olarak soya küspesi unu gibi yemlerde katılabilir.

    Süt ikame yemleri üretici firmanın tavsiyeleri uyarınca ya sıcak suda eritilip 39-40 °C civarında iken içirilir, yada ekşitilip soğuk olarak içirilir. İçirme işi emzikli kovalar, normal kovalar, suluklar, yada otomatik yemliklerden yararlanılarak yapılabilir.

    Besi başlangıcında buzağılara, bir litresinde 150-180 gr süt ikamesi bulunan karışımdan 6 litre içirilir. Bu miktar gittikçe artırılır ve besi sonunda bir litresinde 200-250 gr süt ikamesi bulunan karışımdan 11-16 litre kadar içirilebilir.

    UZUN SÜRELİ BUZAĞI BESİSİ:
    Bu besi diğer besi şekillerine göre daha ekonomitir. Fakat et kalitesi daha düşüktür.

    Daha uzun süre beslenerek buzağıların besi sonu canlı ağırlıklarının 200 kg’ a çıkarılması amacıyla yapılır. Buda kullanılan yem materyaline göre; sıvı yemler ve sıvı yem + kesif yemler ile yapılır.

    1. Sıvı yem ile yapılan uzun süreli besi: Buzağılar yağsız süt yada süt ikame yemiyle kısa süreli beside olduğu gibi 150 kg’a kadar beslenirler. Daha sonra hayvanların yağsız sütünün yada süt ikamesinin her litresine 70- 80 gr konsantre yem unu ilave edilir. böylece buzağılar günlük yaklaşık 1400 gr canlı ağırlık artışı sağlayarak 180 kg civarında kesime gönderilebilirler. Bu beside de et rengi soluk rektedir.

    2. Sıvı yemler + kesif yemlerle yapılan uzun süreli buzağı besisi: Bu besi şeklinde sıvı yemler yanında buzağılara konsantre yemlerde verilir.

    Konsantre yemler, buzağı 60-80 kg canlı ağırlığa ulaşınca alıştırılarak verilmeye başlanır. Yüz kg civarında 1-1.5 kg düzeyinde verilir. Daha sonra sıvı yemin miktarı azaltılırken konsantre yemin miktarı artırılır. Hayvan 180 kg canlı ağılığa ulaştığında verilen sıvı yemin miktarı yarı yarıya azalırken konsantre yem miktarı 4 kg’a kadar çıkarılabilir. Ayrıca 100-150g kuru ot verilmesi uygundur.

    GENÇ SIĞIR BESİSİ

    Genç sığır besisi gerek genç hayvanların besi performansının yüksek olması gerekse besi sonunda elde edilen etin kaliteli olması nedeniyle diğer besi şekillerine göre daha fazla tercih edilmektedir.

    Genç sığırlar besiye 4-5 aylıktan sonra yani yaklaşık 125- 150 kg canlı ağırlığa ulaştıklarında alınırlar. 14-18 aylıkken yaklaşık 450-600 kg canlı ağırlığa ulaştıklarında kesime sevk edilirler.

    Genç sığır besisinin temel ilkeleri:

    Vücudun bileşimi: Hayvanlar yaşlandıkça vücudun yapı taşları olan besin maddelerinin miktarlarında değişme olur. Hayvanlar yaşlandıkça vücuttaki yağ miktarı artar. Buna karşın protein miktarı değişmezken su miktarı azalır.

    Genç hayvanlarda görülen canlı ağırlık artışı büyük ölçüde kas, kemik ve iç organların büyümesi şeklinde olurken, yaşlı hayvanlarda daha çok yağ depolanması şeklinde olur. Ayrıca hayvanların yaşları ilerleyip canlı ağırlıkları arttıkça yaşama payı ihtiyaçları ve buna bağlı olarakta her birim ağırlık artışı için ihtiyaç duydukları besin maddesi miktarıda artar (Yağ depolanması için daha fazla besin maddesine ihtiyaç duyulur).

    Beslenme düzeyinin canlı ağırlık artışı üzerine etkisi: Irk ve cinsiyete bağlı olarak besideki genç sığırlarda 1000-1500 g/gün canlı ağırlık artışı beklenir. Canlı ağırlığı 300 kg’dan daha az olan sığırların rumenleri yeterince gelişmemiş olduğundan istenen canlı ağırlık artışının kaba yemler kullanılarak elde edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle bu dönemde hayvanların, sindirilme dereceleri daha yüksek konsantre yemlerle beslenmeleri uygun olur. Kısacası besinin çeşitli dönemlerinde hayvanların besin maddeleri ihtiyaçları da gözönüne alınıp farklı yemleme programları uygulanarak optimum düzeyde canlı ağırlık artışı ve 1 kg canlı ağırlık artışı için mümkün olduğunca az yem tüketilmesi sağlanmaya çalışılır.

    Yapılan çalışmalar; genç erkek sığırlardan en fazla günlük canlı ağırlık artışının 300-400 kg ağırlıkta oldukları devrede elde edildiğini göstermiştir. 300 kg’ın altındaki ve 400 kg’ın üzerindeki ağırlıkta günlük canlı ağırlık artışı daha düşük düzeyde olmuştur. Bu durum besideki hayvanlara rasyon hazırlamada gözönünde bulundurulmalıdır.

    Besideki genç sığırların besin maddeleri ihtiyacı; Genç hayvanların besin maddeleri ihtiyacı gelişme durumları ırk, büyüklük, besinin yoğunluğu gibi çeşitli faktörler tarafından etkilenir. Besideki hayvanların besin maddeleri ihtiyaçlarının belirlenmesi besi hayvanları için rasyon hazırlama bilgisi bölümünde bahsedilecektir.

    GENÇ ERKEK SIĞIRLARDA BESİ METODLARI
    Uygulanacak besi metodunun belirlenmeside en önemli rolü işletmede bulunan yemler oynar. Yem yanında hayvanın ırkı, cinsiyeti, yaşı ve pazar şartlarıda göz önünde bulundurulur.

    Besi metodları şöyle sıralanabilir:

    1. Entansif besi: Elde edilmek istenen kesim ağırlığına en kısa sürede ulaşmak amacıyla konsantre yemlarle yapılan besi metodudur. İşletmenin imkanlarına göre konsantre yemler yanında saman, mısır silajı, fermantasyon yan ürünleri, şeker pancarı posası gibi kaliteli yada düşük kaliteli kaba yemlerde kullanılır. Bu şekilde hayvanlardan genetik kapasitelerinin imkan verdiği nisbette mümkün olduğunca fazla günlük canlı ağırlık artışı elde edilebilir. 450-550 kg canlı ağırlıkta kesime sevk edilir.

    2. Yarı entansif besi: Merası olan işletmelerde besinin ekonomik olması amacıyla besideki hayvanlar meraya çıkarılır. Ayrıca konsantre yemlerle yoğun şekilde beslenmeye devam edilirler.

    3. Ekstansif besi: Besinin yaygın bir şekilde uygulanmasıdır. Besiye alınan hayvanlar merada ya da ahırda 600-700 g/gün canlı ağırlık artışı elde edilecek şekilde beslenirler. Bu dönemde mümkün olduğunca meradan yararlanılarak besinin ucuza gelmesi sağlanmaya çalışılır. Mera yoksa hayvanlar ahırda silaj, kuru ot ve bir miktar konsantre yem ile günlük 600-700 gr canlı ağırlık artışı sağlayacak şekilde 300-350 kg canlı ağırlık kazanıncaya kadar beslenirler. Sonra iki üç ay süreyle entansif besiye alınıp kesime sevk edilirler.

    KASTRE EDİLMİŞ GENÇ SIĞIR BESİSİ

    Genç sığırlar bakımları ile ilgili bazı zorlukları önlemek amacıyla kastre edilirler. Özellikle mera besisinde uygulanan bir besi metodudur. Kastre edilmiş hayvanlara göre % 10 daha az günlük canlı ağırlık artışı ve besi sonu canlı ağırlığı sağlar. Bir kg canlı ağırlık artışı için tüketilen yem miktarı daha yüksek olur.

    DÜVE BESİSİ :

    Damızlık dışı düğelerle yapılır. genç erkek sığırlardan % 10-20 daha az günlük canlı ağırlık artışı gösterirler. Şayet merada yapılırsa ekonomik yönden başarılı olur.

    BUZAĞI BÜYÜTME PROGRAMLARIHangi tip işletme olursa olsun, işletmelere özel bir buzağı büyütme programı hazırlanmış ve uygulanıyor olması gerekir. Buzağı büyütme programı hazırlarken dikkat edilecek konular ise belirlidir. her şeyden önce entansif işletmeler için buzğaı bakımı konusunda eğitim almış ve gözlem yeteneği olan bir işinin bu işle görevlendirilmesi gerekir. Ancak her işletme için esas alınan temel kabuller işletmeye göre değişim göstermemekte ve temel noktaları içermektedir. 1. Süt içirme programı 2. Kaba ve kesif yem tüketimi 3. Buzağı gelişim özellikleri

    Buzağılar doğaları gereği kaba yemleri tüketmeye yönelik olarak programlanmışlardır. Süt içirme belirli dönem için gereksinimlerini karşılayan en önemli gıda niteliğini korusa da kaba ve kesif ymeler kullanılmadan bu amaç gerçekleştirilemez. Buzağıların doğumdan sonraki sindirim sistemleri tekmideli sindirim sistemine benzemekte olup doğumdan sonraki bu özel dönemde sadece sıvı ile beslenebilmektedir. Bu dönemde kullanılabilecek asıl besin kaynağı süt olmakla birlikte süt yerine geçen protein değeri yüksek Yağsız sütle besleme, Peynir suyu, Süt ikame yemleri gibi. diğer bazı ikamelerinde maddelerin kullanımı mümkündür. Buzağılara içirilmesi gereken süt miktarı konusundas yapılan çalışmalarda bir buzağının büyüme döneminde en az 100 Litre süt içmesi gerektiği bundan fazlasının ise işletmenin süt satış fiyatı ve besleme programı ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır.

    Süt içirme programı Verilecek süt miktarı, buzağının canlılığına, sütün yağ düzeyine ve buzağının doğum ağırlığına bağlıdır. Buzağılara içirilecek süt miktarı konusunda ise genel kabul canlı ağırlığının %10 kadar günlük süt içmesi, gerektiği yönündedir. Diğer bir deyişle kural olarak her 10–12 kg doğumda vücut ağırlığı için günde 1 kg süt verilir. Bu kural, fgüvenilir bir yol olup buzağılar sütten kesilene kadar bu kriter esas alınarak beslenebilir. Buzağılara verilecek süt miktarı en az doğum ağırlığının % 8‘i, en fazla % 10’u olmalıdır. Bu miktar soğuk mevsimler verilen mikatrın %10 kadar artırılarak buzağının soğukla mücadelesi için yardımcı olunmalıdır.

    İçirilecek süt miktarı Bir bzuağı en az 100 litre süt içmelidir. 140 literedn bnaşlayıp 360 kg ma kadar kullanılan süt içrtme programları mevcuttur. Bundan sonraki miktar yetiştricinin sütü pazarlama koşullarına göre değişmektedir. 225 kg, 250 kg, 325 kgkg en çok kullanılan süt miktarıdır. İşletme kendi koşullarına göre bunlardan birini seçip buzağıları için süt içirme programını yapabilir.

    Sütün sınırlı verilmesi Fazla sütle beslenen buzağıların yeterli miktarda kuru yem alamama riski vardır. Kontrollü miktarda sütle beslenen buzağılarda ağırlık artışı daha ziyade buzağı besleme yemi tüketiminin artmasından sonra oluşmaktadır. Buzağılara verilen süt taze, temiz olmalıdır. Sütün sıcaklığı 38°C’ye çıkarılabilir. Nispeten yaşlı buzağılar için sütü ısıtmak gerekmeyebilir. Kan damarlarındaki yırtılmadan oluşan kanlı süt, emniyetle buzağılara verilebilir. Ancak vücut sıcaklığı da artmış hasta hayvanlardan alınan sütler hastalık etmenleri ile bulaşıklık rsiki taşıdığı için buzağı beslemede kullanılmamalıdır.

    Buzağıya içirilecek sütün özellikleri Buzağıya içirilecek süt gerektiği şekilde içirilmezse buzağıda rahatsızlıklara yok açacaktır. Süt ile aşırı besleme, sindirim bozuklukları ve ishale yol açar. Buzağılar içebilecekleri süt ile beslenmektedir. Sütün kalite ve miktarında yapılacak ani değişiklikler sindirim rahatsızlıklarına yol açar. Sindirim bozukluklarından kaçınmak için her öğünde verilen süt ölçülmeli veya ölçekli kaplarda tekniğine dikka edecek şekilde verilmelidir. Eğer süt daha fazla yağlı ise (% 5.5) daha az yağı sütte (%3.5) ikame edilmelidir. Böyle bir işlem bir kısım ılık su; 3.5 kısım yüksek yağlı süt karışımıyla sağlanabilir. Böylece sindirim bozuklukları ve ishal önlenir. Daha az yağ ihtiva eden sütlerin fazla yağlı süt yerine kullanımı halinde sindirim bozuklukları oluşmaz.

    Mastitis ve antibiyotik tedavisi görmüş ineklerin sütünün içirilmesi Süte ilişkin kanuni standartları sağlamayan sütlerin çoğu, buzağı beslemesinde kullanılabilir. Aşikar bir biçimde genel görünüşü anormal olan süt, vücut ısısı yüksek halde hayvanların sütü ve antibiyotikle tedavisinden sonra alınan ilk süt içirilmemelidir. Mastitisli süt veya mastitis tedavisi görmüş ineklerin sütü eğer buzağılar hemen süt içmeden hemen sonra en azından yarım saat ferdi bölmeye alınarak diğerlerinden ayrılıyorsa kullanılabilir. Mastitisli süt ile beslenen buzağıların birbirlerini emmesi sonucu Mastitisi rudimanter meme başı aracılığıyla mastitis bulaştırır ve mastitis problemine yol açar. Mastitisli süt tüketen buzağılar mastitise yol açan organizmaları barsak yoluyla geçirmezler.

    Antibiyotik tedavisi görmüş ineklerin sütü, o ilaç için öngörülen süre zarfında satışa sunulamaz. Antibiyotik ihtiva eden süt veya süt ikame yemleriyle beslenen buzağılar içerdikleri antibiyotik vücutta elimine edilene kadar kesilmez.Esasında antibiyotikli sütlerin buzağı büyütmede kullanılmaması, buzğıların antibiyotiğe karşı direnç kazanmalrı ve hasta olduklarında kullanılan antibiyotiklerin etksiz kalması riski taşıdığından fazla önerilmemelidir.

    Süt içirme süresi Buzağıların ruminant hale gelmesi için bir an önce sütten kesilip kesif yemem başlamsı istenir. Bu nedenle mümkün olduğunca erken süttten kesmeye çalışmak hedeflenir. Ancak bu süre buzağının gereksinimi almasına da yeterli uzunlukta olmalıdır. Düzgüneş (1967) 20 hafta ile 8 haftad arasında değişen tam yağlı sütle buzağıların beslenmesi programlarını kullanımı bildirmektedir. Ancak bugün 10 haftadan daha uzun süre sütle besleme buzağının rumen geliişmini geciktirebilmektedir.Ancak buzağıların erken sütten kesilebilemsi buzğaı başlangıç ve buzağı büyütme yemlerinin kullanımı konusu önem arz etmektedir.

    Buzağılara süt içirme şekliBuzağıların süt içme programı hazırlandıktan sonra süt içirme şekline karar vermek gerekir. Buzağıların doğasında annesini emem güdüsü vardır ve emme rafleksi ile doğmuştur. Ancak modern yetiştricilik koışulları ana ile bzuağının ilk 24 saatte ayrılması gerektiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle buzğıpnın annesini emmesi olanğı ortadan kalkmaktadır. Bunu yerine geçecek işçiliği kolay ve sağlıklı metotların kullanılması gerekmektedir.

    Emzikli kovalar ve ağzı açık kovalar bu amaçla en çok kullanılan malzemelerdir. Emzikli kovalar veya biberonda emziklerim temiliinde yaşanan problem hastalık rsikini artırdığı için işçiliğe dayalı çalışmada problem yaratabilmektedir. Bu nedenle ağzı açık kovalarda süt içrme iş kolaylığı ve temizlkte daha az problem olması nedeniyle yaygın kullanılan metoddur. Ancak kovadan süt içmenin öğretilmesi gerekir.

    Buzağıya süt içmenin öğretilmesi;

    1)öncelikle buzağı kontorl altına alınır, Buzağının kontrol altına alınması, kişinin alışkanlığına bağlı olsada buzağıyı aşırı strese sokacak zorlamaya müsade edilmemelidir.

    2) Buzağı zaten ağzına parmak verildiğinde emme özelliğindedir. Elinizi süte batırıp buzğının ağzına verildiğinde buzağı emmeye başlayacaktır.

    3) Buzağı parmağı emmeye başladığına doğası gereği başını annesini emr pozisyonda tutmaya çalışcaktır. Yavaş yavaş elin kovanın içine doğru inidirlmesi ile başı aşağı doğru iken emerken içmeyi öğrenmesi sağlanır.

    4) Ancak buzağı içme başladığında el bir süre daha buğaının ağzında tutulursa buzağı emerken içmeye başlayacak ve alışacaktır. Bunu 1–2 gün her süt içrmede yapılması süt içmenin öğretilmesi için yeterli olacaktır. Daha sonra buzağı sütü ağzına emerek çekmeye başlayınca parmaklar çekilir.

    Buzağı başlangıç ve buzağı büyütme yemleri Buzağıların rumen gelişmesinin uyarılması bakteri ve protozooların arttırılması için kuru yem alımı mümkün olduğunca erken başlamalıdır. 3–4 günlük yaştan itibaren iyi kaliteli buzağı başlatma yemi buzağıların önünde hazır bulunmalıdır. Gereğinden fazla süt ya da süt ikame yem alan buzağıların buzağı başlatma yemi tüketim miktarı azdır. Yüksek düzeyde sindirilebilir buzağı başlatma yemlerinin verilmesi rumen mikroflorasını ve rumen dokusunu uyarır. Resim 1’de sadece süt ve kaba yem ve süt+kaba yem ve buzağı büyütme yemleri kullanışlarak büyütülen 1 aylık buzğının rumeninin gelişim verilmektedir. Süt+kaba yem Süt+kaba yem+buzğaı büyüme yemi

    Farklı besleme koşulları bir işletenin sonuçtaki sürüsüün performöansı üzerinde etkli olacğından buzağı büyütme döneminde uygun metod kullanılması büyük fark oluşturmaktadır. Buzağıların beslenmesinde kesif yem kullanımı gelişme üzerinde çok önemli etkiye sahip olup Resimde görülen iki buzğaıda 6 aylık yaşta olup iri yapılı olan günde 1 kg kesif yem ilavesi ile beslenmiş küçük yapılı olan ise sütle besleme ve merada büyütülmüşttür. Bu resim buzağı yetiştirmede süt+kesif yem ve kaba yemn dengeli bir şekilde gerekeli koşullarda sağlanması gerekliliğine çok iyi bir örnek teşkil etmektedir.

    Ruminant olmayı sağlayan rumendeki mikroorganizmalar kaba ve kesif yem tüketimi ile hızla çoğalır ve fermantasyon esnasında uçucu yağ asitleri(asitik, propiyonik, bütirik asit) üretir. Bu asitler ise rumen papilla gelişimini teşvik eder. Rumende papilla gelişimi ise buzğının bir an önce ergin yapıya geçişi anlmaı taşımaktadır. Buzağılar sütten kesilmeden önce mutlaka rumen mikroorganizmaların gelişmiş olmaıs gerekir. Buzağıların sütten kesilmeden önce 100 kg’lık vücut ağırlığı için en az 1 kg buzağı başlatma yemi tüketmeleri sağlanmalıdır. Eğer uygun bir bakım ve besleme takip edilirse 4 aylık yaşta tam ergin bir hayvan ölçüsünde rumen fonksiyonu gösterebilirler. Çeşitli buzağı büyütme yemleri olmakla birlikte bunların kullanıdğı ham madde kalitesi ve çeşitliliği buzağı başlatma ve büyütme yemlerinde performansı değiştrebilmektedir. Buzğılarda canlı ığrlık bakım ve besleme koşullarına göre sütten kesime kadar olan dönemde 120 gram ile 568 gram arasında değişmektedir. Buzağı büyütme programı buzağının sütten kesimdeki performansı üzerine doğrudan etkili olmaktadır.

    Buzağılarda hastalıklara direncin artırılması Buzağılarda annenin aşılaması ve hastalıklta kjoruma aşıların veteriner hekimlerce dzenli olarak uygulanması buzğı kayıplarını en aza indirmede büyükmavantaj teşkişl eder. Ancak sürü idaresi yeterli olmadığı veya gerekli özen gösterilmez ise bu aşılama programalarına karşın buzağı kayıplara yüksek boyutlara ulaşır. Buzağıların doğumlarından sonra ilk 24 saatte strese maruz kalması hastalık rsikini artırmaktadır. Özellikle yüksek sıcaklık bu dönemde buzağı serum immunoglobulin düzeyini azaltmakta ve stres hormonu adrenalini yükselterek hastalığa yakalanma riskini artırmaktadır. Bu nedenle doğum bölmesi ve hemen doğum sırasında ve doğumdan sonraki 3 gün buzağı bakım ve barındırma koşullarına özel itina göstermek buzağıların direncini artırmada büyük önem taşır. Tüm bu konuların dışında bir diğer önemli konuda buzağıların barındırılması konusudur. Buzağılar havadar kuru ve hastalık etmenlerinden uzak bir ortamda barındırılmalıdır. Bu nednele son yıllarda buzağı kulübeleri geniş kullanım alanı bulmakta ise de barınak temininde asıl konu temiz havadar ve kuru ortam teminidir. Buzağı büyütme konusu sığır yetiştiriciliğinde işletmenin karlılığı ve sürdürülebilirliğinde temel noktayı teşkil etmektedir. Hangi alanında olursa olsun sığır yetiştriciliği konularında faaliyet gösteren bir işletme materyal temini konusunda darboğazlara düşmemek için buzğı yetiştirme konusuna özel önem vermek zorundadır. Et üretimi için materyal olacak buzağı ile damızlık olarak kullanılması düşünülen buzağıların bakım ve idaresinde farklılık olmalıdır. Başarılı bir buzağı büyütme programı ancak, tüm bu konuların birlikte ele alınması ile uygulanabileceği unutulmaması gereken en önemli noktayı teşkil etmektedir.

    yanıtla: EN İNANILMAZ CANLILAR…….. #45978
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    90666.jpg

    OKYANUSYA (En ince kertenkele)

    Dünya’nın en ince kertenkelesi Avustralya bacaksız yılan kertenkelesi.50 cm’den daha uzun fakat vücudunun orta kısmı bir kurşun kalemden daha kalın değil.

    yanıtla: EN İNANILMAZ CANLILAR…….. #45977
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    90664.jpg

    OKYANUSYA ( En küçük denizyıldızı)

    Wolfgang Zeidler tarafından 1975’te Güney Avustralya, Eyre yarımadasında bulunan asterinid Patiriella parvivipara bilinen en küçük deniz canlısıdır. Canlının maksimum çapı 4.7 mm iken çapı 9 mm’den daha kısa.

    yanıtla: EN İNANILMAZ CANLILAR…….. #45976
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    90663.jpg

    AFRİKA (En uzun sivri dişler)

    Afrika’nın yüksek derecede zehirli gaboon çıngıraklı yılanının dişleri 50 mm boyunda.

    yanıtla: EN İNANILMAZ CANLILAR…….. #45975
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    90660.jpg

    OKYANUSYA (En tehlikeli aşk yaşamı)

    Doğu Avustralya’da yaşayan keseli fare erkek kahverengi antechinus tatmin edilemez cinsel iştaha sahip.Her yıl iki hafta boyunca tüm yetişkin erkekler popülasyonu mümkün olduğunca çok dişiyle çiftleşmeye çalışıyor.Erkekler bu çiftleşme döneminden sonra yorgunluktan,cinsel yolla bulaşan hastalıklardan yada açlıktan ölüyorlar.

    yanıtla: EN İNANILMAZ CANLILAR…….. #45974
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    90657.jpg

    AFRİKA (Su dışında en uzun süre yaşayan balık)

    Afrika’da yaşayan akciğer balıklarının 4 türü tatlı su bataklıklarında yaşıyor ve bir seferde aylarca hatta yıllarca su yüzünde kalabiliyorlar.

    yanıtla: EN İNANILMAZ CANLILAR…….. #45973
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    90656.jpg

    OKYANUSYA ( EN UYKUCU KESELİ)

    Kalitesiz diyeti ve neredeyse tamamen okaliptüs yapraklarından beslenmesi yüzünden koala 24 saatin 18’ini uyuyarak geçirir.

    yanıtla: EN İNANILMAZ CANLILAR…….. #45972
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    90655.jpg

    AFRİKA (AN AGRASİF KELEBEK)

    Dünya’nın en agresif kelebeği Ugandalı Charaxes candiope.Bu çok güçlü uçucu tür,bölgesine davetsiz giren hayvanlara ve insanlara aktif biçimde saldırıyor.

    yanıtla: EN İNANILMAZ CANLILAR…….. #45971
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    90654.jpg

    OKYANUSYA (EN UZUN KERTENKELE)

    Papua Yeni Gine’den Salvadori veya Papuan monitor 475 cm boyunda ve dünyanın en uzun kertenkelesi.Kuyruğu bu uzunluğun yüzde 70’ini oluşturuyor.

    yanıtla: EN İNANILMAZ CANLILAR…….. #45970
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    90653.jpg

    AFRİKA (Bir kara hayvanı için en geniş açık ağız)

    Hippopotamus çenesini neredeyse 180 derece açabiliyor.Bu açı bir kara hayvanı için en geniş açı demek.Erişkin bir erkek ağzını ortalama 1.2 metre açabiliyor.

    yanıtla: jambon :( #45775
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    Karkasın yağsız etlerinin kuterden geçirildikten sonra içine belli katkı maddelerinin katılarak hamur haline getirilmesi ve uygun ambalajlara dolumu yapıldıktan sonra haşlama kazanlarında pişirlmesi ile elde edilen et ürünleridir.

    Donuk depodan gelen et kıyıldıktan sonra mikserde karıştırılmış olan su ve baharatla havası alınarak karıştırılır.
    Hazırlanmış jambon hamuru direk doluma gider.Burdan kalıplara konularak pişrilir.
    pişen jambon soğutulduktan sonra kalıplardan çıkartılır ve paketlenir..

    jambon üretim akış şemasını aşagıdaki linkten bulabilirsin…

    http://www.ailemiseviyorum.com/haberresim/jambon.pdf

    yanıtla: KARADENZİN İNCİSİ ŞİRİN GERZE #45774
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    Ugada Güzel – Çok Güzel

    Dadından Yinmeyi – Çok Lezzetli

    Yama yukarı – Yokuş Yukarı

    Eletivermek- Götürmek

    Depeen Üstü Git Emi – Geber anlamında

    Ağzım şap şap ediyi – Çok susadım

    Hava adam arayı – Hava Çok Soğuk

    Hasmideysin – Gerçekmi söylüyorsun

    Deyda – Orada, Karşıda

    Hazettim – Hoşlandım, Memnun kaldım

    Goynüm dönüyü – Midem bulanıyor

    Madam Almayı – İştahım yok

    Ahacuk – Burada

    Şakınıyı -Azarlamak, kızmak

    Taa gelmeyi – Daha gelmiyor

    Caru – Çalışkan

    Ferasetsüz – Beceriksiz

    Bodoslamana – Ortadan Çarpma

    Tertenüs – Temiz, titiz

    Dındızlamak – İnce Eleyip Sık Dokumak

    Sozari – Konuşmayan, suskun

    Dağnamak – Kötülemek

    İlazım – Lazım

    Eynini Giy – Üstünü Giyin

    Terek – Raf

    Taa laa – Hala

    İnnallah Sabirin Kör Şeytan – ????

    yanıtla: KARADENZİN İNCİSİ ŞİRİN GERZE #45773
    blankMurat KUTAY
    Katılımcı

    BEYAZ BALİNA AYDUN

    Rusya’dan bulunduğu havuzdan kaçarak Gerze’ye gelen Beyaz Balina, kısa zamanda Gerzelilerin sevgisini kazanmıştır. Gerze’nin Türkiye ve Dünyada tanınmasını sağlamıştır. Gerzelilerin AYDUN adını verdikleri beyaz balina artık ilçemizin vazgeçilmez bir simgesi olmuştur ve ilçemizde adına Beyaz Balina Parkı düzenlenmiş ve bir heykeli dikilmiştir.

    beyaz.balina.01.jpg

    beyaz.balina.03.jpg

15 yazı görüntüleniyor - 2,326 ile 2,340 arası (toplam 2,970)